Asilzade Yuvası

8,3/10  (3 Oy) · 
7 okunma  · 
2 beğeni  · 
553 gösterim
Richard Freeborn'un önsözüyle, Joost Van Baak'ın sonsözüyle, Yazar ve dönem kronolojisiyle,

Batı'da aradığı mutluluğu bulamayan bir Rus soylusunun trajik eve dönüş hikâyesi olan Asilzade Yuvası aynı zamanda başarılı bir orta yaş krizinin de anlatısıdır. Karısıyla yaşadığı anlaşmazlık yüzünden Avrupa seyahatini kesip taşradaki eski evine dönen Lavretski, uzaktan akrabası olan genç ve güzel Liza'yla karşılaşır. Geçmişine uzanarak hayatı boyunca yaşadıklarına şahit olduğumuz Lavretski, bu evde kaybettiği mutluluğu bulmaya çabalar. Eski bir Rus kır evinde ve etrafında gelişen olaylar ekseninde Rusya'nın soylu ve aydın kesiminin o topraklara özgü hayat tarzını ele alan Asilzade Yuvası, bireysel mutluluğun sınırlarını ve bu mutluluğun geçiciliğini masaya yatırıyor.

"Asilzade Yuvası benim payıma düşen en büyük başarıyı getirdi. Bu romanın ortaya çıkışıyla birlikte halkın ilgisini hak eden yazarlar arasında sayıldım."
-Turgenyev-

"Turgenyev'de onu romancıların romancısı olarak tanımlayabileceğimiz bir özellik var: Olağanüstü kıymetli ve iz bırakacak şekilde yerleşen bir sanatsal güç…"
-Henry James-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2015
  • Sayfa Sayısı:
    260
  • ISBN:
    9789750518102
  • Çeviri:
    Ergin Altay
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

Öncelikle belirtmeliyim ki, kitabı okuma sebebim, Dostoyevski ile Turgenyev arasında süregelen çatışmaları, Dostoyevski'nin Puşkin anısına yaptığı konuşmanın sona erdirmesidir.


Rekabetlerle dolu bir yazın hayatında dostluklar, düşmanlıklar ile geçer yıllar. Dostoyevski'nin rakiplerinden, hatta görüşleriyle, eleştirileriyle düşmanlarından biri de Turgenyev'dir. Bir asilzade olan, aristokrat bir aileden gelen Turgenyev, Batıcı görüştedir; Dostoyevski ise, Rus halkının gücüne inanan, kurtuluşu, yükselişi Avrupa'da değil de kendi topraklarında arayan, Ortodoksluğun ruhani gölgesinde halkın refaha erişeceğini savunan bir Slavcıdır.
Hâl böyle olunca söz düelloları, atışmalar ikili arasında hiç eksik olmayacaktır. Dostoyevski'nin girdiği ortamlarda Turgenyev'in onu kıyasıya eleştirmesi, zaman zaman iğneleyici bir alaycılıkla onun üstüne gitmesi de karşılıksız kalmayacaktır. Ecinniler'de Dostoyevski Batıcılığıyla karikatürize edecektir Turgenyev'i.
Her şeyin bir sonu olduğu gibi, bu didişmenin de bir sonu olacak, ünlü Rus şair ve yazar Puşkin'in anısına yapılan anma konuşmasında, önce Turgenyev kürsüye çıkacak konuşma yapacak(ki bu konuşma dinleyiciler tarafından pek ilgi görmez) sonrasında söz alan Dostoyevski ise dinleyicilerde büyük bir coşkunluk yaratacaktır.
Dostoyevski, her ne kadar katı bir Slavcı olsa da Turgenyev'den de konuşmasında övgüyle bahsedecektir.
Bu övgüye mahzar olan eseri de "Asilzade Yuvası" olacaktır. Daha doğrusu, "Asilzade Yuvası"nın güçlü kadın karakteri Liza olacaktır.
Bu konuşmanın ardından Dostoyevski ile Turgenyev arasında buzlar anlık da olsa eriyecektir.


Peki neden Dostoyevski kendisi bir Slavcı olmasına rağmen Batıcı düşüncedeki Turgenyev'in eserinden övgüyle bahsetmiştir? Sebebi açıktır aslında. Dostoyevski fikrinden dönmemiştir. "Asilzade Yuvası"nın kadın karakteri Liza, Rus toplumunun güçlü kadınlarını simgeler, yüce gönüllülük onun Rus kanında vardır Dostoyevski'nin deyimiyle.
Aslında Turgenyev de kitabının adının bu güçlü karakterin adını taşımasını "Liza" olmasını istemiştir; fakat yayıncısı "Asilzade Yuvası"nı uygun bulmuştur.


"Asilzade Yuvası", otobiyografik özellikler taşıyan bir romandır. Kitaptaki Lavretski karakteri, Turgenyev ile benzerlikler taşır.
Tıpkı Dostoyevski ile Turgenyev arasındaki Batıcılık-Slavcılık çatışması gibi kitaptaki Lavretski ve Panşin karakterleri arasında da görüş ayrılıkları kendini gösterir.
Batıcı görüşte olan Turgenyev, kitabında objektif bir duruş sergilemiştir. Karakterleri detaylı bir şekilde tasvir etmiştir ve karakterlerin görüşlerini oluşturan zemini, geçmiş ve gelecek ekseninde okuyucuya resmetmiştir.
Lavretski'nin yuva arayışı, (ki burda yuva bir metafordur, anavatana Rusya'ya dönüşü simgeler), kitap boyunca kendini gösterecektir.
Asilzade, yuvasına kavuşacak mıdır yoksa köksüz, dalsız, yurtsuz mu kalacaktır onu da siz değerli okuyuculara bırakıyorum.



Keyifli okumalar dilerim :)

Yevgeny Vasilyevich Bazarov 
 09 Şub 11:30 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

*Halkımızın hepsi alçak değil ya, azizler, ermişler de vardır. Sadece zamanımızda yaratılan halk tiplerinden söz etmeyeceğim; Oblomov'u, Turgenyev'in Asilzade Yuvasını hatırlayın.

Bu sözler kime mi ait dersiniz? Fyodor Dostoyevski'ye aittir. Bir Yazarın Günlüğü'nden aktarılmaktadır.

Rus edebiyatında Dostoyevski ile uyum içerisinde yaşamış bir yazar var mıdır? Tarih kaynakları henüz bunu göstermiş değil. Turgenyev, Dostoyevski'yi birçok kez aşağılamıştır. Rus Edebiyatının burnundaki kötü sivilcesi demiştir. Belinski'nin, Turgenyev'in kağıt oynadığı bir masada içeriye genç Dostoyevski girmiş ve herkesin önünde İnsancıklar ile dalga geçmiştir. Ah, Dostoyevski için ne acı hikaye değil mi? Maksim Gorki dahi üstadı "Rusyanın kötücül dehası" olarak nitelemiştir. Turgenyev sadece bununla kalmamış sosyete çevresinde Dostoyevski'yi ve eserlerini o denli eleştiriyormuş ki yalnızlığa itilmesine sebep olmuş. Tahmin edersiniz ki sayın okuyucu, Dostoyevski eserlerini yayımlarken asilzade olan Turgenyev çok daha etkili bir yazardır.

Gelgelelim her ne kadar aşağılansa da Dostoyevski okurlarına Asilzade Yuvasını işaret etmiştir. Hatırlatırım da Puşkin konuşmasında Babalar ve Oğulların kahramanı Bazarovu nasıl da yermişti. Herkesin kafasındaki soru şu, neden Asilzade Yuvası? Bu kadar aşağılanmaya, eleştirilmeye rağmen neden Turgenyev'in bir eseri? Rus Edebiyatında yazar mı kalmadı? Bu eseri diğer Turgenyev yapıtlarından ayıran nokta neresi? Aslında tüm bunları yazarken Turgenyev'e acımaktayım. Asilzade Yuvası'nı Dostoyevski üzerinden merak edip, onun üzerinden yorumluyorsam, bu Dostoyevski'nin ne kadar büyük bir yazar olduğunu gösteriyor.

Turgenyev bir batıcı, evet bir Avrupacı! Politik anlamda bir demokrat ve liberal olan Turgenyev sosyal adalet ve aydınlanma ilkelerine inanmış bir bireydir. Dostoyevski ise gençken sisteme ve topluma radikal bir gözle bakarken daha sonraki dönemlerde özellikle Sibirya'da kürek cezası sonrası muhafazakar ve milliyetçi bir kişiliğe bürünmüştür. Birçok kaynak bu dönemler Dostoyevski'nin Panslavist olduğunu belirtmektedir. Turgenyev, Rus köylüsünü hiç anlamadığı söylemiştir. Asilzade Yuvası'nda serflere odaklanmıyor fakat küçük rollerde yer vererek yine de iyi betimlemiştir. Dostoyevski ise Rus ruhunun yüceliğine inanan biriydi. Dostoyevski Batı maddeciliğinde göremediği Ruslara özgü anlayışı, sevgiyi, Zosima gibi tiplerde, Prens Mışkin'de olduğu gibi bizlere betimlemiştir. Bu temel bilgilerden yola çıktığımızda neden işaret ettiğini anlamış bulunmaktayız fakat okuyucu kitabı okumadığından bağlantıyı kurmalıyım.

Asilzade Yuvası'nı tam da bu kafayla dikkatli bir şekilde okudum. Rus kadının asilliği, Ortodoksluk, Rus topraklarının yüceliği gibi çok fazla şey buldum.Turgenyev'de bunu bulmak özellikle şaşırttı beni. Lavretski Batı'ya yerleşip aile düzeninin bozulması, huzurlu bir yaşamı olmaması ve Rus topraklarına dönünce huzuru bulması bunun en önemli örneklerinden olsa gerek. Rus anavatanının yüceliği daha başlarda karşımıza dikiliyor. Mihaleviç ile girdiği tartışmada "Tanrı'ya şükret ki damarlarında doşalan asil dürüst halk kanı..." diye tabir edilmesi bir başka noktadır. Lavretski, Panşin ile tartışırken Rusların gücüne inandığını ve ancak Rusya'nın gücüne inanarak gelişim göstereceğini bağıra bağıra haykırması. Tipik bir kadın olan Agafya dadı bile inceden işlenmiş bir noktadır. Agafya bir dadıdır. Liza'ya küçüklüğünden bu yana Ortodoksluk hakkında birçok şey öğretmiştir. Liza'nın ruhunu Ortodoksluk ve Rus milliyetçiliği ile dolmasını sağlamıştır. Nitekim sonrasında manastıra kapanmıştır. Liza ise Dostoyevski açısından tam bir Rus kadınıdır. Milliyetçi, dinine bağlı ve ahlaklı asil bir kadındır. Tüm bunları Dostoyevski beğenmez mi? Belki gençliğinde beğenmez fakat Puşkin konuşmasında beğenecektir. Çünkü o artık eski Dostoyevski değildir.

Zamanı daha iyi anlamlandırabilmek için; https://www.cafrande.org/...-ermisler-de-vardir/
http://dunyalilar.org/69167.html/

Mustafa Oner 
 09 Şub 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Asilzade Yuvası, genç ve masum bir kıza aşık olan orta yaşlı evli bir adamın basit bir hikayesi gibi görünse de, Rus toplumu tasviri açısından çok daha karmaşık bir yapıdadır. Romanın kahramanı Fiyodor İvaniç Lavretski, bildiğim kadarıyla romanın yazarı Turgenyev’le pek çok özelliği paylaşan asil bir kişi olarak ortaya çıkmıştır. Lavretski’nin geçmişi son derece ayrıntılı açıklanmıştır: Onun soyu, yurtdışında yaşadığı hayatı, sorumluluklarından kaçarak ve İngiliz yüksek sosyetesindeki geçirdiği zaman dile getirilmiştir. Turgenyev, nihayetinde gerçeğin en başta belirsiz kalmasına karar verir. Romanın yazarı, Lavretski ve Liza’nın neler hissettiğini açıklayamayacağını belirten ve bu kişisel trajedilere işaretin ve bunları aktarmanın daha iyi bir şey olduğu sonucuna varır. Turgenyev, romanın kahramanının geçmişinin hatalarıyla yüzleşmek zorunda kaldığı ve küçülen geleceği için ne gibi seçeneklerin kaldığını belirlediği orta yaş hakkında duygularını ifade ediyor.
Bu eser şu şekilde özetlenebilir:
Çok gençken ölen, uzak, Anglofil bir baba ve serf bir annenin çocuğu olan Lavretski,
Moskova’da eğitim görür ve orada eğitim görürken operada adı Varvara Pavlovna olan güzel bir genç kadını gözetler ve sonrasında ona aşık olur ve onunla evlenmek ister. Düğünlerinin ardından, ikisi Paris’e taşınır ve burada Varvara Pavlovna çok popüler bir salon kadını olur ve sık ziyaretçileri arasında bir ilişki başlar. Lavretski olayı ancak sevgilisi tarafından ona yazılmış bir not bulduğunda öğrenir. Onun ihaneti şok etkisi yaparken, onunla olan temaslarını tamamıyla keser ve ailenin mülküne geri döner.
Rusya’ya döndükten sonra Lavretski, iki kızı Liza ve Lenoçka ile yaşayan kuzeni Marya Dmitrievna Kalitina’yı ziyaret eder. Lavretski, edalı Varvara Pavlovna’nın sosyal bilincinin aksine ciddi doğası ve dinine bağlı Liza’ya çekiciliğine kapılır. Lavretski, Liza’ya aşık olduğunu fark eder ve yabancı bir yayında Varvara Pavlovna’nın öldüğünü okurken ona aşkını itiraf eder ve karşılığında onun da kendisini sevdiğini öğrenir.
Aşklarını birbirlerine itiraf ettikten sonra, Lavretski evine döndüğünde, sözde ölmüş eşini salonda beklerken bulur. Ölüm raporlarının sahte olduğu ve arkadaşlarının gözünden düştüğünü ve Lavretski’den daha fazla para almaya ihtiyacı olduğu ortaya çıkar.
Varvara Pavlovna’nın ani ortaya çıkışını öğrenmesinin ardından, Liza uzak bir rahibe manastırına katılmaya ve kalan günlerini bir rahibe olarak yaşamaya karar verir. Lavretski, bir keresinde kilisede onu görmek için beklerken onu görmeyi başarır ve biraz konuşurlar.
Roman, sekiz yıl sonra Liza’nın evine dönen ve birçok şeyi değişmiş olsa da aynı piyano ve bahçe gibi unsurların bulunduğu bir son söz ile bitmektedir. Lavretski’nin anıları hayat bulur ve kişisel acısında bir anlam ve hatta güzellikler görebilir.

Kitaptan 15 Alıntı

Hayatta öyle anlar, öyle duygular vardır ki...
Yalnızca gösterebilirsiniz, anlatamaz, yanından geçer gidersiniz.

Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 229 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 229 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)

Ölüm beklemez, hayat da beklemek zorunda değildir.

Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 125 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 125 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)

Aşkın, her yaşta kendine özgü acıları vardır.

Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 154 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 154 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)

Bütün yüreğimle verdim kendimi bu yeni duyguya,
Çocuk ruhlu biri oldum:
Ve önünde saygıyla eğildiğim her şeyi yaktım,
Yaktığım her şeyin önünde saygıyla eğildim.

Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 121 - İletişim Yayınları, 1. Baskı, Çeviri: Ergin Altay)Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 121 - İletişim Yayınları, 1. Baskı, Çeviri: Ergin Altay)

İnsan gençken başarısız olmaya katlanılabilir; ama yaşlıyken güçsüzlük ağır gelir ona. Güçten düştüğünün farkında olmamak gurur kırıcıdır da. Bir yaşlı adamın bu darbeleri kaldırabilmesi kolay değildir!

Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 130 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 130 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)

Resimde de, genel olarak hayatta da en önemli şey, yumuşaklık ve cesarettir.

Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 55 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 55 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)

"İnançları yok, olsa, bilseler...
İnanç yoksa, canlanma da yoktur."

Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 124 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 124 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)

Kendini aldatmadan edemez insan.

Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 199 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 199 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)

Gençlikte sevmeyen kalbe ne yazık!

Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 77 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 77 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)

İnsan yakınını, tam olarak yalnızca ondan ayrıldığında anlayabilirdi.

Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 95 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)Asilzade Yuvası, Ivan Sergeyeviç Turgenyev (Sayfa 95 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2015, Çeviri: Ergin Altay)
2 /