Arı Fısıltıları

·
Okunma
·
Beğeni
·
141
Gösterim
Adı:
Arı Fısıltıları
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
204
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750524370
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
İşittiğini tanımlamaya kalkışsa, ufak tefek, zayıf bir gövdenin çıkarabileceği bir ses bu, derdi… Derviş’e öyle geldi ki, bir soru soruyordu bu ses. “Ellerim nerede?” diyordu sanki. “Kollarım, bacaklarım nerede, göstersene, içim nerede?” Arılar çoktan başının etrafında dönmeyi bırakıp arkasındaki bir dala konmuş ama Derviş fidan tarlasının ortasında kasılıp kalmış, beyninde uğuldamaya devam eden bu sesi dinliyor, aslında aynı anda için için Zahide’yi aradığını biliyor, onun kulağına eğilip bir yol göstermesini, gösteremese de “Ne yapacaksın Derviş?” diye sormasını bekliyordu.

Kavgalar, patlamalar, köye getirilen cenazeler… Suna’nın Deniz’e olan aşkı... Büyük sözler, insanın kalbini ve ruhunu cendereye sokan ebeveynler… Tahakkümle hesaplaşan genç isyanlar. Uykusuz bir Derviş, konuşulan Berkin, usul usul Alevi türküleri… Şimdiki zamanın siyaseti, harareti ve bitimsiz deveranları…

Anne kokusu, toprağın nemi, karbonatlı çay ve tütün kokusu, aşk kokusu; buhar, sabun ve ter kokusu… Yanık et, kan ve lağım… Arı Fısıltıları, dünyanın kokusunu anlatıyor.

Menekşe Toprak, yaşamın beyhudeliğini maharetle anlatırken arıların fısıltısına kulak kesiliyor. Duygun, öfkeli ve aşk dolu…
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Derken, kulakların ani bir gümbürtüyle zonklayacak, aynı anda kadının yüzü titreyecek, elin titreyecek, dünya tepetaklak olacak. Önce tarifsiz bir ağrı, sonra baş dönmesi, korkunç susamışlık, ardından gelen korku ve sen dibe, neresi olduğunu bilmediğin bir dibe doğru çekilirken genç bir adam 'Elim, elim!' diye bağıracak. Bir kadın inleyecek, bir adam önünde duran cansız koluna bakacak inanmazlıkla, yaşlı bir adam başını ellerinin arasına alıp ağlayacak ve daha böyle nicesini, neleri neleri görmeden, bir sürü detayı seçmeden kaçacaksın. Öyle mi oldu Suna? Sesler, çığlıklar, bağırtılar, ağlamalar, şaşkınlıkla, içi boş bakışlar... Kan, kan, sıcak ve ekşi kokan - insan pis kokar, dışkı kokar , ekşi kokar- insan da yandığında tıpkı ızgarada cızırdayan bir hayvanın yanık eti gibi kokar. Kokular, inlemeler, ağlamalar, ağrılar, korkular, hepsi, her şey uzaklaşacak ; için boşalmış, nihayet büyük bir yükten kurtulmuşsun gibi...
Ve sen Suna, tanrıların unuttuğu, suspus olup geri çekildiği o mahşer yerinde bulutlara bakacak, iki bulutun üstleri puf, altları cetvelle çizilmiş dümdüz oluşları a şaşıracaksın ve sonra...
Menekşe Toprak
Sayfa 193 - İLETİŞİM YAYINLARI
"Ne çok insan var onlar gibi. Ne çok kadın, ne çok erkek, genç, yaşlı… Sessizler. Konuşurlarsa, bir toplu yası bozacak, konuşurlarsa birbirlerinin acılarını incitecekler sanki. Ama uzaktan sesler geliyor…”
Menekşe Toprak
İletişim Yayıncılık
Bu sırrı sormağa karar verdim ben
Hayatı hicranla dolu ölüden
Baktı boş gözlerle ayet okurken
Dedi ben hayatı ölümde gördüm.
Menekşe Toprak
Sayfa 105 - İLETİŞİM Yayınları - Nazım Hikmet, "Ölümün Sırrı"
Rabbin balarısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin.
Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver.
Menekşe Toprak
Sayfa 161 - İLETİŞİM YAYINLARI /Kur
İnsanın geri döndüğü yer neresi ki? Acıya helallik isteyen bir teselli gibi ölümle bağ kurmak mı aslolan? Ya da nasılsa unutacak olduklarını hatırlamak mı? Beden toprağa neden erken kavuşur peki? "Ateş köze dönene, toprak gövdeyi örtene kadar boşlukta salınan ruhun tozunu mu taşır arılar oradan oraya yoksa?"
Menekşe Toprak
Iletişim yayıncılık
“Bedenini unuttuğunda, diğer her şeyi de unutacaksın. Bir zamanlar bir isminin olduğunu, tek bir dilde konuştuğunu, o dille o ismi aldığını, bir cemaate, bir aileye, bir eve ait olduğunu; hayat denilen gailenin aslında bir tesadüf, isimlerin önemsiz, yüzlerin unutulur, yalnızlığın kötü değil de aslın ve gerçeğin olduğunu. Bunları öğrenmen için de gözünün üzerindeki o pırıltılı dünyeviliğin çekilmesi gerek önce. Daha yedisi var bunun, kırkı, hatta elli ikisi… Boşuna değildir bunlar…”
Menekşe Toprak
İletişim Yayıncılık
Annem hayatında ilk kez denizi gördüğünde, karnına ilk tekmemi atmışım. Annem denizin güzelliğine mi, benim bu ani tekmeme mi şaşırsın, bilememiş. Karnına koymuş elini, neye benzeyeceğini merak ettiği başımı okşamış. "İster kız ol, ister oğlan, adını Deniz koyacağım senin," diye fısıldamış.
Menekşe Toprak
Sayfa 98 - İLETİŞİM YAYINLARI

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Arı Fısıltıları
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
204
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750524370
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
İşittiğini tanımlamaya kalkışsa, ufak tefek, zayıf bir gövdenin çıkarabileceği bir ses bu, derdi… Derviş’e öyle geldi ki, bir soru soruyordu bu ses. “Ellerim nerede?” diyordu sanki. “Kollarım, bacaklarım nerede, göstersene, içim nerede?” Arılar çoktan başının etrafında dönmeyi bırakıp arkasındaki bir dala konmuş ama Derviş fidan tarlasının ortasında kasılıp kalmış, beyninde uğuldamaya devam eden bu sesi dinliyor, aslında aynı anda için için Zahide’yi aradığını biliyor, onun kulağına eğilip bir yol göstermesini, gösteremese de “Ne yapacaksın Derviş?” diye sormasını bekliyordu.

Kavgalar, patlamalar, köye getirilen cenazeler… Suna’nın Deniz’e olan aşkı... Büyük sözler, insanın kalbini ve ruhunu cendereye sokan ebeveynler… Tahakkümle hesaplaşan genç isyanlar. Uykusuz bir Derviş, konuşulan Berkin, usul usul Alevi türküleri… Şimdiki zamanın siyaseti, harareti ve bitimsiz deveranları…

Anne kokusu, toprağın nemi, karbonatlı çay ve tütün kokusu, aşk kokusu; buhar, sabun ve ter kokusu… Yanık et, kan ve lağım… Arı Fısıltıları, dünyanın kokusunu anlatıyor.

Menekşe Toprak, yaşamın beyhudeliğini maharetle anlatırken arıların fısıltısına kulak kesiliyor. Duygun, öfkeli ve aşk dolu…

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Seda Bera
  • Zekeriya Güldal
  • SERHAT SARIKAYA
  • keyifçi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0