Arı Kovanına Çomak Sokmak

0,0/10  (0 Oy) · 
4 okunma  · 
0 beğeni  · 
810 gösterim
"Ahmet Yaşar Ocak daha çocukken bile olgun, ağırbaşlı, okumayı çok seven biriydi. Ben şimdi daha iyi anlıyorum ki, o daha o yaşlarda bilim adamı damarına sahipti. Daha ilkokulda iken öğretmene en fazla soru soran öğrencilerdendi. Okula dergi gelirdi, pek çoğumuz dergiyi angarya kabul ederken o hemen derginin kapağını açar, okumaya başlardı."
-Taha Akyol-

"Ahmet Yaşar Ocak'ın araştırmaları Türkiye'nin bugünkü meseleleri üzerine düşünen ve yazan bütün aydınlar tarafından mutlaka okunmalı."
-Beşir Ayvazoğlu-

"Burada bir liste verecek değilim ancak ilk Türkçe eserini 1980'de yayımlayarak ezber bozan bir bilim insanından ve eserlerinin bende bıraktığı izlerden kısaca söz edeceğim: Batılı yöntemle yerli bir bakışın özdeşleştiği bu kişi Ahmet Yaşar Ocak..."
-Sabri Koz-

"Sevgili meslektaşımın çalışmalarını yürütürken arşiv belgelerine ve her türlü özgün tarihi vesikalara ve kayıtlara önem vermesi, bunları maharetle yorumlaması ve kullanması bir kültür tarihçisi olarak kendisini son derece önemli bir eşiğe ve aşamaya taşımıştır."
-Süleyman Uludağ-


Yozgat gibi küçük bir Orta Anadolu kasabasında doğup, adını yaptığı birbirinden kıymetli çalışmalarla duyuran Ahmet Yaşar Ocak, yetiştiği kültür ortamını; her biri birbirinden değerli hocaları Ömer Nasuhi Bilmen, Nihat Sami Banarlı, Ali Nihat Tarlan, Mahir İz, M. Tayyip Gökbilgin, Nejat Göyünç, Ercüment Kuran, Claude Cahen ve Irene Mélikoff'u ve üzerinde yıllarca titizlikle çalıştığı konuları bu hatıratta anlatıyor. Tarih yazıcılığı alanında Türkiye'de mevcut bazı önyargılara karşı çıkan Ahmet Yaşar Ocak'ın hayat hikâyesi, tarihe meraklı herkesin başucu kitabı niteliğinde…
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2014
  • Sayfa Sayısı:
    528
  • ISBN:
    9786050816723
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 24 Alıntı

İstinsah
Ortaçağ müelliflerinden Abbas bin Mansur El Hanbeli nin el Burhan Fi Akaidi Edyan isimli Arapça küçük kitabını hazırlama mı istedi (Muhammed Tanci Hoca). Ben bu kitabı her gün öğleden sonra Üsküdar'dan vapura binerek karşıya geçer kütüphaneye giderek istinsah ederdim. O dönemde dijital fotoğraf makineleri dünyada yok ama fotokopi bile nerede? Lakin inanır mısınız, bu şekilde çalışmanın da çok faydası var. Çünkü yazmayı öğreniyorsunuz. Bu çok önemlidir bence. Arapça olsun Farsça olsun Osmanlı Türkçesi olsun klasik metinleri yazarak öğrenmek insana çok şey kazandırıyor. Genç meslektaşlarda ben bunun eksik olduğunu görüyorum.

Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 114)Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 114)

Fiş Sistemi
Sırası gelmişken fiş sistemini nasıl kullandığımı kısaca anlatayım. Üzerinde çalışmakta olduğum konuyla ilgili okumalar yaparken hangi makaleyi matbuu veya yazma kitabı okuyorsan ilgilendiğim kısmı özet olarak değil hangi dilde ise Arapça, Farsça, Osmanlı Türkçesi veya Batı Dilleri fişlerimi aynen geçerim. Çünkü daha sonra yine lazım olduğunda belki o kitaba veya makale ulaşmanız mümkün olmayabilir. Bu sebeple metni aynen kaydetmeniz çok yararlıdır.

Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 121)Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 121)

Fiş Sistemi
Hocadan (Nihad Sami Banarlı) öğrendiğim şeylerin başında belki fiş sistemi ile çalışmak gelir. Bir gün evinde bu sistemi anlatmıştı bize. Mesela bibliyografya fişi, bilgi fişi nasıl düzenlenir, nasıl not alınır bilfiil göstererek anlatmıştı. Bugün artık bilgisayarlarda bu iş için değişik formatlar var biliyorsunuz ama onlar fiş sistemi kadar kullanışlı ve pratik değildir. Ekranda en fazla kaç pencere açabilir açabilseniz bile ne kadar rahat kullanabilirsiniz? İşte bu sebeple ben belki biraz fazla zaman almasına rağmen hala a
fiş sistemini kullanırım. Bu sistemin bir avantajı da bilgisayarlarda olduğu gibi fişlerinizin çökme silinme riskinin olmaması ve onları başka araştırmalarınızda da gerektiğini de rahatça kullanabilmenizdir. Bu sebeple yüksek lisans ve doktora öğrencilerine de hep tavsiye ederim. Size de tavsiye ederim.

Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 120)Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 120)

Doktorada Hoca Seçimi
Nejat Hoca benim Osmanlı din ve Tasavvuf tarihi konusundaki merakımı ve bu alana yöneldiğini görünce, Fransa'da yanında çalışabileceğim en iyi hocanın İrene Melikoff olduğunu, onun da Strasbourg Üniversitesi'nin Türkoloji Enstitüsü'nden çalıştığını söyledi. Onun üzerine ben Paris'e değil Strasbourg'a gitmeye karar verdim.

Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 184)Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 184)

Mehmet Fuad Köprülü
Batılı şarkiyatçılar Türkoloji'yi onun çalışmaları sayesinde tanıdılar. Yoksa ondan önce şarkiyatın İslamoloji kesimi sadece Arap ve İran etütleri üzerinden yürümekteydi biliyorsunu. İslam Tarihi denildiğinde sadece Arapların ve İranlıların tarihi, İslam medeniyeti denildiği zaman sadece Arapların ve İranlıların katkıları düşünülüyordu.

Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 153)Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 153)

Mehmet Fuad Köprülü
Fakültede Fuad Köprülü okuyunca yeni bir dünya keşfetmiş gibi oldum. Kendi kendime "aradığım bu" dedim, çok beğendim onun tarzını. Bana göre haklı veya haksız ona tevcih edilen bütün eleştirilere, kendisinin etrafındaki yakınlarındaki insanlarla ilişkilerinde ki bütün bencilliğine ve tutarsızlıklara, pek de dürüst olmayan davranışlarına rağmen Türk tarihçiliğinde Fuat Köprülü'nün yeri doldurulabilecek bir yer değildir.

(...) Çok zor meselelere el atıp o zamana kadar kimsenin bilmediği, kullanmadığı kaynakları kullanarak ortaya mükemmel kitap ve makaleler koyabilmek, yerli yabancı pek çok meslektaşının gözünü açmak öyle sadece çalışmakla yapılabilecek bir şey değildir. Doğuştan gelen bir kabiliyet ve sezgiye ihtiyaç gösterir. Çalışmak bana göre bütün bunlardan sonra gelir. Bu kabiliyet ve sezgiye sahip olmazsınız ne kadar çalışırsanız çalışınız isterse piyanosu olan bir evde (!) büyüyün, çok ileri gidemezsiniz.

Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 149)Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 149)

Akademik Hastalık
Bu hastalık muhafazakar, dindar akademyanın ve entelektüel kesiminde hastalığıdır. Onlar daha başka açıdan gözlerini ve kulaklarını bahsettiğim meselelere kapatırlar. Bu meselelere parmak basanları ise ya "oryantalist kafalı" ya "İslam-Türk düşmanlarının ekmeğine yağ süren gafil" ya da en azından "zındık" diye fısıltı gazetesinde dillendirirler. Onları değersizleştirmeye, yok saymaya çalışırlar. Fakat tuhaf şeydir, aynı şeyleri bir Batılı akademisyen veya entelektüelden duyduklarında yahut okuduklarında büyük ilgi gösterirler. Bu yüzdendir ki Türkiye'de bilim ve düşünce hayatı gelişemiyor. Hamasete prim vermeyen, ciddi, önemli problemleri parmak basan tartışan bilim ve düşünce adamları önemsenmiyor, okunmuyor, okunsa da ciddiye alınmıyor. Başka mazeret aramaya gerek yok bence. Çünkü bana göre başka mazeretler en sonda gelir.

Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 131)Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 131)

Ömer Nasuhi Bilmen Ve Şapkası
Hoca fazla sert değildi ama yüzü pek gülmezdi. Erzurum şivesiyle konuşuyordu. Lacivert takım elbise giyerdi, kravatı var mıydı yok muydu onu Tam hatırlayamıyorum. Ama başındaki fötr şapkasını çok iyi hatırlıyorum. Ders verirken şapkasını çıkarıp masanın üstüne koyardı.

Ama sertliğine rağmen hoş ve sempatik bir insandı aynı zamanda. Bir keresinde muziplik yapıp ders çıkışında hocaya şapka giymenin günah olup olmadığını sordum. İskilipli Atıf Hoca hadisesini biliyordum ve sorum maksatlıydı. Üstelik hocanın başında da fötr şapkası vardı. Çok kızdı hiç cevap vermeden döndü gitti. Adamcağız ne cevap versin günah dese siz niye giyiyorsunuz diyeceğim, günah değil dese madem öyle Atıf Hoca niye giymeyi reddetti diyeceğim. Hasılı kelam benim yaptığım kabalık ve ukalalık idi ama gençlik işte, bir bakıma fütursuzluk demek değil midir?

Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 113)Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 113)

Süleyman Uludağ
Şunu tüm samimiyetimle ifade edeyim ki o benden çok daha kabiliyetli çok daha zekidir. Çünkü otodidakt bir akademisyendir. Amasya'nın Yazılıtaş Köyü'nden Çorum'a gelip hariçten ilkokulu, hariçten imam hatip okulunu başarıyla bitirmesi inanılmaz şeylerdir. Bu yüzden kendi enstitüde ki öğrencilik yıllarımızda benim gibi genç arkadaşlarımızın hayran olduğu bir ağabeyimizdi. Çok da zeki bir insandır, enteresan görüşleri de vardı. Zaten görüşlerimiz birbirini tuttuğu için hep bir aradaydık, sık sık tartışmalar yapardık. Yatılı okulların o zamanlar bazı mahrumiyetleri de olsa bu tür avantajları da vardı. İşte akşamları ve geceleri berabersiniz konuşabiliyorsunuz. Süleyman Hoca'nın eğer şansı yaver gitseydi imkanı olsaydı da bir Batı üniversiteside kariyer yapma fırsatını bulsaydı bana göre bugünkü Süleyman Uludağ'ın çok fevkinde bir Süleyman Uludağ olurdu.

Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 124)Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 124)

Melamilik
Zira Melâmilik aslında yalnızca bir tasavvuf meşrebi olmanın ötesinde, 16. Yüzyıl Osmanlı siyasal ekonomik ve toplumsal düzenin bir protestosudur.

Bence bu açıdan Osmanlı tarihinde silahlı kıyamlar gerçekleştiren Kızılbaş hareketinden daha önemli bir yere sahiptir. Çünkü Kızılbaş hareketi başlangıçta başka bir devletin güdümünde gelişen bir harekettir. Bu itibarla Melâmiliği münhasıran tasavvufi düşünce tarihinin çerçevesi içine hapsetmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Melâmiliğe esas olarak bir Osmanlı sosyal muhalefet problemi perspektifinden bakmak ve ona göre değerlendirmek gerekir.

Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 155)Arı Kovanına Çomak Sokmak, Ahmet Yaşar Ocak (Sayfa 155)
3 /