Aşıklar Bayramı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.301
Gösterim
Adı:
Aşıklar Bayramı
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
227
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750525896
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
“Babam, tamı tamamına yirmi beş yıl sonra, bir elinde yıllanmış
üç telli bağlaması, diğer elinde ahşap bavulu, kapımın önünde diz
çökmüş, gece vakti aniden ortaya çıkmış mahcup bir konuk veya geçip
giden zamandan borcunu mahsup etmeye gelmiş eski bir alacaklı gibi
öylece beni bekliyordu.”
Evvela, baba-oğul hesaplaşmasına dair bir roman bu… Kırgınlığın,
kızgınlığın, suçluluk duygusuyla, hayatından çıkartma arzusunun
kopamamakla boğuştuğu bir hesaplaşma. Romanın kahramanı
avukatın “Her oğul gibi, ne kadar direnirsem direneyim daha en
başından babama karşı yeniktim” hissinin hep orada durduğu bir
hesaplaşma.
Bir yandan da kırık bir aşk hikâyesinin bulutu dolanıyor babasıyla
“meselesini” halletmeye çalışan adamın üzerinde… Yoksa, iki aşk
hikâyesinin mi?
Roman, aynı zamanda bir yol hikâyesi… Hem, düz anlamıyla bir
yol hikâyesi: Diyarbakır’dan Kars’a yolculuk ediyoruz. Uzun yolun
menzilleri, konaklama tesisleri, aramalar, kontroller, ıssız
taşra köşeleri… Memleket hastaneleri…
Ama bir yandan da hafıza içinde bir yolculuğun hikâyesini dinliyoruz.
Zihnin kuytularına, bilincin dehlizlerine de uzanan bir yolculuk. Her
konakta çırak ve hayranlarının adeta onu beklediği saz âşığı babanın
müphem ilişkilerinin ve evvel hayatındaki kadınların sırrına doğru
yolculuk… Asıl uzun yol, o işte…
Okurları, Kemal Varol’un önceki eserlerine de uğradığını sezecektir bu
yolculuğun.
Âşıklar Bayramı içli bir türkü…
227 syf.
Daha kitabın ilk sayfalarından itibaren çok uzun, hüzünlü ve bi o kadar da acı dolu bir yolculuğa çıkacağınızı hissediyorsunuz.

Sonra kitapta “Dünya, bir köşeye çekilip gözyaşları görülmesin diye gizlice ağlayan bir baba gibi ağırlaşmaya başlamıştı.” ve
“Baba dediğin tamamlanmamış bir kelimedir zaten.“ gibi cümlelerle karşılaşırsın o an boğazın düğüm düğüm olur, yutkunamaz olursun.

Kitap bittikten sonra yaptığım ilk şey gidip musluğu açıp soğuk suyla yüzümü yıkamam oldu, soğuk su biraz da olsa beni kendime getirtti.

Kemal Varol yaşadığımız coğrafyayı çok güzel bir şekilde yansıtmayı başarmış.
Ve Kürt bir yazarın ortaya çıkıp Türkçe’yi bu denli güzel ve özel bir şekilde kullanmasını da takdir ediyorum.
Kemal Varol, Türk Edebiyatında eksik kalan çoğu yeri doldurmuş bu kitapta...
Böyle değerlere sahip çıkmamız lazım.
Kemal Varol’u okuyalım, okutalım.
227 syf.
·Beğendi·10/10
Ağlatır. İçinizde bir ukte kalır. Son anları, söylenmesi gerekenleri, söylenemeyecekleri düşündürür.
Yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
227 syf.
·2 günde·7/10
Kitabın ilk sayfasından son sayfasını tahmin etmek zor olmadı bu okuyucunun heyecanını ve merakını düşürse de kitabi bir bütün olarak ele alirsak bir kitabin iyi ve ya kötü olmasıni belirleyen ana etmenler değil.Kıtabin konusu bize yabancı degil 25 yıl sonra ansizin kapida beliriven baba ogul hikayesi çogu yazar edebiyat dunyasinda babasiyla problem yaşamiştir Kafka,Dostoyevski, Hasan Ali Toptaş ve adıni sayamadigim nice yazar.Kemal Varol'un babasi sağken dile getiremediklerini kitapla haykirmak istediği izlenimi okurken hissediliyor zaten ithaf kısminda babama demesi de belirtileri lakin yazar bizi de çok hüzünlendiriyor lakin kitapta beğenmediğim gereksiz buldugum yerlerde olmadi degil velhasil sonuçta bu kitap oğulun babaya ağit yakmasi veya hesaplaşmasi her erkeğin babasıyla yaşadığı problemleri yazıya bürünmüş hali
227 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
"Babam ,tamı tamamına yirmi beş yıl sonra,bir elinde yıllanmış üç telli bağlaması, diğer elinde ahşap bavulu,kapımın önünde diz çökmüş, gece vakti aniden ortaya çıkmış mahçup bir konuk veya gecip giden zamandan borcunu mahsup etmeye gelmiş eski bir alacaklı gibi öylece beni bekliyordu"
yazarin Babasi " Aşık Heves Ali " ile
Diyarbakır'dan Kars'a dogru giden yol ve hayat hikayesi... Yıllar sonra bir gece yarisi dönen babasıyla olan hesaplasmasi cebinde bulduğu ileri derece kanser tahlil sonuçları ve sonrasında son arzusu Kars'a Aşıklar Bayramına gitmek istemesi ve yol boyunca yaşadıkları aralarinda gecen diyaloglar, Saz Aşığı babanin evvel hayatindaki kadinlarin sırrına dogru yolculuk...
Yazarin Her üç telli baglama, babamin kasketi ve kahverengi bavulu dedigi bölümlerde dönüp kapak fotoğrafına baktim kitabın , bu kadar iyi tasvir edilebilirdi hayalim deki baba figuru kapağa işlenmişti resmen...
Ve Yazarin boğazını düğümleyen yutkundugu konuşamadığı gözlerinin dolduğu babasiyla gecen yaşadığı bütün diyaloglarda aynı duygular zuhur etti ben de ...
Bu kadar duygulandigim bir kitap hic okumadim daha önce, her sayfasında bir gözyaşı bıraktım, belki kendimden bir seyler buldum ... Belki ona en cok ihtiyaciniz olduğu anda yitirdiginiz bir Baba, eksik yaninizi tamamladiginiza inandiginiz yillar sonra hayatiniza gelen bir adam ya da Kadin ve sonra
Bir anda giden yarim kalmış bir Aşk ....
Kitapligima iyi ki dahil etmisim , sanirim Kemal Varol'un okuduğum ilk ve son kitabı olmayacak...
227 syf.
·Beğendi·9/10
Baba-oğul ilişkisi -çok olmasa da- edebiyatımızda son zamanlarda kendine daha sık yer bulan temalardan. Son iki-üç yıldır bu konuda iki yetkin, güçlü kitap yazım dünyasına merhaba dedi. Bunlardan ilki Hasan Ali Toptaş’ın “Kuşlar Yasına Gider” kitabı bir diğeri de kısa süre önce piyasaya çıkan Kemal Varol’un “Âşıklar Bayramı” kitabıdır. Kitabın sayfalarında ilerledikçe Kemal Varol’un Hasan Ali Toptaş’ın kitabına selam yolladığını da görüyoruz. Kitabı elime alınca aklıma Hasan Ali Toptaş’ın şu cümlesi düştü: “Babalar alnımıza yazılan yalnızlıklardır.” Zira kitap, baba-oğul ilişkisinin işlendiği bir kitap okuyacağımızı bize söylüyordu.

Kemal Varol’a en uygun sıfat nedir diye düşündüm bir hayli. Daha önceki kitaplarını okumamı da göz önünde bulundurarak ona; “Anadolu Anlatıcısı” dedim kendi kendime. Her kitabında Anadolu insanı kokar; Anadolu’nun taşı, toprağı, sokakları, dağları, âşıkları, kızları, oğlanları, nehirleri, hayvanları, meseleleri onun kitaplarında can bulur, tekrar tekrar. Nerede unutulmuş, unutulmaya meyilli bir konu, bir insan, bir değer varsa Kemal Varol hemen el atar: “Ey Anadolu! Sen aslında busun, sen aslından buydun, sen aslında bu olmalısın; senin bu acın, bu sevinci, bu toprağın bu gökyüzün var. Kendini unutma!” der adeta. Bunun yanında Kemal Varol’a  “Masal Anlatıcı” demek yerinde bir sıfat olmuş olur. Onun romanlarında hep masalsı bir hava hakimdir.

“Kime ne söylesem canım efendim!
Hasanım Ali, Hüseyin’im Ali, Hevesim Ali
Kendini unutan insan, neyi Unutmaz ki!”

Bu dizeleri hatırlayanınız olur elbet. Kemal Varol’un bir diğer “Ucunda Ölüm Var” kitabından.  Heves Ali, Âşıklar Bayramı’nda karşımızda. Ana karakterlerden, baba olandır Heves Ali. Yukarıda roman baba-oğul ilişkisini anlatan bir kitap olduğunu belirtmiştik. Heves Ali, âşıktır. Elinde üç telli sazıyla, memleket memleket gezer. Türkü söyler, âşıklarla buluşur, her yerde bir tanıdığı vardır Heves Ali’nin. Heves Ali sevilir halk arasında, kadınlar arasında, âşıklar arasında… Belki de bu sevdadır onu oğlundan uzaklaştıran. Yusuf, kırk yaşında bir avukattır. Heves Ali onu bırakıp gittiğinde, Yusuf henüz on beş yaşındadır. Yusuf, hocası sayesinde okur. Okul hayatı siyasi olaylarla geçer; takip edilir, sorguya çekilir, işkence görür. O zaman Aylın’a âşık olur ve hiç unutmaz. Her zaman Aylın ile yaşar, başka kadınlarla olsa da.

Yusuf, bir gece öksürük duymaya başlar ve kapısında birinin olduğunu anlar. O öksürük Yusuf’un hayatını değiştirdiğini söyleyebiliriz. Birkaç defa kapıyı açıp açmama tereddütten sonra en sonunda kapıyı açar ve  karşısında yirmi beş yıl önce onu terk eden babasını görür. Heves Ali hastadır, yorgundur, pişmandır; Heves Ali, ölüyordur. Neden geldiğini söylemez Yusuf’a ama nereye gideceğini söyler. Kars’a gitmek ister, Âşıklar Bayramı’na…

İşte yolculukla beraber, kitap da asıl bundan sonra başlar. Baba-oğul yoldadır. Anadolu’dadır. Âşıklar Bayramı’na yetişmek için yola koyulurlar. Yusuf babasına kızgındır ama yine de gönlü onu yalnız göndermeye elvermez bir türlü. Babasına karşı yeniktir; “Yine de her oğul gibi, ne kadar direnirsem direneyim daha en başından babama yeniktim.” (s. 21)

Yusuf, kendisiyle de kavgalıdır. Babasını kendisine bile anlatamaz. Kabullenmekten zorlanır bazı şeyleri. “Kendime bile anlatamadığım, kim olduğunu bir türlü kavrayamadığım, ruhunda hangi fırtınaların koptuğunu bilmediğim, hiçbir paye biçmediğim, en ufak bir mertebe yakıştıramadığım, ömrünü bir bağlama peşinden oradan oraya sürüp duran bir babayı başkalarına serinkanlılıkla nasıl anlatacaktım ki!”(s. 48), “…bir babanın kendisiyle değil, hatırasıyla kavga etmek her zaman daha kolaydı, belki de daha zor, kim bilir.” (s. 49)

Her şeye rağmen yol arkadaşı olurlar, baba ve oğul. Çok konuşmazlar yol boyunca. Heves Ali yol boyunca ardında bıraktığı kadınları ziyaret eder. Âşıklarla beraber türküler söyler tekrar. Gittiği her yerde saygı görür, el üstünde tutulur. Baba-oğul yolculuğunda Anadolu’nun dağları, köyleri, ıssız yolları, soğuğu, yağmuru, ovaları da bu sessizlikte onlarla beraber bir görünür bir kaybolur. Onlar yol aldıkça Heves Ali’nin hastalığı da yol alır. Heves Ali gün gün erir Yusuf’un gözleri önünde. Yol üstünde çeşitli yerlerde konaklanır, çeşitli hastanelerin acil servislerinde tedaviler görür. Heves Ali aşık olduğu kadınlara uğrarken Yusuf da on beş yıl önce bıraktığı Aylın’e ulaşmaya çalışır. Babasının şu sözü hallerini çok güzel açıklar ; “Göz elli kişide kalp bir kişi kalır”(s. 176). Kendisine ulaşmaya çalışır ama beyhude. Ne Aylın’dan haber alır gönderdiği mektuplar sonucunda ne de babasında bir umut belirtisi görür. Gün geçtikçe her ikisini de kaybedeceğini anlar. Şimdi tek hedefi babasının son dileği olan Âşıklar Bayramı’na onu yetiştirmek. Ve son nasihatini gerçekleştirmek… Heves Ali, Yusuf için tamamlanmamış bir kelime olarakta kalır. “Baba dediğin tamamlanmamış bir kelimedir zaten” (s. 226)

Kemal Varol, toplumsal meseleleri, unutulmaya yüz tutmuş değerleri tekrar hatırlatırken; su gibi akan kurgularıyla, pürüzsüz diliyle, okurda bıraktığı derin hislerle bu toprakların insanlarına anlatacağım daha çok şey var diyor adeta. Bu toprakların acılarında yetişen insanların anlattığı hikâyeler, bu toprakların asıl meseleleridir. Kemal Varol bunu her seferinde büyük bir ustalıkla başarıyor.

Ve Heves Ali’nin şu sözleri ile bitirelim yazıyı: “insan öldüğü yaşta kalırmış. Yani kaç yaşında ölürsen geride kalanlar seni hep o yaşta hatırlarmış. Zannedersem, insan birinden ayrılınca da aynı yaşta kalıyormuş
227 syf.
·Beğendi·3/10
Okuduğum ilk Kemal Varol kitabı. İlk olarak ana karakterin adının Aylin değil de Aylın olması çok dikkatimi dağıttı. Okurken hep bu isme takıldım. Yazarla karşılaşırsam bir gün soracağım neden Aylın? Heves Ali’nin aşık olduğu kadınlar ve hikayeleri neydi?Yusuf Aylın’a ulaşabildi mi? Israrla açılmayan telefon ama ısrarla kapanmayan Yıldız konusu netleşmedi bir türlü. Benim dünyamda havada asılı kaldı bu sorular ve konular. Ve mektupları okurken sıkıldım. Upuzun cümleler, bitmek bilmeyen betimlemeler.. Benim için hayal kırıklığıydı. Akıcı bir kitap. Ancak başladığımda tahmin ettiğim gibi olaylar ilerledi.
227 syf.
·2 günde·6/10
Neden bilmiyorum kitabın sonlarına doğru tüm ilgimi kaybettim konuya karşı. Sanki hep aynı şeyleri tekrarlıyormuşuz gibi hissettim belki de fakat Âşık Heves'in hikayesini çok merak ettiğimden okudum. Umduğumu bulamadım üzgünüm. Bir Oğul'un yirmi beş yıl sonra babası ile tekrar bir araya gelerek onun son isteği olan Kars şehrine yaptıkları kırık bir yol öyküsü. Hastalığının son demlerini yaşayan saz ustası öleceğini bildiğinden gönlünü kırdığı tüm kadınlardan özür mahiyetinde çıktığı bu yolculukta oğul Yusuf'un iç hesaplaşmalarını okuyoruz. Ama bu hikayede beni hiç çekmeyen Yusuf'un aksine Heves dedenin öyküsünü harıl harıl okurdum gözümü kırpmadan nasip değilmiş. Mutlaka seveni olacaktır bu kitabın ama bir "Sahiden hikaye" bir "Ucunda ölüm var" değildi benim için.
227 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yıllardır bir araya gelemeyen bir baba ile oğlunu anlatan bir araya geldiklerinde geçmişine duyduklari özlemi anlatan kemal varolun içten ve samimi anlatımıyla okunması gereken bir eser
227 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
#ucundaölümvar kitabı ile tanıdığım Kemal Varol'dan aynı güzellikte, hatta o kitabı ile bağlantılı olan etkileyici bir kitap daha #aşıklarbayramı .
İnsan yaşlandıkça unutacağını sanır ama gel gör ki geride bıraktığın herşey seni olduğu yerde bekliyor, taki sen hepsine tek tek dönene kadar. Tıpkı Heves Ali'nin, 25 yıl sonra, oğlunun kapısına dayanması gibi... Diyarbakır, Elazığ, Bingöl, Erzurum ve Kars yollarında geçen baba oğulun, aşkların, aşıkların hikayesi...
227 syf.
kitap yeni bitti. halk ozanı ihtiyar bir baba ile çocukluğu babadan ayrı gençliği anne ve babasız geçmiş bir avukatın yaşadığı acı dolu bir üç günün öyküsü. hikayenin sonu çok etkileyici. kemal varol kalemi ile türk edebiyatında eksik kalan bir yeri tamamlıyor. onun hikayeleri türkülerden süzülmüş gelmişçesine hüzünlü ve çarpıcı. alıp okunası okuyup sindirilesi bir kitap olmuş. ellerine sağlık üstad.
227 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hasan Ali Toptaş Kuşlar Yasına Gider romanında "Babalar alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır" diyor. Kemal Varol ise "Baba dediğin tamamlanmamış bir kelimedir zaten " diyor. Bir baba-oğul romanın kahramanları. Avukat Yusuf ve ba "ba"sı Heves Ali. Heves Ali'nin hikayesi Ucunda Ölüm Var da tamamlanmamıştı biz onu sadece Ağıtçı Kadın'ı bırakıp giden üç telli bağlama ile türkü söyleyen bir hercai olarak biliyorduk oysa o ardında pek çok gözü yaşlı kadın ve boynu bükük bir evlat bırakmıştı. Fuzuli gene haklı çıktı "Şair sözü yalandır aldanma" diyerek. Yusuf on beş yaşından sonra babasını bir daha görmez araya 25 yıl girer ve bir sabah kapısı çalar. Kapının önünde mahcup bir adam babası vardır. Üstelik son günlerin yaşıyordur, hastadır. Sonrasında yolculukları başlar babasının son isteğidir Kars'a Aşıklar Bayramı'na gitmek. Son kez arkadaşlarını görüp onlarla aynı atmosferi solumak ister Heves Ali. Diyarbakır'dan Kars'a uzanan bir yolculuk bu yolculuk sırasında verilen molalar, kısa konuşmalar ve karşılıklı susmaları. Yusuf'un aklında Aylın önünde gidilmesi gereken bir yol vardir. Heves Ali kimi zaman kızdım ona kimi zaman ağladım onun için kimi zaman Aziz Bey'le karşılaştırdım bazen durup bir türkünün pesine alıp gittim. Kemal Varol'un kalemine yeniden aşık oldum. Romanda "Bu dağlar kömürdendir" diyerek Hasan Ali Toptaş'ı, selamlaması ise hoşuma giden bir başka nokta oldu. Şimdi yarım kalan Yusuf'un hikayesini merakla bekliyorum. Okumadım yaşadım.
Burada çoktan durdu, oralarda dönüyor mu dünya?
Burnunun direği sızlıyor mu adım geçince?
Sızlamasın!
Dünya iyi bir yer değildi. İçimi yalnız sana açtım.
Bir iplik gibi yalnız sana çözüldüm.
"Dudakların nasıl ürkek, ne kadar uzakta sesin
Sen gece gelen konuk, hiç kimsenin ve herkesin."

Yağmur Atsız, Gece Gelen Konuk
Babamı galiba en çok susarken seviyordum. Konuşur konuşmaz aramızda bir kırgınlığın kanat çırpınışları duyuluyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşıklar Bayramı
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
227
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750525896
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
“Babam, tamı tamamına yirmi beş yıl sonra, bir elinde yıllanmış
üç telli bağlaması, diğer elinde ahşap bavulu, kapımın önünde diz
çökmüş, gece vakti aniden ortaya çıkmış mahcup bir konuk veya geçip
giden zamandan borcunu mahsup etmeye gelmiş eski bir alacaklı gibi
öylece beni bekliyordu.”
Evvela, baba-oğul hesaplaşmasına dair bir roman bu… Kırgınlığın,
kızgınlığın, suçluluk duygusuyla, hayatından çıkartma arzusunun
kopamamakla boğuştuğu bir hesaplaşma. Romanın kahramanı
avukatın “Her oğul gibi, ne kadar direnirsem direneyim daha en
başından babama karşı yeniktim” hissinin hep orada durduğu bir
hesaplaşma.
Bir yandan da kırık bir aşk hikâyesinin bulutu dolanıyor babasıyla
“meselesini” halletmeye çalışan adamın üzerinde… Yoksa, iki aşk
hikâyesinin mi?
Roman, aynı zamanda bir yol hikâyesi… Hem, düz anlamıyla bir
yol hikâyesi: Diyarbakır’dan Kars’a yolculuk ediyoruz. Uzun yolun
menzilleri, konaklama tesisleri, aramalar, kontroller, ıssız
taşra köşeleri… Memleket hastaneleri…
Ama bir yandan da hafıza içinde bir yolculuğun hikâyesini dinliyoruz.
Zihnin kuytularına, bilincin dehlizlerine de uzanan bir yolculuk. Her
konakta çırak ve hayranlarının adeta onu beklediği saz âşığı babanın
müphem ilişkilerinin ve evvel hayatındaki kadınların sırrına doğru
yolculuk… Asıl uzun yol, o işte…
Okurları, Kemal Varol’un önceki eserlerine de uğradığını sezecektir bu
yolculuğun.
Âşıklar Bayramı içli bir türkü…

Kitabı okuyanlar 92 okur

  • Gülizar
  • Banu dusunceli
  • FATMA KURCAN MALKOÇ
  • Rıdvan çelik
  • Burcu Özkaya
  • Mehmet özakçil
  • KADİRr
  • mehmet yıldırım
  • 63şanlıurfa
  • Fdd

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.3 (25)
9
%15.2 (7)
8
%17.4 (8)
7
%8.7 (4)
6
%2.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%2.2 (1)
2
%0
1
%0