Aramakla Bulunmaz

·
Okunma
·
Beğeni
·
202
Gösterim
Adı:
Aramakla Bulunmaz
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955069
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Bir makaleyi aramak, bir kitabın izini sürmek bir meselenin peşinde olmaktır aslındı. Yazar adı belirtilmeden Mısır’da, İttihatçı çevrelerin neşrettiği Ulema-yı Din-i İslama Davet-i Şer’iye risalesinin peşinde olmamız da bu yüzden. Vasıfsız bir özeti vardı kitaplarda..
Peki ya kendisi?
Yola yani aramaya koyulduk. Özege merhumun kataloğunda iki baskısının künyesine işaret ediliyordu ama İstanbul kütüphanelerinde varlığına tesadüf edilmedi, Ankara Milli Kütüphane’den de menfi cevap geldi. Bu ilk işaretlerin açıkça ortaya koyduğu şey, risaleye ulaşmanın zor olduğu idi. İttihat ve Terakki üzerinde çalışan tanıdıklarımızın kütüphanelerinden de sadra şifa haberler gelmedi..
İnternette Holywood aktörü Kevin Bacon için https://oracleofbacon.org diye bir site yapılmış. Kevin Bacon o kadar çok filmde yer alıyor ki aklınıza gelen herhangi bir ünlü ile ya aynı filmde rol almış ya da o filmde rol alan biriyle başka bir filmde rol almış oluyor. Silsile bir şekilde bağlanıyor hâsılı. İşte bu algoritma bence İsmail Kara için de çalıştırılabilir. Son 50 yıl içerisinde yapılmış güzel bir çalışma varsa ya İsmail Kara'nın kendisi ya öğrencileri ya da yakınları bir şekilde o işin içinde bulunuyor. İşte bu kitap da öyle bir ilişkinin mahsulü.

Kitabın adı Mustafa Kutlu'nun ricâsıyla değiştirilmiş ve bu hâlini almış. Kuşeyri Risâlesi'nden bir kelâm-ı kibâr. Kitap toplamda üç bölümden oluşuyor ve hemen hepsi fiili veya nazari bir arayışın hikayesinden bahsediyor. Kitapta bu hikayelerin içinde bulunan şahıslardan bazıları sırasıyla: Babanzâde Ahmed Nâim, Yahya Kemal, Şemsettin Sami, Rıza Tevfik, Tevfik Fikret, Ferid Kam, Mehmed Akif ve İsmet Özel.

Her bölüm ilgilisinin özel alakasına göre farklı heyecanlar yaratabilir. Ben en çok Fikret hakkındaki iki yazıyı beğendim ve alıntılarını siteye eklemiştim. Akif'in dostuna mektuplarındaki üslûbu ise eşsizdi. Ancak ansiklopedi serüvenimiz kısmından alıntı yapmak yerine kendim özetlemeyi tercih ettim. Kitap "arayanlara" tavsiye edilir. Ancak bilinmeli ki "aramakla bulunmaz ve fakat bulanlar yalnız arayanlardır."

***

"Ansiklopedikerin Neden Bitmediğine ve Son Dönem Türk Büyüklerine Dair Bir Kaç Talikat"

Bu bölümde akîm kalmış ansiklopedi yahut alternatif tabiriyle dâiret'ül mâarif teşebbüsleri ele alınyor.

İlki Ali Suavi. Sene 1870. Tek başına biner sayfadan 10 cilt çıkarmak istiyor. Tahmini bitiş süresi: 26 yıl. Sonuç: Çıkarılabilen yalnız 1 cilt.

Ardından Emrullah Efendi geliyor. Bu sefer Muhit'ul Maarif adıyla hedef 15 cilde çıkmıştır. Bir "at" maddesi varki 100 sayfayı aşıyor. Sonuç: Yine 1 cilt.

Bir ara Rıza Tevfik böyle şey olur mu?!
Tek kişi nasıl bu kadar şey yazsın?
diye veryansın ediyor. Sonra 6 cilt olarak planladığı "mufassal" kamus-ı felsefeden 1 cilt kadar yazabiliyor.

İsmail Kara işte bu ateşli büyük Türklerin safdilliğini eleştiriyor. Tarihten ders alalım diyor. Bir iş yapınca en mükemmelini yapmak demek en tafsilatlısını yapmak demek değildir. Mutlaka kapsam sınırlandırılmalı, yeteneklere/imkanlara göre yola çıkılmalı.

Tüm bunların yanında diğer büyük Türklerden çok farklı bir adam geliyor: Şemsettin Sami. En büyük farkı, elini attığı işi eksik/gedik bir şekilde tamama erdirme muvaffakiyeti.

Fransızca'dan Türkçe'ye Türkçe'den Fransızca'ya olmak üzere hazırladığı kamus hakkında söyledikleri neden farklı olduğunu ortaya koyuyor. Diyor ki mealen, memleketimizin Fransızca sözlük ihtiyacını gidermek üzere yola çıktık, 1 senede tamamladık, çok şükür rağbet de gördük üç/dört baskı yaptık. (bugün için bu rakam 20-30. baskıya denktir)

Normalde Batı'da bir yazarın böyle bir eseri tuttu mu, ömrünün geri kalanını bu eserin tamamlanmasına, mükemmelleştirilmesine ayırır. Oysa ben Kamus-ı Fransevi bitince hemen 6 yılımı alacak Kamus-ı A'lam'a başlamıştım bile. Çünkü memleketin böyle bir bilgi kaynağına ihtiyacı vardı. O yüzden ne Kamus-ı Fransevi'nin Larousse'u (Ünlü Larousse sözlük yazarını kastediyor) ne de Kamus-ı Alam'ın Bouillet'i olabildim."

İsmail Kara da Şemseddin Sami'ye diyor ki ataların yolunu terketmişsin de bu kadar da terketmeseydin! Bari bir iki eksik eser bıraksaydın! Allah hepsinden razı olsun.
Asalet sahibinin en bariz vasıflarından biri kendisine başkasının yer tayin etmesine karşı çıkması, tayin edilen bir yeri kazanç saymayıp peşinen reddetmesidir.
"Meselemiz kendi hayatımız hakkında verilen kararlarda aldanışa razı olmadığımızı ortaya koymakla sınırlı. Bu kadarı bile en halisinden siyâsettir. Ama ilkelere dayalı, açık sözlü ve açık tavırlı siyasetle, bütün derdi gücün kullanımına hasredilmiş siyaset arasında mahiyet farkı vardır."
İsmail Kara
Sayfa 224 - (Cuma Mektupları)
"Meşrutiyet'i müteakip de millet bir hayli (Emrullah Efendi'nin) mesâi-i tahrirânesinden müstefid oldu. Ancak bir müddet siyâsiyyat ile meşgul olması kendisinin asıl ilm ü irfan sahasında göstereceği faaliyeti bittabi tenkis etti.

Emrullah'dan bu vatan asıl bundan sonra hizmet görecek, asıl bundan sonra gereği gibi istifade edebilecekti. Çünkü artık siyâsiyyat âleminden çekilmiş idi; artık neşriyat-ı ilmiyeye hasr-ı vücûd etmek kararını vermişdi. Vâ esefâ ki ecel o vücûd-i muazzezi bize çok gördü. İnna lillâhi innâ ileyhi râci'ûn."

Sebilürreşad-Pek Azim Bir Zıya, XXI/309, s.404.
1933 Üniversite reformuyla tasfiye edilenler arasında 1911'den beri Darülfünûn felsefe grubu hocası olan Ahmet Naim Bey de vardı. Fakat Buhârî muhtasarı Tecrid-i Sarîh tercümesi ve şerhi gibi büyük ve muhalled bir işle iştigâl ediyor oluşu bu tasfiyeyi muhtemelen gözünde küçültmüştü. Çok az insana nasip olacak bir işin, bir mazhariyetin dünyasında yaşıyordu.

Tercüme "hasta namazı" bölümüne gelmişti. Kendisi de hasta idi, kalp rahatsızlıkları gittikçe daha fazla kendini hissettiriyordu. Hadisin "[Efendimiz] (s.a.v) sonra ikinci rekatta da evvelkisi gibi yapardı" kısmını tercüme etti, muhtemelen öğle namazının geçmekte olduğunu farketti, metnin tercümesini tamamlamadan kalktı ve namaza durdu, ikinci rekâtın secdesinde de teslim-i ruh etti.
(14 Ağustos 1934, Pazartesi)

(...)

Âkif diyâr-ı gurbette en yakın dostu Babanzâde'nin vefat haberini aldıktan sonra Şerif Muhidddin (Targan)'a yazdığı mektupta, "Naim'in vefâtı beni çok sarstı; hânümânım yıkılmış da ben altında kalmışım sandım." demiş.

Bunu biliyoruz ve fakat yıllar önce ona ithaf ettiği şiirin secde ile başlayıp secde ile bitmiş olması "kehanet"ine (kendisinin) ne dediğini bilmiyoruz.
Ve ebrahu mâ yekûnu'ş-şevku yevmen
İzâ deneti'l-hıyâmu mine'l-hıyâm

(Uzakta iken böyle oluyor;ya bir de) bir gün çadırlar çadırlara yakın olursa; aradaki aşk, ne büyük, ne derin, ne arzulu bir aşk olur)
İsmail Kara
Sayfa 203 - (Akif'in dostu Şerif Muhiddin Targan'a olan özlemi için kullandığı şiir)
"Hiç şüphe yok ki eslâfımızda bizden ziyâde takdir-i nefâis hissi var imiş! Onlar hem dinlerini, hem de dünyalarını bizden çok iyi anlamışlar. Ne câhilâne taassubla kendilerini varta-i hizlâna atmışlar, ne de gâfilâne tefelsüfle akıl ve mantık dairesinden çıkmışlar."
İsmail Kara
Sayfa 147 - Avrupa Mektuplar
Türkiye modern dünyanın, modern batı Avrupa medeniyetinin mağduru olduğu kadar onun alternatifidir de. Hem de yegâne alternatifi. Bu yüzden modern dünyanın / dünya sisteminin milyarlarca mağdurları adına da mevcut gidişi dönüştürme iktidarını göstermeye adaydır. Bu vâkıanın üst düzeyde farkında olmayan sadece Türkiye'de yaşayan Türklerdir, bu kavrayış eksikliği sebebiyle de öteye beriye savrulmakta, kendi gücünü zaaf haline getirmektedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aramakla Bulunmaz
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955069
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Bir makaleyi aramak, bir kitabın izini sürmek bir meselenin peşinde olmaktır aslındı. Yazar adı belirtilmeden Mısır’da, İttihatçı çevrelerin neşrettiği Ulema-yı Din-i İslama Davet-i Şer’iye risalesinin peşinde olmamız da bu yüzden. Vasıfsız bir özeti vardı kitaplarda..
Peki ya kendisi?
Yola yani aramaya koyulduk. Özege merhumun kataloğunda iki baskısının künyesine işaret ediliyordu ama İstanbul kütüphanelerinde varlığına tesadüf edilmedi, Ankara Milli Kütüphane’den de menfi cevap geldi. Bu ilk işaretlerin açıkça ortaya koyduğu şey, risaleye ulaşmanın zor olduğu idi. İttihat ve Terakki üzerinde çalışan tanıdıklarımızın kütüphanelerinden de sadra şifa haberler gelmedi..

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Pınar Çelik
  • Nuray Bektaş
  • Hatice
  • Hüseyin Cahit
  • Aysenur
  • Fatma Günaydın Doğru
  • Ayşe Nesibe Efe
  • hasan sabbah
  • Ali K.
  • buse

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0