Adı:
Ariflerin Menkıbeleri
Baskı tarihi:
Kasım 2006
Sayfa sayısı:
816
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272173
Kitabın türü:
Çeviri:
Tahsin Yazıcı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınları
İslam ülkelerinin edebiyatlarında kahramanların, din büyüklerinin, tarikat kurucularının, ermişlerin olağanüstü yaşamlarının ve kerametlerini anlatan yapıtlar olan menakıpnâmeler, özellikle XIII. yüzyıldan sonra Anadolu’daki tasavvuf yaşamının etkisiyle yaygınlaşmış, Osmanlılar arasında sonraki yüzyıllarda büyük gelişme göstermiş ve tekkelerin kapatılmasına kadar varlığını canlı bir şekilde sürdürmüştür.

Zamanının çeşitli ilimlerini öğrenen, özellikle de felekiyat denilen yıldızlar ilminde büyük ün kazandığı için Eflâkî mahlasıyla tanınan Osmanlı mutasavvıfı Ahmed Eflâkî, Konya'ya gitmesinin ardından Mevlânâ'nın torunu Ulu Ârif Çelebi'nin sonra da onun oğlu Âbid Çelebi'nin hizmetine girdi. Astronomi ve attârlıkla da uğraşan Eflâkî'nin Konya'da bir rasathane kurduğu da bilinmektedir.

Şeyhi Ulu Ârif Çelebi'nin isteğiyle başladığı ünlü eseri Ariflerin Menkıbeleri’ni yaklaşık otuzbeş yılda bitirmiştir. Elinizde tuttuğunuz Farsça yazılmış bu eser XIII. ve XIV. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli yapıtlarından biridir. Mevlânâ'ya ilişkin çeşitli kaynaklardan yararlandığı yapıtında, yaşadığı dönemi anlatmış ve Mevlânâ’nın ölümünün ardından Mevleviliğin yapısına, yayılmasına, XIV. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’daki toplumsal, siyasal ve dini yaşama dair çok değerli bilgiler vermiştir. Daha çok bir halk romanı biçiminde yazılan bu eserde Mevlânâ'nın coşkusu, düşünceleri, davranışları ve halkla olan ilişkileri çok açık ve içten bir dille anlatılmış; bu ilişkiler sayesinde o dönemdeki anadolu halkı devlet adamları ve bölgenin genel durumu hakkında oldukça açık bilgiler sunulmuştur.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
“Benim yüreğim ve canım Tanrı’yi görmek uğruna ipliğe döndü. Bundan sonra bana bir ip ucu göründü” Güç yolları aştık, sonuna ulaştık. Kendi halkımıza da yolları kolaylaştırdık (Mesnevi, c. III, s. 167/2947)
“Senin dışında, dünyada her ne varsa yoktur. Her aradığını kendinde ara. Çünkü her aradığın sendedir.”
Kendisini bu makama ulaştıran bu ulu kişinin sohbeti ile daha iyi, yüce olmak, en olgunluk derecelerine ulaşmak ve ilerlemek istiyordu. Bu arzu ile senelerce takatini tüketircesine dünyayı dönüp dolaştı, seyahatler etti. Nihayet bundan dolayı kendisine “Şems-i Perende Uçan Şems” adını verdiler.
“O, bu dünyada zamanın piri değil, doğru yolun piridir. Tanrı doğruyu daha iyi bilir. “(Mesnevî, C. VI, s. 510/4124, 4121)
Şems’in bir gece kararı elden gitti, heyecen içinde idi. Tanrının tecellilerine gömülüp mest olmuş bir halde münacatında: “Ey Tanrı! Kendi örtülü olan sevgililerinden birini bana göstermeni istiyorum” diye dua etti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ariflerin Menkıbeleri
Baskı tarihi:
Kasım 2006
Sayfa sayısı:
816
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272173
Kitabın türü:
Çeviri:
Tahsin Yazıcı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınları
İslam ülkelerinin edebiyatlarında kahramanların, din büyüklerinin, tarikat kurucularının, ermişlerin olağanüstü yaşamlarının ve kerametlerini anlatan yapıtlar olan menakıpnâmeler, özellikle XIII. yüzyıldan sonra Anadolu’daki tasavvuf yaşamının etkisiyle yaygınlaşmış, Osmanlılar arasında sonraki yüzyıllarda büyük gelişme göstermiş ve tekkelerin kapatılmasına kadar varlığını canlı bir şekilde sürdürmüştür.

Zamanının çeşitli ilimlerini öğrenen, özellikle de felekiyat denilen yıldızlar ilminde büyük ün kazandığı için Eflâkî mahlasıyla tanınan Osmanlı mutasavvıfı Ahmed Eflâkî, Konya'ya gitmesinin ardından Mevlânâ'nın torunu Ulu Ârif Çelebi'nin sonra da onun oğlu Âbid Çelebi'nin hizmetine girdi. Astronomi ve attârlıkla da uğraşan Eflâkî'nin Konya'da bir rasathane kurduğu da bilinmektedir.

Şeyhi Ulu Ârif Çelebi'nin isteğiyle başladığı ünlü eseri Ariflerin Menkıbeleri’ni yaklaşık otuzbeş yılda bitirmiştir. Elinizde tuttuğunuz Farsça yazılmış bu eser XIII. ve XIV. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli yapıtlarından biridir. Mevlânâ'ya ilişkin çeşitli kaynaklardan yararlandığı yapıtında, yaşadığı dönemi anlatmış ve Mevlânâ’nın ölümünün ardından Mevleviliğin yapısına, yayılmasına, XIV. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’daki toplumsal, siyasal ve dini yaşama dair çok değerli bilgiler vermiştir. Daha çok bir halk romanı biçiminde yazılan bu eserde Mevlânâ'nın coşkusu, düşünceleri, davranışları ve halkla olan ilişkileri çok açık ve içten bir dille anlatılmış; bu ilişkiler sayesinde o dönemdeki anadolu halkı devlet adamları ve bölgenin genel durumu hakkında oldukça açık bilgiler sunulmuştur.

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Şamil Derda
  • Mehmet
  • Ebru
  • Erdi Öztürk
  • &"BEŞİKTAŞ KIZI DERYA"&
  • Tuğba AYDOĞAN
  • Abdurrahman Tayhan
  • aysun dinç
  • Hacer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%50 (2)
8
%25 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0