Asılacak Kadın

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.849
Gösterim
Adı:
Asılacak Kadın
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752891173.
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Asılacak Kadın
Asılacak Kadın
Her gerçeğin iki yüzü vardır; bir görünen, bir de görünmeyen. Olayların yalnız görünen yüzüne bakıp bir yargıya varmanın kolaycılığına kaçanların acımasızlıkları, bir insanın yaşamını bile alabilir elinden. Kemikleşmiş önyargılarını aşamayan bir toplumda, kadının cinsel açıdan sömürülüp unufak edilmesi öyle başka şekillerde algılanabilir ki...

Pınar Kür'ün gerçek bir olaya dayanarak kaleme aldığı Asılacak Kadın, işte böylesi bir acımasızlığı gözler önüne seriyor. Doğduğu günden itibaren yaşamı hep başkaları tarafından belirlenen, hasta bir adamın sapkın güdülerini bedeni üzerinde tatmin ettiği Melek... Onu bu hale düşürenler ve kurtarmaya çalışanlar...

Asılacak Kadın, kimsesizliğin talihsizlikle birleşerek katmerlendiği, cahilliğin çaresizlikle kol kola yürüdüğü bir yaşamın ürpertici öyküsü...
(Tanıtım Bülteninden)
Hem içerdiği konu hem de yazım tekniği bakımından müthiş ve farklı bir kitap okudum. Açıkça söylemem gerekirse bu kitabın böylesine muhteşem olduğunu beklemiyordum. Kitabı bitirdiğimde zaten şoktaydım, üstüne bir de yazarın kitap hakkındaki savunmasını okuduğumda ve yazıldığı dönemde kitabın yasaklandığını öğrendiğimde daha da büyük şoka girdim diyebilirim.

Kitapta konu olarak eşinin aşığı tarafından öldürülen bir koca cinayeti anlatılmaktadır. Daha doğrusu gerçek olan, böyle bir olay üzerinden kurgulanan bir hikaye anlatılmaktadır. Kadına ve aşığına gerekli ceza verilir verilmesine ama olay buraya gelene kadar neler yaşanmıştır acaba ? İşte aslında kitapta esas anlatılmak istenen sadece bu olay değil, bütün bunların yaşanmasına sebep olan bireysel ve toplumsal ahlaksızlığın kendisidir.

Yazar'ın böyle bir konuyu irdeleyerek bu derece gerçekçi ve muhteşem bir kitap yazabilmesi bence her türlü takdiri hak etmektedir.

Evet kitapta müstehcen bölümler mevcuttur. Buna katılıyorum. ama yazar bu bölümleri bu derece gerçekçi olarak anlatmasaydı, yaşanılan dramın ağırlığını farkedebilirmiydik acaba ?

Ayrıca yaşanılan bu şekildeki ağır bir dramda , müstehcenliğe kendini kaptırıp ta , esas dramı görmeyen , anlamayan kişinin de ben insanlığından şüphe ederim. Ama ne yazık ki kitabın yazıldığı dönemde, bu tür insanların direktifiyle yasaklanmış olması da bize kitabı yasaklayanların kişilikleri hakkında yeterli bilgiyi veriyor sanırım.

Kitaptaki yazım tekniğine gelecek olursak , kitap esas itibariyle üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, mahkeme kararını veren hakimin, kararı verdikten sonraki iç dünyasını anlatmasından ibarettir. İkinci bölüm, öldürülen kişinin eşi olan Melek isimli kadının karar sonrasındaki iç dünyasını anlatmaktadır. Üçüncü bölüm ise kadının aşığı Yalçın'ın yine karar sonrasındaki iç dünyasını anlatmaktadır.

Ama tabii ki bu iç dünya anlatımları öyle basit birer okuma parçaları değildir. Bu bölümleri, şahısların kişilik yapılarının ve o ana kadar yaşadıklarının, çok ayrıntılı ve çok ustaca okuyucuya aktarılması şeklinde isimlendirmenin daha doğru bir deyim olacağı kanaatindeyim.

Yazar Pınar Kür'ün gerek kadın, gerek erkek ve gerekse çevredeki toplum yapısındaki iğrençlikleri bu derece açık ve netlikle anlattığı ,gerçek bir olaydan alınarak kurgulanmış bu kitabını ben hem üzülerek, hem beğenerek, hem de yazarı cesaretinden dolayı takdir ederek okudum ve okunmasını da herkese tavsiye ederim.
Annesi yazar olan Pınar Kür'den okuduğum ilk kitap Asılacak Kadın oldu. Gerçek bir cinayeti konu alarak yazılmış kitap, anlatım şeklindeki psikolojik batırmalar ve yoğun duygulu cümleleriyle dikkatimi. Her ne kadar etkinlik için okumuş olsam da, filmi çekilen kitabın bir zamanlar yasaklanmış olmasına okuyunca yazar gibi anlam veremedim. Pınar Kür yazdığı savunmada, bunu savcının salaklığına ve kitap okuma nefreti aşılamayla oluşturulmak istenen halkı koyunlaştırma gayesine vermektedir. Haklı olmakla birlikte kitap gerçekten söylenmemiş pek çok şeyi bize anlatıyor. Öncelikle yazar, üç bölüme ayırdığı kitapta farklı diller kullanmış. Dil yapısını ve hikayeyi birlikte anlatmaya çalışacağım. Hikaye gazeteye çıktığı kadarıyla; avam bir kadının zengin kocasını genç aşığıyla birlikte öldürmesini ve idama mahkum edilmesini konu alıyor. Tabi okuyunca aslında senaryo biraz daha farklı ve altında yatan sebepler çok karmaşık. İlk bölüm ceza yargıcı Faik İrfan Elverir'in mahkemede daldığı düşüncelerden oluşuyor. Yargıç bize hem fakirlik içindeki geçmişinden, hem de kadının suçlu olduğuna kesin olarak nasıl hükmettiğini anlatmakta. Düşünceler birbiri ardına sıralanıyor ve gelgitler fazlasıyla mevcut. Uzun cümleler ve papağan gibi tekrar edilen anılara hazırlıklı olun. Gecekonduda yaşayan bir çocuk lüks bir eve gittiğinde nasıl hisseder güzel anlatılmış. İkinci bölümde cinayetin faili olan Melek'in hücrede yazdığı düşüncelerini okuyoruz. Fakat birinci bölüme göre çok daha karmaşık ve dramatik bir durum mevcut. Düşünceler art arda öyle bir sıralanıyor ki, suçluluk duyan bir kadın psikolojisi okura iyi yansıtılıyor. Cümlelerde noktalama işareti çok nadir kullanılmış, başı sonu belli değil oku oku bitmeyen türden. Oğuz Atay ve José Saramago'ya bir selam çakmak istemiş belki yazar, hem yoruyor hem de aşırı trajik Melek'in yaşadıkları. Kocası olan Hüsrev elin erkeklerine peşkeş çekmekte ve bunlar an an anlatılmakta. Zaten kitabın en zavallı ve ezik karakteri. Erkek olmamayı bir dezavantaj olarak düşünecek kadar kendini bitirmiş, tabi bunda aile ve çevresinin etkisi büyük. Üçüncü bölümdeyse kadının genç aşığı olarak lanse edilen Yalçın'ın anıları yer alıyor. Aslında olayın çok farklı olduğunu görüyoruz bu son bölümü okuyunca zaten düğüm burada çözülüyor. Yalçın henüz reşit olmadığı için idamdan son anda yırtıp hapse mahkum oluyor. Onun geçmişi ve yaşadıkları da ilginç. Annesi yalıda kalfa, babası bahçıvan fakat iyi maaş alamadıklarını söylediği halde nasıl Fransa'ya gezmeye gidiyor ona anlam veremedim. En sade anlatım ve okuması rahat cümleler bu bölümde. Hikayenin dönüm noktası olduğunu söyleyebilirim. Genel olarak olayları tekrar etme durumu mevcut, fakat bunu değişik yollarla yapıyor yazar. Aslında böyle sürekli tekrar teşekkür eden kitapları okumayı sevmem, ancak hikaye ilgimi çektiği için devam ettim. Konunun gerçek bir olay olması anlatım tarzının önüne geçiyor bence. Gerçek Kesit diye bir dizi var çok ünlü, Türk televizyon tarihinin en çok izlenen ve başarılı yapımlarından biridir. Oraya bakarsanız oyunculuk ve ambiyans rezalettir ama senaryonun üçüncü sayfa haberlerinden olması durumu kurtarır. Yaşanmış olaylar hakkında bir şeyler okumak daha cazip geliyor sanırım, Asılacak Kadın bu yönüyle öne çıkıyor bence az önce belirttiğim gibi. Dördüncü bir bölüm daha var aslında orada Pınar Kür'ün yasaklanan kitabı için yaptığı savunmayı göreceksiniz. Orayı okuduktan sonra kafamda bir şeyler daha çok oturdu ve iyi ki kitapta yer almış dedim. Kendisi entelektüel bir insan olduğu için bugünleri tahmin etmekte zorlanmamış. Umarım bu tip olaylar azalarak biter. Lakin mevcut duruma baktığımızda büyük bir suç oranı artışı, istismar, adaletsizlik ve sansür çabası var. Asılacak Kadın gibi daha çok kitap çıkar bu gidişle. Bir de bu Hüsrev denen vatandaş habire Fransızca cümleler kurarak hizmetçiye hava atıyor, sanki bana Moliere, Balzac, Stendhal vb. üzerine akademik makale yazdı. Hoş değil böyle görgüsüzlükler sırf gidip gördün diye, neyse. Son olarak yeraltı edebiyatına fazlasıyla girdiğini belirtmeliyim, genel olarak beğendim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.355 Oy)19.118 beğeni43.558 okunma3.021 alıntı183.620 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.582 Oy)8.861 beğeni28.815 okunma850 alıntı140.171 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.756 Oy)13.465 beğeni34.667 okunma3.445 alıntı146.608 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.923 Oy)8.881 beğeni26.417 okunma2.688 alıntı115.238 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.317 Oy)9.283 beğeni25.744 okunma1.844 alıntı119.272 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.485 Oy)8.074 beğeni22.886 okunma849 alıntı90.196 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.598 Oy)9.104 beğeni25.442 okunma1.572 alıntı127.246 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.047 Oy)6.395 beğeni16.889 okunma2.764 alıntı86.365 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.679 Oy)5.784 beğeni19.739 okunma848 alıntı101.626 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.254 Oy)5.903 beğeni15.628 okunma1.761 alıntı67.209 gösterim
Yazarın zamanında yasaklanmış kitabı. Bayanın insan hayatında nasıl bir yeri olduğunu , olayları erkek ve kadın açısından ayrı ayrı anlatan, okuması gereken bir eser. Eserde diğer karakterlerin olaya bakış açısı kendi ağızlarından veriliyor ve bu tarz sayesinde okuyucuya verilmek istenen mesaja objektiflik katmış. Yazar insan psikolojisini çok iyi betimlemiş. Konu ve içerik olarak sürükleyici bir eser. Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar.
"Çünkü düşünmezdi, çünkü baskıya karşı çıkmamak üzere yetiştirilmişti. " (sayfa 153)

Kadın sömürüsünün bu kadar çarpıcı bir şekilde anlatıldığı bu kitapta sıklıkla ve ısrarla “sevgisiz anne ile yetişen çocuk ve sonraki hayatı " konusu işlenmiş bence.

Sevgisiz, ilgisiz büyüyen çocuklar, yetişkin birey olduklarında , bilinç altındaki bu eksikliklerini doldurdurmak için değişik arayışlara girip, istenmeyeni kabullenişe geçiyorlar sanki bu hikayeye göre...
Kitabın konusunu anlatmak istemiyorum çünkü, kitap gerçekten iç içe bir çok ayrıntı ve olay içeriyor, adeta biraz da bulmaca gibi; karakterlerin hikayeleri ise yoruma açık tam bir bilgi de yok. Kimin neyi ne niyetle yaptığı belli değil.

Kitapla ilgili bir diğer ayrıntı da kitabın bir dönemin davalık , yasaklı kitaplarından olması. Beraat edene kadar uzun süren davalar sonucu yazar çok yıpranmış.

Kitapların ve özellikle kurgu olan kitapların yargılandığını duydukça insanın aklına Oscar Wilde’ın şu sözü geliyor: “Ahlâka uyan ya da uymayan kitap yoktur. Bir kitap ya iyi yazılmıştır ya da kötü. O kadar…”

Bence , bir pencere içindeki vazoda unutulmuş, orada hoyratça koklana koklana sessizce solmuş bir gül olan "Melek'in, Asılacak Kadın'ın " anlatıldığı bu kitap gerçekten de iyi yazılmış bir kitap.
Ezelden beridir adını duyardım. Filmi falan da varmış. Ön yargı ne kadar kötü bir şey. Ben hep adına bakarak fettan bir kadının fantezilerle dolu dünyasından bahseden bir kitap olduğunu düşünür dururdum. Meğersem alakası yokmuş. Kadının ezilmesinden, toplumun ahlaksızlığına, adaletin adaletsizliğine yağdırıp duran bir kitapmış. Anlatım tekniği (özellikle birinci bölüm) çok güzel. Gerçek bir olaydan esinlenildiği söylenmekte olan bu kitabın vakti zamanında müstehcen olduğu gerekçesi ile toplatılması (ya da toplatılmaya kalkılması tam bilmiyorum) tam bir rezalet. Bu kitabı okuyup tahrik olduğunu, birilerinin tahri olabileceğini düşünerek toplatılmasını isteyen bence sapığın en önde gidenidir.
Hukuk felsefesi dersinin önerilen kitaplarındanmış listeye bakmama rağmen unutmuşum.Can yayınları rafında ismine dikkat ederek aldım kitabı.
Hukuksal bir yanlışlığı anlattığını düşündüm başta.Olay beni çok etkiledi.Ve sonrasında Pınar Kür'ün açıklaması.
O zamanlarda kitabın müstehcenlik barındırdığı iddia edilmiş. Kitapta şöyle bir bölüm geçiyor "esasen Melek'in çektiği korkunç acıları işkenceyi, akla uzak aşağılanmaları okuyup cinsel arzuları kabaracak bir kişinin ruh sağlığından ciddi biçimde kuşkulanmak gerekir"
Ve ekliyor " aksi iddia edilsede ahlakçı bir yaklaşımla yazılmıştır.
Ne garip diyorum okuyunca zamanında bu kitap toplatılmaya mı çalışılmış yani?
Gerçekleri duymak neden zorunuza gidiyor. Ne okumak istiyorsunuz?
Realiteyi yüzünüze çarpan yazarları baştacınız yapmanız gerekiyor.
Sizi uyutan medyayı,sizi kandıran istatistikleri çok seviyorsunuz.
Pınar Kür bu romanıyla bana tekrar bir çok şeyi hatırlattı.
Beynimin kapalı odaları aydınlanıncaya kadar okuyacağım.
Epey duyduğum bir kitaptı. Arka kapak yazısını okumadan başladım. En azından kurgu diye kendimi rahatlatıyordum. Ögrendim ki bir gazate haberine dayanıyormuş.
Sonuç olarak rahatsız edici bir kitaptı ama iyi anlamda. Çünkü kitap okuyucu rahatsız olsun diye yazılmış. Konusuyla, tarzıyla sizi olayların içine alıyor.
Özellikle son kısımda yazarın savunma metni var ki kesin okunmalı.
Pek çok açıdan iyi... Anlatım tekniği, vurgular, olay örgüsü baya iyi... Ama rahatsız edici pek çok şey var içeriğinde. Tabiki bunları görmek istemeyenleri rahatsız etmiş bir kitap. Yazarı gerçekten tebrik etmekten öte elimden birşey gelmiyor. Can alıcı bir konu, can alıcı bir anlatım... Elimden bırakamadım herşeye rağmen... Umarım bu tür yazarlarımız artar. Bu tür kitaplar artar... Ve biz hatalarımızla yüzleşmeyi ve onlardan ders alıp bir adım öteye gidebilmeyi becerebilen bir toplum olabiliriz birgün...
Bir dönem yasaklanmış bir kitap , oysaki herkesin kütüphanesinde bulunması gerekiyor. Geleceğe , insanlığa , yozlaşmaya karşıt bir ayrıştırıcı niteliğinde kitap. Söylemekten utanıyorum lakin çoğalan kadın tecavüzleri , kadınların satılması ve daha kötüsü emir ve komutalarla buna mecbur edilmesini göreceksiniz daha kötüsü böyle bir çukurun içinde yaşıyoruz. Kitabı en çokta tecavüz suçundan hüküm giymiş kişilerin zorunlu olarak okumasını isterdim. Okudukça insanın içini kaplayan sinir , huzursuzluk anlatılamaz. Vahşi isteklerin kurbanı fizyolojik olarak daha güçsüz olan kadınlar olmamalı.En azından bunun için savaş veren yazarlarımız var . Büyük saygı duyuyorum .Ayrıca yasaklanan bu kitabın savunmasını da kitabın sonuna eklemiş Pınar Kür. Savunmasında yazdığı şey dikkatimi çekti. "Melek'in çektiği korkunç acıları , işkenceyi , akla uzak aşağılamaları okuyup da cinsel duyguları kabaracak bir kişinin ruh sağlığından ciddi biçimde kuşkulanmak gerekir." Melek ve Yalçın'a üzülmeyip olaya farklı açıdan bakacak olanlar , kendisini düzeltmeye başlasa iyi eder , sağlıklı bir gelecek için.
Pınar Kür yaşanmış bir hikayeden yola çıkarak kaleme alıyor.Bir dönem yasaklanıyor ve kitabın sonu Pınar Kür'ün savunması ile son buluyor.

'Kökü toprakta olduktan sonra her çiçeğin yaşatılma,kurtarılma olasılığı vardır.Oysa dalından koparılmış,vazoda soldurulmuş bir çiçeği ne kurtarabilir?'

Her insana sadece mesleği yüzünden saygı duyulmaz.Hayattaki duruşuna,karakterine,mesleğini nasıl yaptığına göre saygı duyulur.Bu kitap bana bu düşüncemi bir kez daha hatırlattı.

Kitap üç bölümden oluşuyor. 1.bölümde yargıcın iç dünyası yansıtılıyor.Kadınlara bakışı kendi geçmişine göre şekillenen yargıcın düşüncelerini okuyunca,kendisini savunamayan Melek sanki kendisini savunsa da bu zihniyette birisinin düşüncelerinin zaten değiştiremez diye düşünüyorsunuz.

2. ve 3. bölüm kocasını öldürmekle suçlanan Melek ve onun aşığı,aslında sadece aşığı demek de yanlış olur,duydukları karşısında Melek'in yaşadıklarına karşı onu kurtarmak isteyen bir adam Yalçın'ın iç dünyasını yansıtıyor.

Korumasız bir kadının dış dünyadan koparılarak sapık kocasının korkunç dünyasına hapsedilişini anlatılıyor. Pınar Kür kitabın dili,özellikle Melek'in kendi iç dünyasını yansıttığı kısım için uzun bir çalışma sarf ettiğini söylüyor ve bence bu anlatım romanı daha da güzelleştiriyor.

Susmak belki suçu kabul etmektir bazen ama hayatında erkekler tarafından(babası tarafından bile) geçmişinde sürekli bastırılmış bir kadının kendini savunması bile zordur.
Roman ne kötü ki yaşanmış bir olaydan yola çıkılarak yazılmış. Pınar Kür henüz 21 yaşında genç bir kızken görmüş asılan kadının -Melek'in- resmini. Bu olayın etkisinden çıkamamış ve 15 yıllık bir çabayla çıkartmış romanını. Sonrasında yaşadığı sıkıntılara hiç girmiyorum. 'Bir kadın nasıl olur da böyle açık seçik bir roman kaleme alır...' Bu burada kalsın asıl mesele kitap.
Kitapta anlatılan elim hikayenin sadece idam kısmı günümüzde yok. Fakat 'bir erkek nikahlı karısını istediği gibi kullanır' mantığıyla -mantıksızlığıyla- buna yakın pek çok hadise yaşanıyor hayatta. İşte bu yüzden bu roman okunmalı.
Kitap 3 bölümden ve Pınar Kür'ün savunmasından oluşuyor. İlk bölüm tüm kadınları aşağılık olarak gören bir yargıcın gözünden, ikinci bölüm asılan kadının -Melek'in- gözünden. Üçüncü bölüm ise cinayeti işleyen ama insanın 'katil' demek istemeyeceği Yalçın'ın gözünden. İlk iki bölüm oldukça rahatsız edici. Olay yazarı nasıl sarstıysa sizi de o şiddetle sarsıyor. Yoğun müstehcenlik içerse de Pınar Kür burada amacının müstehcenlik ya da tahrik edicilik olmadığını özellikle vurguluyor. 'Romanımda çarpıcı, sarsıcı, rahatsız edici bazı sahneler olduğunu kabul ediyorum. Ancak, sanatın, edebiyatın işlevlerinden biri de zaten budur: Okuru sarsmak, uyarmak, rahatını bozarak o güne değin farkında olmadığı ya da yeterince önem vermediği birtakım gerçekleri algılamasını, kavramasını sağlamak.' Kesinlikle haklı. Buna gerçekleri en dehşet verici haliyle yansıtma çabası olarak bakmak gerekiyor.
En rahat okunan bölüm cinayeti işleyen gencin ağzından yazılan bölüm. Öyle güzel yazılmış ki yolunda çok yanlışlar olsa da bir yanı hep masum geliyor Yalçın'ın.
Sonuç olarak mutlulukla okunacak bir roman değil ama ara sıra böyle gerçekçi romanlarda okumak ve sarsılmak gerekiyor.
Ülkemiz gerçeklerini Melek adlı genç bir kadının idama giden hikayesi üzerinden bir tokat gibi yüzümüze çarpan çok çok başarılı bir roman.Yazarın kitabın sonuna koyduğu "Pınar Kür'ün Savunması" ekini de kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
Hep susuyorlar. Suçluluğu kesin olanlar. Ne yapsalar suçluluktan kurtulamayacağını bilenler.
Çünkü çiçek demek, kökü sağlam bir yaşam demek. Çiçek demek en az değişen gerçek demek. En bakımsız çiçek bile açar. Bir yıl önceki gibi açar. En kurumuş, ölmüş sandığın çiçeği bile birazcık çabayla canlandırabilirsin. Eski haline getirebilirsin. Kökü toprakta olduktan sonra her çiçeğin yaşatılma, kurtarılma olasılığı vardır.
Sevmek işte bir türküymüş demek ak saçlı bi dedenin türküsü bi çaresiz ihtiyarın çatlak sesiymiş.
Pınar Kür
Sayfa 115 - Bilgi Yayınevi epub
Ağladığını görünce neden konuştum onunla. Yüreğimin iyiliğinden mi. Belki o zaman iyi yürekliydim. Hayır değildim. İyi yürekli olmak Allah vergisi değil ki. Sonradan öğrenilen bir şey.
Pınar Kür
Sayfa 18 - can yayınları
Hiç bitmeyecek sanırsın oysa bitiyor herbir acı geçip gidiyor yerine beteri geliyor o başka, o da geçip gitti işte..
Benden çok uzak, inanılması güç bir öykünün tümceleri sanki bunlar. Bir düş bile değil. Düşler kişinin kendi gerçeğine ucundan bucağından yaklaşırlar çünkü.
Pınar Kür
Sayfa 119 - Bilgi Yayınevi epub

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Asılacak Kadın
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752891173.
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Asılacak Kadın
Asılacak Kadın
Her gerçeğin iki yüzü vardır; bir görünen, bir de görünmeyen. Olayların yalnız görünen yüzüne bakıp bir yargıya varmanın kolaycılığına kaçanların acımasızlıkları, bir insanın yaşamını bile alabilir elinden. Kemikleşmiş önyargılarını aşamayan bir toplumda, kadının cinsel açıdan sömürülüp unufak edilmesi öyle başka şekillerde algılanabilir ki...

Pınar Kür'ün gerçek bir olaya dayanarak kaleme aldığı Asılacak Kadın, işte böylesi bir acımasızlığı gözler önüne seriyor. Doğduğu günden itibaren yaşamı hep başkaları tarafından belirlenen, hasta bir adamın sapkın güdülerini bedeni üzerinde tatmin ettiği Melek... Onu bu hale düşürenler ve kurtarmaya çalışanlar...

Asılacak Kadın, kimsesizliğin talihsizlikle birleşerek katmerlendiği, cahilliğin çaresizlikle kol kola yürüdüğü bir yaşamın ürpertici öyküsü...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 253 okur

  • Berna Sevindik
  • Ahmet Durukan
  • Naci Sarıtaş
  • ESMA UYAR
  • Nevin Gündoğdu
  • YÜKSEL ŞENDİL
  • Pınar A.
  • Taner deniz
  • Tuğba
  • Ta

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.2
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%16.7
25-34 Yaş
%35.4
35-44 Yaş
%29.2
45-54 Yaş
%8.3
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%3.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.8
Erkek
%28.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.5 (24)
9
%24.5 (23)
8
%18.1 (17)
7
%9.6 (9)
6
%4.3 (4)
5
%4.3 (4)
4
%2.1 (2)
3
%1.1 (1)
2
%0
1
%1.1 (1)