1000Kitap Logosu
Araisü'l-Kur'an

Araisü'l-Kur'an

Kur’an’ın Gelinleri

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
8.0
2 Kişi
5
Okunma
2
Beğeni
213
Gösterim
632 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 17 sa. 54 dk.
Adı
Araisü'l-Kur'an (Kur’an’ın Gelinleri)
Basım
Türkçe · Türkiye · Selenge Yayınları · Mayıs 2020 · Karton kapak · 9786054944132
17. yüzyıl, Osmanlı Devleti için siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarsızlıklar dönemi olmuştur. İdari ve askerî yapıdaki istikrarsızlık, dönemin başından itibaren toplumun farklı kesimlerine de yayılmaya başlamış ve nihayet II. Viyana Kuşatmasına kadar da artarak devam etmiştir. Vânî Mehmed Efendi işte bu sancılı dönemin en önemli figürlerinden birisidir. Van’ın küçük bir kasabasından sultan IV. Mehmed’in özel hocalığına giden; İstanbul’un büyük camilerinde verdiği ateşli vaazlar sonucu kazandığı şöhretin ardından sürgünle noktalanan çalkantılı bir hayat yaşadı Vânî Mehmed Efendi. Tıpkı içinde yaşadığı çağ gibi… Fakat daha da önemlisi onun, tasavvuf hareketlerine ve dindeki bidatlara karşı amansız bir mücadele başlatan Kadızadeliler hareketinin en önemli liderlerinden olmasıdır. Arâisü’l Kur’ân, böylesine farklı ve önemli bir Osmanlı ulemasının telif ettiği bir tefsirdir. Kâinatın yaratılışından başlanarak Kur’ân’da adı geçen peygamberlerin kıssaları ile ilgili âyetlerin tefsiri yer almaktadır. Eser, klasik tefsir eserlerine nazaran oldukça akıcı ve konuşma üslubuna yakın bir dille ele alınmıştır. Âyetlerin Kur’ân’daki sırasıyla değil konuyla ilgili başlıklar altında toplanarak açıklanması, bu eseri klasik tefsirlerden ayıran bir diğer noktadır. Halk arasında her zaman ibret ve ders alınarak okunan peygamber kıssalarını ve Ashâb-ı Kehf gibi âdeta mitleşmiş bazı dinî hikâyeleri Kur’ân’dan ve hadis kitaplarından açıklamalarla anlatan bu kitabın geniş bir kitle tarafından sevilerek okunacağını düşünmekteyiz. Eserin tarafımızdan yayımlanmasındaki bir diğer önemli âmil de büyük Türkçü Nihal Atsız’ın bu eserin Türkçeye çevrilmesini vasiyet etmiş olmasıdır. Bu vasiyetin yerine getirilmesine Selenge Yayınları olarak katkıda bulunmak ayrıca mutluluk kaynağıdır.
lazcuk
bir alıntı ekledi.
Vânî Efendi ve Elinizdeki Kitabın Basılma Macerası
Bazı eserler çok önemli olsa da onlara ulaşmak bazı nedenlerden dolayı çok zor oluyor. Elinizdeki kitap da böyle eserlerden biri. Kitap çok önemli olmakla beraber, yazarının hayatı da bir o kadar önemli. Vânî Mehmed Efendi, Vânî Bistami Efendi'nin oğludur ve Peygamberimizin soyundan olduğu için seyyiddir. Van'ın Hoşâb (şimdi Gürpınar ilçesine bağlı Güzelsu) köyünde doğmuş, Bursa'nın Kestel ilçesinde (o zaman bir köy) vefat etmiştir (1685). Kabri kendi yaptırdığı caminin bahçesindedir. Vânî Efendi devrinin önemli ilim merkezlerinden olan Gence, Karabağ ve Tebriz gibi yerlerde ilim öğreniyor. Nûreddin Şirvânî'den tasavvuf tahsili alıyor. Tefsîr, hadis, fıkıh. tarih. edebiyat ve belagat alanlarında öğrenim gören Vânî Efendi Erzurum'a yerleşiyor. Burada Erzurum beylerbeyi yani devrin şartlarında Erzurum valisi olan Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa (1635-1676) ile yakın ilişkiler içinde oluyor. Fazıl Ahmet Paşa babasının vefatı üzerine sadrazamlığa (Ekim 1661-Kasım 1676) atanınca Vânî Efendil IV. Mehmed Han tarafından İstanbul'a çağrılıyor, padişahın hocası (hünkâr şeyhi) ve Yeni Cami'nin ilk kürsü vaizliği görevine başlıyor. Sabatay Sevi hakkında Edirne'de kurulan divanda Şeyhülislâm Minkarizâde Yahyâ Efendi ile VânÎ Efendi de bulunuyor. Bu görev esnasında Vânî Efendi'nin padişahın huzurunda Sabatay Sevi'yi dövdüğü rivâyet edilir. Ancak Sabatay Sevi'nin din olarak İslamlı seçtiğini söylemesi üzerine Vânî Efendi, "Bu adamın kalben Müslümanlığı kabul ettiğine inanmıyorum. Fakat dinimiz şüpheyi reddeder ve kişinin imanı üzerinde hüküm ancak Allah'a mahsustur. Bu nedenle onun iyi bir Müslüman olması için dua etmekten başka yapacağım bir şey yok” der. Vânî Mehmed Efendi 1683 senesinde Sadrâzam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasında II. Viyana Seferi'ne ordu şeyhi olarak katılır. Fakat sefer dönüşü bazı sorunlar nedeniyle o zaman Bursa yakınlarında bir köy olan Kestel'e sürgüne gönderilir. Vânî Efendi, Üsküdar ilçesinde kendi adıyla anılan Vaniköy'de bir cami ve medrese ile Kestel'de büyük bir cami ve mektep yaptırmış ve burada vefat etmiştir. Mezarı, yaptırdığı caminin bahçesindedir. Sayın dostum ve "Yeni Ufuklar Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Derneği"nin onursal başkanı, ibrahim Sungur bey vasıtasıyla emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Sayın Zeynel Timur beyden Hüşeyin Nihal Atsız'ın "Arâisü'l-Kur'ân ve Nefâisü'l-Furkân" isimli tefsirinin Türkçemize kazandırılmasını vasiyet ettiğini 2017'de öğrendim. Söz konusu kitabın Arapça yazıldığını ve bilinen nüshaları arasında hayli farklar olduğunu kısa bir araştırmadan sonra öğrendim. Kitabın Türkçeye kazandırılması için Arapçadan tercüme yapan bazı kişilerle temasa geçtim. Fakat aldığım cevaplar ve çeviride kullanılacak teknikler beni tatmin etmedi. Bunun üzerine ilmî anlayışına ve Arapça bilgisine çok güvendiğim Ahsen Batur ile görüşmeye karar verdim. Sayın Ahsen Batur'u yakından tanıyordum ve hayli samimi bir ilişkimiz vardı. Ancak yayınevini tek başına yürüttüğünü, yapması gereken çok sayıda çeviri ve yazmak istediği bazı telif kitaplar olduğunu bildiğim için hayır cevabı almaktan korkuyordum. Ahsen Batur kitabı ve yazarı çok iyi tanıdığını söyleyerek, çevirisinin çok zor olduğunu ve vakti olmadığım söyler söylemez, hemen devreye girerek, "Ağabey, bu kitabın Türkçeye kazandırılması Atsız'ın Mayıs 1967'de yaptığı vasiyettir." dedim. Bunun üzerine "Mustafa, beni can evimden yakaladın" dedi ve çeviri için iki yıl süre istedi. Sevincimi hemen İbrahim Sungur bey ile paylaştım. Bir zamanlar Tercüman gazetesinde çalışan Ahsen Batur'dan aldığım bilgiye göre rahmetli Kemal Ilıcak, "Tercüman Gazetesi 1001 Temel Eser" serisinden Vânî Efendi'nin bu kitabını yayımlamak istemiş. Ancak o gün çeviri yapacak biri bulunamadığı için bu düşünce sonuçsuz kalmış. Sonuç olarak, Atsız'ın 1967'de dile getirdiği vasiyetinin 52 yıl sonra gerçekleşmesine vesile olan Sayın Zeynel Timur'a, İbrahim Sungur'a, kitabın basım masraflarını karşılayan "Yeni Ufuklar Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Derneği"nin İstanbul şubesi yetkililerine ayrı ayrı teşekkür ederim. 9 Mart 2019 Mustafa Aksoy
Vani Mehmed Efendi
Sayfa 12 - Selenge Yayınları, 3 Mayıs 2020, 1.Baskı, İstanbul
11
Metin Gümüş
bir alıntı ekledi.
Hâlâ dolduramadık.
Enes b. Mâlik, Resûlullah'ın şöyle buyurduğunu nakleder: "Allah cennette Âdem'e şekil verdikten sonra kendi uygun gördüğü bir zamana kadar o haliyle bıraktı. İblis onun çevresinde dolaşıyor ve ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Âdem'in içinin boş olduğunu görünce onun kendini zaptedemeyecek bir varlık olarak yaratıldığını anladı."
3
Metin Gümüş
bir alıntı ekledi.
Tefsir kitaplarında anlatıldığına göre, Âdem cennete girince, alışık olmadığı için bir yere yerleşemedi. Cennette uyku olmadığından Allah ona bir uyuşukluk verdi ve sol kaburgasını çıkararak ondan Havva'yı yarattı. Âdem kendine gelince ona âşık oldu. Cebrail de Allah'ın emriyle onu Âdem'e nikahladı, mihrini ise tefsir kitaplarında belirtildiği üzere Hz. Muhammed'e salat ve selam olarak belirledi.
1
Metin Gümüş
bir alıntı ekledi.
Amin!
"Resûlullah (sav) her sabah ve her akşam şu duaları hiç terk etmezdi: Allah'ım dünyada ve ahirette senden afiyet diliyorum. Allah'ım! Dinim, dünyam, ehlim ve malım hakkında senden af ve afiyet isterim. Allah'ım! Ayıplarımı ört. Korktuğum şeylerden beni emin kıl. Allah'ım! Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden (gelecek belâlardan) beni koru. Altımdan gelecek ani afet ve beladan senin azametine sığınırım."
3