Adı:
Ariel ve Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927968
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ariel Sylvia Plath - Poems Se/ected by Ted Hughes
Çeviri:
Yusuf Eradam
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Dibi bilirim, diyor. En büyük kökümden bilirim onu: Seni korkutur. Ben korkmam oradan: ben oraya gittim. Deniz mi içimde işittiğin, Onun doyumsuzlukları mı? Yoksa hiçbir şeyin sesi mi, şu senin deliliğin hani. Bir gölgedir aşk. Nasıl da yalan söyler ağlarsın ardından, Dinle: bu onun toynakları: alıp başını gitti, at gibi.

Yetişkin yaşamının büyük kısmını depresyon halinde geçiren Sylvia Plath 1963'te 32 yaşındayken kendi eliyle hayatına son verdiğinde arkasında özgün şiirlerini bırakmıştı. Depresif ruh hali hemen hemen bütün şiirlerine yansıyan Plath'ın ölümünden sonra 1965 yılında yayımlanan Ariel'deki şiirleri onun şair olarak ününü sağlayan çalışmaları oldu. Bu kitapta Ariel'le birlikte yine ölümünden sonra eşi şair Ted Hughes'un seçerek yayımladığı şiirler de yer almaktadır. Şairin ölümünden önce yazdığı son şiiri olan "Uç" da bu kitaptaki son şiirdir. 
(Tanıtım Bülteninden)
136 syf.
·1 günde
    "Kaparım gözlerimi... Ve ölüme düşer tüm dünya"

Sevgili Şiir Hocam Yusuf Eradam sayesinde tanıştım Sylvia'yla. Emily Dickinson, A. Tennyson, W. Blake, W. Butler Yeats ve diğerleriyle... Gotik öykülerinden tanıdığım ama canı isterse nasıl da katran karası şiirler yazabileceğini öğrendiğim Poe'yla. Ve.. ve Bay İkarus'la... Anladım ki şiir, şiirden öte bir şeymiş. Anladım ki, dizelerde durduğu gibi durmuyormuş.

Kitabı elime alınca fark ettim özlediğimi. Özellikle Yusuf Hocamın o şefkatli ve hünerli elleri değmiş _ ki zordur şiir çevirmek, öyle de cebelleşirsin, yeni bir şiir yazmaktan beterdir. Hatırlıyorum da, üniversite hayatımda tek alttan aldığım dersti Şiir İnceleme. Ne kadar trajik değil mi? Hani iyiydim şiirde... Tamam hocam, buradan itiraf ediyorum. Kimseler bilmez. Bilinçliydi o, dalgasını geçtim satırların ve dizelerin. Çünkü en yakınımdakilere bile belli etmediğim sancılarım vardı. Çünkü daha, Bay İkarus'a anlatacağım çok şey vardı.
Bilmiyordu ki... Benim de, düşlerim bal mumundandı.

Ahh Sevgili İkarus... Gidip de sıcak şarap içmek vardı şimdi. Aynı tadı verir mi? Garip bir 'Ölü Ozanlar Derneği'ydi devrimiz. Yeniden şahlanır mı?

Bütün bunları anlattım. Anlattım çünkü size bir sır daha vereceğim. Bugün size, 'Kadın ve Şiir'den bahsedeceğim. Siz adına 'Kadın ve Erkek' diyin.

Sylvia... Herkesin manik-depresif hastalığıyla ve garip intiharıyla tanıdığı, belki de meraktan ve acıdığı için okuduğu kadın şair. Ama o işler öyle değil tabii.
Kimdi peki Sylvia? Kadındı, anneydi, küçükken babasız kalmış bir kız ve kocasının karısıydı. Azıcık deli ve asiydi. Arada dedi ki, ben şiir de yazabiliyorum. Görmüyor musunuz? Güzel güzel şiirlerim var.
Orada dur dediler, bir adım geriden gel.

Hocamın güzel bir tespiti var; Sylvia'nın tek hatası oldu, o da evlenmek. Doğruydu. Hem de kendisi gibi bir şairle. Niye peki? Yazmaya başladı mı kadın, iktidara koşar derler. Ve bundan en aklı başında bir erkek bile rahatsız olur. Kadın dediğin, arkadan gelmelidir.

Derler ki, Ted Hudges ile doğmuştur Sylvia. Halbuki bir kadından doğabilir bir kadın. Ya da kendinden...
Ted'ten önce de şairdi Sylvia. Çocukken de yazardı. Kadınken de... Ted'le aşık atmasına gerek yoktu. Gizdökümcü şiirin ustalarındandı. Matematiksel bir dil kullanırdı şiirlerinde. (Bakınız klasik "metaphors" şiiri) Onun şiirleri duygusal ve ölüm kokan şiirler olarak okunmamalıdır. Sadece yaşadıkları yoktur. İmgeler vardır mesela akla ziyan.
Ted'in bir şiirini dahi okumadım ama Sylvia üzerine fakültelerde doktora yapılır, doçentlik tezi bitirilir.  Zaten Ted Hudges da Sylvia'nın ölümünden sonra çocuk kitaplarına sarmıştır, 30 yıl bir şey yaratamamıştır. Sylvia'nın hayranları intiharı konusunda onu suçlar genelde ama öyle de düşünmemek lazım. Belki de adam lanetliydi çünkü Sylvia'yı aldattığı sevgilisi de Sylvia'dan olan oğlu da intihar etmiştir.
Sylvia için de intihar kaçınılmaz son olacaktı bu hastalıkta. Ama Ted'in de hataları yok muydu? Şöyle bir gerçeklik vardır ki; Nilgün Marmara'nın da tezinde belirttiği gibi, çocukken babası tarafından, kadınken de kocası tarafından yalnız bırakılmıştı Sylvia.
Özgürlüğü bir fırının içinde aradı. Kendince ulaştı belki ama ölümünden sonra dahi kurtulamadı esir olmaktan. Ted, sadece bir günlüğünün basılmasına izin verdi, diğer günlükler yok edildi. Sırça Fanus harici yazdığı bir kitabı daha vardı 'sakıncalı' diye o da yok edildi. Ariel ve Seçme Şiirler kitabı Ted'in istediği sırada ve onun seçtiği şiirlerin araya sıkıştırılmasıyla basıldı. Yusuf Hocam, bu konuda duyarlı davranmış ve Sylvia'nın kendi dizdiği sıraya göre çevirip yayına vermiş. Bunun için de herkesten bir yanak alırım demiş. Bense kocaman sarılıyorum.

Ve son olarak soruyorum size:
Daha kaç parçaya bölünebilir bir kadın?
Ve o parçalardan tekrar doğabilir mi?

Ve sen Sylvia... Vakti gelmedi mi artık, vedalaşmanın? Nakliyeciler dolaşıyor son günlerde içimde. Boşaltıyorum tek tek odaları. Düzeliyorum sanırım. Çok uzun zamanımı aldın. Bu süreçte yalnız başıma çıktığım çok uzun yolculuklarım oldu benim. Yan koltukta oturanım olmadı hiç. Gelip tüm karanlığınla, sen çöreklendin oraya Sylvia.
Konuştun, konuştun, söyledin. Söylendim. Süratli bir çarpma etkisi yetecekti. Olmadı... Arka koltukta taşıdığım umuda tutundum Sylvia.

Daha yeni... Ruhumun duvarlarına ördüğün örümcek ağlarını, tel fırçalarla temizledim.

O yüzden, artık gitmeme izin ver. Burda ayrılalım. Bir daha kesişmesin yollarımız. Çıkma ıssız sokaklarda karşıma.
O güzel gülüşünü de al ve uzaklaş. Uzaklaş ki benim de güzel gülüşlerim olsun.
Tam da burda ... Vedalaşalım.

         "Galiba... Seni kafamda yarattım ben."


* BONUS:
- Sırça Fanus' a yaptığım incelemem:
#20960084

- Yusuf Hocam'ın Sylvia ve Şiir üzerine yazdığı makalesi:
http://www.yusuferadam.com/susma.html
Okuyun, okutun. Hayatı tamamen sanat ve kültür üzerine kurulu bir adam Yusuf Eradam Dili sivridir, aldırmayın.

- Bu kitapta yok maalesef ama en sevdiğim şiiridir Sylvia'nın. "Mad Girl's Love Song" Sizinle paylaşmak istedim. Notaya dökülmüş hali ve Türkçe çevirisiyle... İyi dinlemeler.
https://youtu.be/_uN3B0csdVg
136 syf.
·5 günde·7/10
Babaannem ve Arabistan'dan Sylvia Bacı!!

Bir dönem yazılarıyla tüm dünyada fırtınalar estiren Amerika'nın melankolik prensesi Sylvia Plath'in şiirleri Türkçe'ye çevrilirken ancak bu kadar berbat edilebilirdi... İki gündür Sylvia ile buluşuyorum dizelerinde ve ne göreyim Sylvia'nın içine babaannem kaçmış biraz da Ahmet Haşim. "Habis diyor, mihver diyor, sarih diyor, müzmin diyor." Elime bir Arapça sözlük alıp öyle okuyacaktım az kalsın, bu ne saçmalıktır. Deyim bile koymuş çevirmenimiz sağolsun, sonuçta gelin alıp vermişiz aynı memleketin insanı sayılırız Sylvia'yla. Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü tarzında bekliyorum bir dahakine.

Tamam amaç yapı bozulmasın da böyle de olmaz be kardeşim. Yapıyı koruyayım derken şiirin ruhu bozulmuş. Şiiri hissedeceğim yerde cümleleri çözmeye çalıştım. Dakikalarca düşündüğüm cümleyi bırakmak istiyorum şuraya, "Solgun solgun ve yalını yalım ateşleyen"
?!!

Yazım hatasına hiç girmiyorum, Kırmızı Kedi bunu senden hiç beklemezdim. Bitişik yazılması gereken kelimeleri ayrı yazmışsın, "şey"leri birleşik yazmışsın. Cümleye büyük harfle başlayarak lütfetmişsin, sağolasın. Kitap sayıklamalar gibi. Babası ve kocası tarafından hep değersiz hissettirilmiş, geri planda bırakılmış bir kadının özgürce dolaştığı, korkusuzca nefretini kustuğu yer burası. Sylvia'nın şiirleri... Baba, hayat, Tanrı, ölüm gibi birçok konuyu ele alıyor Sylvia. Eşinin seçtiği ve Sylvia'nın intiharından önce yazdığı son şiiri de kitapta yer almakta. 7 puan için üzgünüm Sylvia, neler söylemek vardı şimdi senin için, yazık. Anca bu kadar kurtarabildim...
136 syf.
·Beğendi·10/10

Büsbütün olur kadın.
Ölümcül gövdesi

Başarının gülümsemesini taşır,
Bir Yunan zorunluluğunun yanılsaması

Akar sarındığı çarşafların kıvrımlarında,
Çıplak

Ayakları "Buraya kadarmış, bitti"
Der gibidir.

Her cansız çocuk, beyaz bir yılan,
Kıvrılmış yatmaktadır,

Şimdi boş, küçük süt şişelerinde.
Katlamış onları

Geri koymuş bedenine
Bir gülün yaprakları kapanırcasına

Bahçe kaskatı kesilip renkler kanadığında
Gece çiçeğinin tatlı derin boğazlarından.

Kemikten başlığının altından öyle bakan
Aya göre hava hoş.

O böyle şeylere alışıktır
Çatırdar karaları ve sürüklenir.
5 şubat 1963

Sylvia'nın bu son şiirine her baktığımda tanıdık yabancı bir yüzün kendini satır aralarında silikleştirdiğini duyumsar gibi olurum. Her şeyin duyulması ve duyulmaması gerekir, herkesin görmesi ve yalnızca susmaması gerekir.. Sylvia için ne denilebilir? Karanlık ve okuru ilkin iten fakat duvarı aşıp farklı bir evrene girdikten sonra bir yere kıpırdatamayan dizeleri mi, manik-depresif ruhu mu yahut başka bir yaşamdan çıkıp gelmiş olabilecek kadar rutine, olağanüstüne, sıradana olan, yabancı ve ayrıksı duruşu mu onu tanıtabilir bize? Bilemiyorum. Kitabı elime aldığım ilk gün kibir beni kıskançlığa sürüklemişti; "Nasıl olur da ondan yıllar sonra yaşama gelmiş bulunuyor ve onu tanıma imkanından yoksun bırakılmış oluyorum."
136 syf.
·12 günde·Puan vermedi
''On parmak gölgeler için bir kase şekillendirir.
Yamalarım kaşınır.Yapacak bir şey yok.
Yeni gibi olacağım.''

Her bir dize haykırıyor Plath'ın kaleminden çıktığını.Öylesine özgün, öylesine Plath'a özgü.Plath ve intihar meyli, depresif kişiliği, dizelerde öylesine başarılı işlenmiş ki.Her bir sayfada Plath'ın sırça fanusundan izler bulacaksınız.Öylesine dağınık, öylesine karanlık...
136 syf.
·7/10
Dibi bilirim, diyor. En büyük kökümden bilirim onu:
Seni korkutur.
Ben korkmam oradan: ben oraya gittim.

Deniz mi içimde işittiğin,
Onun doyumsuzlukları mı?
Yoksa hiçbir şeyin sesi mi, şu senin deliliğin hani.

Bir gölgedir aşk.
Nasıl da yalan söyler ağlarsın ardından,
Dinle: bu onun toynakları: alıp başını gitti, at gibi.

Yetişkin yaşamının büyük kısmını depresyon halinde geçiren Sylvia Plath 1963’te 32 yaşındayken kendi eliyle hayatına son verdiğinde arkasında özgün şiirlerini bırakmıştı. Depresif ruh hali hemen hemen bütün şiirlerine yansıyan Plath’ın ölümünden sonra 1965 yılında yayımlanan Ariel’deki şiirleri onun şair olarak ününü sağlayan çalışmaları oldu. Bu kitapta Ariel’le birlikte yine ölümünden sonra eşi şair Ted Hughes’un seçerek yayımladığı şiirler de yer almaktadır. Şairin ölümünden önce yazdığı son şiiri olan “Uç” da bu kitaptaki son şiirdir.
136 syf.
·9/10
Sylvia Plath ın hayatını okumanız bu şiir kitabını size almak için zorunlu bir hissiyatı da beraberinde uyandıracakdır.
" Saf ve temiz girerdi
Ve evren Yanıbaşımdan kayıverirdi "
136 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Canım Sylvia, her satırında okudukça boğulduğum derin anlamları nasıl anlatayım ki. Senin yerin çok ayrıyken bende bu kitap daha bir başka benim için.
Ölmek, her şey gibi, bir sanattır.
Bu konuda yoktur üstüme.
Öyle ustaca yaparım ki cehennem gibi gelir.
Öyle ustaca yaparım ki gerçekmiş gibi gelir.
Bir talebim olduğunu bile söyleyebilirsiniz.
Öyle kolay ki bir hücrede bile yapabilirsiniz.
Öyle kolay ki yaparsınız ve kımıldamazsınız.
Aç elini
Boş mu? Boş. Al sana boş elini
Dolduracak ve sana çay getirecek
Ve baş ağrılarını geçirecek
Ve ne istersen yapacak bir el
Evlenir misin onunla?
Gün gelince
Ama ya o gözler, o gözler, o gözler
Aynalar öldürebilir ve konuşabilir, izlemekten başka
Bir şey yapamadığımız işkencelerin olduğu korkunç odalardır onlar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ariel ve Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927968
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ariel Sylvia Plath - Poems Se/ected by Ted Hughes
Çeviri:
Yusuf Eradam
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Dibi bilirim, diyor. En büyük kökümden bilirim onu: Seni korkutur. Ben korkmam oradan: ben oraya gittim. Deniz mi içimde işittiğin, Onun doyumsuzlukları mı? Yoksa hiçbir şeyin sesi mi, şu senin deliliğin hani. Bir gölgedir aşk. Nasıl da yalan söyler ağlarsın ardından, Dinle: bu onun toynakları: alıp başını gitti, at gibi.

Yetişkin yaşamının büyük kısmını depresyon halinde geçiren Sylvia Plath 1963'te 32 yaşındayken kendi eliyle hayatına son verdiğinde arkasında özgün şiirlerini bırakmıştı. Depresif ruh hali hemen hemen bütün şiirlerine yansıyan Plath'ın ölümünden sonra 1965 yılında yayımlanan Ariel'deki şiirleri onun şair olarak ününü sağlayan çalışmaları oldu. Bu kitapta Ariel'le birlikte yine ölümünden sonra eşi şair Ted Hughes'un seçerek yayımladığı şiirler de yer almaktadır. Şairin ölümünden önce yazdığı son şiiri olan "Uç" da bu kitaptaki son şiirdir. 
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 160 okur

  • Gülten Şah
  • Müjgan
  • Gül
  • Berf
  • Tuğba Topal
  • AYŞE
  • Pınar
  • Sitav
  • alev
  • esma nur aydın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%2.1
18-24 Yaş
%36.2
25-34 Yaş
%40.4
35-44 Yaş
%10.6
45-54 Yaş
%2.1
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%6.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.4
Erkek
%32.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.7 (12)
9
%24.6 (15)
8
%24.6 (15)
7
%18 (11)
6
%9.8 (6)
5
%1.6 (1)
4
%1.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0