Geri Bildirim

Arı Kovanına Çomak SokmakAhmet Yaşar Ocak, Haşim Şahin

·
Okunma
·
Beğeni
·
900
Gösterim
Adı:
Arı Kovanına Çomak Sokmak
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
528
ISBN:
9786050816723
Kitabın türü:
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"Ahmet Yaşar Ocak daha çocukken bile olgun, ağırbaşlı, okumayı çok seven biriydi. Ben şimdi daha iyi anlıyorum ki, o daha o yaşlarda bilim adamı damarına sahipti. Daha ilkokulda iken öğretmene en fazla soru soran öğrencilerdendi. Okula dergi gelirdi, pek çoğumuz dergiyi angarya kabul ederken o hemen derginin kapağını açar, okumaya başlardı."
-Taha Akyol-

"Ahmet Yaşar Ocak'ın araştırmaları Türkiye'nin bugünkü meseleleri üzerine düşünen ve yazan bütün aydınlar tarafından mutlaka okunmalı."
-Beşir Ayvazoğlu-

"Burada bir liste verecek değilim ancak ilk Türkçe eserini 1980'de yayımlayarak ezber bozan bir bilim insanından ve eserlerinin bende bıraktığı izlerden kısaca söz edeceğim: Batılı yöntemle yerli bir bakışın özdeşleştiği bu kişi Ahmet Yaşar Ocak..."
-Sabri Koz-

"Sevgili meslektaşımın çalışmalarını yürütürken arşiv belgelerine ve her türlü özgün tarihi vesikalara ve kayıtlara önem vermesi, bunları maharetle yorumlaması ve kullanması bir kültür tarihçisi olarak kendisini son derece önemli bir eşiğe ve aşamaya taşımıştır."
-Süleyman Uludağ-


Yozgat gibi küçük bir Orta Anadolu kasabasında doğup, adını yaptığı birbirinden kıymetli çalışmalarla duyuran Ahmet Yaşar Ocak, yetiştiği kültür ortamını; her biri birbirinden değerli hocaları Ömer Nasuhi Bilmen, Nihat Sami Banarlı, Ali Nihat Tarlan, Mahir İz, M. Tayyip Gökbilgin, Nejat Göyünç, Ercüment Kuran, Claude Cahen ve Irene Mélikoff'u ve üzerinde yıllarca titizlikle çalıştığı konuları bu hatıratta anlatıyor. Tarih yazıcılığı alanında Türkiye'de mevcut bazı önyargılara karşı çıkan Ahmet Yaşar Ocak'ın hayat hikâyesi, tarihe meraklı herkesin başucu kitabı niteliğinde…
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
"Bizim muhafazakar neslin, yabancı dil ile eğitim veren kolejlerden mezun -hepsini kastetmiyorum- bazı öğrenciler gibi pervasız, kendini beğenmiş, şımarık tavırları olmamıştır. Bunun belki bazı istisnaları çıkmış olabilir. Ama genel olarak öğretmenlerimize, hocalarımıza karşı saygımız ve vefamız, geleneksel Müslüman Türk terbiye anlayışından ve taşra aile yapısından geldiği gibi, bir bakıma da aldığımız İmam-Hatip terbiyesinden geliyor. Bizim için hoca en az anne-baba kadar muhteremdir ve ölünceye kadar ona minnet duyulur. Hz. Ali'nin meşhur "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" sözü bu terbiyenin esası olmuştur."
Ortaçağ müelliflerinden Abbas bin Mansur El Hanbeli nin el Burhan Fi Akaidi Edyan isimli Arapça küçük kitabını hazırlama mı istedi (Muhammed Tanci Hoca). Ben bu kitabı her gün öğleden sonra Üsküdar'dan vapura binerek karşıya geçer kütüphaneye giderek istinsah ederdim. O dönemde dijital fotoğraf makineleri dünyada yok ama fotokopi bile nerede? Lakin inanır mısınız, bu şekilde çalışmanın da çok faydası var. Çünkü yazmayı öğreniyorsunuz. Bu çok önemlidir bence. Arapça olsun Farsça olsun Osmanlı Türkçesi olsun klasik metinleri yazarak öğrenmek insana çok şey kazandırıyor. Genç meslektaşlarda ben bunun eksik olduğunu görüyorum.
Sırası gelmişken fiş sistemini nasıl kullandığımı kısaca anlatayım. Üzerinde çalışmakta olduğum konuyla ilgili okumalar yaparken hangi makaleyi matbuu veya yazma kitabı okuyorsan ilgilendiğim kısmı özet olarak değil hangi dilde ise Arapça, Farsça, Osmanlı Türkçesi veya Batı Dilleri fişlerimi aynen geçerim. Çünkü daha sonra yine lazım olduğunda belki o kitaba veya makale ulaşmanız mümkün olmayabilir. Bu sebeple metni aynen kaydetmeniz çok yararlıdır.
Hoca fazla sert değildi ama yüzü pek gülmezdi. Erzurum şivesiyle konuşuyordu. Lacivert takım elbise giyerdi, kravatı var mıydı yok muydu onu Tam hatırlayamıyorum. Ama başındaki fötr şapkasını çok iyi hatırlıyorum. Ders verirken şapkasını çıkarıp masanın üstüne koyardı.

Ama sertliğine rağmen hoş ve sempatik bir insandı aynı zamanda. Bir keresinde muziplik yapıp ders çıkışında hocaya şapka giymenin günah olup olmadığını sordum. İskilipli Atıf Hoca hadisesini biliyordum ve sorum maksatlıydı. Üstelik hocanın başında da fötr şapkası vardı. Çok kızdı hiç cevap vermeden döndü gitti. Adamcağız ne cevap versin günah dese siz niye giyiyorsunuz diyeceğim, günah değil dese madem öyle Atıf Hoca niye giymeyi reddetti diyeceğim. Hasılı kelam benim yaptığım kabalık ve ukalalık idi ama gençlik işte, bir bakıma fütursuzluk demek değil midir?
Hocadan (Nihad Sami Banarlı) öğrendiğim şeylerin başında belki fiş sistemi ile çalışmak gelir. Bir gün evinde bu sistemi anlatmıştı bize. Mesela bibliyografya fişi, bilgi fişi nasıl düzenlenir, nasıl not alınır bilfiil göstererek anlatmıştı. Bugün artık bilgisayarlarda bu iş için değişik formatlar var biliyorsunuz ama onlar fiş sistemi kadar kullanışlı ve pratik değildir. Ekranda en fazla kaç pencere açabilir açabilseniz bile ne kadar rahat kullanabilirsiniz? İşte bu sebeple ben belki biraz fazla zaman almasına rağmen hala a
fiş sistemini kullanırım. Bu sistemin bir avantajı da bilgisayarlarda olduğu gibi fişlerinizin çökme silinme riskinin olmaması ve onları başka araştırmalarınızda da gerektiğini de rahatça kullanabilmenizdir. Bu sebeple yüksek lisans ve doktora öğrencilerine de hep tavsiye ederim. Size de tavsiye ederim.
Bu hastalık muhafazakar, dindar akademyanın ve entelektüel kesiminde hastalığıdır. Onlar daha başka açıdan gözlerini ve kulaklarını bahsettiğim meselelere kapatırlar. Bu meselelere parmak basanları ise ya "oryantalist kafalı" ya "İslam-Türk düşmanlarının ekmeğine yağ süren gafil" ya da en azından "zındık" diye fısıltı gazetesinde dillendirirler. Onları değersizleştirmeye, yok saymaya çalışırlar. Fakat tuhaf şeydir, aynı şeyleri bir Batılı akademisyen veya entelektüelden duyduklarında yahut okuduklarında büyük ilgi gösterirler. Bu yüzdendir ki Türkiye'de bilim ve düşünce hayatı gelişemiyor. Hamasete prim vermeyen, ciddi, önemli problemleri parmak basan tartışan bilim ve düşünce adamları önemsenmiyor, okunmuyor, okunsa da ciddiye alınmıyor. Başka mazeret aramaya gerek yok bence. Çünkü bana göre başka mazeretler en sonda gelir.
Nejat Hoca benim Osmanlı din ve Tasavvuf tarihi konusundaki merakımı ve bu alana yöneldiğini görünce, Fransa'da yanında çalışabileceğim en iyi hocanın İrene Melikoff olduğunu, onun da Strasbourg Üniversitesi'nin Türkoloji Enstitüsü'nden çalıştığını söyledi. Onun üzerine ben Paris'e değil Strasbourg'a gitmeye karar verdim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Arı Kovanına Çomak Sokmak
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
528
ISBN:
9786050816723
Kitabın türü:
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"Ahmet Yaşar Ocak daha çocukken bile olgun, ağırbaşlı, okumayı çok seven biriydi. Ben şimdi daha iyi anlıyorum ki, o daha o yaşlarda bilim adamı damarına sahipti. Daha ilkokulda iken öğretmene en fazla soru soran öğrencilerdendi. Okula dergi gelirdi, pek çoğumuz dergiyi angarya kabul ederken o hemen derginin kapağını açar, okumaya başlardı."
-Taha Akyol-

"Ahmet Yaşar Ocak'ın araştırmaları Türkiye'nin bugünkü meseleleri üzerine düşünen ve yazan bütün aydınlar tarafından mutlaka okunmalı."
-Beşir Ayvazoğlu-

"Burada bir liste verecek değilim ancak ilk Türkçe eserini 1980'de yayımlayarak ezber bozan bir bilim insanından ve eserlerinin bende bıraktığı izlerden kısaca söz edeceğim: Batılı yöntemle yerli bir bakışın özdeşleştiği bu kişi Ahmet Yaşar Ocak..."
-Sabri Koz-

"Sevgili meslektaşımın çalışmalarını yürütürken arşiv belgelerine ve her türlü özgün tarihi vesikalara ve kayıtlara önem vermesi, bunları maharetle yorumlaması ve kullanması bir kültür tarihçisi olarak kendisini son derece önemli bir eşiğe ve aşamaya taşımıştır."
-Süleyman Uludağ-


Yozgat gibi küçük bir Orta Anadolu kasabasında doğup, adını yaptığı birbirinden kıymetli çalışmalarla duyuran Ahmet Yaşar Ocak, yetiştiği kültür ortamını; her biri birbirinden değerli hocaları Ömer Nasuhi Bilmen, Nihat Sami Banarlı, Ali Nihat Tarlan, Mahir İz, M. Tayyip Gökbilgin, Nejat Göyünç, Ercüment Kuran, Claude Cahen ve Irene Mélikoff'u ve üzerinde yıllarca titizlikle çalıştığı konuları bu hatıratta anlatıyor. Tarih yazıcılığı alanında Türkiye'de mevcut bazı önyargılara karşı çıkan Ahmet Yaşar Ocak'ın hayat hikâyesi, tarihe meraklı herkesin başucu kitabı niteliğinde…
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Hakan YILDIRIM
  • Armağan
  • Müverrih
  • olgay söyler
  • Onur Yiğit Çile
  • Yasam tr

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0