·
Okunma
·
Beğeni
·
523
Gösterim
Adı:
Aşkı Bana Sor
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
438
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758733712
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Bet Me
Çeviri:
Canan Sakarya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Artemis Yayınları
Minerva Dobbs alemi nasıl idare edeceğini iyi bilirdi…Calvin Morrisey her zaman kazanmak için oynardı…Gelin görün ki karşılaştıkları vakit her ikisi de hazırlıksız yakalandı.…Çünkü kişisel doğrular gerçek aşkla çarpıştığında, tüm iddialar suya düşerdi!New Yorjk TYimes'ın yıldız yazarlarından biri olan Jennifer Cruise'den yüksekten sallamalara, risk yönetimi, gerçek aşk ve muhteşem ayakkabılara dair müthiş bir roman!"Cruise, kendine has ve eşsiz mizahi şatafatını kullanarak müthiş eğlenceli ve komik bir öykü anlatıyor. Romanda matrak karakter bolluğu mevcut. Yazar her yeni durumu biraz çığırından çıkarıyor, dokunaklı ve her zaman şen şakrak bir hale getiriyor." -Romantic Times"Kesin bir iddia… Cruise'nin cünbüşlü romansı turnayı gözünden vurmuş!" -Bookpage"Müthiş derecede çekici karakterler ve akıllı diyaloglardan oluşan bir ekipman… Coşkuyla tavsiye edilir." -Library Journal
438 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitap bir harika dostum....
Başka bir kitapta övgüyle bahsi geçtiğinden beri okumak için can attığım bir kitaptı ve nihayet buldum.

Entirika,baştan çıkarma ,şantaj ve sanat sahteciliğine dair zekice ve seksi bir öykü.
438 syf.
Kitap tek kelimeyle muhteşemdi. Anlatımı, karakterleri, olay kurgusu iyi işlenmişti ve özgündü. Çok güldüm, çok eğlendim. Bence kimse bu keyiften mahrum kalmamalı :)
438 syf.
·9 günde·10/10
Eğer romantik komedi seviyorsanız elinizden bırakamayacağınız bir kitap olacak ben çok sevmiştim. Tam hafta sonu eğlenceli vakit geçirmek isteyenlerin kitabı.
438 syf.
·10/10
Romantik komedi tarzında, yüzünüzde bir gülümse bırakacak, harika bir kitap. Özellikle Liza karakterine bayıldım. Hiç tereddüt etmeden okuyun. Pişman olmayacaksınız.
438 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10
Kitabın üzerine ne kadar düşünürsem puanım o kadar düşecek gibi geliyor. O yüzden hazır hislerim tazeyken yorumumu yapayım dedim.

Bu ay hiç sevmediğim bir şey yapıp dört pdf kitap okudum. Beni inanılmaz yoruyor kitabı elimde tutmamak, sayfaları çevirememek ama zaten okuduklarımın üçünün baskısı yoktu; o yüzden idare ediyorum.

Okuduğum pdfler içinde en sevdiğim Aşkı Bana Sor oldu. Özellike chick-lit seven kişilere tavsiye edebileceğim, eğlenceli bir kitaptı. Sevdiğim ve sevmediğim çok fazla detay vardı içinde. Elimden geldiğinde kısa bir şekilde ve ipucu vermeden anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle şunu söylemem gerek: Bana klişe bir konuyu aldım, özgün bir şekilde yazdım deyin; ben de gidip kitabınızı okuyayım. Bu mevzuyu toplumumuzun çok yanlış değerlendirdiğini düşünüyorum. Benim için bir kitabı sevme ya da sevmeme ölçütü asla şu olamaz: "Aşk kitabı." / "İddia üzerine yazılmış bir aşk kitabı." / "En yakın arkadaşının ağabeyine aşık olan bir kızı anlatan kitap." Ve daha nice "klişe." Mesele bu çıkış noktası olmamalı, olamaz. Yazar bunu nasıl yazdı? Kurgu sağlam ve mantıklı mı? Karakterler bu kurguyu karşılıyor mu?

O yüzden bu kitaba klişe diyen insanlar, lütfen yakınımdan uzaklaşın ki size açıklama yapmak zorunda kalmayayım.

Minerva, karaktersizliğini kitapta adının geçtiği her sahnede hissettiğimiz David diye bir herifle sevgilidir. David kadını yalnızca iyi bir anne olacağını düşündüğü ve "balık etli" olduğu için ona yaklaşan her erkeği hayatına almaya müsait biri olduğuna inandığı için seçmiştir. Fakat beklentisi karşılanmadığı için saçma sapan sözler eşliğinde Min'i terk eder ve kadınlar arasında bir hayli popüler olan Calvin Beyimizle Min üzerinden iki iddiaya girer. Klişeci bıdı bıdıları yapanlar çıktıysa biz devam edelim.

Yazar en başta bu detayı asla karakterlerini aşağılamadan ve nefret ettirmeden yazabildiği için benden koca bir yıldız aldı. Bunun yanında kitabın esas karakterleri kendi içinde bu mevzuyu ilk günden bitirdiği için ben asla sorun etmedim ve bu yönünü kesinlikle çok sevdim diyebilirim.

Kitapta beni genel olarak rahatsız eden şeylerin başında yan karakterler geliyor. O kadar gereksizler, öyle iticiler ki baştan sona istikrarla hepsine irite oldum dersem hafif kaçar. Ve sürekli onlarla ilgili bir tekrar var. Aynı replikler, olaylar ısıtılıp ısıtılıp öne getiriliyor. Ve o kadar çok sahneleri var ki aile dizisi mi çekiyoruz biz birader diye düşünmedim diyemem. Her olaya dahil olmaları, sürekli arkadan iş çevirmeleri, sürekli araya girmeleri falan... Düşündükçe sinirleniyorum.

Gelelim esas karakterlerimize...

(Yorum haza bir çorba oldu ama omzumda deli gibi konuşan bir kuş varken ancak bu kadar oluyor.)

Calvin, başlangıçta kadınlara şekilci bir şekilde yaklaşmadığı için gönlümü çalan bir karakter oldu. Min'e laf soktu, kızdı, sevdi, aşkını ilan etti, eleştirdi ama bunları asla karakteri dışında bir şey görerek yapmadı. Bu onu özel yapmaya yetiyor sanırım. Biraz pasif ve korkak bir adam olarak gördük onu çoğu yerde. İddia meselesinde fikrini beyan etmek için finali beklemesi olsun, aşık olduğu zaman hislerine inatla direnmesi olsun, en ufak bir yanlış anlamada bebek gibi tavırlarla kadına saldırması olsun, eski sevgilisi ile çekip giderek kıskandırma çabaları olsun, sürekli "bu son görüşmemiz" muhabbetleri yapıp süklüm püklüm geri dönmesi olsun; bir sürü şey anlayacağınız. Ben otuz beş yaş civarında bir adamın karakterinin daha derli toplu olmasını bekliyorum sanırım, belki de hata ediyorumdur; bilmiyorum ama bu yaptıkları biraz battı bana. Ailesinin yanında ağzını bile açamaması, çok gereksiz bir yazar zorlaması olarak gördüğüm ilk aşkı mevzusu... Güzelim karakter biraz harcanmış anlayacağınız.

Gelelim Minervacığıma... Kadına bayıldım. Gerçekten çok sağlam bir kadın karakter olmuş ki günümüz kitaplarında değil sağlam bir kadın karakter, karakter bile göremiyoruz. Zeki, kendi ayakları üzerinde durabilen, hayatını zevkine göre şekillendiren, hayattan ne istediğini bilen bir kadın Min. Balık etli olduğu için ailesi ve onu tanımayan insanlar tarafından sürekli eleştirilmesi, hafiften aşağılanması biraz zorluyor onu. Özellikle yakınlarına karşı bu konuda o kadar pasif ki bu harika kadının o anlarda susmasını, kimseye ağzının payını verememesini tamamen yazarın hatası olarak yorumluyorum. Asla lafını sakınmayan, kendini seven bir kadın bu kadar eleştiri ve yoruma meydan bırakmazdı ki Calvin karşısındayken bırakmıyor da. Ama nasıl oluyorsa annesine, arkadaşlarına karşı asla konuşmuyor. Asla yaptıkları hatalar hakkında "düşünmüyor" bile. Aşırı sahiplenmiş görünmek istemiyorum ama ciddi anlamda bunlar benim gördüğüm Min'in yapacağı şeyler değildi, birisi yazarı uyarmalıydı. Bunun yanında kilo problemi ile ilgili mevzunun kitabın sonunda bile içime sinecek şekilde çözülmemiş olması beni üzdü. Minerva şişman değil, annesi kilo ve kilo yapan yiyecekler konusunda takıntılı, erkekler şekilci vs. olabilir ama kadın kitabın sonunda ben buyum, bu benim bedenim ve sevdiğim adam beni olduğum gibi seviyor hissini asla vermiyor. Calvin tüm kitap boyunca bir kere olsun sen olduğun gibi güzelsin fikriyle çelişecek hiçbir şey yapmıyor ama Min bunu fark ediyor mu? Bence tam değil.

Anlayacağınız kitaba karşı çelişkili birçok hisse sahibim. Okurken özellikle ilk üç yüz sayfada çok güldüm ve eğlendim. Yan karakterleri okurken göz devirdim. Son yüz sayfada da biraz "Yapma bunu ama be yazar!" modlarına girdim ama genel olarak baktığım zaman sevdiğim bir kitap oldu. Bu türü seven, eğlenceli bir kitap arayan herkese tavsiye ederim.
438 syf.
Bu kitap bana romantik komedileri neden sevdiğimi hatırlattı. Canım sıkkınsa, başladığım kitapların devamı gelmiyorsa alırım bir dal romantik komedi. Tabii iyi olanından!

İyi romantik komedi demişken ah @artemisyayinlari bak bu eski kitapların ne güzellervallahi tadından yenmiyorlar. Sen ki bizleri Kinsellasever yapan, böyle miniş romantik komediler basan canımız yayıneviydin. Nedir kuzum son zamanlardaki sessizliğin, romantik komediden uzaklaşışın🤔 Sitemimi ettiğime göre kitaba dönebiliriz🤣

Kitaba ba-yıl-dım! Bakın tür eğlenceli olunca yorumda da cozutabiliyor insan ama napayım kitap cidden çok çok iyiydi.
Erkek karakter de iyiydi hoştu ama Min... Min'e tek kelimeyle bayıldım! Ve Liza'ya ve Bonnie'ye... yaşasın minnoş kız grupları!

Konusundan bahsedecek olursak iki kelam edeyim: Min bilhassa annesi tarafından fazla kiloları ve yuvarlak hatları konusunda eleştiri alan, bu konuda özgüvensiz, bu sebeple saçma sapan tiplerle takılan, istatistikçi hanım kızımız. 3 aylık erkek arkadaşı tarafından terk edildiği gece tanıştığı Cal'la tüm nefretine rağmen sık sık karşılaşması haberdar olduğu bahis sebebiyle canını sıksa da gidişata pek müdahale edemiyor. Neticede bahsin konusu sizseniz bu hayli can sıkıcı bir durumdur! Peki Cal tüm işaretlerin aksine bir hödük mü yoksa ortada bir yanlış anlaşılma mı var?

İşte bu sorunun cevabı sayfalarda.
Çok eski bir kitap. Denk gelirseniz, romantik komedi seviyorsanız ve iyi bir romantik komedi arıyorsanız tavsiye ederim
Keşke şimdi kalp krizi geçirse, diye düşündü. Erkeklerin sadece yüzde dördü kırkından önce kalp krizi geçiriyordu ama olmayacak şey de değildi.

David iç geçirip Min'in eline uzandı. "Umarım her şey istediğin gibi olur, Min. Arada bir görüşelim."

Min elini çekti. "Sol kolunda bir çekilme hissetmiyorsun, değil mi?"

"Hayır," dedi David, kaşlarını çatarak.

"Çok yazık.”
"Bir sorunum var," dedi Cal.

"Sorun mu?"

"Şey, aslında çoğu zaman 'Bir içki ısmarlayabilir miyim?' diye sorarım ama görüyorum ki zaten içiyorsun."

"Evet, bir sorunun varmış."

"Bu yüzden düşündüm ki," dedi Cal, Min'e doğru eğilirken sesini daha da alçaltıp Min'in kalbini hızla çarptırmayı başararak, "başka bir yere gidebiliriz ve sana yemek ısmarlayabilirim."

"Yemek mi?"

"Evet. Konuşabileceğimiz sakin bir yerde. Anlatacak ilginç şeyleri olan birine benziyorsun. Ve ben de bunları duymaktan hoşlanacak biriyim."

Min ona gülümsedi. "Bu feci bir tarz. Başkalarında işe yarıyor mu?"

Adam bir an dondu, sonra ciddi bakışları yine küçük bir oğlan çocuğunun bakışlarına dönüştü. "Şimdiye kadar yarıyordu."

"Sesin sayesinde olmalı," dedi Min. "İyi kullanıyorsun."

"Teşekkür ederim. Şunu bir daha deneyelim. Ben Calvin Morrisey ama arkadaşlarım bana Cal der."

"Min Dobbs. Ve bu bardan tanımadığım biriyle çıkarsam arkadaşlarım bana aptal der."
"Minerva Dobbs."

"Günaydın, Minerva Dobbs," dedi Cal ve hava Min'in ciğerlerine hücum etti. "O berbat ismi nereden bulmuşlar?"

Nefes al. Derin, çok derin nefes al.

"Ah," dedi. "Bu çok güzel. Adım Calvin isimli biri tarafından eleştiriliyor."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşkı Bana Sor
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
438
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758733712
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Bet Me
Çeviri:
Canan Sakarya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Artemis Yayınları
Minerva Dobbs alemi nasıl idare edeceğini iyi bilirdi…Calvin Morrisey her zaman kazanmak için oynardı…Gelin görün ki karşılaştıkları vakit her ikisi de hazırlıksız yakalandı.…Çünkü kişisel doğrular gerçek aşkla çarpıştığında, tüm iddialar suya düşerdi!New Yorjk TYimes'ın yıldız yazarlarından biri olan Jennifer Cruise'den yüksekten sallamalara, risk yönetimi, gerçek aşk ve muhteşem ayakkabılara dair müthiş bir roman!"Cruise, kendine has ve eşsiz mizahi şatafatını kullanarak müthiş eğlenceli ve komik bir öykü anlatıyor. Romanda matrak karakter bolluğu mevcut. Yazar her yeni durumu biraz çığırından çıkarıyor, dokunaklı ve her zaman şen şakrak bir hale getiriyor." -Romantic Times"Kesin bir iddia… Cruise'nin cünbüşlü romansı turnayı gözünden vurmuş!" -Bookpage"Müthiş derecede çekici karakterler ve akıllı diyaloglardan oluşan bir ekipman… Coşkuyla tavsiye edilir." -Library Journal

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Funda Eren
  • Gizem
  • Me's
  • eskikelimelerdükkanı
  • Dilara Kahraman
  • Duygu yapici
  • Ayca Talaybas
  • Diyen Gitti
  • Ümran
  • Evie

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (6)
9
%21.4 (3)
8
%14.3 (2)
7
%7.1 (1)
6
%14.3 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0