Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 24 dk.
Sayfa Sayısı:
261
Basım Tarihi:
Temmuz 2015
İlk Yayın Tarihi:
1 Ocak 2008
Yayınevi:
Litera Yayıncılık
ISBN:
9786059925457
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·261 syf.··
2022 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2022 15:36
İslam felsefesinin, tasavvufun, İslami ilimlerin en ışıltılı dönemlerinden birinde yaşayan İbn Arabi İslam felsefesi ve tasavvufu adına önemli bir yere sahiptir. Fütuhat-ı Mekkiye ve Fususu'l Hikem en önemli eserlerindendir. Aşk Risalesi kitabı da Fütuhat-ı Mekkiye eserinden bir parçadır. Aşk, tasavvufun çıkış noktasıdır. Sadece tasavvufun mu? Hayır. Yaratılışın bile temelinde aşk vardır. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler, dağlar, taşlar özetle yaratılan her şey hâl diliyle aşkını anlatır. Burada alında insan istisnai durumdur. Mesela melekler sadece aşklarını haykırırken insanlar bu sınıfın dışındadır. Zira melekler aşklarını dile getirmek için programlanmıştır ama Allah'ın insana verdiği cüzi irade ile insan seçim yapma, tercihte bulunma eylemine sahip olduğu için melekler gibi programlama insanlarda yoktur. İnsan tercihen aşkını dile getirir. Aşk bu kadar kısa şekilde anlatılamaz elbette. O yüzden kitabı kendimce incelemeye devam edeyim. Aşk insanlık tarihini meşgul eden en önemli konulardan biridir. Zira tam tanıma sahip değildir. Ve kalpten kalbe yoğunluğu ve hâli değişkenlik gösterir. Hatta insanın yetkinliği de buna etki eder. İbn Arabi aşkı ilahi, ruhani ve doğal olarak üç kısımda incelemiş. Tek seferde okunup baştan sona anlaşılabilecek bir eser değil. Derinlikleri olan bir kitap. Ancak bir kez okuyanı da eli boş gönderecek bir kitap değil kesinlikle. Günümüzde cıvık ilişkilerin adına aşk konduğu için böyle derin ve gerçek aşkı tartışmak artık zor geliyor. Ancak insanlar insansa da inanmasa da aşk vardır.
Aşk RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · Litera Yayıncılık · 2015107 okunma
10/10
·241 syf.·
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Merhaba değerli inceleme okuyucuları.. Öncelikle belirtmeliyim ki bu incelemeyi yazmak benim için hiç de kolay değil.. yaklaşık bir ay gibi bir sürede ancak okuyabildiğim bu kitap hakkında tam ve
Din
Aşk RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · Litera Yayıncılık · 2015107 okunma
10/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
O kadar güzeldi ki.. Hayatımda lezzet alarak okuduğum en değerli kitaplardan biri oldu. En başta aşık olmadığımı, o makâmın sırrı için tabiri caizse çok fırın ekmekler yenmek gerektiğini sorguladım kitap bitene dek. Kitap bitince içime oturdu, devam etsin hiç bitmesin istedim. Fütûhat'a başlamaya niyet ettim böylece.
1000Kitap
Aşk RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · Litera Yayıncılık · 2015107 okunma
Aşk
Puan vermedi·261 syf.··
2025 8. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 00:40
Ey gönülleri aşk ile pare pare edip rezil ve rüsvay eden Allahın karşı konulmaz adıyla.... Aşk risalesi, O felekler şahının kaleminin aşkın nabzında atıyor oluşu.. Kitap Aşkın vechi, dili, şekli,
Aşk RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · Litera Yayıncılık · 2015107 okunma
10/10
·261 syf.··
2020 24. kitabı
"Tasavvuf, hayata ve insana "aşk" zaviyesinden bakmaktır." Sözünden hareketle tasavvufu doğru anlayabilmek için aşk ve onun ortaya çıkardığı öteki kavramları bilmek faydalı
Aşk RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · Litera Yayıncılık · 2015107 okunma
10/10
·261 syf.·
2023 30. kitabı
Eser adından da anlaşıldığı üzere ilahi aşk üzerinedir. Kulağa çok tanıdık gelen, hakkında çokça kitaplar-söyleyişler olan bu alanda kutupların kutbu ve şeyhlerin Şeyh-i olarak bilinen keşif ilmine sahip
Muhyiddin İbn Arabi
Muhyiddin İbn Arabi
hazretlerinden okumanızı tavsiye ederim. Ziraa kendisi bu alanda en yetkin eser budur der. Hakkı da vardır elbet, onu ve eserlerini yakından takip edenler neden bu kadar iddialı bir cümle kurduğunu zaten bilirler, bilmeyen arkadaşlara da bu güzel eseri tavsiye ederim.
1000k
Aşk RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · Litera Yayıncılık · 2015107 okunma

Yazar Hakkında

Muhyiddin İbn ArabiYazar · 166 kitap
Muhyiddin İbnü'l-Arabî (Arapça: مُحِي اَلدِّينْ اِبْنُ الْعَرَبِي; d. 28 Temmuz 1165 - 10 Kasım 1240) ya da tam adıyla Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî (Arapça: أَبُو عَبْدُ الله مُحَمَّدْ بِنْ عَلِي بِنْ مُحَمَّدْ بِنْ اَلْعَرَبِي اَلحَاتَمِي اَلطَّائِي), ünlü İslâm düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir. Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde Mursiye (Murcia), İspanya’da doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın cedleri hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfuz ve itibar sahibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı. İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında 'Ahmed İbnu’l-Esirî' adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. Hakkındaki kayıtlara göre İbnu'l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık Halvet'e çekilen İbnu'l-Arabi, halvetinden keşf yoluyla edindiği çeşitli bilgilerle çıkmıştır. Endülüs'de bir süre daha kaldıktan sonra, seyahate çıktı. Şam, Bağdad ve Mekke'ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle görüştü. 1182'de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu görüşmeyi eserinde anlatır. Bu İbnu Rüşd’ün bilgi'nin akıl yolu'yla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilgi'nin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı. Bu senelerde 'Şekkaz' isminde bir şeyh'le tanıştı. Bu zat küçük yaşlardan itibaren ibadete başlayan, Allah korkusu taşıyan, hayatında bir kerecik olsun ‘ben’ dememiş olan ve uzun uzun secde eden bir kimsedir. Muhyiddin o ölene kadar onunla sohbete devam etti. 1182-1183'de İşbiliyye’ye bağlı Haniyye’de 'Lahmî' isimli bir şeyhden, bu zatın adını taşıyan bir mescidde Kur'an dersi aldı. 1184-1185'de 'Ureynî' isimli bir şeyh’le tanıştı. Eserlerinde Ondan ilk hocam diye bahseder, çok faydalandığını söyler. 'Ureynî', Ubudiyet [kulluk] meselesinde derin bir bilgiye sahipti. Bu yıllar'da 'Martili' adlı bir şeyhten de istifade etti. Ureynî O’na:’Sadece Allah’a bak’ derken Martilî‘Sadece Nefsine bak, nefsin hususunda dikkatli ol, ona uyma’ diye öğüt vermişti. Martilî’ye bu zıt önerilerin içyüzünü sordu. Bu zat, kendi nasihatinin doğruluğunda ısrar edecek yerde, ‘Oğlum, 'Ureynî'’nin gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir. Ona uyman lazım. Biz ikimiz de, kendi halimizin gerekli kıldığı yolu sana göstermişizdir’ dedi. Bu yıllar'da İşbiliyye’de Kordovalı Fatma adında yaşlı bir kadına (tanıştıklarında 96 yaşındadır) 14 sene hizmet etti. Bu kadın, erkek ve kadınlar arasında müttaki ve mütevekkile olarak temayüz etmişti. Çok iyi bir kimseyle evliydi. Yüzünün İbn Arabi'nin bakmaktan utanacağı kadar güzel olduğu söylenir. 1189'da Ebu Abdullah Muhammed eş-Şerefî adında biriyle tanıştı. Kendisi doğu İşbiliyye’li olup, Hatve ehlindendi. Beş vakit namazını Addis Camii'nde kılan bu zatın ibadete aşırı düşkünlüğünden namaz kılmaktan ayaklarının şiştiği söylenir. Arabi, İşbiliyye’deyken (1190) hastalanıp okuma kabiliyyet'ini kaybetti. İki yıl bu halde kaldıktan sonra 589'da (Hicri) Sebte Şehri'ne giderek orada ahlak makamına erdiğini söylediği İbnu Cübeyr ile tanıştı. Bir süre sonra İşbiliyye’ye döndü. Aynı yıl Tlemsen’e geldi. Burada Ebu Medyen (ö.594)[1] hakkında gördüğü bir rüyayı anlatacaktır. 1196'da Fas’a gitti. Orada yaptığı Seyahatler sırasında büyük şöhret kazandı. 1198'de tekrar Endülüs’e geçti. Gırnata Şehri dolaylarındaki Bağa kasabasında Şekkaz isimli bir şeyhi ziyaret etti. Onun Tasavvuf yolu'nda karşılaştığı en yüce kimse olduğunu söyler. 1199-1200'de İlk defa Hac için Mekke’ye gitti. Orada [el-Kassar] (Yunus ibnu Ebi’l-Hüseyin el-Haşimi el-Abbasi el-Kassar) isimli bir şahıs'la sohbet etti. Hac’dan sonra Mağrib’de, oradan da Ebu Medyen’in şehri olan Becaye'de bulundu. Bir süre sonra tekrar Mekke’ye geldi ve "Ruhu’l-Quds", "Tacu'r-Rasul" adlı eserler'ini yazdı. 1204'de Medine, Musul, Bağdad'da bulundu. Musul'da, "et-Tenezzülatu'l-Musuliyye" yi yazdı. Musul’dan ayrıldıktan sonra Konya’ya geldi. Orada tanıştığı Sadreddin Konevî’nin dul annesi ile evlendi. Konya’da iken "Risaletü’l-Envar" ı yazdı. Selçuk Meliki tarafından hürmet ve ikram gördü. Sonra Mısır’a geçti. Orada Futuhat-ı Mekkiye'deki sözlerinden ötürü Mısır uleması tarafından hakkında verilen idam fetvasıyla yüzyüze gelince gizlice oradan kaçtı.Tekrar Mekke’ye geldi ve burada bir süre kaldı. Bağdad ve Halep’de bir süre dolaştıktan sonra 612/1215 de tekrar Konya’ya geldi. 617 de Şam’a yerleşti. Zaman zaman civar şehirlere seyahatler yaptı.Şam'da kendisinin Fütuhat'tan sonra en büyük eseri olarak kabul edilen Fusus'u kaleme aldı(627/1230). İbn Arabi bu eseri rüya'sında Peygamber'den ümmetine aktarmak üzere aldığını belirtir. 638 de 22 R.Evvel’de (1240) Şam'da öldü. Kabri Şam şehri dışında Kasiyun dağı eteğindedir. 1516 yılında I. Selim, Şam’ı Osmanlı toprağı yaptığında oraya türbe, camii ve imaret inşa ettirdi. Medfun bulunduğu türbenin kubbesinde -İbn Arabi'nin kendisine ait olduğu iddia edilen- 'bütün yüzyıllar yetişdirdikleri büyük insanlarla tanınır, benden sonraki yüzyıllar benimle anılacak' mealindeki bir beyit yazılıdır.