Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
27,3bin
Gösterim
Adı:
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751404756
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri
Saul, Stockholm’den gelen ve açamadığı üç mektuptan dolayı niye acı çekiyordu?

Thelma’yı geçmişteki bir aşk macerasına bu kadar bağlayan şey neydi?

Carlos’un maço fantezileri, onu yavaş yavaş öldüren kanseri kabullenmesine nasıl yardımcı oldu?

Elinizdeki bu kitapta, psikoterapist Irvin D. Yalom’un yalnızlık, ölüm korkusu, yaşama amacını yitirme gibi, aslında hiçbirimizin tamamen kaçamayacağı temel insanlık kaygılarından rahatsız olan hastalarıyla yaptığı çalışmalardan seçtiği,on ilginç öykü bulacaksınız.

Dr. Yalom bu öyküleri aktarırken, bir insan olarak psikiyatrın terapi sürecinde karşılaştığı güçlükleri de, duygusal ve sürükleyici bir dille anlatıyor.
Uğur De Molinari
Uğur De Molinari Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri'ni inceledi.
303 syf.
Psikoloji dalında en verimli kitapları kim yazıyor? diye sorsalar buna hiç düşünmeden Irvin Yalom cevabını veririm. Bu eser Yalom'un okuduğum dördüncü kitabı ve hepsinde gördüğüm ortak nokta, okuru kesinlikle hiçbir yere yönlendirmeden, kavram ve terimleri akademik dil kullanmadan, gerçek hayat hikayeleri ve hasta tedavisinde edinilen bilgiler eşliğinde anlatıyor olması. Tabi hastalardan izin alarak ortaya çıkardığı kitapları belki de salt bir akademik dil kullanarak yazsaydı belki bu kadar okura ulaşamayacaktı.

Kitapta işlediği on ayrı hikaye ile okura ölümden korkma, amaçsızlık, varoluşsal sorunlar, yalnızlık, umudunu kaybetme gibi gündelik yaşamımızda bile anlık olarak yaşayabildiğimiz konu ve kavramları hikayeler eşliğinde önümüze koymakta. Kitabı ve Yalom'u önemli kılan nokta ise burada başlıyor. Bu hikayeleri olduğu gibi aktarıp, biraz sayfa düzeni, biraz imla düzeltmeleri yapmak var bir de bu hikayeler üzerinden okuru da iyileştirecek felsefi dili ortaya koymak var. İşte Yalom'u Yalom yapan nokta da burada gizli. Kitap bu anlamda çok güzel bir örnek niteliğinde. Kitapla birlikte Yalom'u da şiddetle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.
Siincapvari
Siincapvari Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri'ni inceledi.
312 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Kitabı okumayı bitirdim ve üzerimde o kadar büyük bir ağırlık var ki . Yani demek istediğim bu ağırlık ve yorgunluk kötü anlamda değil aksine iyi anlamda , kitabın içinde çok çarpıcı hikayeler ve çok çarpıcı insanlar var. Irvın Yalom’un yaptığı tespitler söylediği sözler insanı o kadar çok etkiliyor ki ister istemez sizde sanki o terapidesiniz ve o hastalardan hepsi oluyorsunuz . Irvın yine yapmış yapacağını her sayfasından ayrı zevk aldım , psikolojik kitapları okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim.
303 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Psikoterapi öyküleri ve psikoloji kitapları okumayı çok sevmekle birlikte, okurken hissetiğim zihinsel yorgunluk, bedensel yorgunluk ve duygularımı en uçlarda yaşamak, hikayelerin gerçek olması,Irvın Yalom’un hastalarına yaklaşımındaki samimiyet ve gerçekleri olağan akışıyla aktarmasına bağlı diye düşünüyorum.
Her hikayede muhakkak kendimizden, kök ailemizden ve arkadaşlık ilişkilerimizden benzer olaylarla karşılaşmışızdır. Ama bunlarla yüzleşmek zorunda kalmak ve kendi yaşamımı sorgulamak her zaman biraz da acı olmuştur. Irvın Yalom’unda dediği gibi “İncelenmemiş bir yaşam, yaşanmaya değmez.”
Sonrasında değip değmeyeceği farkına vardığınız duruma ve insana göre değişecektir de şüphesiz..Hikayelerdeki gerçek kahramanların (onlar bana göre hasta değil:)) analiz sürecinde yaşadıkları acı olaylarla ve geçmişleriyle nasıl yüzleştikleri, adım adım ilerlemeleri, terapistin yaklaşımı,her birinin içinde bulunduğu çıkmazların, hastalıklarının, ölüm korkularının, acıyı ıstıraba çevirip oraya saplanıp kalmalarının altında yatan nedenleri yine onların bulup çıkarmalarına yardımcı olarak ve iyileşme yolunda sorumluluğu onlara vererek, hayatlarında nasılda köklü değişiklikler yaptıklarına şahit olunca yaşadığım tüm yorgunluk ve acı birden anlam kazanıyor. İşte diyorum olması gereken hayata tutunmak her şeyin farkında olmak ve farkındalıkla yoluna devam etmek umut var her zaman. Tabi her durum ve olay için geçerli değil ben biraz şahsi yorumlamak istedim belki okuduğu zaman kendinden bir şey bulan olur da ilham olur diye...

On tane sarsıcı hayat öyküsü, hepsi yaralı, hepsi çocukken almış bu yaraları, hepimiz gibi... kimse suçlu değil aslında dedim bu öyküleri okurken, hiç annelik görmemiş bir kadının anne olduğu zaman (şartlara bağlı değişebilir) nasıl bir anne olacağını kim kestirebilir ki bilmediği, tatmadığı, yaşamadığı hangi duyguyu verebilir ya da yaşadığı korkuları, yoksulluğu, tacizi, tecavüzü (öz baba) henüz tüm bunlarla yüzleşmeden nasıl bu duygulardan koruyabilir, koruyamazsa kim suçlu burda bir ton cevap çıkar ama o an için bir cevabı da çözümü de yoktu hiçbirinin. Aynı durum erkek çocuklar içinde geçerli ve onların üzerindeki toplumsal baskıları ve tabularıda düşününce eyvah diyorum. Hangimiz ölümü gülerek karşılayabiliriz düşünmek bile çoğumuz için zor. En sevdiklerinizi mezara koyunca hissettikleriniz peki; hele çocuksanız nasıl anlamlandırırsınız ki o duyguyu ya da bir duygu olmalı mı onu bile bilemeyiz.

Aşk peki? Aşkın celladı olan Thelma, farkında olsaydı kendi gerçeğinin acaba sekiz yılını bir yanılsama olan ama onun aşk sandığı saplantıyla yaşar mıydı?

Tam da burda Terapist aslında bağıra bağıra söylemişti;
“O bir yerdeydi, sense bir başka yerde. O bir psikoz içinde kaybolmuştu. Sınırlarının nerede olduğunu —kendisinin nerede bitip senin nerede başladığını— bilmiyordu. Senin mutlu olmanı istiyordu çünkü kendisinin seninle aynı olduğunu sanıyordu. Bir aşk deneyimi yaşamıyordu çünkü kendisinin kim olduğunu bilmiyordu. Senin deneyiminse çok farklıydı. İkinizin birbirinize derinden aşık olduğu, paylaşılmış bir romantik aşk halini yeniden yaratamazsın, çünkü o aşk zaten hiç orada değildi.” Ama acaba farkında olacakmıydı, kendisiyle yüzleşme cesareti olacakmıydı?

Peki yakalandığı hastalığın kanser olduğunu gizleyip aslında ölümü inkar ettiği gerçeğiyle yüzleşecek miydi?

Yine kanser sebebiyle babasını kaybeden bir kadının obezitesinin, bağlanamama sorunlarının, asosyal davranışlarının altındaki dinamiğin sebebi?

Penny! Ah Penny!! Sanırım beni en çok etkileyen hikaye oldu. Aileden birini kaybetmenin acısımıydı beni bu hikayede bu kadar tutan sanırım evet! Okurken defalarca şoka girdim, nasıl dedim yaa bu kadarı da nasıl olur ki? farkında olmadan, yaşadığı kaosta sürüklenirken bilinçaltının o hain mesajlarıyla geleceğini mahvetmesi! İster istemez yine çocukluk yine anne yine baba etkisi...

Bir yerde bağırısam geldi yeter diye, kendinizi tanımadan, kim olduğunuzu bilmeden, yetişkin olmadan, birey olmadan ebeveyn olma heveslerinizden lütfen vazgeçin!
Coğrafya kaderdir diye bir söz var ama bence anne baba ve büyüdüğün ev kaderdir.
Penny çocuğunu kaybetti orda tutundu kaldı o acıda tutunma ısrarını okudukca şoka gireceksiniz eminim. Şaşıracaksınız benim gibi yani nasıl bir bilinçdışı bu noktaya getirir bir insanın hayatını diyeceksiniz. Acısına tutunan her insan gibi etrafını ihmal ederek diğer kayıpların önünü açarız ister istemez.
Bir noktada hayat durmuştur orda ya da öyle isteriz o acıda kalıp devam etmek zorunda olmaktan korkarız, gerçekten zordur bu ve bu gerçekle yüzleşmek kolay olmaz.

Irvın Yalom;
“ bir başka zorlayıcı sınır deneyimi de bizim için önemli birinin-sevilen bir eşin ya da arkadaşın- ölümüdür, bu da bizim kendi yaralanmazlığımıza ilişkin yanılsamamızı darmadağın eder. Çoğu insan için katlanılacak en büyük kayıp bir evladın ölümüdür. O zaman yaşam bütün cephelerden saldırıya geçmiş gibi olur: ana babalar harekete geçme konusundaki yetersizlikleri nedeniyle suçluluk ve korku duyarlar; sağlık personelinin güçsüzlüğüne ve gözle görülür duyarsızlığına öfkelenirler; Tanrının ya da evrenin adaletsizliğine verip veriştirler (birçoğu adaletsizlik gibi görünenin gerçekte evrensel kayıtsızlık olduğunu er geç anlar). Çocuklarını kaybeden anne ve babalar aynı zamanda, kıyaslama yoluyla, kendi ölümleriyle de yüz yüze kalırlar: savunmasız bir çocuğu korumaktan aciz kalmışlardır ve günle gecenin birbirini izleyişi gibi, sıraları geldiğinde kendilerinin de korunmayacağı yolundaki acı gerçeği anlarlar.”
.................
Yine Penny için Irvın Yalom’un çıkarımı;
“anne babaların bir başka önemli sorunu üzerinde düşünmeye başladık; yaşamındaki anlamın kaybı. Anne-babayı, kardeşi ya da çok eski bir arkadaşı kaybetmek çoğu kez geçmişi kaybetmektir: ölen kişi çok eski dönemlerin değerli olaylarının yaşayan tek tanığı olabilir. Ama bir çocuğu kaybetmek geleceği kaybetmektir. Kaybedilen, kişinin yaşam projesinin ta kendisidir—ne için yaşadığı, gelecekte kendini nasıl tasarladığı, ölümü aşmayı nasıl umut edebileceğidir( insanın çocuğu aslında onun ölümsüzlük projesidir). Bu durumda, mesleki dilde, anne babanın kaybı “obje kaybı” (“obje” insanın iç dünyasının oluşumunda etkili rol oynamış olan kişidir) iken çocuğun kaybı “proje kaybı”dır. Yaşamın yalnızca nedenini değil nasılını da ortaya koyan belli başlı, düzenleyici yaşam prensibinin kaybı. Bu durumda çocuk kaybının katlanılması en güç kayıp olmasına, birçok anne babanın beş yıl sonra hala yas tutuyor olmasına, bazılarının hiçbir zaman kendilerine gelememesine şaşmamak gerekir”der
Irvın Yalom
...
Geri kalan hikayelerde de benzer dinamikler bir o kadar farkındalık yaratacaktır kuşkusuz.
Acınızı yaşayın ama ıstıraba çevirmeyin der.
Elbette kayıplarımız, acılarımız, travmalarımız olacak ama farkındalığımız yeniden başlama gücümüzde hep içimizde..
Her gün yeniden doğuyoruz ve her gün değişiyoruz, değişmeliyiz başka seçeneğimiz olmamalı.. Kendimize yatırım yapmalı, kendimizi tanımalı ve şefkat göstermeliyiz kendimize; kendini sevmeyi bilmeyen başkasını sevemez ki..

İyi okumalar️
Sema pala
Sema pala Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri'ni inceledi.
312 syf.
·9/10 puan
Kitabi okurken insan hayatının nasilda birbirine benzetigine birkez daha tanik oluyorsunuz.Hayatimiza disardan bakabilsek aslinda çözümlerin ne kadar kolay ve icimizde olduğunu görebileceğimiz inandiran bir kitapti.Keyifli ve umutla okuyacaniz zamanlariniz olsun.
Ahududu06
Ahududu06 Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri'ni inceledi.
312 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Psikoterapist İrvin D.Yalom, işlediği ölüm, yalnızlık, cinsellik, şişmanlık, korkular, kaygılar, anlam arayışları vb konularla ve bazen kısmen değiştirdiği kendi danışanlarına ait psikoterapi seanslarına ilişkin hikayeleri ile çok önceden gönlümü kazanmış bir yazar. Hala okumadığım yazmış olduğu çok kitabı var ama çoğunu edindim ve her ay okuma listeme ekliyorum, yani ne yazsa okurum dediğim yazarlardan. Bunun sebebi yalnızca işlediği konuların cezbediciliği değil, psikoloji terimlerini anlaşılması zor nir şekilde kullanmamış olması, herkesin anlayabileceği sade ve basit bir dil kullanması, zaman zaman bir psikoterapist olarak kendisini de samimi bir şekilde eleştirebilmesi.. bu tür kitaplarının insanın farkındalığını arttırdığına inanıyorum ve ilgi duyan herkese tavsiye ederim bence türünün en iyi örneklerinden bu eser. Ayrıca bu eserini, yine psikoterapi öykülerinden oluşan ‘Günübirlik hayatlar’ isimli kitabından da daha çok sevdiği belirtmeliyim . O kitabı da tavsiye ederim. İyi okumalar :)
Mûtenâ
Mûtenâ Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri'ni inceledi.
303 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Varoluşsal psikoterapi yöntemini kullanan bir psikiyatr olan Irvin D. Yalom un psikoterapi öykülerinden oluşan bir kitap. Mesleki ilgi nedeniyle özellikle okumak istediğim bir kitaptı. Genel olarak 10 öyküden oluşuyor. Rahat okuyabileceğiniz bir dili var. Öyküleri anlatirken mesleki bir terminolojiden faydalanmamış. Dolayısıyla okunurken zorlanilmayacağını düşünüyorum.
Kitabın beni etkileyen kısmı şu oldu. Bizler için her zaman psikiyatristler insanüstü varlıklarmış gibi algılanır. Hiçbir sıkıntıları olmaz ve karşılarına gelen hastaları koşulsuz bir kabulle hiçbir rahatsızlık duymadan dinlerler. Ama bu kitapta görüyoruz ki onların terapiye almak istemediklerini ya da terapi esnasında sıkılabildiklerini, hastalarına yönelik yargılayıcı düşüncelerinin olabildiğini.. Yani Yalom bize bu kitapta "bir insan" olarak psikiyatristin terapi sürecindeki halini açık ve şeffaf bir şekilde yansıtmış.

Eğer psikoterapi öykülerinde kendinize yönelik bir şeyler bulabiliyorsanız okumanızı öneririm. Ama meslektenseniz psikiyatrist - psikolojik danışman - psikolog mutlaka okumalısınız:)
ecem kalafat
ecem kalafat Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri'ni inceledi.
312 syf.
·8/10 puan
Irvin D. Yalom'un okuduğum ilk kitabı olan Aşkın Celladı'nda on kişiden oluşan psikoterapi öyküleri yer almakta. Thelma, Carlos, Betty, Penny, Elva, Dave, Marie, Saul, Marge ve Marvin. Bu on kişinin hikayesini dinlemeden önce hikayelerin kalbime hitap edeceğini düşünerek düşük beklenti ile okumaya başlamıştım ama kalbimden çok aklıma hitap ederek beni şaşırttı ve psikolojinin en yalın ve anlaşılabilir haliyle karşı karşıya bıraktı. Okurken kendimi hem Yalom'un hem karşısındaki hastanın yerine koyarak istemsizce değişik bir ruh haline girdim. Ki bu kitapta Yalom sadece hastalarını değil, kendisini de incelemeye almış ve bize incelenebilecek her şeyi sunmuştur. Ölüm kaygısının başka sebeplerin altına nasıl kendini gizlediği, cinselliğin insan psikolojisinde nasıl farklı bir yere sahip olabileceği, aile ve yalnızlık terimleri arasındaki yakın ilişkiyi ve daha bir çok konuyu gözler önüne seren bu görüşmelerde kendinize yakın veya uzak gelecek anlar yaşayacaksınız. Açıkçası benim için duygu yüklü değil, öğretici bir kitap oldu, ki benim de bu tür psikiyatr-hasta öykülerinin anlatıldığı kitaplardan beklentim bu yöndedir.
Ekin
Ekin Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri'ni inceledi.
303 syf.
Irvin Yalom'un içinde on öyküsünün bulunduğu, psikolojiyle ilgilenmeyenlerin bile ilgisini çekecek ve akıcı şekilde okuyabileceği psikoanaliz kitabı.

Yalom psikiyatr ama deneyimlerini öyle bir üslupla anlatmış ki, kitap sadece psikolojik tahlillerden sıyrılıp edebi değer de kazanmış. Bunun sebebi sanırım dilinin samimi olması.. Her ne kadar zaman zaman rahatsız edici boyuta da ulaşsa samimiyet (Şişman Bir Hanım isimli öyküsündeki şişman hastasıyla ilgili düşünceleri) kitabı ilgi çekici hale getiriyor.

Psikolojinin genel olarak ilgilendiği; bastırılmış içgüdüler, trajik kişisel geçmiş, ihmal, sevgisizlik öykülerin ana temasını oluşturuyor. Yazarın zaman zaman durumlarla ilgili psikolojik tespitleri hikayeleri sadece edebi açıdan okunacak metin olmaktan çikarıp, didaktik boyuta ulaştırıyor. İnsanların yaşadıkları ve tercihleri rehber oluyor muhakkak ama ben aralarda yer verilen psikolojik değerlendirmelerden çok faydalandım.

Her öyküden çıkarım yapabiliyoruz, durumlar tanıdık. Aşina olduğumuz olayların arka planında olup bitenleri keşfetmek güzeldi. Ama 'Yanlış Çocuk Öldü' isimli öyküden ben çok fazla etkilendim. Hiç başlığını okuduğumda altından böyle bir hikaye çıkacağını düşünmemiştim. Çok etkileyici, çok çarpıcıydı.

Irvin Yalom'un öncesinde Nietzsche Ağladığında kitabını okumuş, hayran olmuştum. Aşkın Celladı'na biraz önyargılıydım  çünkü her ne kadar bazı isim ve yer değişikleri yapmış olsa da, hastalara okutup yayımlamak için izinlerini de alsa bir doktorun, hastalarının bu derece özel anlatımlarını paylaşması ya da ticari anlamda kullanması bana pek etik gelmiyor. Sonunda faydalanabileceğimi düşünüp okudum ama iyi ki okumuşum. Gerçekten ufuk açıcı, insana birçok farkındalık katan bir eser.
 
Büşra süphandağı
Büşra süphandağı Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri'ni inceledi.
303 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Aşkın Celladı Dr Yalom'un psikoterapi hikayelerini topladığı bir kitap. İsmini de içindeki hikayelerin birinden alıyor.

Hikayelere tek tek değinmeyeceğim ancak şöyle bir uyarıda bulunabilirim. Ülkemizde de Gülseren Budayıcıoğlunun çok popüler olduğu bir dönemden geçtiğimiz için, kendisinin hiçbir kitabını okumadığım halde nedense Yalom'dan da çarpıcı psikoterapi hikayeleri okuyacağımı düşünmüştüm. (Hanımefendinin kitaplarını başarılı bulduğumdan değil ama ilginç hikayeler olduğu birer gerçek.)
Hikayelere sadece konu odaklı yaklaşarak söyleyebilirim ki ilginç bir hikaye yok kitapta. Aksine oldukça sıradan, herkesin başından geçebilecek bir takım problemleri aşmak için Yalom'dan destek alanlar anlatılıyor. Ölüm korkusu, kaybedilen bir aşk, Sosyal hayatta tutunamayan bir adamın hezeyanları, cinsel problemler vs.

Bence kitabın en ilginç tarafı hikayelerde geçen rüyalar ve Yalom'un bu rüyaları yorumlama şekli. Psikolojide rüyaların yorumlanması ile alakalı birkaç ipucu da veriyor kitap, o kısımları özellikle çok beğendim.

Kitabı okurken sıkça yaşadığım bir duygudan bahsedeceğim. Neticede Yalom da bir insan ve pek tabi insani duygulara sahip olması gerek ama mental sağlığımızla ilgilenen doktorları kafamda nasıl bir yere oturttuysam, Yalom'u oraya dahil edemedim. Kendi hislerinden bahsettiği kısımlarda müthiş itici bir insan profili oluşturuyor. Şekilci, psikozlu, sığ bir adam bana göre. Böyle birinin karşısında oturup derdimi anlatmak ister miydim emin değilim. Özellikle insanları dış görünüşüne göre yargıladığı kısımlar, potansiyel bir tecavüzcüye obez bir hastasına nazaran daha kibar ve ilgili olması gibi durumlar örnek verilebilir. Ya da güzel bir hastasına duyduğu cinsel çekim. Bu gibi şeyler beni yazardan ve dolayısıyla yazdıklarından soğuttu. Başka bir kitabını okuyacağımı sanmıyorum
Elif
Elif Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri'ni inceledi.
303 syf.
·9 günde·7/10 puan
Kitap Dr. Yalom'un kendi psikiyatri kliniğindeki hastalarıyla yaşadığı gerçek öykülerden oluşuyor. Tüm öykülerde, psikiyatri seansları esnasında hastaların temel varoluşsal kaygılarının hayatlarında nasıl gözle görülebilen sorunlara sebep olabileceği ve en derindeki bu varoluşsal sorunlara ulaşmak için çok ciddi psikanaliz teknikleriyle en derindeki bu korkulara ulaşılması gerektiğini görüyoruz.
Bu varoluşsal ve çoğunlukla da ölüm kaygıları o kadar derine saklanmış olabiliyor ki hasta bunun farkında bile olmayıp reddetme yoluna gidebiliyor. Fakat, Yalom ustalığıyla tüm bunları gün yüzüne çıkarıp hastanın korkularıyla yüzleşmesini sağlayıp bundan sonraki hayatını daha iyi bir şekilde sürdürmesini sağlıyor.
En sevdiğim, ''Yanlış Çocuk Öldü'' öyküsü oldu. Küçük kızını kaybeden bir annenin histerik ve dünyadan tüm ilişkisini koparmış bir şekilde geri kalan tüm çocuklarından ve ailesinden uzaklaşması ve bu sebeple yalnız kalmasının suçlusunun kendisi olduğunu anlayıp bunu düzeltmeye başlaması daha mutlu bir insan olmasıyla sonuçlanıyor.
Zaman zaman seanslar esnasında Yalom'un da kendince önyargıları ve duyguları olduğunu görüyoruz. Ne kadar dışarıdan tarafsız bir hekim gözüyle bakıyor gibi görünse de Şişman Bir Hanım öyküsündeki gibi onun da önyargıları olduğunu ve kendini bu seanslar yoluyla geliştirip aştığını görüyoruz.
Yalom'un okunması gereken ilk kitabı değil fakat yazarın psikanaliz tekniklerini anlamak açısından okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
312 syf.
·Puan vermedi
Bir yalom klasiği daha. Yazar, seanslarından derlemelerle güzel bir eser kaleme almış.
10 farklı yaşam öyküsü...
Hepimizinki farklı hayatlar. Her ne kadar farklı olsak da ortak insanlık kaygılarımız var: Ölüm korkusu, yalnızlık gibi. Bütün bunları sürükleyici bir dille aktarmış. Keyifliydi..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751404756
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri
Saul, Stockholm’den gelen ve açamadığı üç mektuptan dolayı niye acı çekiyordu?

Thelma’yı geçmişteki bir aşk macerasına bu kadar bağlayan şey neydi?

Carlos’un maço fantezileri, onu yavaş yavaş öldüren kanseri kabullenmesine nasıl yardımcı oldu?

Elinizdeki bu kitapta, psikoterapist Irvin D. Yalom’un yalnızlık, ölüm korkusu, yaşama amacını yitirme gibi, aslında hiçbirimizin tamamen kaçamayacağı temel insanlık kaygılarından rahatsız olan hastalarıyla yaptığı çalışmalardan seçtiği,on ilginç öykü bulacaksınız.

Dr. Yalom bu öyküleri aktarırken, bir insan olarak psikiyatrın terapi sürecinde karşılaştığı güçlükleri de, duygusal ve sürükleyici bir dille anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 3.933 okur

  • Şeyma
  • Mehmet Guler
  • Kerem Özen
  • Batuhan Köksal
  • yunus altınden
  • KÜBRA
  • Hayriye Ayan
  • hd
  • Fatmanur Bıçakcı
  • Nisa

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6.1
13-17 Yaş
%1
18-24 Yaş
%15.2
25-34 Yaş
%26.6
35-44 Yaş
%37.4
45-54 Yaş
%12.1
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.3
Erkek
%25.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.1 (193)
9
%16.8 (170)
8
%22.8 (231)
7
%12.5 (126)
6
%4 (40)
5
%2.1 (21)
4
%0.5 (5)
3
%0.8 (8)
2
%0.2 (2)
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları