Aşkın Gözyaşları 2 - Hz. Mevlana

·
Okunma
·
Beğeni
·
10.189
Gösterim
Adı:
Aşkın Gözyaşları 2 - Hz. Mevlana
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055147716
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Aşkın Gözyaşları 2 - Hz. Mevlana
Aşkın Gözyaşları 2
Şems’in o son mektubu sonrası ne vakittir baygın hâlde yattığını bilmeyen Mevlânâ, yatağın içinde doğrulur.
Kurumuş bir dal gibi düşer yana kolları. Avucundaki mendile bakar, Şems’in kan izleri hâlâ tazedir zümrüt yeşili mendilin ucunda.
“Yusuf gibi kuyuya mı attılar seni, güneşi gökten koparıp hançerleyenler kim? Bu nasıl sır, adım atanın göğe
yükseliyor feryadı. Bu nasıl bir gömlek, kim giyse gözlerine kan iniyor.” Kendine gelen Mevlânâ bir nara atar: “Allah’ım, acılarımı örtme!”
“Bu aşkı, bu dostluğu bize çok gördüler Şems’im. Ah, neylersin ah! Ey yaralı gönlüm, gecelere bu dilimi lal et.
Silinsin aşk künyesinde ismim, ister cemal yaz, ister celal et. Ölüm bize tez gelir şems’im, ha hançer ile gelsin ha can dediklerimiz cellat olsun.”
Allah'a olan aşkını bir can yoldaşı ile geliştiren Hz. Mevlana'nin hayatını, her gün Allah'a dökülen gözyaşları sanatsal şekilde sıkmadan hatta kendimizi sorgulayacak şekilde anlatılmış. Kitabı bitirdiğimde biraz daha Allah aşkı için gayret etmeye karar verdim.
Şu zamanda kadim kelâmlara yeterince önem atfedemediğimiz malumunuzdur. Ahlak, sevgi, özlem, aşk vs. Bu eseri okurken bu değerlere gerektiği ölçüde bakamadığımı anladım. Hz. Mevlana'nın roman tadında biyografisi akıcı bir şekilde verilmiş. Yazar tasavvufa, maneviyata sürüklüyor bizleri adeta. Kendinizi sorgulayacağınız, Allah'a nasıl kulluk yapıyorum. Aşk nedir? Aşık ve Maşuk hakiki manada kimdir? Ben ne derece Mevlâya kulum? cinsinden sorularla kendinize soracağınız ve edebiyat havuzundan da nasibinizi alacağınız çok müthiş bir eser. Bu kitabın bana kendisine değer verdiğim birisinden hediye olması da şahsımda ayrıca bir kat daha kıymetli oluyor. İyi okumalar.
Mevlana hakkında bilmediğimiz birçok şeyi öğreten, öğretmesinden de ziyade okurken kendimizi sorgulayacağımız sade anlatımlı, duygu dolu bir kitap.
İlki gibi bu kitapta çok etkileyici. Eğer tasavvufi konuları okumayı seviyorsanız bunuda kaçırmayın derim. Serinin devamınıda okumayı dört gözle bekliyorum.
Nihayet,Sinan Yağmur'un kaleminden üflenen Aşkın Gözyaşları serisinin ikinci kitabını bitirdim.Aşkın Gözyaşları 1 hakkında düşüncem pek olumlu değildi,sade,sıkan ve monoton anlatım ve tekrarlanan olay örgüsüyle beğenimi kazanamadı. Lakin ikinci kitap,birincisinden kat kat etkileyiciydi.Beni çok etkilemeyen Aşkın Gözyaşları'nı Tebrizli Şems'in bakış açısından tasavvufi anlatımla okumuştuk. Aşkın Gözyaşları 2'de ise bu kez Hz.Mevlana'nın bakışından yine tasavvufi bir şekilde anlatılıyor.İki ana karakterin anlatımından da kitap yazması,yazarın okuyuculara yaptığı hoş bir jest olmuş.Ama çok beklentiye girmeyin kitap hakkında.Birinci kitaptan beri çok değişen bir şey yok aslında.Aynı olay örgüsü,aynı karakterler,aynı üslup,aynı mekanlar.Bu "aynılıklar" dolayısıyla kitabı bitirmem pek kısa sürmedi.Aşkın Gözyaşları'nı zorlayıp üç günde bitirdim ama Aşkın Gözyaşları 2,altı gün yani tam iki katı zamanımı aldı.Hatta kitapla beraber iki kitap daha okudum.

İkinci kitabımız öncelikle Mevlana'nın gençlik ve çocukluğuna değiniyor.O zamanlar Mevlana değil,büyük bir ermiş olan Bahaeddin Veled'in küçük oğlu Celaleddin'dir.Celaleddin,Karaman'da doğup büyümüştür ve daha küçükken dini konulara ve tasavvufa merak salmıştır.Bu alanda kendini geliştirirken keder dolu iki olay yaşar: Annesi ve ağabeyi ölmüşlerdir.Kalbinde derin bir yara açılmasına rağmen yoluna devam eder.Evlilik ise henüz düşünmediği bir şeydir.Hayatına giren ilk kadın ise Gevher Hatun'dur.Babası,bir misafirlikte gördüğü Gevher Hatun ile oğlunu evlendirir.Çok geçmeden biricik babası Bahaeddin,hayata gözlerini yumar.O da babası gibi bir alim olmak için çaba gösteren,orta halli biridir.Evlilik hayatında Gevher Hatun'un adı Mevlana için Gül Hatun'dur.Gül Hatun'dan Sultan Veled ve Alaeddin adında iki çocuğu olur.Zaten hüzün yağmurlarıyla ıslanan kalbi,bir acıyı daha yaşar.İki çocuğunun annesi olan Gül Hatun yaşamını yitirir.İkinci evliliğini dul ve iki çocuklu olan Kerra Hatun ile yapar ve bu evlilikten de iki çocuğu olur.Dergahta vaazlara devam eder ama hala hamdı,pişmesi gerekiyordu.Ne zaman Tebrizli Şems ile tanıştı,o zaman hayatının dönüm noktası oldu.Konusu çok güzel ve her bölüm başında bulunan alıntılar okumayı biraz daha keyifli kıldı.

Üslup bakımından bir gelişme olmadı kitapta,hala sıkıcı bir olay örgüsü vardı ama bu kitapta beni can evimden vuran sahneler vardı.Şems ve Mevlana'nın mektuplaştığı ayrılık sahneleri,Sinan Yağmur'u bu konuda birinci kitapta da tebrik ettiğim etkileyici sonu ve kitabın en üzücü olayı olan Mevlana'nın can yoldaşı,güneşi,dostu Şems'in kanlar içindeki feracesi.Kederlerle dolu,zor bir hayat mücadelesi geçiren Mevlana'nın gözünden alim olmanın kolay olmadığını bir kez daha anlıyoruz.Roman sizi Allah aşkı için gayret etmeniz düşüncesine itiyor.Ama dediğim gibi aynılıklar,şiirsel dil ve işleyiş yüzünden okuması sizi zorluyor.Elimde olan son Sinan Yağmur kitabını okuduktan sonra yazara devam etmeyi pek düşünmüyorum açıkçası.
Şems'in o son mektubu sonrası ne vakittir baygın halde yattığını bilmeyen Mevlânâ, yatağın içinde doğrulur. Kurumuş bir dal gibi düşer yana kolları. Avucundaki mendile bakar, Şems'in kan izleri hala tazedir zümrüt yeşili mendilin ucunda.

"Yusuf gibi kuyuya mı attılar seni, güneşi gökten koparıp hançerleyenler kim? Bu nasıl sır, adım atanın göğe yükseliyor feryadı. Bu nasıl bir gömlek, kim giyse gözlerine kan iniyor."

Kendine gelen Mevlânâ bir nara atar: "Allah'ım, acılarımı örtme!"
.
.
.

Mevlânâ hikayesi bir Moğol baskını sonucu Anadolu'ya göç etmesiyle başlar gibi görünse de asıl hikâye Şems ile olandır. Göç ise Nişabur, Bağdat, Medine, Mekke, Şam, Karaman derken Konya ile son bulur. Şems ile karşılaşması aslında Şam sokaklarında olmasına rağmen, Mevlânâ onun ruhuna ilaç olacak kişi olduğunu anlayamaz. Birbirlerini bulmaları zaman alsa da, günün birinde "Marece'l Bahreyn" kaçınılmaz kader olacaktır. Bu buluşma tabiki bir duanın lütfu olarak verilmiştir. Şems karşılığında "al canımı ve dahi başım feda olsun o dostu bulmaya" diyerek bedelini ödemeye ruhen ve bedenen hazır olmuştur.

Şems bir ateştir, Mevlânâ'yı yakacak olan ve Konya halkı tepkilidir bu duruma. Halvet halinde geçirilen günler, Mevlana'yı halktan uzaklaştırıp aşkına, Şems'ine yakınlaştırmıştır. Bu hal hem ailesini hem de hocalarından mahrum kalan dervişleri üzmektedir.

Bu huzursuzluklara dayanamayan Şems, Hamuşu'nu Allah'a emanet edip Konya'dan gider. Bu acı Mevlana'yı daha da içine kapatır. Öyle bir hâl alır ki artık bu soyutlama, herkes yeniden onun eski haline dönmesi için duaya kalkar. Şems'in yokluğu, Mevlana'ya sayfalarca mektup yazdırır ve bilir ki aynı acıları, ruhunun yarısını kaybeden Şems de yaşamaktadır. Sonunda hasret dayanılmaz ve buluşma yeniden gerçekleşir. Şems'ini yeniden kaybetmeyi göze alamayan Mevlana çareyi kızıyla evlendirmekte bulur. Şems ve Kimya hikayesi ise ayrı bir güzelliktir.

Peki ya ödenmesi gereken bedele ne oldu? Şems dostunu bulmayı diledi, Rabbi onu dostuna yöneltti, Şems tamamlanmayı diledi, Rabbi onun ruhunu tamamladı. Şimdi de karşılığını verme zamanı. Başı dik şekilde korkusuzca yürüdüğü bu yolda feracesi kana bulandı. Mevlânâ için asıl yanma vakti şimdi. Öyle ki kendi ölümünü düğün günü olarak kutlaması hem Rabb'ine hem de Şems'ine kavuşmasından. Aşkı bedenlerde değil de ruhlarda yaşayan, sonunda ise kendinden bile vazgeçenlerin hikayesi...

Aşkı talep etmeden önce, nefsini kör isteklerden bir kurtar hele, yan dumansız ateşlerde. Aşk, hevâ boşluğundan yokluk hoşluğuna doğru el ayak çekmektir...

Ruhunuza iyi gelecektir. Okuyunuz...
Gerçek aşk en sevgiliye duyulandır.Maneviyattı benliklerine kadar his ettiren çok özel bi anlatım.Allah O na götüren Ona ulaştıran aşklar nasib eylesin.Manaya yakın olmamızı anlamamızı derinlik kazandırsın gönlümüze.
Hz. Mevlana'nın yaşamının ve Tasavvuf Felsefesinin roman formatında anlatıldığı çok güzel bir eser. Sade ve akıcı bir dille yazılmış, tavsiye ederim.
Aşkı hissettiren ,öğreten ,yaşatan bi kitapti görüşümce..Okuyana heyecen verilmek üzere yazilmis sanki. Benim hayatımi ileri düzeyde etkiledi herkese tavsiyemdir....
Konu tahmin edileceği gibi Hz. Mevlana ve Şems arasında yaşanan büyük dostluk. Kendisi de Mevlevi olan ve hali ile bir Mevlana aşığı olan yazar, yıllar içinde oluşan bilgi birikimini sevgisi ile birlikte kağıda dökünce ortaya akıcı ve okunası bir kitap çıkmış. Özellikle Mevlana üzerine araştırma yapıyor ve okuyorsanız bu kitaba da zaman ayırabilirsiniz.
Tek kelimeyle harika. Felsefi tarzda konularin Cok teferruatli gecdigi yerlerde sıkıcı olsada genel manada ibret ve ders verici okumaya deger mukemmel bir kitap.
Hz. Mevlana nın doğumundan ölümüne kadar yaşam hikayesi Şems ile tanışması mesnevi nin ortaya çıkışı akıcı bir dille anlatılmış. herkesin kendinden birşeyler bulabileceği yegane kitaplardan birisi diye düşünüyorum. Mevlanayı daha yakından tanıma şerefine nail oluyor insan. herkese tavsiye ediyorum...
Kimseler bilmez, kimseler görmez bizi. Aşka değer bir aşk mıdır beni benden alan, yoksa cihanda görülmeyen seslerin muhteşem ahengi midir kalpte yanan? Sana dair ne varsa, ben hepsini aşk bildim. Sevda bildim. Seni sen bildim de sevdayı sana bildim.
Ey beni doğuran aşk, neredesin? Yaksan da gel! Yıksan da! Yeter ki gel! Ben de can var sanma, canımı cananıma sor...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşkın Gözyaşları 2 - Hz. Mevlana
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055147716
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Aşkın Gözyaşları 2 - Hz. Mevlana
Aşkın Gözyaşları 2
Şems’in o son mektubu sonrası ne vakittir baygın hâlde yattığını bilmeyen Mevlânâ, yatağın içinde doğrulur.
Kurumuş bir dal gibi düşer yana kolları. Avucundaki mendile bakar, Şems’in kan izleri hâlâ tazedir zümrüt yeşili mendilin ucunda.
“Yusuf gibi kuyuya mı attılar seni, güneşi gökten koparıp hançerleyenler kim? Bu nasıl sır, adım atanın göğe
yükseliyor feryadı. Bu nasıl bir gömlek, kim giyse gözlerine kan iniyor.” Kendine gelen Mevlânâ bir nara atar: “Allah’ım, acılarımı örtme!”
“Bu aşkı, bu dostluğu bize çok gördüler Şems’im. Ah, neylersin ah! Ey yaralı gönlüm, gecelere bu dilimi lal et.
Silinsin aşk künyesinde ismim, ister cemal yaz, ister celal et. Ölüm bize tez gelir şems’im, ha hançer ile gelsin ha can dediklerimiz cellat olsun.”

Kitabı okuyanlar 2.978 okur

  • Emine Ardel
  • Beyefendi
  • Sevgi
  • GÖKÇE
  • Gülizar Şirin Yürektürk
  • İbrahim  Öztürk
  • Nesibe Şentürk
  • Duygu KILIÇASLAN
  • Zeynep Kaya
  • Şerife Ömran

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.6
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%23.1
25-34 Yaş
%30.2
35-44 Yaş
%24
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.1
Erkek
%27.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.6 (172)
9
%17.4 (98)
8
%19 (107)
7
%13.5 (76)
6
%5.5 (31)
5
%3.9 (22)
4
%1.2 (7)
3
%2 (11)
2
%0.7 (4)
1
%1.1 (6)

Kitabın sıralamaları