Araf Bekleme Odaları

·
Okunma
·
Beğeni
·
15
Gösterim
Adı:
Araf Bekleme Odaları
Baskı tarihi:
Nisan 2020
Sayfa sayısı:
186
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257084697
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık
“Cehennemle bile yargılanmaya razıyım yeter ki beklemeyeyim…” diyecekti ama mahkeme salonunda yargılanmayı beklemesi sandığının aksine şahsı hakkında hüküm verilerek yaşamının netleşmesine neden olmayacak; kaderinin kendisi için yazgıladığı kimliksiz bir bekleyiş cezasının icrası olacaktı. Üniversite bitmiş ama işsizlik, aidiyetsizlik, yarınsızlık endişeleri yalnızlaştırıldığı odasında metafiziksel gerilim rüyalarına dönüşmüştür. Nice istikbal düşleriyle okuduğu üniversiteden sonra geç te olsa anlayacaktı ki:
“Meğerse benim cezam; korku ve umut arasında yargılanmayı beklemekmiş, heyhat!”
Bunu anlamasının bedeli uzun bir bekleyişti…

“Benim bu odam, bir bekleme odası, bir geçiş yeri, bir Araf...” dedim kendi kendime. Gördüğüm rüyadan sonra bu yalnız odama Araf ismini koymuştum….
Baba ocağında kendisine ait odasındaki özel yaşamına özgü sandığı bu rüya, aslında bundan sonra tüm hayatını belirleyecek yalnızlık dramının metaforu olacaktı ama o bunun farkında bile değildi. Çünkü kapitalist baskının aidiyetsizleştirdiği bu soyut birey, sürgüne benzer her kaçışında kendisini bulacak olan Araf odalarında bundan daha trajik tecrit hücrelerini yaşayacaktı. Takıldığı Araf hücrelerinde yarı dinsel, yarı mitolojik rüyalarda kimliğini sorgularken varoluşsal anlamsızlığın en dipsiz uçurumlarına düşecektir.
Bu yetmezmiş gibi ücretli öğretmen olarak gittiği köy okulu lojmanında vahyin ne anlama geldiği gibi baş belası bir sorgulamayla durumunu gittikçe çıkmaza sokacaktır. Artık bundan sonra trajedi; kimliksizlik, işsizlik, yurtsuzluk sorgulamasını da aşan daha üst boyutlara, tanrı – insan ilişki diyalektiğine dönüşecektir. Sorguladıkça işin içinden çıkılmaz mistik deneylerin içine düşecek, kaçmak istedikçe çevresini saran garip olaylarda işaretlerini bulduğu derviş rüyalarına benzer ilahi karşılıklar peşini bırakmayacaktır. Varoluşun ve vahyin anlamını defalarca sorgulamaya mecbur bırakan bu benzersiz metafizik gerilimler, ufuklarda doğacak bir başka aydınlanmaların kuluçka evresidir belki de…
186 syf.
·20 günde·Puan vermedi
Baba evinde, asker kışlasında ve son olarak öğretmen lojmanında somut karşılığını bulan bekleme odalarında başlayan arayışlar, sorgulamalar sizi bambaşka soyut bekleme odalarına sürüklüyor. Tanrı, vahiy, suç kavramı, içinde bulunduğumuz kapitalist sistem, psikanaliz, namus... Tüm bu kavramlar üzerine derin bir yolculuğa şahit oluyor, eşlik ediyorsunuz. Bu yolculukların hiçbiri bir varış noktasıyla nihayete ermiyor, zaten Kelamcı Yusuf Hoca'nın da değindiği gibi mesele samimi bir yolculuk. Yani bu dünya varışlar dünyası değil. Ya gideceksin ya da bekleyeceksin. İşte bu araf noktalar bir dönüm noktası teşkil ediyor. Ve belki de yazar rüyalarından aldığı ilhamlar ve içsel tatminlerle, ayaklarını kanatan bir yol olsa da bu, bekleyişi sonlandıran bir adım atıyor.
Dili oldukça sade. Yazarın diğer kitabı "Ebedi Uyuyanlar"a kıyasla derdini çok daha keskin isabetleyen bir anlatımı var. Keyifle okunulabilir.
Son olarak, insan mutlaka bir süre arafı tanımalı. Çünkü zihnimizi, odak dünyamızı hep uç ve dar noktalarda hapsetmek zorunda kaldığımız bu dünyada daha bütüncül algılayışlar yaşamak ve daha sağlam bir yaşam biçimine sahip olmak istiyorsak o uçlardan uzaklaşmalı ve orta noktaya yaklaşmalıyız. Bunun sancılı olan kısmı belki bekleme odasında kalmaktır fakat yine geniş odak dünyamız ile ayağa kalkar ve vasat olmanın keyfini süreriz. Ne paranın gücüne taparak sevgiyi, aşkı ayaklar altına alan biri oluruz ne de her başarısızlığı talihine, şartlara bağlayan bir katil.
Ne acayip bir geçmiş büyüsüydü çocukluğum... Köy odasının az ilerisindeki ağaçlıklarda saklambaç oynuyorduk, cennet çayırlarından dağ esintilerini doğru kan-ter içinde koşuyorduk... Dayıoğlu, ahırdaki eşeği çalmıştı da eşekten düşmüş, kolum incinmişti. Gelecek kirletilmemiş, yaşam şimdiydi. Şimdi ise bir Araf mahkumu, fani dünyada yurtsuz, ne oradasın ne burada... Zaman akıp gider, mazi gülüp geçer, şimdi çekip gider, gelen zaman gideni aratır, ömür biter... Bir açarsın gözlerini; tatlı düşlerinden uyanmış, elinde solmuş gül ve ölü yapraklar, hakiki iflas eden sensindir...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Araf Bekleme Odaları
Baskı tarihi:
Nisan 2020
Sayfa sayısı:
186
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257084697
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık
“Cehennemle bile yargılanmaya razıyım yeter ki beklemeyeyim…” diyecekti ama mahkeme salonunda yargılanmayı beklemesi sandığının aksine şahsı hakkında hüküm verilerek yaşamının netleşmesine neden olmayacak; kaderinin kendisi için yazgıladığı kimliksiz bir bekleyiş cezasının icrası olacaktı. Üniversite bitmiş ama işsizlik, aidiyetsizlik, yarınsızlık endişeleri yalnızlaştırıldığı odasında metafiziksel gerilim rüyalarına dönüşmüştür. Nice istikbal düşleriyle okuduğu üniversiteden sonra geç te olsa anlayacaktı ki:
“Meğerse benim cezam; korku ve umut arasında yargılanmayı beklemekmiş, heyhat!”
Bunu anlamasının bedeli uzun bir bekleyişti…

“Benim bu odam, bir bekleme odası, bir geçiş yeri, bir Araf...” dedim kendi kendime. Gördüğüm rüyadan sonra bu yalnız odama Araf ismini koymuştum….
Baba ocağında kendisine ait odasındaki özel yaşamına özgü sandığı bu rüya, aslında bundan sonra tüm hayatını belirleyecek yalnızlık dramının metaforu olacaktı ama o bunun farkında bile değildi. Çünkü kapitalist baskının aidiyetsizleştirdiği bu soyut birey, sürgüne benzer her kaçışında kendisini bulacak olan Araf odalarında bundan daha trajik tecrit hücrelerini yaşayacaktı. Takıldığı Araf hücrelerinde yarı dinsel, yarı mitolojik rüyalarda kimliğini sorgularken varoluşsal anlamsızlığın en dipsiz uçurumlarına düşecektir.
Bu yetmezmiş gibi ücretli öğretmen olarak gittiği köy okulu lojmanında vahyin ne anlama geldiği gibi baş belası bir sorgulamayla durumunu gittikçe çıkmaza sokacaktır. Artık bundan sonra trajedi; kimliksizlik, işsizlik, yurtsuzluk sorgulamasını da aşan daha üst boyutlara, tanrı – insan ilişki diyalektiğine dönüşecektir. Sorguladıkça işin içinden çıkılmaz mistik deneylerin içine düşecek, kaçmak istedikçe çevresini saran garip olaylarda işaretlerini bulduğu derviş rüyalarına benzer ilahi karşılıklar peşini bırakmayacaktır. Varoluşun ve vahyin anlamını defalarca sorgulamaya mecbur bırakan bu benzersiz metafizik gerilimler, ufuklarda doğacak bir başka aydınlanmaların kuluçka evresidir belki de…

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Ramazan Karabulut
  • Ayşe

Kitap istatistikleri