Aşık Paşazade Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
90
Gösterim
Adı:
Aşık Paşazade Tarihi
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
383
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051010182
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mostar Yayınları
Aşık paşazade tarihi, Osmanlı tarihinin ilk ve en önemli kaynaklardından birisidir. Bir beylikten büyük bir imparatorluğa dönüşümün tarihini yazan Aşık paşazade, kuruluş yıllarından başlayarak II. Beyazıt zamanına kadarki dönemi anlatmaktadır. Dilinin akıcılığı, olayları aktarmaktaki mahareti ile üslup bakımından da önemli ve etkileyici bir eserdir. Aşık paşazade, teferruatlı bilgi vermekten kaçınmış, olayların özünü okura sunmuştur. Tarih alanının klasiklerinden olan bu eser yeni bir sadeleştirme ve hazırlıkla sizlere sunuluyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
“ Ümidim duadır ehli duadan
Duadır bize emr olan Hûdâ’dan “

Orhan Gazi ve Geyikli Baba Menkıbesi

Orhan Gazi Bursa'ya geldikten sonra evvela bir imaret yaptırdı ve vilaye­tin dervişlerini araştırmaya başladı. İnegöl yöresindeki Keşişdağı'nın arasına birçok derviş gelip oraları mekan edinmişti. Bu dervişlerden biri ötekilerden ayrılır, varır dağda geyiklerle yürürdü.Turgut Alp (Turgut Ali) bu dervişi severdi. Derviş de ara sıra yanına gelip, onunla sohbet eder­di. O zamanlar Turgut Alp ihtiyarlamıştı. (Orhan Gazi'nin dervişleri araştırdığını duyunca) haber gönderip, "Benim köyümün yanına bir derviş gelip, yerleşti. Çok mübarek bir kişidir" dedi. Orhan Gazi, "Acaba kimin mürididir?" diye sordu.
Turgut Alp, "Kendine sorun, söyler" dedi. Geldiler, sordular. "Seyyid Ebu'l-Vefâ tarikatından Baba İlyas'ın müridiyim'' dedi.
Orhan Gazi'ye bildirdiler. "Gidip, getirin"diye emretti. Geldiler, davet ettiler. Derviş gelmedi. "Sakın kendi gelmesin" diye de haber gönderdi.
Orhan Gazi'ye söylediler. Orhan Gazi yine haber gönderip, "Niçin kendi gelmez veya benim gelmeme niçin izin vermez" dedi. Derviş, "Dervişler göz ehli olur, gözetirler. Vakti gelince varırlar ki, duaları makbul olsun" diye, cevap verdi.
Bu derviş bir gün bir kavak ağacını omzuna koyup doğru Bursa'nın hisarına geldi. Padişahın sarayına girdi. Gördüler, Han'a haber verdiler:
"O derviş geldi bir ağaç getirdi kapıda dikiyor" de­diler. Orhan Gazi çıktı, gördü ki ağaç dikilmiş. Orhan Gazi henüz bir şey sormadan derviş, "Teberrükümüz oldukça dervişlerin duası (sana ve nesline) makbuldür:' dedi. Orada hemencecik dua etti, bek­lemeden gerisin geri mekanına döndü.
O kavak ağacı bugün hala ayaktadır. Saray kapısının iç kısmında­ dır. Kuruyan kısımlarını keserler.
Daha sonra Orhan Gazi, dervişin kaldığı yere geldi: "Derviş, bu İnegöl çevresi senin olsun'' dedi. Derviş, "Mal ve mülk Hakk'ındır, ehline verir. Biz onun ehli değiliz" dedi. "Ehli kimlerdir" diye sorun­ ca; "Hak Teala dünya mülkünü sizin gibi hanlara ısmarladı. (Malı da) kulları birbiriyle yardımlaşıp işlerini görsün diye (ticaret sa­ hiplerine bıraktı. Bizlere de her yeni günde yeni rızık nasip etti ) ”dedi. Orhan Gazi, "Derviş, benim bu teklifimi kabul etsen ne olur" dedi. Derviş, "Öyleyse şu karşıki tepecikten berisi dervişlerin avlusu olsun:' dedi. Orhan Gazi de (kabul etti.) Dervişten dua aldı. Yine mekanına döndü.

Nazm

Ümidim duadır ehli duadan
Duadır bize emr olan Hudadan

Müessirdir nice nefes cihandan
Duadır enbiyadan evliyadan

Dilen der Hak dilen makbul edeyin
Bu kavl imdi canım ol nidadan

Orhan Gazi o dervişin üzerine (kubbe yaptırdı.) Yanına da bir tekke ve bir mescid yaptı.
Şimdiki zamanda burada padişahların ruhlarının huzur bulması için dua edilir.
Bu zaviyeye Geyikli Baba Tekkesi denilir.
Hünkar "Hey Lala! Bahar olsun görelim, Allah ne buyurduysa onu yaparız" dedi. Aslında hisarın fethine çoktan beri hazırlanmaktaydılar. Sultan "Bu yıl yazı İstanbul'da geçireceğim" dedi.
Geldiler, İstanbul hisarının üzerine kondular. Karadan ve denizden de Hisarı kuşattılar. Dört yüz parça gemi denizden geldi. Yetmiş parça gemi de Galatanın üst yanından karadan yelkenlerini açtılar...
Osman Gazi'nin gördüğü düş ve Şeyh Edebâli nin tabiri :

Osman Gazi dua etti ve bir müddet ağladı. Uykusu gelince yatıp, uyudu. Kendi aralarında kerameti açıkça görülen değerli bir şeyh var­dı. Tüm halkın güvendiği bir kimseydi. Ancak dervişliği gönlündey­di. Dünyalığı, nimeti, davarı çoktu. İlim sahibi ve aydınlık saçan bir kimseydi. Misafirhanesi hiç boş kalmazdı. Osman Gazi'de bu dervişe zaman zaman konuk olurdu. Osman Gazi rüyasında, bu azizin kuşa­ğından bir ayın doğduğunu gelip kendi koynuna girdiğini gördü. Ay koynuna girince göbeğinden bir ağaç bitti, ağacın gölgesi tüm dünyayı kapladı, gölgesinin altında dağlar oluştu, bu dağların dibinden sular çıktı. Bu sulardan kimi içti, kimi bahçeler suladı, kimi çeşmeler akıt­tı.Osman Gazi uykudan uyanınca gelip, rüyasını şeyhe anlattı. Şeyh, "Oğul Osman, padişahlık sana ve senin nesline mübarek olsun. Kızım Malhûn Hatun senin helalin olsun" deyip hemen nikah kıyıverdi.

Nazım

Der oğlum fursat u nusret senindir.
Hidayet menzili nimet senindir

Sana verildi taht düşmesin baht
Ezeli tâ ebed devlet senindir

Yana çerâğların âlem içre
Döşene sofran davet senindir

İki cihanda hayırla anılmak
Neseb ü neslin burhân senindir

Çocuktan erdi sana baht-ı devlet
Cihan içre olan devrân senindir

Süleyman zamanın menbaısın
Ki ins ü cinne hem fermân senindir
Aile Silsilesi

"Ben ki fakir derviş Ahmet Aşıki'yim.
Şeyh Süleyman'nın oğlu olan Şeyh Yahya'nın oğluyum. Şeyh Süleyman da hali yüce sultan Aşık Paşanın oğludur. O da ufukların irşad edicisi Muhlis Paşa'nın oğludur. Muhlis Paşa ise, ariflerin tacı Seyyid Ebu'l-Vefa'nın halifesi olan, zamanın kutbu Baba İlyas'ın oğludur.

Soy silsilesinden de anlaşıldığı gibi Derviş Ahmed Aşıki'nin nesebi Vefaiyye tarikatının önde gelen simalarına dayan­maktadır.
Sadreddin Konyevi zaviyesinde bulunduğu sıralarda (H.851) zaviye şeyhi Abdullatif Kudsi'nin, Erdebil sûfileri büyüklerinden Şeyh Cüneyd'le aralarında geçen bir tartışmadan bahseder ;

"Şeyh Cüneyd Osmanlı ülkesinden gitti. Konya Karamana ge­lip Şeyh Sadreddin Konyevi zaviyesine kondu. O zamanlar Şeyh Abdullatif oranın şeyhi idi. ( . . . )

...
Otuz gün sonra parçaları bir araya toplayıp mihrap önün­ de tekrar buluştular. Şeyh Cüneyd, Şeyh Abdullatif'e "Ataya ashab mı evladır, yoksa evlat mı?" diye sordu. Şeyh Abdullatif, "Sorduğun makamda ashab evladır.

Kuran ayetlerine ve mezheplere atıf yapılarak süregiden tartışmada gene Aşıkpaşazadeden nakille ;

Şeyh Cüneyd, Şeyh Abdullatif'e "Ashap hakkında bu ayetler indiğinde sen orda mıydın?" dedi. Şeyh Abdullatif, "Sen bu inançla kafir oldun, bu inanç da sana uyanlar da kafir olur" der

Sonrasında Karamanoğlu Beyinine şikayet eder.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşık Paşazade Tarihi
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
383
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051010182
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mostar Yayınları
Aşık paşazade tarihi, Osmanlı tarihinin ilk ve en önemli kaynaklardından birisidir. Bir beylikten büyük bir imparatorluğa dönüşümün tarihini yazan Aşık paşazade, kuruluş yıllarından başlayarak II. Beyazıt zamanına kadarki dönemi anlatmaktadır. Dilinin akıcılığı, olayları aktarmaktaki mahareti ile üslup bakımından da önemli ve etkileyici bir eserdir. Aşık paşazade, teferruatlı bilgi vermekten kaçınmış, olayların özünü okura sunmuştur. Tarih alanının klasiklerinden olan bu eser yeni bir sadeleştirme ve hazırlıkla sizlere sunuluyor.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Ozan Ramazan ocak
  • M Gökhan Beyhan
  • ERCAN AKKUŞ
  • Emrah Diler
  • Mustafa Doğan
  • Cihan Ataç
  • Burak Akçora
  • M. YEŞİLMEN
  • Ali Kemal EMRE
  • Yusuf İslam

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0