Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.778
Gösterim
Adı:
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri
Baskı tarihi:
Haziran 1995
Sayfa sayısı:
303
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751404756
Kitabın türü:
Çeviri:
Handan Saraç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Elinizdeki bu kitapta, psikoterapist Irvin D. Yalom'un,yalnızlık, ölüm korkusu, yaşama amacımı yitirme gibi, aslında hiçbirimizin tamamen kaçamayacağı temel insanlık kaygılarından rahatsız olan hastalarıyla yaptığı çalışmalardan seçtiği, on ilginç öykü bulacaksınız.
(Arka Kapak)
Irvin D. Yalom ile çoğu insan gibi Nietzsche Ağladığında ile tanışmıştım. Daha önce böyle bir kitap okumamıştım – psikoterapinin revaçta olmadığı zamanlardı- Psikanalizin doğduğu yıllar Nietzche, Brauer, Freud, bir de yazarın o kendine özgü anlatım tarzıyla birleşince uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir kitapla karşılaşmış oluyordunuz. Divan 'ı okudum sonra- daha farklı- 1980'lerin Amerikan filmleri tarzında- bir kitaptı , ama o da etkiledi beni. Yakın dönemde okuduğum – daha çok hayatının son dönemine gelmiş insanlarla yapılan – terapi hikayelerini anlatan Günübirlik Hayatlar 'ı da bu iki roman kadar vurucu bulmasam da beğendim.

Aşkın Celladı ve Diğer (9) Psikoterapi Öyküleri de Günübirlik Hayatlar gibi yazarın yaptığı gerçek psikoterapi süreçlerinden oluşmakta. Ondan 25 yıl önce yazılmış tabi. Kitapta kendi deyimiyle “varoluş sancılarıyla cebelleşen” 10 kişinin öyküsü var. Bu 10 hastanın da onayını alarak (ve tabi isimlerini de değiştirerek) yayınlamış kitabını. Ben olsam onay vermezdim aslında. Belki onay alamadığı için bizlere aktaramadığı farklı hikayeler de mevcuttur, kim bilir.

Uzun bir önsöz var kitabın başında; yazar önce kendi inandığı varoluşsal psikoterapiyi açıklıyor, sonra da öykülerdeki temel problemlere değiniyor. Dil kesinlikle zorlayıcı değil. Zaten Yalom'un bu derece sevilmesinin bir sebebi de en karışık durumları bile okuyucuyu sıkmadan, hikayenin içine katarak anlatabilmesinde gizli. Önsözde psikoterapi açısından önem taşıyan gerçekleri sıralıyor Yalom ve öykülerdeki terapi süreçlerini bu açıdan değerlendiriyor; ölümün kaçınılmazlığı, yaşamımızı kendi irademizle biçimlendirme özgürlüğümüz, nihai yalnızlığımız ve yaşamımızın bir anlamdan yoksun oluşu. Farklı sebeplerle kendine gelen hastaların varoluşun bu gerçekleri ile yüzleşmelerini sağlıyor bir nevi. Tabi burada böyle anlatınca fazla bir şey ifade etmiyor belki ama Yalom o uzun önsözde bile bir şeyleri düşündürtüyor insana. Kalemi çok güçlü ve bunu göstermekten kaçınmıyor hiç Nietzche Ağladığında'da olduğu gibi. Zaten bize kendimizi anlattığı için, öykülerin içine giriveriyoruz biz de hemen.

Ben de kısa kısa değinirsem hikayelere spoiler olmaz diye düşünüyorum. Çok satan Bir Psikiyatristin Gizli Defteri gibi sadece ilginç olayları toplayıp tedavilerini anlatmamış sonuçta Yalom. Bütün bir psikoterapi sürecini olanca samimiyetiyle, kendi duygu düşüncelerini, yaptığı yanlışları da büyük bir cesaretle ortaya koyarak ve okuyucuyu hiç bir zaman dışarıda bırakmayarak açıklamış. Süreçleri anlatmış yazar ve okutuyor kendini. Ben her hikaye için bir gün ayırdım işin doğrusu. Biraz düşünmek istiyor insan.

"Aşkın Celladı" kitaptaki ilk terapi süreci. Kendisinden oldukça genç birisine aşık olan yetmiş yaşındaki bir kadın var baş rolde. Yalom tıpkı Dr. House gibi kurcaladıkça kurcalıyor her şeyi ve hikayenin adı gibi bir Cellat oluyor sonuçta. Gerçekten dokunaklı bir öykü.

"Tecavüz Yasal Olsaydı"da “pis” olarak tabir edebileceğimiz bir hasta var. Kanser hastası ve kafasında kadınlarla beraber olmak dışında bir şey yok. Yalom sonlara doğru olaya “Senin anana bacına yapsalar” şeklinde, Türk modunda yaklaşınca yazarla kendimizi neden bu kadar çok bağdaştırabildiğimizi daha iyi anlıyoruz biraz. Mutlu/mutsuz bir sonla bitiyor bu hikaye de.

"Şişman Bir Hanım"da yazarımızın şişman kadın nefretini görüyoruz bir parça, hastasıyla birlikte kendisi de tedavi oluyor burada gerçekte. Transfer- konttransfer olayıyla karşılaşıyoruz bu hikayede bolca- hastanın doktordan ya da doktorun hastadan aldığı olumlu/olumsuz duygular ve bunların terapiye olan etkisi diyebiliriz kısaca.

"Yanlış Çocuk Öldü" isminden de tahmin edilebileceği gibi yıllar önce ölen kızının acılarını hala olanca ağırlıyla yaşayan güçlü bir anneyle ilgili (Hepsini tahmin edemezsiniz tabi:). Diğer hikayelerde olduğu gibi terapi ilerledikçe yapılan kazılardan farklı şeyler de çıkıyor.

"Benim Başıma Geleceğini Hiç Düşünmemiştim"de bir kaç yıl önce eşini kaybetmiş yaşlı bir kadının çantasının çalınmasıyla su üstüne çıkan çaresizlik sorunu işleniyor.

"Usulca Gitme"nin ana teması ölüm korkusu. Ama hikaye/terapi öyle başlamıyor tabi. Yaşlı bir adama eski aşk mektuplarını saklaması için Yalom'a vermek istiyor (Bu arada yazarın da halen sakladığı mektuplar olduğunu öğreniyoruz- anlatmıştır herhalde eşine artık)

"İki Tebessüm"de başka bir doktorla yapılan ortak bir seansta, insanların belli bir olay karşısındaki algılamalarının ne kadar farklı olduğunu görüyoruz. Tüm kitap boyunca süren mükemmel tespitler bu hikayede de devam ediyor, #33202233 ve #33202909 alıntılarında olduğu gibi. Hikayenin sonundaki ufak Flaubert'in Papağanı öyküsüyle gerçekte hiç bir şeyin düşündüğümüz ya da algıladığımız gibi olamayabileceğini hissediyoruz.

"Üç Açılmamış Mektup"ta kendisine sanal bir korku yaratıp onun içine hapsolan bir adamı tanıyoruz. Burada Yalom'un fazla bir etkisi yok açıkçası. Onca uğraşı sonuçsuz kalıyor ve adam tesadüfi etkenlerle normal hayatına geri dönebiliyor.

"Terapi'de Tek Eşlilik"de yazarımız hastanın terapi sırasında ortaya çıkan diğer kişiliğine aşık oluyor (Bu hikayeyi hastaya okuttuğunda neler hissetti hiç bilemiyorum açıkçası). Her şeye rağmen hastaya sadık kalıyor ve sonuçta mutlu sona ulaşıyoruz. Ama diğer kadına olan özlemini hikayenin sonunda da vurguluyor Yalom.

Son hikaye "Sahibini Arayan Düşler"de migrenine sebep olarak seks performansını gören yaşlı bir muhasebeciyle birlikteyiz. Yalom ilerleyen seanslarda farklı bir kişilikle karşılaşıyor kendisiyle rüyalarla haberleşmeye çalışan. Ve terapiyi bu rüyaların üzerinden şekillendiriyor.

Gerçekten kitap boyunca bir şeylere inandırmaya çalışmıyor sizi Yalom , sadece insana dair bazı hikayeler anlatıyor ve siz de kabul ediyorsunuz bunları. Kendinizden biliyorsunuz çünkü çoğu şeyi. Bence psikoloji, psikiyatri vb. şeylere ilgi duymasanız da alıp okuyun kitabı. Kendinizi tanımanızı ve çevrenizdeki insanlara farklı gözle bakmanızı sağlayabilir belki. İyi pazarlar.
Irvin Yalom dendiğinde akan sular durur... :)
Öyle bir şey ki adam hem çok iyi, ünlü bir psikoterapist; hem de çok başarılı, çok akıcı ve bilgilendirici bir kaleme sahip donanımlı bir yazar. Böyle olunca yazdığı tüm kitapları da okuyası geliyor insanın. Kitap özetle Yalom'un tedavi ettiği hastalarla olan düşünsel ve fiziksel diyaloglarını isimlerini değiştirerek anlattığı türden. Şiddetle okunmasını tavsiye ederim. Bir de bu tarz kitapları seviyorsanız yerli Yalom dediğim Leyla Navaro'nun kitaplarını da okuyabilirsiniz.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.578 Oy)18.095 beğeni41.009 okunma2.597 alıntı172.331 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.289 Oy)12.836 beğeni32.840 okunma3.088 alıntı137.827 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.491 Oy)8.437 beğeni24.891 okunma2.212 alıntı107.338 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.152 Oy)8.453 beğeni27.101 okunma743 alıntı132.109 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.810 Oy)8.749 beğeni23.953 okunma1.599 alıntı111.073 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.230 Oy)7.558 beğeni20.426 okunma3.637 alıntı121.875 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.204 Oy)8.630 beğeni24.025 okunma1.250 alıntı117.897 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.376 Oy)11.046 beğeni27.306 okunma1.472 alıntı143.676 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.720 Oy)6.025 beğeni15.859 okunma2.580 alıntı81.911 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.012 Oy)6.701 beğeni19.409 okunma620 alıntı109.572 gösterim
Türkçe öğretmeni bir arkadaşımın kitabı elimde görünce verdiği tepki şuydu; “Iyy! O kitap hiç hoş değil, saçma sapan ve sıkıcıydı.” Gülümsedim, çünkü bu konulara uzak olan birinin böyle bir değerlendirmede bulunması çok normaldi. Bir kitabı okumaya karar verirken onunla ilgili çeşitli beklentiler, kalıpyargılar geliştiririz. Bu beklentiler çoğu zaman kitabı değerlendirme kısmında bizi etkiler.

Varoluşçu bir psikoterapist olan yazarın bu kitabı, on tane hastasının on ayrı psikoterapi öyküsünden oluşmakta. Ancak bu öyküler edebi türe pek girmiyor diyebilirim, daha çok terapi sürecini aydınlatıcı şekilde psikoloji çalışanları için rehber niteliğindedir. Psikolojiye, psikoterapiye ilgi duyanların zevkle okuyup her sayfasında yeni bir farkındalık kazanabilecekleri türde bir eser.

Okurken Yalom’la bir saatliğine de olsa görüşme isteği oluştu içimde. Bunda elbette mesleğe yıllarını vermiş, her terapi sürecinde kendindeki eksiklikleri görüp bunun üzerine gidebilmiş olması, günümüz psikoloji anlayışının yaptığı gibi insanları kategorilere ayırıp etiketlemeye yeltenmeyişi ve karşıt transferansla baş etmeye yürekli oluşu, her hastayı iyileştiremeyeceğini kabul edebilmesi gibi özelliklerinin payı büyük. Evet vedalaşmak istemiyorum kitapla ama bitti işte. Mutlu okumalar efendim :)
Psikoloji ile ilgilenenler icin bir rehber niteliğinde. Bilimsellikten cok hikayelerden yola çıkması ise günlük yasama dair birçok ayrıntıyı barındırıyor. Yazarın duygu ve düşüncelerine yer vermesi iyi olmuş. Kitabı yalnızca danışmanların durumlarına yer vermekten ve sıkıcı olmaktan çıkarmış.
Arkadaşlar çok guzel hikayelerle desteklenmis ve bizlere farkındalık kazandırabilecek bir kitap .Psikolojik danışman adaylarinin zaten Yalom'un butun kitaplarini okumasi lazim cunku her kitabında bizlerin ilerde kullanacagimiz tedavi yaklasim ve yontemlerini cok guzel anlatmiş.
Kesinlikle Okumanizi tavsiye ederim.
Irvin Yalom okumaya başladığım ve etkilendiğim bir kitaptı. Birçok farklı psikoterapik öyküleri içeren, ve etrafınızdaki insanları analiz etmeniz için yeni bakış açısı veren bir kitap. Diğer tüm kitaplarını aldım, fakat bir eleştiri benden Ayrıntı yayınevine, Irvin Yalom Divan kitabını o kadar küçük puntoyla yazma derdiniz ne acaba? Zaten okuduğunu düşünmen gereken bir kitap! Ayrıntı şaşırma sabrımızı taşırma ! :)
Kitabı yarıladığımda ve bitirdiğimde hissettiğim iki duygu vardı. Birincisi bu kitabı kesinlike cok daha fazla kişinin okumasına ön ayak olmam gerektiği , diğeri ise irvin yalom'un gerçekten underrated bir yazar olduğuydu . Belki bir Freud ya da Gustav jung kadar popüler değildi . Ya da Alferd adler ve Erich from gibi psikoloji literatüründe önemli izler bırakan kuramları yoktu ama yazım dilindeki sadelik , duyguyu ve anlatılmak isteneni öteki tarafa geçirme konusundaki sanatı muazzamdı.
Kendisini birçogumuz gibi ben de Nietzsche ağladığında kitabı ile tanıdım. Ve en az nietzche ağladığında kitabı kadar değer görmeyi ve okunmayı hak eden bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Ve beni bu kitabı okumaya teşvik eden en önemli detay, adından da anlaşılacağı üzere '' Gerçek yaşam öyküleri '' içeren psikoterapi güncelerini nakış gibi işlemesiydi...
Daha da önemlisi yazarın bunu tamamiyle varoluşsal bir düzlemde yapmasıydı . Hepimiz neden varolduğumuzu ve neden bu gezegende olduğumuzu merak ederiz. Bunun için önümüze yüzlerce mitoloji, inanç sistemleri vb bircok seçenek sunuldu. Ve her ne hikmetse default'un güvenli limanında , etliye sütlüye karışmadan onu aldık ve üzerimize giydik... Çünkü bilmiyorduk... Bilmiyoruz....

Gidebilecek ne bir yerimiz , söyleyecek ne bir sözümüz var . Kelimeler sadece belli belirsiz bir yerlere savruluyor ve biz bu boşluk içinde kaybolurken , hiçliğin mutlu sessizliğine , ''yaşam '' adını veriyoruz.... Kimimiz huzuru meditasyon, yoga ya da farklı yerlerde ararken kimimiz o varoluşsal boşluğun en derinine huzurla dalmayı tercih ediyor...
Tıpkı Sartre , pessoa , Samuel beckett ve Albert camus gibi ... ve Camus'un da dediği gibi ; İnsanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermektir.
Sisifos'un o korkunç tekdüzeliği içerisinde debelenip duran ve bütün bunları neden yaptığını bilmeyen ama yapmaya devam eden ölümlülerden ibaretiz.

Çünkü sistemin (kültürün) bedenimize ve zihnimize yüklediği bazı programlar var. Ve bunu belli bir simetri içerisinde yerine getirmeyi vazife biliyoruz . Aksi taktirde süper ego (mahalle baskısı) karşımıza dikilip kulağımızı çekerek bizileri azarlayabilir. Hal böyleyken, bedeninin gizli bölmelerine sıkışıp kalan insanın anlam arayışı hangi düzenekte tamamlanabilir ?

Okumak, çalışmak , evlenmek, çocuk yapmak, bunu yapmak sonra şunu yapmak ... Hep yapılacak bir şeyler var ve bütün bunları onaylanmalar içerisinde , birilerini memnun etmek için devinip duruyoruz .Cünkü narşizmimizin doyuma ihtiyacı var... Beğenilmeye ötekinin gözünde tamamlanmaya ihtiyacı var...
Peki bütün bu olanlar , insan dediğimiz ortalama 70-80 yıl yaşayan ve sonra muazzam bir bilinmezliğin içine düşmesi aşikar olan canlıyı nasıl çıldırtmaz?


Tekrar kitaba dönecek olursak ; kitap 10 yaşanmış psikoterapi öyküsüyle , hem varoluş sancısı ile savaşan
hem de yaşamın içine sıkışmış , ölüm, hastalık , uzuv kaybı, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu , depresyon , bipolar ve antisosyallik ve gibi bircok temel psikoloji problemini ele aliyor...

Kitabın ilk öyküsü ve kitaba ismini veren ''Aşkın celladı'' bölümü , Thelma adlı 62 yaşında ve eski bir balerin olan kadının 8 sene önce gittiği bir psikoterapi seansında aşık olduğu genç terapiste duyduğu '' saplantılı'' ve neredeyse yaşamının durmasına sebep olacak öyküden oluşuyor... Aradaki yaş farkına rağmen aşık olduğu terapist ile yalnızca 28 gün sevgili gibi yaşayan ve 28 gün sonunda terapistin bir bıçak gibi ilişkiyi kesmesiyle bir boşluğa düşen Thelma'nın , tam 8 sene bu anksiyete ile nasıl yaşadığına tanık olacaksınız...

Düzenli okuma oranlarının binde bir olduğu ülkemizde , daha çok gelişebilmek , daha çok ''insan'' olabilmek ve en önemlisi
birbirimizi sevebilmemiz için okumamız gerekiyor.... İrvin Yalom'u okumalısınız... okumalıyız... Ve çok sevdiğim bir sözle noktalamak istiyorum... Başkalarının hayatına çok meraklıysanız , kitap okuyun... kitapla kalın...
Akıcı anlatımı ve merak uyandıran içeriğiyle psikolojiye ilgi duyan herkesin okuyabileceği bir kitap. Yazarın bir diğer kitabı olan Günübirlik Hayatlar'ı Aşkın Celladı kitabı ile ardarda okumanız terapi hakkında temel bir bakış yakalamanıza da destek olacaktır. Yalom' un ilgili kitaplarını okuduktan sonra psikoloji ve terapi hakkında daha derin bir araştırma içinde kendinizi bulabilirsiniz.
Kitap adından da anlaşılacağı üzere psikoterapi kayıtlarını içeriyor ama edebiyat değerinden de ödün vermemiş kendinizi kaptırıveriyorsunuz.Kitabın ismi ilk psikoterapiden geliyor ve on tane psikoterapiyi barındırıyor.Gerçekten çok keyifli ve kitabın ismi çok hoşuma gitti mutlaka kendinizden bir şeyler bulacaksınız.Diğer psikoloji kitaplarından farkı hiç terim içermemesi psikoloji ile ilgilenenlere duyurulur keyifli okumalar :)psikoterapinin zorluklarından ve bazen ne kadar istesek de danışmanlık için yeterli olamayacağımızdan bahsettiği için ayrıca teşekkürler.
Bizi hayal kurmaya teşvik eden,aslında varolmayan ancak düşünerek varolduğunu kabul ettiğimiz karakterleri konu alan,bazen güldüren bazen korkutan,bazen de mutsuz eden kitapların dışında;gerçekçi olmaya çalışan değilde tamamiyle gerçek olan yaşamları,kişileri konu edinen kitaplara da zaman ayırmak gerekir.

Psikoterapi öyküleri... Psikoterapistin hastaları arasında geçenler, herkesin gündeminde olan yalnızlık,ölüm korkusu,stres,gerçekleştirdiklerimiz,yapamadıklarımız, yaptığımız halde farkında olamadıklarımızı anlatıyor. Tüm bu duyguları yaşayan gerçek insanları... Kitabi türünden ayıran psikoterapistin kendi öz eleştirisi ve kontransferans diyebilirim. Sadece hastaları değil kendini de tanıyor,sadece hastaları ile değil kendiyle de yüzleşiyor. Ve iyileşiyor.

Bizi en çok hayatın bize sundukları,günlük karmaşalar insanlardan uzaklaştırır. Eğer bir gün insanları anlamaya çalışmak,farklı hikayeleri somut olmasa dahi dinlemek isterseniz şiddetle tavsiye edebilirim.

Unutmayın eğer siz isterseniz kitaplar sizinle konuşur

#Aşkıncelladı
Yalom, kitabında hastalarının hikayelerinden bahsetmiş. Hastalarıyla empati kurarak sorunlarına odaklanan Yalom'un yazı dili gayet akıcı. 10 öyküden oluşan kitabı muhakkak okumalısınız.
Kitap; Bir Psikiyatristin Gizli Defteri adlı kitap tarzında yazılmış. Ondan farkı vakalardan çok terapistin yaklaşımlarına, düşüncelerine; rahatsızlıklardan çok kişilere odaklanması. Bu haliyle psikoloji mezunlarına ve terapist olacaklara rehber olacak önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum.
Anne veya babayı ya da çok eski bir arkadaşı kaybetmek çoğu kez geçmişi kaybetmektir: ölen kişi çok eski dönemlerin değerli olaylarının yaşayan tek tanığı olabilir. Ama bir çocuğu kaybetmek geleceği kaybetmektir: kaybedilen, kişinin yaşam projesinin ta kendisidir ne için yaşadığı, gelecekte kendini nasıl tasarladığı, ölümü aşmayı nasıl umut edebileceğidir (insanın çocuğu aslında onun ölümsüzlük projesidir). Bu durumda, mesleki dilde, anne babanın kaybı ”obje" kaybı” (”obje” insanın iç dünyasının oluşumunda etkili bir rol oynamış olan kişidir) iken çocuğun kaybı ”proje" kaybıdır (yaşamın yalnızca nedenini değil nasılım da ortaya koyan belli başlı , düzenleyici yaşam prensibinin kaybı). Bu durumda çocuk kaybının katlanılması en güç kayıp olmasına, birçok anne babanın beş yıl sonra hâlâ yas tutuyor olmasına, bazılarının hiç bir zaman kendilerine gelmemesine şaşmamak gerekir.
''Başka bir insanın, hiç görmediğin, belki senin varlığının farkında bile olmayan, kendi hayat mücadelesi içinde yuvarlanıp giden bir insanın beyninde olup bitenler senin kim olduğunu değiştirmez ki.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri
Baskı tarihi:
Haziran 1995
Sayfa sayısı:
303
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751404756
Kitabın türü:
Çeviri:
Handan Saraç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Elinizdeki bu kitapta, psikoterapist Irvin D. Yalom'un,yalnızlık, ölüm korkusu, yaşama amacımı yitirme gibi, aslında hiçbirimizin tamamen kaçamayacağı temel insanlık kaygılarından rahatsız olan hastalarıyla yaptığı çalışmalardan seçtiği, on ilginç öykü bulacaksınız.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 828 okur

  • FİRDEVS İPEKCİ
  • Rana BULUT
  • Seda Demir
  • zebercet zengin
  • fke
  • Es
  • elif nak
  • Sude
  • Rumeysa SAĞIR
  • BayBabür

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%1
18-24 Yaş
%15.2
25-34 Yaş
%26.6
35-44 Yaş
%37.4
45-54 Yaş
%12.1
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.3
Erkek
%25.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.1 (61)
9
%24.7 (60)
8
%28.4 (69)
7
%11.9 (29)
6
%6.2 (15)
5
%2.9 (7)
4
%0.4 (1)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları