Adı:
Ashab-ı Kehf Hikayesi
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059268097
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyüyenay Yayınevi
Medeniyet dünyamızda hakkında en fazla eser kaleme alınan hikâyelerden bir olan Ashab-ı Kehf Hikâyesi Kehf Sûresinin 9. ile 26. âyetleri arasında yer almaktadır. Bu eser ise müellifi belli olmayan Ashab-ı Kehf'lerden biridir. Hikâye çok katmanlı bir okumaya muhatap olarak adeta karşıtlıklar içinde açılımlar kazanan derinlikler sunmakta.

Çünkü, bir yanda maddi güç ve iktidara sahip, Doğu'nun ve Batı'nın hükümranlığı elinde olan, dolayısıyla dünyayı ele geçirmiş ve dünya tarafından ele geçirilmiş fakat dünyaya sığmayan, küfür ve delalet içinde bulunan ve şeytanın ayartmalarını hakikat zanneden bir kral diğer yanda iman ve hidayet sahibi, Hakk'a gönül bağlamış, hakikatten ve ona sadakatten başka hiçbir varlıkları olmayan, derin bir duyuş ve kavrayışla inanan yedi genç. Hikâye insanın dünyaya, gelip geçici olana, maddeye yönelmedikçe, şeytan tarafından alt edilemeyeceğini, ibadet ederek kibir duvarı ören kişinin ibadet etse bile ibadetinden gafil olacağını, kötülüğe devam edenin ibadet etse bile ibadetlerinin kendisine bir fayda vermeyeceğini, bilakis ibadetlerinin gafletine sebep olacağını göstermektedir. Gizli kibrin ve şeytanın iğvalarıyla ete kemiğe büründüğü, tanrılığını ilan etmiş krala karşı onun tanrılığını reddeden ve zulmünden kaçarak dağa sığınan Ashab-ı Kehf bütün hal ve davranışlarıyla bize bir örnek sunmaktadır: Kesin bir şekilde küfrün reddedilmesinin; yalanın, gelip geçici olandan kopuşun ve Hakk'a şeksiz şüphesiz teslim oluşun örneğini. Allah, Ashâb-ı Kehf'i büyük bir mucizeye mazhar kılar. Onları 309 yıl uyuttuktan sonra uyandırır. Bu mucize, imanın temel esaslarından olan 'ölümden sonra diriliş'in bir temsilidir.

Ashab-ı Kehf yedi gençten meydana gelmesine rağmen onlar temsil ettikleri özellikler bakımından tek bir kişi gibi davranmaktadırlar. Ve bir ideale sahip insanların tek vücut, bir ve beraber olmalarının en ideal örnekleri olarak her zaman anılacaklardır. Ashab-ı Kehf Hikâyesi'nin metnini ve sadeleştirmesini kültür dünyamıza kazandıran Songül Aydın Yağcıoğlu metnin anlam evrenine nüfuz eden incelemesiyle de okurlarımıza bir armağan sunmakta.
224 syf.
·Puan vermedi
Dostlar, kadim bir kahramanlık hikayesi olan 7 inançlı insanın hikayesini anlatan Songül Hocamızın hazırladığı kitabı derlemeye çalıştık. Faydalı olsun niyetiyle hazırladığım bu yazı ya da başka bir konuda fikriniz olursa benimle paylaşırsanız, memnuniyet duyarım.

Hikâye, çok ötelerden mit ve destanlardaki kahramanlıkları anlatarak başlar. Türk hikâyesinde, İslam’ın doğuşuyla gelen esinti Arap ve Fars hikâyesinin özellikleri etkili olmuş, zenginleşmiş, farklı bir boyut kazanmıştır. Öyle ki ‘Kahramanlık’ konusunu anlatan hikâyelerdeki Alp tipi İslami bir mahiyet ile Alperen tipine dönüşmüştür.
Bununla beraber hikâye konuları Kur’an kaynağından besleyip; Yusuf Kıssası, Hz. Peygamberin(sav) gazaları ve mucizeleri olmuştur. İlk mensur hikâye olan Danişmend-name, Battal-name, Hamza-name ve Ebü Müslim’in on üçüncü yüzyılından itibaren halk arasında çok okunan, bilinen hikâyelerdir.

En çok bilinen Yusuf u Züleyha hikâyesinden sonra, hakkında müstakil eser yazılan kıssalardan biride, Kur’an-ı Kerimde on sekizinci surede anlatılan ve bu sürenin adını taşıyan “Ashab-ı Kehf” kısasıdır. Bu kıssa, Kehf Suresi’nin dokuz ile yirmi altıncı ayetleri arasında yer alır.

Ashabı-ı Kehf Hikâyesi’nin Muhtevası

Tarihîn bir yerinde, bir vaktinde, dindar ve takva sahibi bir çoban varmış; adı Dakyanus’tur. Fars diyarında, İsrailoğulları kavmine mensup imiş. Kitaptaki olay Dakyanus adlı çobanın bir gün gizemli, okunması zor bir levhayı bulup ve bu levhayı Kayseriyye şehrinde bir Pire okutmasıyla başlar. Pir: Dakyanus’un dünyadan ahirete küfür ve delalet üzerinde gideceğini söyler. Bunun yanında levhanın yanında sayısız bir hazine olduğunu hepsinin onun olduğunu söyler. Pir’in yardımıyla hazineyi çıkartıp Fars Padişahı ile dost olarak, Rum Padişahını yener. Rum ülkesinin tahtına oturarak, dost olduğu Fars Padişahını da öldürür. Hem Rum hem de Fars ülkesine hâkimiyet kurar.

Dakyanus, levhada yazılanların haber verdiği gibi kısa sürede büyük bir saltanata oturur. Ve en sonunda Tanrılığını ilan eder. Takva ve dindar olan eski Dakyanus, gaflet içinde küfür yolunda Tanrılık ilan eder olmuş. Bu manidar dönüşümün dünya hayatının saklı yüzünü ortaya çıkartıp hakikati ilan eder.

Dakyanus’un sayısız hizmet karı içinde altı has kulu vardır ki onların elinden yer içer ve onlara danışmadan hiçbir iş yapmazdı. Bir gün Dakyanus verdiği ziyafette bir sineğin ona musallat olması sebebiyle yemek yiyememiş, aciz kalmıştır. Altı has kulundan biri olan Yemliha, Dakyanus’un bu aciziyetini görüp tanrı olmadığına kanaat getirir ve Allah’a iman eder. Asıl olay bundan sonra başlar ki “Ashab-ı Kehf” ile inançla doğan iman ve teslimiyetin küfürle savaşı başlar.

Yemliha’nın tek Tanrıya olan inancı kesinleşir. Bu hususta beş arkadaşıyla konuşur. Beşi de tek Tanrıya olan inancı öğrenir. Beraber gizlice ibadet ederler. Keza bu hal uzun sürmez, gizlilik açığa çıkar. Altı genç, Dakyanus’un şerrinden kurtulmak için kaçıp bir dağa çıkarlar. Dağda bir çoban ve onun köpeğine rast gelirler. Çoban da Dakyanus’un tanrı olmadığı konusunda onlarla hemfikirdir. Köpek dâhil hepsi bir olup bir mağaraya sığınırlar ve orada üç yüz dokuz yıl uykuya dalarlar. Sırlarla dolu bu uzun uykunun ardında uyandıklarında ne kadar uyuduklarını, bir gün mü, bir saat mi uyuduklarını kestiremezler. Ne kadar uyuduklarının farkında olmamakla beraber, vücut yapılarında hiçbir yıpranma, bozulma olmaması Yaratıcı(c.c.)’nın kudretinin bir tecellisi mahiyetindedir.

Yemliha, yiyecek almak için şehre gider. Saklı hakikat burada iyiden iyiye ortaya çıkar, lakin Yemliha her şeyin değiştiğini görür. Devran dönmüş Hz. İsa’nın peygamber olduğu din gelmiştir. Bu durumun gizliliği uzun sürmez, padişah ve bütün halk bu yedi kutlu genç ve köpekten haberdar olurlar. Halk Yemliha ‘yla birlikte mağaraya arkadaşlarını ziyaret etmeye giderler ve isterlerse şehre getirmeyi teklif ederler. Yemliha, başından gecen her şeyi tane tane arkadaşlarına anlatır. Fakat arkadaşları dışarıya çıkmak istemezler ve o an orada canlarını Allaha teslim etmek için dua ederler. Çok uzun sürmez duaları kabul olur ve mübarek ruhları orada kabz olur. Mağaranın kapısı büyük bir gürültü ile yıkılarak kapanır. Padişah oraya üzerinde olayın ve tarihin kazıtıldığı taştan bir nişan yaptırır. O yer, civardaki bütün halk tarafından bilinen ziyaret edilen bir yer haline gelir.

Ashabı-ı Kehf’in, Dakyanus’un tanrılığını reddetmeleri ve dağa sığınmaları; küfrün reddedilmesi ve dünyadan yüz çevrilmesi ve Allah’a yönelmek anlamına gelir. Ashabı-ı Kehf, Dakyanus’un temsil ettiği her şeyin zıddını temsil etmektedir. Şeytan onlara yaklaşmaz, sadece düşmanlık eder. Dakyanus’un yardımcısı İblis’tir, Ashabı-ı Kehf’in yardımcısı ise Allah’tır.

Ashabı-ı Kehf, hikâye edilen olayın mahiyeti ve kahramanların özellikleri dolaysıyla, şark hikâyesinin başka örnekleri gibi okuyucuya idrak etmesi gereken bir ders, bir hikmet sunar.

Yunus Özdemir.

Ashabı-ı Kehf Hikâyesi
Hazırlayan: Songül Aydın Yağcıoğlu
Büyüyen Ay Yayınları
İstanbul Aralık 2015
Sayfa:111+112 (Tıpkıbasım) =223

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ashab-ı Kehf Hikayesi
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059268097
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyüyenay Yayınevi
Medeniyet dünyamızda hakkında en fazla eser kaleme alınan hikâyelerden bir olan Ashab-ı Kehf Hikâyesi Kehf Sûresinin 9. ile 26. âyetleri arasında yer almaktadır. Bu eser ise müellifi belli olmayan Ashab-ı Kehf'lerden biridir. Hikâye çok katmanlı bir okumaya muhatap olarak adeta karşıtlıklar içinde açılımlar kazanan derinlikler sunmakta.

Çünkü, bir yanda maddi güç ve iktidara sahip, Doğu'nun ve Batı'nın hükümranlığı elinde olan, dolayısıyla dünyayı ele geçirmiş ve dünya tarafından ele geçirilmiş fakat dünyaya sığmayan, küfür ve delalet içinde bulunan ve şeytanın ayartmalarını hakikat zanneden bir kral diğer yanda iman ve hidayet sahibi, Hakk'a gönül bağlamış, hakikatten ve ona sadakatten başka hiçbir varlıkları olmayan, derin bir duyuş ve kavrayışla inanan yedi genç. Hikâye insanın dünyaya, gelip geçici olana, maddeye yönelmedikçe, şeytan tarafından alt edilemeyeceğini, ibadet ederek kibir duvarı ören kişinin ibadet etse bile ibadetinden gafil olacağını, kötülüğe devam edenin ibadet etse bile ibadetlerinin kendisine bir fayda vermeyeceğini, bilakis ibadetlerinin gafletine sebep olacağını göstermektedir. Gizli kibrin ve şeytanın iğvalarıyla ete kemiğe büründüğü, tanrılığını ilan etmiş krala karşı onun tanrılığını reddeden ve zulmünden kaçarak dağa sığınan Ashab-ı Kehf bütün hal ve davranışlarıyla bize bir örnek sunmaktadır: Kesin bir şekilde küfrün reddedilmesinin; yalanın, gelip geçici olandan kopuşun ve Hakk'a şeksiz şüphesiz teslim oluşun örneğini. Allah, Ashâb-ı Kehf'i büyük bir mucizeye mazhar kılar. Onları 309 yıl uyuttuktan sonra uyandırır. Bu mucize, imanın temel esaslarından olan 'ölümden sonra diriliş'in bir temsilidir.

Ashab-ı Kehf yedi gençten meydana gelmesine rağmen onlar temsil ettikleri özellikler bakımından tek bir kişi gibi davranmaktadırlar. Ve bir ideale sahip insanların tek vücut, bir ve beraber olmalarının en ideal örnekleri olarak her zaman anılacaklardır. Ashab-ı Kehf Hikâyesi'nin metnini ve sadeleştirmesini kültür dünyamıza kazandıran Songül Aydın Yağcıoğlu metnin anlam evrenine nüfuz eden incelemesiyle de okurlarımıza bir armağan sunmakta.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • RAŞİT ÇAYIRLI
  • Zülfikar Görür
  • Avaresh
  • Şenay Suluk
  • Aslı
  • Yunus Özdemir.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0