Ariflerin Aynası

7,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
16 gösterim
Fikirler vardır, toprağa kök salmış koca çınarlar gibi, içerisinde yaşadığı toplumun hayat damarlarının içerisindeki hücrelere kadar nüfuz ederek, çağlara hükmeden devletleri sessiz ve derinden kurarlar ve onları pâyidâr ederler... Altı asır boyunca üç kıtayı adalet ve hikmet ile yöneten Osmanlı Devletinin de geri planda beslendiği, hayat suyunu aldığı çok önemli ilim, tefekkür ve marifet menbaları elbette olmuştur. İşte bunlardan birisi de hiç şüphesiz, 673/1274 yılında Konyada vefat eden ünlü din âlimi, mütefekkir ve sûfî Sadreddîn-i Konevîdir. Aynı zamanda Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmînin çok yakın dostu olan Sadreddîn-i Konevî, bugünkü dil ile ifade edecek olursak Konyalı Sadreddîn-, geride pek çok eser ve bütün bir İslâmî tefekkürü, içerisinden çıktığı Türk-İslâm düşüncesini, Anadolu İslâm anlayışını, özellikle de Osmanlı toplumunun ilim ve kültür hayatını doğrudan ve derinden etkileyen fikirler bırakaran, Konyanın olduğu kadar Anadolu topraklarının da iftihar ettiği tarihî bir şahsiyettir.
O, düşüncesini ve ilmî enerjisini daha çok İslâmî tefekkürün ana unsurlarından olan varlığın hakîkati, başka bir deyişle mârifetullah üzerine yoğunlaştırmış ve bu alanda daha çok eser vermiştir.İşte elinizdeki kitap bu tür düşüncelerini ihtivâ eden, hacmi küçük ama derin bir eseridir.
Uzel 
 30 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yazarı tarafından Arapça kaleme alınmış bir kitabın Türkçesini okuyacağınız zaman, kitabın ilk bir kaç sayfasına bakın. "Çeviri/çevirmen" sözcükleri varsa korkmayın, ama "tercüme/tercüman/mütercim" gibi sözcükler görürseniz işiniz var demektir.

Evet, Konevi'nin bu boyutça küçük, anlamca büyük eserinin Türkçeye çevrilmesi kolay olmasa gerek. Zaten yazdıkları önsözde, tercüme edenler de tercümelerinde iddialı olmadıklarını, zaman zaman tekrar okuduklarında kendilerinin dahî bazı cümleleri anlamakta zorlandıklarını (!) tecrübe ettiklerini belirtmişler.

Bir de sanırım hem Arapça hem Türkçe bilenlerde şöyle bir durum oluyor: Arapçadan Türkçeye geçen sözcüklerin nerede başlayıp nerede bittiğini bilemiyorlar. Neyse, tercüme edenlerin emeğine sağlık diyor, yeni baskılar için Türkçeleştirme çalışmalarına daha özenle eğilmelerini diliyorum.

İçerik incelemesine geçersek; 86 sayfalık kitapta, eserin kendisi 16 sayfa tutuyor. 22 sayfalık bir açıklama var. Bunun dışında Konevi'nin hayatı ve eserlerine dair incelemeler bulunuyor.

Eserin kendisi, genel anlamda evrenin işleyişini konu alıyor. Daha doğrusu, evrenin oluşumundan öncesini, oluşumunu ve sonrasını. Tabi sembolik bir dille. Yani şifreleri çözebilmek için evrene dair bir fikriniz olmalı ki, okuduklarınıza yorum getirebilesiniz. Örneğin harflerden, kelimelerden ve surelerden söz edildiğinde, benim aklıma kuarklar, atomlar ve moleküller gelebiliyor. Böyle benzetimlerle, günümüz bilimine dair neler yakalayabildiğime bakmak hoşuma gidiyor. Konevi bu eseri, bir dostunun kendisinden "Fatiha suresinin Kuran'ın özeti olması" konusunda açıklama istemesi doğrultusunda yazmış. Konuyu hem yazı ile hem de çizdiği geometrik şekillerle açıklayan yazar, tüm evren (âlem) için kullandığı benzetimlerin hem Kuran'ın tamamı hem de Fatiha suresi için de geçerli olduğunu (fraktal bir yapı gibi) anlatıyor.

Açıklamalar (Ta'lîkât) bölümü M.H.Mâzenderânî tarafından kaleme alınmış. Oldukça yararlı ve ilgi çekici açıklamalar bunlar (ah bir de Türkçe olsalardı, diyeceğim yine!).
Bu bölümde de Arapça sözcüklerin yanlarına parantez içinde Türkçeleri yazıldığı olmuş, ancak kaynak dil hangisi, hedef dil hangisi? Amaç Türkçeye çevirmek olduğuna göre, elden geldiğince duru bir Türkçe ile yazılan cümlelerde, gerekli görülen yerde (parantez içinde veya dipnot olarak) Arapçası eklenebilirdi.