Aşk-ı Kabristan

·
Okunma
·
Beğeni
·
101
Gösterim
Adı:
Aşk-ı Kabristan
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
229
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058268630
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kozak Kitap
Onunla birlikte sanki her şey antika kesilmişti bana. Bir eski zaman gibi esiyordu rüzgâr. Eşyalar, yollar, kaldırımlar, mezar taşları antika. Bir kaç yüzyıl ardına konmuştu âdeta zaman. Yaşanası bir zamana… Sanki süslü faytonlar geziniyordu sokaklarda. Sokaklarda şerbetler dağıtılıyordu. Gül kokuyordu ortalık. Sanki arabaların arkasında, kısa etek çağrıştıran, şehvet çağrıştıran “Liselim” değil de, asaletli bir “Medreselim” yazıyordu. Kapılarda çift tokmak mı vardı? Erkek misafir gelirse kalın tokmağa vuracak ve evin erkeği açacak kapıyı, ince tokmak vurulursa bilinir ki gelen misafir kadındır ve kapıyı evin hanımı açacaktı?Onun hallerinde kapılar namahrem bir zamana vuruyor, kapılar bir eski zamana tıklıyordu.Yoksa ben, Cumbalı, kafesli, payandalı ahşap bir evde mi oturuyordum? Kapımın üzerinde geniş bir saçak mı vardı, yoldan geçenleri yazın güneşten, kışın yağmurdan koruyacak? Saçağın altında duran misafirlere yazın soğuk ayranım, kışın sıcak çayım mı vardı? Güzel temenniler, hoş sözler mi vardı ağızlarda? İki kelimenin biri küfür olmaktan firar mı etmişti? Güven mi veriyordu en ıssız en kuytu yerler bile? Kapılar sadece bir mandalla mı tutturulmuştu? Mal, ırz, namus o kadar güvende miydi? Bir kandilin ışığında sohbet ederken mi dinleniyordu insanlar? Boyunlarına Mushafları asmışlarda Kur´an öğrenmeye mi koşuyordu çocuklar? Feraceli kadınlar mı dolaşıyordu sokaklarda? Kadınlara bir kere olsun bakmaya hayâmı ediyordu erkekler? Her şeyden bir sadelik mi akıyordu? Sadaka taşları dolmuş taşmış da akçeler yerlere mi düşüyordu? Zekât verilecek insan bulunmuyor muydu? Kıraathanelerde kitaplar mı okunuyordu? Mescitler genç, yaşlı dolup dolup boşalıyor muydu? Her mekân ismine lâyık mı yaşıyordu? Huzurevleri henüz açılmamış, yaşlıların yeri çocuklarının torunlarının yanımıydı? Leyleklere kadar vakıflar, han kâhlar, kervansaraylar mı kurulmuştu? Sürre alaylarımı düzenleniyordu hicaza? Bir eski âlem esiyordu onun namahrem bakışlarından.
229 syf.
·Beğendi·10/10
Bazı kitaplar vardır sizi alır götürür bir yerlere, cümleleri sarsar mana yönüyle,okudukca farklı bir ruha bürünürsünüz, anlam dolu bir yolculuğa çıkarır ya,işte tam da o kitaplardan Aşk-ı Kabristan..
Can isimli kahramanın kabristanda genç bir kız ile tanışmasından sonra gelişen ibret dolu yaşam hikayelerini konu alıyor..
Dini öğretileri, gerçek bir müslümanın üzerine düşen insani sorumluluklarını tam anlamıyla hayata geçirmeyi başarabilmesi ile dünya bir cennete dönüşüveriyor adeta .
Akıcı ve anlaşılır üslübu vermek istediği mesajların konuya uyarlanışı ile keyifle okunabilecek, her yaşa hitap eden güzel bir eser.
229 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın yarısından sonra göz yaşlarımı tutamadım diyebilirim. Öylesine derin düşüncelere daldım ki, günümüz evliliklerinin nasıl temelden sarsıldığını gördüm.
229 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
2019 yılının 18. kitabı Şubat ayının ise 8. kitabı olan Aşk-ı Kabristan kitabı. Okuduğum diğer kitaplardan farklı hem tarz olarak hem de hissiyat olarak. İki gün gibi kısa sürede bitirdim. Bitsin istemedim daha uzun olsa okurdum yani. Herkesin alıp okuması gerektiğini düşünüyorum. Okuyup kendimizi bir nebzede sorgulamamız lazım. Konusunu dile getirecek olursam eğer annesinin mezarı başında ağlayan bir kızın, mezarda dolaşmayı seven bir erkekle olan diyalog' u ile başlıyor. Tabi ki konusu bu kadar basit değil okuyup anlamanız lazım.. Ben çok beğendim uzun zaman sonra ilk defa bir kitap beni bu kadar etkiledi. Tüm kurtlarına önerimdir..
.
.
Alıntılar;
Her şey sonunun olduğunu ilan ederken, insan ölümü nasıl bir an düşünmez, nasıl bir an unutur.
.
Yüzlerce yakınımdı raftaki kitaplar, beni bu alemden onlar kaçırıyordu.
.
Mezardekilerin pişman oldukları şeyler için, dünyadakiler birbirini kırıp geçiyor.
.
Bilmediğini bilmemek ne korkunç bilgisizlik..
.
Biliyorum, hıçkıra hıçkıra ağlayabileceğim bir omuz yok!
230 syf.
·Beğendi·10/10
" cümle olmuş, sayfa olmuş, kitap olmuşsunuz. Beni avutmayın ey kelimeler. Kainattaki her oluşumun öz manasına götürün." kitap da geçen bu söz gibi gerçek manada yol aldırabilecek bir eser.
229 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Aşkı Kabristan ruhumuzun kaybettiği manevi değerleri tekrar gönlümüze nakşeden, bâki âleme açılan yolcuğumuzda aile saadetinin önemini gönlümüze ilmek ilmek işleyen, yolumuza kandil, yüreğimize sürur veren bir eser. Yazarımız toplumumuzun kaybettiği manevi değerleri tekrar kazanabilmesi amacıyla nadide bir eser ortaya koymuş. Akıcı üslûbuyla hepimizin idrak edebileceğimiz, hayatımıza rehber alabileceğimiz, feyizle okuyacağımız Meseleli bir kitap. Değerli Umut Hocam yüreğinize, kaleminize sağlık.
Kitap sevdalılarına tasfiye eder feyizli okumalar dilerim.
"Bilmediği, görmediği ama ezberci ağızlardan pek çok kez duyduğu “Elhamdulillah Müslümanız.” Kelimelerinin ağızlarda sırıtışı, derinde bulunmayışı ve de hem Müslüman hem laik olmanın tezatı karşısında kalmış bir İnsanın saf şaşkınlığıyla sormuştu. Hem Müslüman hem laik olduğunu söyleyen insanın bunu bir beceri mi saydığı, yoksa gafilin önde gideni mi olduğunu anlayamamıştı gerçekten. Sorusundaki sâfiyeti, yeşil gözlerinin duruluğundan ve soruşundaki mâsumiyetinden görüyordum.

- Gerçek Müslüman nasıl olur öyleyse?

- Kelime-i şahadet getirmek, Müslüman adayı olmaktır. Müslüman olmak, Allah’ın emirlerine teslim olmakla olur. “Müslüman” kelime itibariyle, teslim olmuş İnsan demektir. Yâni tam îman etmek, Müslümanlığın içini doldurmakla olur."
Umut Kozak
Kozak Yayınları
-Hakikati, varlık sırrını uzunca ve derinlemesine aramak gerek Şiirde,sözlerde,sohbetlerde,yüzlerde,
kitaplarda,maddede hakikati aramak....
Ben hep ararken kendimi yazar buluyorum.Seni de burada hakikati ararken,dünyâ hayâtının sonunu benliğime gösterirken bulmadım mı? insan ne bulursa O' nu ararken bulur.Gerisi çer çöp,gerisi pişmanlık,gerisi işte bu mezarlık...
"Sırra gömülmüş, hakîkate uyanmış ölüler çevremde, ben ise gölge dünyâda bîtap bedenim, bîçâre rûhumla kalakalmışım. Bu gölgeli oyun, bana zindandan başka ne ki?
Kimilerine mesut bir sonsuzluğun armağan edildiği, kimilerinde acıdan feryat figanların duyulduğu mekânda takvim işlemiyor ölülere, zaman mefhumu dönmüyor. Biz yaşayanlara ise saatler, takvimler, kıskaçtan, geriye bakınca hüsrandan başka ne ki?
Döne döne, İnsanoğlunu içine göme göme, vakti bilinmeyen bir meçhûle son sürat gidiyor dünyâ…"
Umut Kozak
Kozak Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk-ı Kabristan
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
229
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058268630
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kozak Kitap
Onunla birlikte sanki her şey antika kesilmişti bana. Bir eski zaman gibi esiyordu rüzgâr. Eşyalar, yollar, kaldırımlar, mezar taşları antika. Bir kaç yüzyıl ardına konmuştu âdeta zaman. Yaşanası bir zamana… Sanki süslü faytonlar geziniyordu sokaklarda. Sokaklarda şerbetler dağıtılıyordu. Gül kokuyordu ortalık. Sanki arabaların arkasında, kısa etek çağrıştıran, şehvet çağrıştıran “Liselim” değil de, asaletli bir “Medreselim” yazıyordu. Kapılarda çift tokmak mı vardı? Erkek misafir gelirse kalın tokmağa vuracak ve evin erkeği açacak kapıyı, ince tokmak vurulursa bilinir ki gelen misafir kadındır ve kapıyı evin hanımı açacaktı?Onun hallerinde kapılar namahrem bir zamana vuruyor, kapılar bir eski zamana tıklıyordu.Yoksa ben, Cumbalı, kafesli, payandalı ahşap bir evde mi oturuyordum? Kapımın üzerinde geniş bir saçak mı vardı, yoldan geçenleri yazın güneşten, kışın yağmurdan koruyacak? Saçağın altında duran misafirlere yazın soğuk ayranım, kışın sıcak çayım mı vardı? Güzel temenniler, hoş sözler mi vardı ağızlarda? İki kelimenin biri küfür olmaktan firar mı etmişti? Güven mi veriyordu en ıssız en kuytu yerler bile? Kapılar sadece bir mandalla mı tutturulmuştu? Mal, ırz, namus o kadar güvende miydi? Bir kandilin ışığında sohbet ederken mi dinleniyordu insanlar? Boyunlarına Mushafları asmışlarda Kur´an öğrenmeye mi koşuyordu çocuklar? Feraceli kadınlar mı dolaşıyordu sokaklarda? Kadınlara bir kere olsun bakmaya hayâmı ediyordu erkekler? Her şeyden bir sadelik mi akıyordu? Sadaka taşları dolmuş taşmış da akçeler yerlere mi düşüyordu? Zekât verilecek insan bulunmuyor muydu? Kıraathanelerde kitaplar mı okunuyordu? Mescitler genç, yaşlı dolup dolup boşalıyor muydu? Her mekân ismine lâyık mı yaşıyordu? Huzurevleri henüz açılmamış, yaşlıların yeri çocuklarının torunlarının yanımıydı? Leyleklere kadar vakıflar, han kâhlar, kervansaraylar mı kurulmuştu? Sürre alaylarımı düzenleniyordu hicaza? Bir eski âlem esiyordu onun namahrem bakışlarından.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Blkz_ı
  • Ayşegül K
  • Perihan yazıcı
  • Muharrem Son
  • Burhan www

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (5)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0