Aşk Kağıda Yazılmıyor

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.283
Gösterim
Adı:
Aşk Kağıda Yazılmıyor
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054643189
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Granada Kitap
Ustalar aşkı yazdı! Aşkın tarifi bu kitapta...

Sadık Yalsızuçanlar, bu kez "aşk" ile çıkıyor okurlarının karşısına. Dervişlerin dünyasında aşkın anlamını anlatan Mahmut Erol Kılıç'tan "Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban"ın şairine, Ayşe Şasa'dan Lale Müldür'e, Enis Batur'dan, Birol Topaloğlu'na, Laurent Mignon'dan Tuğrul İnançer'e kadar pek çok şair, sanatkâr, düşünce ve ilim adamı, psikiyatrist, senarist, siyaset düşünürü, hattat ve musikişinasla yapılan aşk merkezli söyleşiler, "anlatılamaz ancak yaşanılır" olan aşkı, pek çok cepheden daha anlaşılır hale getiriyor.

"Yağmurla topraktaki tohumun birleşmesi bir aşkın sonucudur. Yani aşk budur esasında. Ağacın çiçeğe durması bir aşka delâlet eder. Meyve bir aşktır. Suyun akışı... Bu suyu belki de aşk akıtıyor. Yoksa olduğu yerde dururdu buz kesmiş gibi, akıyor. Mevsimlerin değişmesi bir aşktır. Dünyanın dönmesi aşk iledir. Aşk olmadan dönerse sarhoş olur. Küt küt kendini bir yerlere çarpar. Ve maalesef, işte depremler diyoruz. Bu da aşkın kırıklarıdır."
(Tanıtım Bülteninden)
Birbirinden değerli kişilerin düşüncelerinden beslenerek hazırlanan bir kitap.
Bir söyleşi kitabı...
Kitap konu olarak insanoğlu için iki önemli meseleden, ölüm ve aşktan, ikincisini merkeze alıyor.
Sufiler, Allah'ın insanı yaratmak için "Ben diledim, arzuladım, sevdim" anlamına gelen "hubb" fiilini kullanmasından yola çıkarak aslında varlığın kaynağının aşk olduğunu söylerler. Bu aşkın evrende sayısız tecellisi görülebilir. Ağacın meyve vermesi, dünyanın dönmesi, yağmurun yağması, mevsimlerin değişmesi hep bu aşk iledir. İnsanda ise özüne kaynağına özlem, onu yine aşka yöneltir. O'nun yolunda hiç olup hep olmak ister. Allah'ın aşkına dahil olup, yok olmaktan kurtulur. Denizin içindeki bir damla misali...
Kitaptaki kişiler kendi uğraş alanından, mesleğinden bir parça aşk sunuyor bize. Fakat itiraf etmeliyim ki, içinden en çok, kıymetli tasavvuf uzmanı Mahmut Erol Kılıç'ın "Aşk Bilginin Kaynağıdır." isimli söyleşi dikkatimi çekti. Neredeyse bütün bir bölümün altını çizdiğimi söyleyebilirim.
Şairinden psikiyatristine, senaristinden müzisyenine, herkes aşk hakkında kendince bir şeyler söylemiştir. Fakat aşk o kadar büyük bir deryadır ki hepsini içine almıştır. Aldığı halde bile yine de aşkı tam olarak anlatmaya yetmemiştir. Çünkü AŞK KAĞIDA YAZILMIYOR.
Bir Ülkü Tamer geçti bu ilden, ruhu şad olsun.



İnsan ne tuhaf. Kimi olmayacakların uğruna olanları çürütür kimi olacakların en fenasına razı olur. Halbuki birazcık, sadece birazcık yüreğinin peşinden gitse olacağın en güzeli oradadır. Sadık Yalsızuçanlar bir başka kitabında, "Güneş varken mum ışığına girmek nedendi?" diye sorarken tam da bunu anlatır...
bir yıldız gibi kayarım hayatından yapacağın tek şey dilek tutmak olur.

aşk hiçbir zaman üzgünüm demek zorunda kalmamaktır.

insan,evrende gövdesi kadar değil , yüreği kadar yer kaplar.
Farklı görüşlerden farklı mesleklerden kişilerin aşka dair yorumlarını bulabileceğiniz kitap gerek sade dili gerek akıcılığıyla aşka farklı açılardan bakmanızı sağlayacak,güzel aşk yorumlarıyla okumaktan keyif alacaksınız.
Yazarın bu kitabı, aşkla ilgili olarak bazı yazar ve sanatçılarla yapmış olduğu röportajları içermektedir.Bu kitapta: Mahmut Erol Kılıç(yazar-tasavvuf ), Ayşe Şasa(Senarist-İbn Arabî), Abdurrahim Karakoç (Şair-Mihriban,Unutursun Mihribanım), Lale Müldür(şair-renk şairi,inanç), Tuğrul İnançer(musikişinas-tasavvuf), Davut Bektaş(hattat -tasavvuf-hat ilişkisi) ve Laurent Mignon (Edebiyat doktoru-Klasik Türk Edebiyatından günümüz edebiyatına kadar sevgili motifi) ile yapılan röportajları üslup ve içerik olarak çok beğendim.Aşk ekseninde,geçmişten geleceğe yolculuk yapmak güzeldi.
Unutmamak gerekir ki, zamana da kayıtlı aşk. Her dönemin aşığı aynı olmuyor. Geleneksel kültürlerde aşıklarda şu özelliği görüyoruz: Diğer insandan Mutlak Öteki'ne yani Tanrı'ya geçiş çok kolay. Böyle olunca, bütün aşk efsanelerinde sevgiliden Tanrı' ya uzanan bir hat vardır.
"Sevgiliye yakın olduğumuz kadar canımıza bile yakın değiliz.
Ben onu asla anmıyorum
Çünkü anmak yanımızda olmayanları
Hatırlamak demektir."
Yani, insan adeta bu yaratılmış alemde kaynağından, kökeninden kopmuş, bir gurbete düşmüş vaziyettedir. Gurbetteki insan psikolojisinde, o gurbet hayatı, bu gariplik hayatında, her zaman için kaynağına dönüş özlemi, bir nostalji bulunacaktır.
Aşıkın en önemli özelliklerinden bir tanesi, maşukuyla arasındaki bu ilişkiden dolayı bir tür kıskançlığın oluşmasıdır. Sufi terminolojisinde buna 'gayret' denir. Gayret, yani araya başka hiçbir şeyi almadan yalnızca ama yalnızca onu sevmek.
O güne değin, kainat bana tümüyle bir fizik olarak anlatılmıştı, yani alem fiziksel olarak anlatılmıştı. Allah ile bağı kurulmamıştı. Bu, tabii ruh için korkunç bir şey. İnsan ruhu, manayı özlüyor. İnsanın fıtratı manayı arıyor, anlamı istiyor.
Olabilir. İnsan hiç'i yazınca kendini buluyor bu yazının içinde. Esasında hiç olmak, yok olmak değil. Belki, acizliğimizden vazgeçip, belli bir yere sığınmak. Bu küçük bir damlanın bir okyanusa damlaması gibi bir hadise olsa gerek.
Davut Bektaş (Hattat, çizgilerin büyülü dünyasında gezinen bir derviş)
Her şeyin alemde fizik olarak kaybolup, insanın sadece kainatın aşkına, Allah'ın aşkına dahil olması kendisini yok olmaktan kurtarabiliyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk Kağıda Yazılmıyor
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054643189
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Granada Kitap
Ustalar aşkı yazdı! Aşkın tarifi bu kitapta...

Sadık Yalsızuçanlar, bu kez "aşk" ile çıkıyor okurlarının karşısına. Dervişlerin dünyasında aşkın anlamını anlatan Mahmut Erol Kılıç'tan "Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban"ın şairine, Ayşe Şasa'dan Lale Müldür'e, Enis Batur'dan, Birol Topaloğlu'na, Laurent Mignon'dan Tuğrul İnançer'e kadar pek çok şair, sanatkâr, düşünce ve ilim adamı, psikiyatrist, senarist, siyaset düşünürü, hattat ve musikişinasla yapılan aşk merkezli söyleşiler, "anlatılamaz ancak yaşanılır" olan aşkı, pek çok cepheden daha anlaşılır hale getiriyor.

"Yağmurla topraktaki tohumun birleşmesi bir aşkın sonucudur. Yani aşk budur esasında. Ağacın çiçeğe durması bir aşka delâlet eder. Meyve bir aşktır. Suyun akışı... Bu suyu belki de aşk akıtıyor. Yoksa olduğu yerde dururdu buz kesmiş gibi, akıyor. Mevsimlerin değişmesi bir aşktır. Dünyanın dönmesi aşk iledir. Aşk olmadan dönerse sarhoş olur. Küt küt kendini bir yerlere çarpar. Ve maalesef, işte depremler diyoruz. Bu da aşkın kırıklarıdır."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • GÜNÜM ALKAN
  • buse
  • SihirliFlut
  • Mine
  • Zarifoğlu Fazıl
  • Sevilay Öztürk
  • Ahmet Kürşat ARSLAN
  • hüseyin kartal
  • Muallim Naci
  • esra buzkan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%40 (2)
8
%20 (1)
7
%0
6
%20 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%20 (1)
1
%0