Aşkımumya İma Kılavuzu

8,0/10  (1 Oy) · 
3 okunma  · 
1 beğeni  · 
393 gösterim
Aşkımumya-İma Kılavuzu, Murat Yalçın'ın yazarlık yaşamının ilk on yılında yayımladığı iki kitabı bir araya getiriyor. Yalçın, ilk öykülerinden itibaren geleneksel anlatım yöntemlerinden uzak durmayı seçmiş, hikâyeye odaklanmak yerine dili bir anlatı karakteri olarak kullanmayı denemişti. Onun bu üslup arayışı ortaya ironik, derin düşüncelere kapı aralayan bambaşka bir öykü dünyası çıkarıyor. Aşkımumya, bu anlayışın olgunlaştığı öykülerden oluşuyor. İma Kılavuzu ise aynı yönelimi kıpkısa öyküler çerçevesinde somutlaştırıyor, deneysel öykülerden hoşlanan okurların beğenisine sunuyor.

Açıksözlü, açıkyürekli değil, açıkgöz olmak yeterliydi. "Ya bu deve güdülecek ya bu diyardan gidilecek"ti. Herkes bunu söylüyor, bunu dinliyordu. Yarın içindi her şey, bir ömür, bugünler yarınlara adanarak tüketilecekti. Başka tüketim yolu yoktu. Bütün kapılar yüzüne kapandı. Piçkurusu olmanın bedeli çok ağırdı her yerde!

Üç Başka türlü başlasın, bir başka metinden anımsandığı gibi:
ayamzay koy mülümmaha Tahammülüm yok yazmaya
miligves ülzüy kalbAblak yüzlü sevgilim elnirelzög ısıçıf turaBarut fıçısı gözlerinle ad nasta ralçaluk nuzUzun kulaçlar atsan da
koy mülümmahaTahammülüm yok !fUf!
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    232
  • ISBN:
    9789750717796
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Baturay Gül 
 03 Eyl 01:46 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Postmodernist Bir Yaklaşım ile Aşkımumya İma Kılavuzu

Postmodern Edebi metinlerde en sık kullanılan ‘’üstkurmaca’’ yahut Murat Gülsoy’un deyimi ile ‘’metakurmaca’’ (metafiction) anlatım tekniğine; edebi metinin (öykü,roman) nasıl oluştuğunun hikayesi denilebilir. Tam anlamıyla bu teknik; ‘’hikayenin hikayesini’’ (fiction in fiction) yazmaktır. Yani bu hikaye ile sanatçı, yazar hikayenin anlatıcısına da bir anlatıcıdan bahsettirir ve böylece okur ile arasındaki mesafeyi bir kat daha arttırmış olur. Yani metinde asıl kurgunun dışında bir öykücük daha olur ve bu öykücük okuduğumuz metindeki anlatının nasıl öğrenildiğine dair bilgiler, ipuçları verir.

Üstkurmaca tekniğini daha iyi anlamak için şöyle uydurma bir hikaye ile örneklem yapabiliriz; ben havanın güzel olduğu bahar günlerinden bir gün sahilde bir arkadaşım ile yürüyüşe çıkarım. Yürürken cemrenin düşmesiyle hareketlenip filizlenmiş bir ağacın gölgesindeki bankta bir birlerine sım sıkı sarılmış yaşlı bir çift görürüm ve onların o anlarını ölümsüzleştirmek için fotoğraflamak isterim. Benimle yürüyüşe çıkan arkadaşımsa, benim yaşlı çiftin güzel anını fotoğrafladığım an onları ve beni aynı kare içerisinde fotoğraflar. Yani hikayenin hikayesini deklanşöre basarak anlatır.

Üstkurmaca oluşturulurken üç ayrı şekilde oluşturulabilir. Bunlar;
a- Metnin kuruluşunu, yazılış sürecini olgu içerisine konumlandırma, ayrıca diğer kurmaca metinleri kısmî olarak yerleştirme.
b- Yansıtmacı tarzda dış gerçekliği olabildiğince inandırıcı bir tutumla kurmaca yapıya aktarma kaygısının yerini nesnel gerçeklik-kurmaca ilişkisi/çelişkisini belirginleştirme.
c- Modern yansıtmacı ve modernist tarzlarda kimliği ve işlevi örtükleştirilen anlatıcıyı etkin figür olarak belirginleştirme.
Bu uzun girizgahtan sonra Murat Yalçın’ın Aşkı Mumya İma Kılavuzu adlı kitabında bulunan Kör Nokta ve Sabah adlı bir birini tamamlayan iki öyküyü inceleyeceğim. Murat Yalçın’ın pek çok öyküsü üstkurmaca anlatım tekniği özellikleri taşır. Daha önce bahsettiğim üstkurmaca metinlerde gözlenen; öykülerin yazılış sürecinin okurla paylaşılması, okuduğu metnin kurgu olduğunun sürekli okura hissettirilmesi özellikleri hemen her metinde kendini gösterir. Murat Yalçın için yazmak bir anlamda hesaplaşma ve yüzleşme alanıdır. Bu anlamda yazının işlevinin sorgulanması yazılan metnin bir parçası olur.

Kör Nokta ve Sabah adlı öyküleri tamamiyle bir öykünün yazılış sürecini anlatmaktadır. Kör Nokta öyküsünün başlangıcında;

‘’Bir gün, ‘Tutup, ıskartaya çıkmış bir hikaye anlatsam, kim, ne der?’ dedi Hayati. Anlat, dedim, anlat da adını ben koyayım. ‘Kör Nokta’ desem yeridir, anlattıklarına.’’ Diyerek anlatısına başlar ve bu başlangıç ile okura yani bize Hayati adlı karakterin hikayesinin yazacağını bize hissettirir. Bu hissettiriş öykünün ortalarına doğru histen çok kesinkes vuku bulur. Vuku bulan yer ise şu kısımdır;

‘’Hayati’nin anlattıklarını yazmaya başlamadan birkaç ay önce, üstünde sadece adım adresim yazılı bir zarf geçti elime. Aşağıdaki ilânı böylece bu hikâyenin ortasına çerçeveleyip koymam rica ediliyordu. Gülümsedim... Yüreğimin burkulması bir yana, kimseyi kırmak gelmiyordu elimden. Elimden geleni yaptım, çerçeveleyip astım.”

Öykünün ikinci örnek olarak gösterdiğim kısmına kadar Hayati’nin yazarımıza o ‘’ıskartaya çıkmış hikaye’’ yi anlattığını ve yazarın da bu hikayeyi yazıp bize sunduğunu görmekteyiz. En başta açıkladığım üstkurmaca tekniğinin en salt örneklerinden biriyle karşı karşıya kalıyoruz anlayacağınız. Ve dahası; klasik anlatılarda ki olayı, durumu hiç bir şeyin bölmesine izin vermeme geleneğine karşın postmodern metinlerdeki olayı kesme durumu ile zarfın içindeki ilanın bir kağıt şeklinde bize, okura gösterilmesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu ilanda hikayede bahsi geçen kızın (Aslı) bize, okura seslendiği cümlelerle karşılaşıyoruz. Yine bir üstkurmaca tekniği ve bu teknikte ise hikayedeki karakterlerin bir kurmaca, anlatı oluşturmalarıdır. Bu sayede yazar okura gerçeklik ile kurmaca arasındaki ilişkiyi bilinçli bir şekilde sorgulatmaya çalışır. El- cevap bunu gerçekleştirir. Çünkü üstkurmacanın amacı okura okuduğu metnin bir kurmaca olduğunu hissettirmektir.

Gözlerimizin önüne serilen ilandan sonra yazar kendi kendine yahut bizimle, okur ile diyalog değilde monoloğa giriyor;

‘’Beklentilerimin önümü kesmesi doğaldı. Ne çıkardı? Bu soruyu yanıtlama gözüpekliğini gösterebilir miyim? Her şey ıslaktı o zamanlar. Ne zaman, nasıl kururdu? Nereden bilirim, neyin ucunu önceden görebilirim ki? Öylece başlamak... neyi, neye göre başlayıp bitirebilirim? Bir ‘bilirkişi’ aranıyordu, böyle söylendi. Anladım ki, çeşitli kaılara ilişkin bir metni yazmak, bu hikayeyi anlatmak kadar güç.’’ Postmodern metinlerde anlatıcı tam anlamıyla belirginlik kazanır. Özellikle yukardaki üstkurmaca ile oluşturulan pasajdaki gibi anlatıcı kurmaca yapının etkin bir figürü haline gelir. Yazar hem metnini yazmakta hem de kurmacasının içinde kendine figüratif bir rol biçer. Tam anlamıyla yazmak ve yaşamak iç içe girer.

Yukarda bahsettiğim pasajdan Kör Nokta öyküsünün sonuna kadar hatta devamında gelen Sabah adlı öykünün son iki paragrafına kadar yazar Hayati’nin hikayesini bize anlatmaya devam eder. Sabah isimli öykünün son iki paragrafı ise, yazarın hikayeyi dinledikten yıllar sonra Hayati ile karşılaşmasıyla ve Hayati’nin yazarın öyküyü bıraktığı yerden devam ettirmesi ve bitirmesiyle son bulur. Yeniden yazarın dışındaki karakterlerin bir kurmaca, anlatı oluşturması hatta ve hatta anlatıya son vermesini bu son iki paragrafta görmekteyiz.

Kitaptan 64 Alıntı

Belkin 
25 Tem 11:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Babalarının mezarları başında ağlayan adamlar görürsen şaşırma, yaşları büyüktür babalarından...”

Aşkımumya İma Kılavuzu, Murat YalçınAşkımumya İma Kılavuzu, Murat Yalçın
Belkin 
25 Tem 11:18 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kocam yine eve döndü biliyor musun...
Boşversene! Kocan gelir her zaman ama eski günler gelmez...

Aşkımumya İma Kılavuzu, Murat YalçınAşkımumya İma Kılavuzu, Murat Yalçın