Arap Milliyetçiliği ve Türkler

·
Okunma
·
Beğeni
·
483
Gösterim
Adı:
Arap Milliyetçiliği ve Türkler
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
616
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753432405
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
Bu kitabın asıl amacı, bir yandan Arap ve İslam geriliklerinin sorumluluğunu Türklere yükleyen Arap milliyetçisinin yalanlarını (ki bu yalanlar arasında İslam'ın özünün "mükemmel" olduğu fakat Türkler yüzünden bozulduğu ve Arap'ın yarattığı İslam medeniyetinin Türkler yüzünden sona erdiği gibi ya da buna benzer olanları vardır) yanıtlarken, diğer yandan bu yalanların Türk toplumu üzerinde oluşturduğu sonuçları gözler önüne sermektir.
Arsel kitabında, Türklerin İslam'a girişinden bu yana, yani bin yılı aşkın süre boyunca hiç el atılmamış bazı dinsel sorunları ilk kez sorguluyor.
616 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10
Del Vechhio'nun dediği gibi; "Sınırsız şekilde gelişmeye müsait bir insan beyni olduğu sürece, gericilik daima ezilecektir". Kitabın kısaca özeti budur. Akıl ve mantığa dur diyen din hükümlerine karşı okunması gereken başlıca eserlerden birisidir.
616 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Aslında İslam Orta Çağ köleci erkek toplumun kültürünün bir nokta çevresinde çivilenmesidir. Ve İslam Arap kültürüne de zarar veren ve hala zarar vermekte olan bir yapı. İslam öncesi Arap kültürü, çok tanrıcılığın getirdiği hoşgörü ile farklı fikirlere saygı üzerinedir. En büyük şairler Arap'lardan çıkmaktadır. İslam'ın farklı kültürlere saygısızlığı, sanata karşıtlığı, insana karşıtlığı, sanat ile iç içe olan Arap kültürünü yozlaştırmış ve farklı kültürlere adeta düşman yapmıştır. İslam ile iç içe yaşayan ve insandan yana olan Türk kültürü de bu durumdan etkilenmiştir. Günümüz de yaşanan olayların sebebi budur. İlhan Arsel, yaşanan bu olumsuz durumu, kendine özgü uslubu ile anlatmış.
616 syf.
·Puan vermedi
İşte bu kitap, Araplar ve Türkler arasındaki hukuku öyle işleyen bir yapıt ki, okur burada okuduklarını gördükçe, eğer geçmişte bu konular ile ilgilenmemişse, şoktan şoka girecektir kanımca.
İslamı kendilerine sömürü aracı yapanların dayandıkları iddia odur ki; Kur'an öyle herkes tarafından anlaşılabilecek bir kitap değildir, bu kitapı ancak müstesna zeka ve bilgiye sahip olanlar anlayabilir ve ancak onlar en anlaşılır şekliyle onu halka anlatabilirler. Bu kurnaz taktik oldukça geçerli olmuş ve din adamlarının saltanatını yaratmıştır. Böylece bir yandan halkı cahil bırakmak, diğer yandan Kur'an'ın ne anlam taşıdığını açıklama yetkisini kendilerinde tutmak suretiyle halk üzerinde maddi ve manevi egemenliklerini kurabilmişlerdir.
Al-Câhiz, al-Hayavan adlı kitabında Arapçayı mucizevi bir dil olarak tanımlamak üzere "Hikmet al-Arap" deyimini kullanırdı. Kullanırken de Arapça bir yazının ve özellikle Kuran'ın Arapçadan başka bir dile çevrilemeyeceğini ve çevrildiği takdirde bu mucizevi niteliğini yitireceğini anlatmaya çalışırdı.
İslam ülkelerinde şeriatçı'nın en büyük endişesi, halkın kültür seviyesinin yükselmesi, okumayı sevmesi, okuduklarını anlayabilir hale gelmesi iken, Batı'da aydınlar için amaç, aksine halkın okur yazarlığını geliştirmek ve din verileri dışındaki akılcı bilgilerle donatmak olmuştur.
Fakat şimdilik şunu belirtelim ki, Muhammed Mekke ve Medine'de Araplarla iç içe yaşayan Yahudileri ve Hıristiyanları kendisine inandıramayacağını anladığı an onları iç düşman ve tehlike olarak görmüş ve Arapları bu yakın tehlike karşısında birleşmeye kışkırtırken, diğer yandan da dışa açılmak, uzak diyarlara ve örneğin Orta Asyalara yayılmak ve fetihler yapmak, zenginliklere kavuşmak hevesiyle Türkleri Ye'cüc ve Me'cûc efsanesi içerisinde felaket getirici bir ırk olarak tanımlama siyasetini gütmüştür.
Kur'an sözcüğü bile Arapça değildir; İbranicedir ve Yahudilerden alınmıştır. Daha doğrusu Muhammed'in kullandığı Kur'an sözcüğü İbranice "Kara" ya da "Mikra" sözcüklerinin karşılığıdır. Bu sözcükler İbranicede "okumak", "nakletmek", "hikâye etmek", "yol" gibi anlamlara gelir. Ve Yahudiler bu deyimi, kendi kutsal kitapları için ve daha doğrusu bu kitabın okunması, tetkiki için kullanırlar. Arapçada da Tanrı kitabının okunması, nakli vs. gibi anlamlara gelir.
Kur'an'ın Arapçadan başka yabancı bir dilde sözcük ya da deyim kapsamadığı iddiaları gerçeğe aykırıdır. Zira Kur'an'da İbranice, Habeşçe, Latince, Rumca,Türkçe ve Aramaik dilinde olmak üzere yabancı dillerden alınmış pek çok sözcük ve deyim yer almıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Arap Milliyetçiliği ve Türkler
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
616
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753432405
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
Bu kitabın asıl amacı, bir yandan Arap ve İslam geriliklerinin sorumluluğunu Türklere yükleyen Arap milliyetçisinin yalanlarını (ki bu yalanlar arasında İslam'ın özünün "mükemmel" olduğu fakat Türkler yüzünden bozulduğu ve Arap'ın yarattığı İslam medeniyetinin Türkler yüzünden sona erdiği gibi ya da buna benzer olanları vardır) yanıtlarken, diğer yandan bu yalanların Türk toplumu üzerinde oluşturduğu sonuçları gözler önüne sermektir.
Arsel kitabında, Türklerin İslam'a girişinden bu yana, yani bin yılı aşkın süre boyunca hiç el atılmamış bazı dinsel sorunları ilk kez sorguluyor.

Kitabı okuyanlar 21 okur

  • Zarife GÜLTEKİN
  • Umut Ök
  • Levent KILINÇ
  • Metin
  • caner akcan
  • Nihat
  • Caner
  • burak inal
  • Nuri Kopmaz
  • Kurtuluş Yalçın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (6)
9
%25 (3)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%25 (3)