Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 1

·
Okunma
·
Beğeni
·
79
Gösterim
Adı:
Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 1
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
428
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059317429
Kitabın türü:
Çeviri:
Göksu Birol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yason Yayıncılık
Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman bir filozof, yazar ve eğitmendir. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche´nin ilk akıl hocasıdır.
Schopenhauer, Platon´un ve Immanuel Kant´ın etkisinde idealizmin teorisini kendince anladığı boyutunda temsil ederken, bu genel bakışı subjektif idealizmin sınırlarından taşıramamış ve Hegel´in felsefesini de reddetmiştir. Hegel, Schelling ve Fichte´ye ve sonradan kendisini fikirlerinden dolayı onore eden Schleiermacher´e karşı etkileyici polemikler yazmaktan çekinmemiştir.

Felsefesinin ilkesel bir kavramı irade kavramıdır. Dünyanın özü ve gerçekliği irade iken, fenomenlerden oluşan dünya, tasarımdan başka bir şey değildir. İrade, Schopenhauer felsefesinde kendini bir zorunluluk olarak gösterir, ki onun düşüncesindeki kötümserliğin ve karamsarlığın kaynağı da esas olarak budur. İnsan, tamamen kurtulamayacak olsa da istencin emrine boyun eğerek acı ve kederden kısmen kurtulabilir. Bu noktada Schopenhauer´ın düşüncelerinin belirli ölçüde, kaderciliğin ağır bastığı doğu felsefelerine yakınlaştığı söylenebilir.

Schopenhauer´a göre; birbirlerini en çok büyüleyenler, birbirlerini en çok tamamlayanlardır.
Schopenhauer, potansiyel olarak aktif anlamlar taşıyan iki entelektüel beceriyi yani aklı ve anlayışı birbirinden ayırmıştır. Anlayış, bakmayı kavramsal ve terimsel olarak düşünebilme sonrasında içinde barındırdığını temsil etme yetisidir. Bu zihindeki soyut bir konsepttir. Akıl ise buna karşılık, baktığıyla kendini doğrudan doğruya belirsiz; bir insanın ne kadar hızlı veya güçlü olabileceğini bilebilmek, bir gürültünün nedeninin ne olabileceğini veya bir mızrağın hedefine varması için hangi açıyla ya da hangi güçle fırlatılması gerektiğini tahmin ve hesap etmek şeklinde muhakemelerin içinde bulur.
(Tanıtım Bülteninden)
Okumayı düşünenler için şunu söyleyebilirim: kafan karışıksa, görüş zorluğu çekiyorsan, zihninde neyi nereye koyacağını bilmiyorsan hemen kulak ver. Bu görüşleri beğenmediğin takdirde karşıtlarında kendini bulursun ve yararını görürsün. :) Toplu eserlerin başlıkları belli olduğu için toplu eserler bir ve iki arasında seçim yapıp başlayabilirsiniz. Genel olarak kitabın tek zorlayıcı tarafı okurken kendinizi ciddi anlamda vermeniz gerektiğidir.
''Onu seviyor ve ondan nefret ediyorum.''
Shakespeare
Sevilen kimseye duyulan nefret, zaman zaman o kadar ileri bir noktaya varabilir ki aşık önce sevdiğini öldürür, ardından da kendi canına kıyar. Bu türden örnekler gazetelerde her yıl gözümüze çarpmaktadır. Bundan dolayı Goethe haklı olarak der ki:
''Değersiz görülmüş bütün aşklara, o cehennemi şeye!
Bilsem ki daha kötüsü var, yemin ederdim ona!''
Artık var olmayacağımız zaman için kederlenmek henüz var olmadığımız zaman için kederlenmek kadar saçmadır.
...nasıl insanların çoğu, fazlasına değil ancak ihtiyaçlarını karşılayacak kadar paraya sahipse akıl için de aynı şey söz konusudur; insanların çoğu iradenin hizmetini karşılayacak kadar, yani hangi işle uğraşıyorlarsa onun icaplarını yerine getirecek kadar akla sahiptirler. İşin gerekleri yerine getirilip ağızlarını açıp esnemeye başlarlar ya da kendilerini maddi-bedeni zevklerin kucağına, olmadı kağıt veya zar oyunları gibi çocukça eğlencelerin avuntusuna bırakıverirler yahut incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler üzerine çene çalmaya veya giyinip kuşanıp birbirlerine durduk yere saygı göstermeye ve iltifatlarda bulunmaya can atacaklardır.
Deha kendi kendisinin ödülüdür; çünkü bir kimse için mümkün olan en iyi kaçınılmaz olarak kişinin kendisi için olacaktır. ''Her kim bir yetenekle, bir yetenek için doğmuşsa en iyi hayatı onun içinde bulur'' der Goethe.
Eğer mezarların kapısı çalınsa ve ölülere tekrar dirilmek isteyip istemedikleri sorulsa başlarını sallayacaklardır. Platon'un Apologia'sında Sokrates'in görüşü budur ve hatta neşeli ve sevimli Voltaire söylemekten kendini alamaz: ''Hayatı seviyoruz, fakat hiçliğin de iyi tarafları var...'' ve yine: ''Ebedi hayatın ne olduğunu bilmiyorum fakat bu şimdiki hayat berbat bir şaka.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 1
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
428
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059317429
Kitabın türü:
Çeviri:
Göksu Birol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yason Yayıncılık
Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman bir filozof, yazar ve eğitmendir. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche´nin ilk akıl hocasıdır.
Schopenhauer, Platon´un ve Immanuel Kant´ın etkisinde idealizmin teorisini kendince anladığı boyutunda temsil ederken, bu genel bakışı subjektif idealizmin sınırlarından taşıramamış ve Hegel´in felsefesini de reddetmiştir. Hegel, Schelling ve Fichte´ye ve sonradan kendisini fikirlerinden dolayı onore eden Schleiermacher´e karşı etkileyici polemikler yazmaktan çekinmemiştir.

Felsefesinin ilkesel bir kavramı irade kavramıdır. Dünyanın özü ve gerçekliği irade iken, fenomenlerden oluşan dünya, tasarımdan başka bir şey değildir. İrade, Schopenhauer felsefesinde kendini bir zorunluluk olarak gösterir, ki onun düşüncesindeki kötümserliğin ve karamsarlığın kaynağı da esas olarak budur. İnsan, tamamen kurtulamayacak olsa da istencin emrine boyun eğerek acı ve kederden kısmen kurtulabilir. Bu noktada Schopenhauer´ın düşüncelerinin belirli ölçüde, kaderciliğin ağır bastığı doğu felsefelerine yakınlaştığı söylenebilir.

Schopenhauer´a göre; birbirlerini en çok büyüleyenler, birbirlerini en çok tamamlayanlardır.
Schopenhauer, potansiyel olarak aktif anlamlar taşıyan iki entelektüel beceriyi yani aklı ve anlayışı birbirinden ayırmıştır. Anlayış, bakmayı kavramsal ve terimsel olarak düşünebilme sonrasında içinde barındırdığını temsil etme yetisidir. Bu zihindeki soyut bir konsepttir. Akıl ise buna karşılık, baktığıyla kendini doğrudan doğruya belirsiz; bir insanın ne kadar hızlı veya güçlü olabileceğini bilebilmek, bir gürültünün nedeninin ne olabileceğini veya bir mızrağın hedefine varması için hangi açıyla ya da hangi güçle fırlatılması gerektiğini tahmin ve hesap etmek şeklinde muhakemelerin içinde bulur.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Yağmur Caner
  • Mehmet ÇAKIR
  • Tolga
  • Zahid Çetinkaya
  • Deep Down
  • Emine Ozdemir
  • Oğuzhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0