Arayanların Bahçesi (Yola Gidenlerin Klavuzu)

·
Okunma
·
Beğeni
·
64
Gösterim
Adı:
Arayanların Bahçesi
Alt başlık:
Yola Gidenlerin Klavuzu
Baskı tarihi:
1 Ocak 2010
Sayfa sayısı:
311
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752906273
Kitabın türü:
Çeviri:
Abdulhalık Duran
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hikmet Neşriyat
Okumak üç türlüdür: dilin okuması kıraat, aklın okuması tefekkür, kalbin okuması hayattır.
(İmam Gazali)

İmam Gazali'nin de dediği gibi inşAllah kalbin okumasını görenlerden oluruz.

Gazzali 1058 yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuş, buhranlı dönemlerinden sonra tasavvufa yönelmiştir.

Bu nedenle İmam Gazali
'Şüphe duymayan hakikati bulamaz.'
der şüphenin hakikati bulduran bir araç olduğunu düşünür.
Ve yine aynı şekide bu imam 1111 yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde gerçek hayata gözlerini açmıştır.

İmam Gazali'nin ilk okuduğum kitabı olmasına rağmen dili gayet akıcı ve anlaşılır.
Kitabın tam adı'Yola Gidenlerin Klavuzu ve Arayanların Bahçesi'.

Ayrıca yazılmış bir eser de olabilir çünkü yazara ait 500 eser(Ancak günümüze sadece 75 eser ulaşabilmiştir) var veya İhya-u Ulumi'd-din'in bir parçası da olabilir.

Kitap bu konu hakkında pek bilgi verilmemiş.
Sadece üçüncü risale olduğu belirtimiş.

Kitap önsözünden sonra 39 fasıldan oluşuyor.Fasılların her biri ayetlerle, güçlü hadislerle desteklenmiş ve yıllar öncesinde yazılmasına rağmen yaşadığımız sorunların,işlediğimiz günahların,aklımızdaki sorunların birebir cevabını veriyor.

İmanın temellerinden, 'Vusul,Visal,Kalp,Ruh,Nefes' gibi
ramazan programlarında veya "sorularla bilmem ne" gibi entrasan soruların sorulduğu platformlara benzemiyor.

Beni en çok etkileyen bölüm 'Dil Afetleri' oldu.

İmam Gazali'de bir zamanlar şüpheye düşmüş, hakikatı aramak için yollara düşmüş,felseye göz kırpan eserleri de okuyan biri olarak çoğu insanın inanmadığı veya aklında şüphe duyduğu soruları 'samanlıkta iğne arar gibi' incelemiş ama yazıya dökerken gayet de 'halk dilinde' anlaşılır bir eser ortaya koymuş.

Hatta bir sözünde şöyle söylemiş:

'Gençliğimden itibaren 50 yaşımı aştığım bu ana gelinceye kadar, bu engin denizlerin derinliklerine dalmaktan hiç geri durmadım.

Coşkulu denizlere çekingen korkaklar gibi değil, cesur kimselerin dalışı gibi daldım, gördüğüm her meselenin üzerine atladım. Her fırkanın inanış ve fikirlerini inceliyor, her grubun tuttuğu yolun inceliklerini ortaya çıkarmaya çalışıyordum.

Araştırdığım fırkaların hak veya batıl, sünnete uygun veya bidat sahibi olmaları konusunda ayrım yapmıyordum.
Felsefe yolunu tutmuş olanların, sahip oldukları felsefeyi bütün esaslarıyla öğrenmeye özen gösterdim.
Hiçbir kelâm âlimini dışarıda bırakmadan kelamdaki yöntemini ve mücadelesini öğrenmeye çaba gösterdim.
Bütün gücümle ne kadar sufi var ise onun sufiliğindeki sırları öğrenmeye, ne kadar abid var ise bu ibadetleriyle neler kazandığını araştırmaya çalıştım.

Bütün zındıkların, Allah’ın varlığını ve sıfatlarını kabul etmeyenlerin, bu inanış veya inkarlarının arkasında yatan sebepleri titizlikle araştırdım. Her şeyin hakikatini öğrenmeye karşı duyduğum susamışlık; baştan ve gençliğimden beri tuttuğum yol ve benim bir hasletim olmuştur.

Bunun sonucunda çocukluğumun coşkulu çağlarından itibaren taklit bağlarından sıyrıldım ve büyüklerimizden miras kalan sırf taklide dayalı inanç esaslarından koptum.

Çünkü Hristiyan çocuklarının hepsi bu din üzere yetiştiklerini, Yahudi çocuklarının sürekli bu dinin esaslarına göre büyüdüklerini, Müslüman çocuklarında istisnasız İslam dini üzere yetişmekte olduklarını görmekteydim.
Yaratılıştan gelen asli hakikati ve ana baba ile hocalar aracılığıyla kazanılan sonraki inanç esasları ve taklit unsurlarının hakikatini öğrenme konusunda içimde büyük
bir istek oluştu. Taklit, başlangıçta birtakım telkinlere dayanmaktaydı. Bunların da hangilerinin hak ve batıl olduğu konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktaydı.

Kendime şöyle dedim: Benim istediğim, her şeyin gerçek yüzünü öğrenmektir. Öyleyse önce bilginin gerçek yüzünün ne olduğunu öğrenmekle işe başlamam gerekir.'

demiş ne kadar da güzel anlatmış hakikati bulmanın özetini...

İslamiyet, bizim önümüze altın tepsiyle geldiği için çoğu kez araştırmıyoruz araştıranlar ise ilk şüphesinde 'ateist' olmak daha kolaylarına geldiği için veya hakikate ulaşmanın veya ulaşamanın iki-üç tane saçma temeller üzerine yazılmış tez veya kitap okuyarak her şeyi çözdüğünü sanarak yoldan çıkıyorlar.

Kısacası:

'Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.' diyor yine Gazali yani inkar etmek ne o kadar 'dil' ile kolaysa da 'kalp' ile bu kadar kolay olmamalı.

Hiçbir şey diyemem 'kalpler Allah'ın elinde' ama İmam Gazali gerçekleri ölünceye kadar araştırmış bu işe ömrünü vermiş

'Allah da yok Kuran da, müslümanlar böyleyse dinleri nasıldır?'gibi bir sürü mazeret cümleleri kurabilecekken bize 500 tane muhteşem eser yazmayı tercih etmiş.Lakin günümüze 75 eser kalmış.

Allah ondan ebeden razı olsun.

Kısacası eğer şüpheleriniz varsa kolaya kaçmak istemiyorsanız,hakikate gerçekten merak duyup gerçekleri ayetlerle,hadislerle, muhteşem örneklerle görmek istiyorsanız,
veya unuttuklarınızı hatırlamak,imanınızı güçlendirmek istiyorsanız,

mutlaka bu kitabı ve diğer 75 eseri okuyun.
Allah'ım! Yaşamak benim için hayırlı oldukça
beni yaşat. Ölüm benim için hayırlı olunca da beni öldür.
Üç şey için acele edin. Bunlar vakti gelen namazı kılmak, uygun bir tâlibi çıkan kızı evlendirmek ve ölen cenazeyi defnetmektir.
Hikmet on parçadır. Dokuz parçası susmakta,
kalan bir parçası da uzlettedir.

Uzlet: hayırsız işlerden ayrılmak, uzaklaşmak, uzak durmak demektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Arayanların Bahçesi
Alt başlık:
Yola Gidenlerin Klavuzu
Baskı tarihi:
1 Ocak 2010
Sayfa sayısı:
311
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752906273
Kitabın türü:
Çeviri:
Abdulhalık Duran
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hikmet Neşriyat

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Meri ile Dosta Doğru

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0