Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.834
Gösterim
Adı:
Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın
Baskı tarihi:
Şubat 2010
Sayfa sayısı:
394
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055903053
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Extremely Loud And Incredibly Close
Çeviri:
Algan Sezgintüredi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Siren Yayınları
"Göz kamaştırıcı fikirlerle dolu, zeka fışkıran bir roman."
-The New York Times-

11 Eylül'de babasını kaybeden Oskar, birkaç sene sonra mavi bir vazonun içinde bir anahtar bulur. Anahtar babasına aittir ait olmasına da, New York şehrindeki 162 milyon kilitten hangisini açmaktadır?

Amerikalı yazar Jonathan Safran Foer, Günther Grass'ın Teneke Trampet'inden, Paul Auster'ın Ay Sarayı'ndan ve Italo Calvino'nun yazınındaki muzip dinamizmden izler taşıyan Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın'da insanlık deneyimini şaşırtıcı tesadüfler, derin acılar, büyük yalnızlıklar, iç içe geçmiş hayatlar ve sınırsız bir yaşama sevinci merceğiyle konu ediyor. Amerika'da büyük ilgi gören ve ses getiren roman, akıcı dili, zengin anlatımı ve çığır açan tekniğiyle içinde yaşadığımız zamanların bir klasiği.

"O gece babam beni yatırır ve kitap hakkında konuşurken bu meseleye bir çözüm düşünüp düşünemediğini sormuştum. "Hangi mesele?" "Fazlasıyla önemsiz olmamız meselesi." "Pekala, bir uçak seni alıp Sahra Çölü'nün ortasına bıraksa ve sen orada, bir cımbızla bir kum tanesini yerinden bir milimetre oynatsan ne olur?" demişti. "Muhtemelen susuzluktan ölürdüm," demiştim. "Hayır, tam o anda, tek kum tanesini oynattığında demek istedim. Ne anlama gelirdi bu?" demişti. "Bilmem. Ne?" demiştim. "Düşün bakalım," demişti. Düşünmüştüm. "Herhalde bir kum tanesini oynattığım anlamına gelirdi." "Ki o da Sahra'yı değiştirdiğin anlamına gelirdi." "Yani?" "Yani mi? Yani, Sahra uçsuz bucaksız bir çöldür. Ve milyonlarca yıldır var. Ve sen onu değiştirdin!" "Doğru!" demiştim yerimde doğrularak. "Sahra'yı değiştirdim!" "Anlamı?" demişti. "Ne? Söyle." "Eh, Mona Lisa'yı yapmaktan veya kanseri tedavi etmekten bahsetmiyorum. Sadece bir kum tanesini bir milimetre oynatmaktan bahsediyorum." "E?" "Bunu yapmasaydın insanlık tarihi şöyle gidecekti" "Hı-hı?" "Ama yaptın. Yani?" Yatakta ayağa kalkmış, yıldızları göstermiş ve bağırmıştım: "İnsanlık tarihinin gidişatını değiştirdim!" "Doğru." "Evreni değiştirdim!" "Değiştirdin." "Ben, Tanrı'yım!" "Sen ateistsin." "Ben, yokum!" Yatağa, kollarına atlamıştım ve kahkahalarla gülmüştük."

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, kayıplara, arayışlara, insan ilişkilerine, yalnızlığa, kalabalıklara, acıya ve coşkuya, içinde yaşadığımız şehirlerin labirentlerine, asla adresine ulaşamayan mektuplara, gece yarısı anlatılan masallara, rüyalara ve gerçeklere, söylenen ve asla söylenememiş sözlere dair çarpıcı, eğlenceli, sürprizli ve birazcık da sihirli bir roman.

"Foer okurun elini insanlığın ve insan ilişkilerinin üstün güzelliğinin tam kalbine yerleştiriyor. Okuyun, hayatın nabzını hissedeceksiniz."
- Philadelphia Inquirer-
(Tanıtım Bülteninden)
394 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Kitabı gerçekten beğendiğimi belirteceğim. Çoğunuzunda okurken "ne ilginç kitapmış yahu" diyeceğinizi düşündüğüm bir kitap. Eser arka kapaktanda anlaşılacağı üzere, 11 eylül'de bombalanan yerler ve ölen insanlardan birini yani tatlı Oskar'ın babasını konu ediniyor. Aslında o ölümden sonra hayatı değişen Oskar'ı desek daha doğru olur. Kitabı daha iyi anlamanıza ve daha derinden hissetmenize yardımcı olması açısından sizden şuan birşey yapmanızı isteyeceğim. 10 yaşında küçük bir çocuksunuz. Ve biliyorsunuz ki o yaştaki neredeyse her çocuk için babaları bir kahramandır. O bir idoldür. En iyi savaş tekniklerini o bilir, en ünlü dergilerin kapaklarını o süsler, en pratik matematik sorusu çözen odur, diğer tüm babaları yenebilir, en iyi i oyunları o öğretir, en iyi futbolu o oynar. Sonra birden gelen bir telefonla siz ona bir veda bile edemeden ölüm haberini aldığınızı. Onunla en son ne konuşmuştunuz? Onu üzecek şeyler söylemiş miydiniz? Onu sevdiğinizi söyleme fırsatınız olmuş muydu? İşte tüm bunlar tam olarak minik Oskar'ı anlatıyor buradan da kitabın dram ağırlıklı olduğunu anlayabiliyorsunuz. Kitapta Oskar için hayat ikiye ayrılıyor. Babasından önce ve babasından sonra... Kitabın eleştirebileceğim kötü yanları da var. Bu kitabı tanımlamak için 10 kelime seçme şansım olsa içlerinde kesinlikle "kafa karışıkılığı" da olurdu. Çünkü bazı yerleri dikkatle okumadığınız takdirde kafanız karışabilir. Kimin kim olduğunu, karakterlerin orada ne kast ettiğini anlamayabilirsiniz. Bu yüzden dinç bir kafayla ve dikkat vererek anlaşılabilecek bir kitaptı. Kitapta Oskar'ın kendine özgü, farklı bir çocuk olduğunu hemen anlıyordunuz. Bir şeyler size üzüntü verdiğinde "botlarınızın ağırlaşması" gibi, gün içinde başınızdan geçenleri fotoğraflayıp bir günlüğe yapıştırarak tutabileceğiniz bir "başıma gelen şeyler günlüğü" gibi, ölmüş kelebek kanatlarından oluşan "koleksiyonlarınız"gibi, kimseye anlatamadığınız şeyler için her seferinde kendinizi hırpalayarak "tenim çabuk morarır"larınız gibi, ya da herkesin gözyaşları ile beslediği "gözyaşı denizleri" gibi veya elinizden düşmeyen "tef"leriniz gibi bambaşka bir karakterdi Oskar. Kitabın son sayfaları da çok etkileyiciydi. Belli bir noktada ağlayacak kadar oldum diyebilirim. Sizde kendine özgü bir karakter olan ve acısını kendisinden bile gizleyen minik Oskar'la tanışmak istiyorsanız bu kitabı kaçırmayın derim. Detaylı yorumlar için ;
http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...einanilmazyakin.html
394 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap bitti ve botlarım inanılmaz ağırlaştı. Okurken defalarca kez Thomas'ın yaşıyor olmasını diledim ama yinede soyadım Black olsa da kapımı çalsa istedim. Oscar'a sımsıkı sarılıp omuzun en yumuşak yerine kafasını koymasını, ağladığında omuzumu ıslatmasını istedim ya da yatağıyla duvarının arasındaki Başıma Gelen Şeyler'de fotoğrafım olsun istedim. Yine de biz en sonunda herşeyi geri saralım. 6.ilçenin hikayesini dinlerdik. Güvende olurduk. Oscar gibi.
394 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
11 Eylül'de babasını kaybeden vegan bir çocuk kahraman. Olayın örgüsü çocuğun babasını arayış süreci benim çok içime işledi. Çocuk ağzından yazılan kitaplar arasında favorilerimden biri.
366 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Şeker Portakalı'nın herkesi ağlatan çocuğu Zeze'yi sevmiş miydiniz?
O zaman bu kitabı da okumalı ve kahramanımız küçük Oscar ile tanışmalısınız.
Oscar, hayata bakış açısı, icatları, sevgisi ve "botlarını ağırlaştıran" acıları ile bana Zeze'yi hatırlatan müthiş bir karakter. "Aşırı gürültülü ve inanılmaz yakın" çok meşhur olmasa da gerçekten çok farklı bir kitap. Bu farklılıklar da kitabı eğlenceli hale getiriyor. 11 Eylül saldırıları ile ilgili olsa da korkmayın, Amerikan şovenizmi falan yapılmıyor kitapta. Arkadaşlara şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitabım daha oldu. yehhu :)
Alıntılarım sonra gelecek..
394 syf.
·Beğendi·9/10
Hafif bir tebessümle birlikte okunan, su gibi akıp giden bir kitap. Oscar'ın botları ağırlaştıkça,benim de yüreğim ağırlaştı okurken. Bir ipucunun peşinde dokunulan onlarca hayat, onlarca hikaye...
394 syf.
·8 günde
Sözcükler düğümlenir ve sesiniz çıkamaz ya işte o kadar anlatılamaz,muhteşem, ne söyleseniz az kalır kitabı anlatmaya. Teknik muhteşem,konu kalbinize dokunan cinsten.. Okurken ‘gözlerim marazlandı’ ve ‘botlarım ağırlaştı’.. Keşke herşeyi tersine çevirebilsek ‘güvende olurduk’ belki o zaman.
366 syf.
·Beğendi·9/10
Kesinlikle kurgusu muhteşem bir zekanın ürünü. Bir çocuğun ağzından yazılmış bir yetişkin kitabı. İş yoğunluğum sebebi ile bazı günler kitabı elimden bırakmak zorunda kalmasam çok daha çabuk bitirebilirdim. Elden bırakılamayacak kadar akıcı. Ancak insanın içini burkan bir kitap aynı zamanda. Bitirdiğimde kitabı kalbimin üzerine koyup uyumak istedim. Okuduğum en iyi beş kitap arasında diyebilirim.
394 syf.
·8 günde·9/10
12 Eylül'ü küçük bir çocuğun dilinden dinleyin... Mükemmel...
394 syf.
·Beğendi·10/10
Yer yer kahkaha attıran, yer yer göz dolduran, her bir cümlesinden samimiyet akan, gerçekten harika ve etkileyici bir roman. 11 Eylül saldırılarında babasını kaybeden küçük Oskar'a, babasının geride bıraktığını düşündüğü ipuçlarını bulmaya çalışırken eşlik ediyor, hayata dair yepyeni şeyler öğreniyorsunuz.
394 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yitirmek hiç sahip olmamaktan iyidir! Kitaptaki kilit cümlelerden biri bu bence. 10 yaşında bir çocuksun, babanı kaybetmenin acısıyla ağırlığıyla yaşamaya çalışmayı mı tercih edersin yoksa babanı hiç tanımamış, baba ne demektir hiç öğrenemeyecek olmayı mı? Elbette yitirmek hiç sahip olamamaktan iyidir.. Kitapta 11 Eylül 2001 saldırısını ve 13-15 Şubat 1945 Dresten bombardımanını yaşamış iki kuşağın hayat hikayesi var. Hangi kelimeyle tarif etsem diye düşündüm ve "farklı" demeyi uygun buldum. Bence kitap farklı ve okumaya değer. Dip not: Kitap elime geçince, aldığım internet sitesini arayıp "bu kitabın bazı sayfaları çizilmiş, kelimeler hatta harfler bile yuvarlak içine alınmış, bu ne sorumsuzluk, ikinci el kitap göndermişsiniz!!" diye saydırmamak için kendimi zor tutarak ve acaba mı diyerek emin olmak için D&R a gidip kitaba baktım. Orjinali öyle! :)
394 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Youtube kanalımdaki inceleme videosu: https://youtu.be/RCSJO8wmk3w

Kitap 11 Eylül olaylarında babasını kaybeden Oskar’ın değişmekte olan hayatını anlatıyor. Bunu 10 yaşındaki Oskar’ın kendi ağzından dinliyorsunuz. Babasının ölümüyle birlikte ondan kalan bazı eşyalardan ipucu yaratarak babasını arayan küçük bir çocuğun hikayesi de diyebiliriz. Yaratıcı bir zekaya sahip Oskar’ın dahiyane fikirlerini de okuyacaksınız. Kitabın içinde küçük bir çocuktan çok güzel hayat dersleri alacaksınız. Benim severek okuduğum bir kitaptı. Yer yer duygulandığınız, yer yer güldüğünüz her duyguyu dozunda veren güzel bir eser. Çok bilinen bir kitap değil ama hikayesini okuyan herkesin de tavsiye listesine alacağı bir kitap.

Kitabı okuduktan sonra 2011 yapımı yönetmenliğini Stephen Daldry’ın yaptığı ve Türkçe’ye Çok Gürültülü ve Çok Yakın olarak isimlendirilen uyarlama filmini de izlemenizi öneriyorum. Film de kitap gibi gayet güzel işlenmişti. Gerçekten severek okuyacağınızı ve izleyeceğinizi düşünüyorum.
İnsanlar, kunduzların barajlar yapmak için ağaçları kemirip devirdiklerini zanneder ama aslında dişleri durmadan uzamaktadır ve tüm o ağaçları kemirerek sürekli törpülemeseler dişleri yüzlerine doğru uzayıp ölmelerine yol açar. İşte bu haldeydi beynim.
"Hayatımı daha az duygulanmayı öğrenmeye harcadım. Her gün daha az duygulandım. Büyümek midir bu? Yoksa daha beter bir şey mi?”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın
Baskı tarihi:
Şubat 2010
Sayfa sayısı:
394
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055903053
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Extremely Loud And Incredibly Close
Çeviri:
Algan Sezgintüredi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Siren Yayınları
"Göz kamaştırıcı fikirlerle dolu, zeka fışkıran bir roman."
-The New York Times-

11 Eylül'de babasını kaybeden Oskar, birkaç sene sonra mavi bir vazonun içinde bir anahtar bulur. Anahtar babasına aittir ait olmasına da, New York şehrindeki 162 milyon kilitten hangisini açmaktadır?

Amerikalı yazar Jonathan Safran Foer, Günther Grass'ın Teneke Trampet'inden, Paul Auster'ın Ay Sarayı'ndan ve Italo Calvino'nun yazınındaki muzip dinamizmden izler taşıyan Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın'da insanlık deneyimini şaşırtıcı tesadüfler, derin acılar, büyük yalnızlıklar, iç içe geçmiş hayatlar ve sınırsız bir yaşama sevinci merceğiyle konu ediyor. Amerika'da büyük ilgi gören ve ses getiren roman, akıcı dili, zengin anlatımı ve çığır açan tekniğiyle içinde yaşadığımız zamanların bir klasiği.

"O gece babam beni yatırır ve kitap hakkında konuşurken bu meseleye bir çözüm düşünüp düşünemediğini sormuştum. "Hangi mesele?" "Fazlasıyla önemsiz olmamız meselesi." "Pekala, bir uçak seni alıp Sahra Çölü'nün ortasına bıraksa ve sen orada, bir cımbızla bir kum tanesini yerinden bir milimetre oynatsan ne olur?" demişti. "Muhtemelen susuzluktan ölürdüm," demiştim. "Hayır, tam o anda, tek kum tanesini oynattığında demek istedim. Ne anlama gelirdi bu?" demişti. "Bilmem. Ne?" demiştim. "Düşün bakalım," demişti. Düşünmüştüm. "Herhalde bir kum tanesini oynattığım anlamına gelirdi." "Ki o da Sahra'yı değiştirdiğin anlamına gelirdi." "Yani?" "Yani mi? Yani, Sahra uçsuz bucaksız bir çöldür. Ve milyonlarca yıldır var. Ve sen onu değiştirdin!" "Doğru!" demiştim yerimde doğrularak. "Sahra'yı değiştirdim!" "Anlamı?" demişti. "Ne? Söyle." "Eh, Mona Lisa'yı yapmaktan veya kanseri tedavi etmekten bahsetmiyorum. Sadece bir kum tanesini bir milimetre oynatmaktan bahsediyorum." "E?" "Bunu yapmasaydın insanlık tarihi şöyle gidecekti" "Hı-hı?" "Ama yaptın. Yani?" Yatakta ayağa kalkmış, yıldızları göstermiş ve bağırmıştım: "İnsanlık tarihinin gidişatını değiştirdim!" "Doğru." "Evreni değiştirdim!" "Değiştirdin." "Ben, Tanrı'yım!" "Sen ateistsin." "Ben, yokum!" Yatağa, kollarına atlamıştım ve kahkahalarla gülmüştük."

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, kayıplara, arayışlara, insan ilişkilerine, yalnızlığa, kalabalıklara, acıya ve coşkuya, içinde yaşadığımız şehirlerin labirentlerine, asla adresine ulaşamayan mektuplara, gece yarısı anlatılan masallara, rüyalara ve gerçeklere, söylenen ve asla söylenememiş sözlere dair çarpıcı, eğlenceli, sürprizli ve birazcık da sihirli bir roman.

"Foer okurun elini insanlığın ve insan ilişkilerinin üstün güzelliğinin tam kalbine yerleştiriyor. Okuyun, hayatın nabzını hissedeceksiniz."
- Philadelphia Inquirer-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 108 okur

  • Emel Deniz
  • Jülide Aköz
  • Özlem Yıldız
  • Şeyda Altunyurt
  • süleyman kivrakoglu
  • Sercan Baylan
  • Sinem ekinci
  • Eda Özkara
  • Tuğba iğde
  • Ange des livres

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%28.6
25-34 Yaş
%35.7
35-44 Yaş
%21.4
45-54 Yaş
%10.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.8
Erkek
%23.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.5 (13)
9
%35.3 (18)
8
%23.5 (12)
7
%11.8 (6)
6
%2 (1)
5
%0
4
%0
3
%2 (1)
2
%0
1
%0