Aşkın İncisi Hz. Rabiatü'l Adeviyye

·
Okunma
·
Beğeni
·
103
Gösterim
Adı:
Aşkın İncisi Hz. Rabiatü'l Adeviyye
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
267
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758833825
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitsan Yayınları
Sen lütfettin, kerem ettin. Çünkü, Lütuf ve Kerem, Senin, kaynağından fışkırır. Ve, bana. Sonunda vechini gösterdin. Lütuf yüzünden. ne dünyada, ne de uhrada, bana ait olan hiçbir şey yoktur. Hepsi, Senin lütuf ve kereminin eseridir. Ve başka hiç birşey değildir. Onun için dünyada da uhrada da, Hamd ü senaya, Sen layıksın.

İşte Allah'ı hakikaten sevenlerin vecdi bu merkezdedir.

Hz. Rabia, Bütün Lütfun Allah (C.C). tarafından geldiğini, ve Allahın (c.c.) Hamd ü Senaya layık olduğunu anlatıyor. Bütün muvaffakiyet O’nun yoluyla elde edilmiştir.

Rabia’nın aşk alakasından meramı Allah’ın kendisine dünya saadeti sağlayan ni’metleri ihsandan dolayı O’na karşı muhabbetidir.

Allah’ı layık olduğu şekilde sevmekten muradı da kendisine açılan cemal ve celal için Allah’ı sevmektir. İki sevginin en üstünü budur.

Bu sevginin menşei ise, Allah’ın kuluna ihsan ettiği ni’metlerdir. Onun için sevilene vakfedilmiş bir sevgi değildi. Gerçi seven kimse yalnız sevileni anıyor.
267 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Selamünaleyküm Arkadaşlar,
Bitirmiş olduğum bu eserin konuşulacak ve tartışılacak bir çok yönü var. Kötü anlamda değil ama yoruma açık olduğunu düşünüyorum. Önceliği yazarımıza vermek istiyorum; Ömer Rıza Doğrul. M. Akif Ersoy'un damadı olur. Böyle bir şahsiyetin damadı da onun gibi olur düşüncesiyle daha bir saygıyla okudum romanı. Daha sonra yaptığım araştırmalarda pek iyi şeyler söylenmedi hakkında ama ben yazarların hayatlarıyla ilgilenmiyorum ayrıca eserini de gayet başarılı buldum. Baya çaba sarf edilmiş, çok emek var bu eserin hazırlanmasında. Çünkü bir efsane gibi, kulaktan kulağa anlatılan bir şahsiyeti anlatmak, hiç kolay bir şey değil ki tanıtmak için, birçok eser ve kaynaktan yararlandı.
Esere değinecek olursak uzun bir kaynakçası var. Hatta yabancı bir yazarın yazdığı kitabı bile es geçmeden pek çok eserden yararlandı. Hz. Rabia’nın doğum tarihi, ailesi, hayatı, yaşayışı kısacası kim olduğuna, neler söylediğine dair yazdığı her şeyde “Falan bunu dedi, filan ise şöyle söyledi. Hangisinin doğru olduğunu bilemeyiz ama onun görüşü daha uygundur.” diyerek yorumladı. Anlatışı yalın, ayet, hadis ve rivayetlerle desteklenmiş. Onun çağındaki birçok alim ve arkadaşlarının anlattıkları; eserlerinde yer verdikleriyle desteklenen bir eserdir.
Eseri ben üçe böldüm; Birinci kısım Hz. Rabia’nın hayatını oluşturuyor. İkinci kısımda ise tasavvuf yoluna nasıl varılır sualine cevap verir niteliğinde. Üçüncü kısımda velayet yıldızlarına yer verilmiştir.
(Spoiler vereyim azcık)
Hz. Rabia’nın gençliğinde köle olduğu ve yaşadığı bir hadiseden dolayı tövbe edip, köleliğinin ardında kalan zamanını ibadetle geçirdiğinden bahsediyor. Yine bir ibadet sırasında gördüklerinden ürken sahibi onu azad ediyor. Rabia hürlüğe kavuşunca geçinmek için çalışmaya başlıyor. Burada çok ilginç bir bilgi ediniyoruz geçim için sanata başvuruyor. Ney üfleme ve daha başka birçok şeyle ilgilenmiş. Burdan anlaşılıyor ki Hz. Rabia’nın şairane yönünü gençliğinde kazanıyor. Tabi dünyaya fazla yöneldiğinden ibadetlerini aksatıyor ve yine bir uyarı ile kendine geliyor ve dünyayı tamamen terk ediyor. İbadetlerine daha ağırlık veriyor özellikle gece ibadetine. Tövbesine bile tövbe ediyor, bütün ömrünü tövbe etmekle geçiriyor. Ve Allah aşkı öyle büyüyor ki kalbinde Hiçbir mahlukata sevgi ve nefret duyamıyor.
Ahh, en çok onu istemeye gelenlere verdiği cevaplar hoşuma gitti. Çok sert ve utandırıcı cevaplar verdi. :)) Ve hiç evlenmemiştir.
Birde cennet ve cehennem hakkındaki düşüncesini beğendim.#32242809
Beğenmediğim tek şey Hz. Rabia’nın Kabe’yi bir puta benzetmesi. Bu düşüncesi hoşuma gitmedi açıkçası. Belki düşüncesi doğrudur da ben o derinliğe varamamışımdır.
Hz. Rabia kendini kısa sürede öyle bir geliştiriyor ki bazı alimlerin yıllarca yaptığı araştırmalara o hiç bir araştırma yapmadan konuya hakim olabiliyor. Verdiği cevaplar onları bile şaşırtıyor. Bende Hz. Rabia hakkında pek bir şey bilmiyordum. Kitabı okurken “acaba onun gibi kadın alimler var mı? Alimler hep erkekler mi?” diye düşündüm. Sanki yazar yıllar sonra onun yazdığı bu eseri okuyup böyle bir sorunun kafamda oluşacağını hissetmiş olacak ki kitabın son kısmını kadın alimlere ayırmış ne de iyi yapmış. Bu bölüme Velayet Yıldızları başlığını vermiş. Ne ince bir düşünce (^.^) Evet kısaca bu şahsiyetlere de değinmek istiyorum;
>Ümmü Harama; Kıbrıs’ı ilk fetheden mücahitler arasında idi.
>Râyia bint-i İsmail; Namazıyla, niyazıyla meşhurdu.(Hz. Rabiayla çok karıştırdılar aradaki fark bu evlidir, Hz. Rabia hiç evlenmemiştir.)
>Muâze;Ümmü Sabha ünvanıyla meşhurdu.
>Şu’vâne; Güzel sesli idi. Bazı eserleri okur ve ağlardı. Ağlamaktan kör olacak hale gelirdi.
>Hz. Nefise; Gündüzleri oruç tutarak, geceleri ibadet ederek geçirirdi.
>Şuhde; Farünnisa diye tanınırdı. Katipti. Yazısı çok güzeldi.
>Zeyneb;Çok geniş bilgili bir hanımdı.
>Mümtaz Melek; Hindistan İmparatoru Şah Cihan’ın hanımıdır.
>Cihânârâ;Hindistan İmparatoru Şah Cihan’ın kızıdır.
>Dâraşkûh; Cihanara’nın kardeşidir.
>Aişe bint-i Abdullah; Kemale ermiş, bütün servetini fakirlere dağıtmış.
>Sıtkı Kadın; Türk şairleri arasındadır.
Bu ve daha sayamadığımız pek çok alim(alime) var, hatta varlığından haberdar olmadıklarımız. (Allah onlardan razı olsun.)
Yazarımıza çok teşekkür ederim şahane bir eser hazırlamış. Hz. Rabia hakkında pek bilgim yoktu ama şimdi örnek aldığım şahsiyetler arasında. Bu arada Hz. Rabia’nın Hasan Basri’yi bir araya getirme çabalarını anlayamadım gitti. Çok farklı zamanlardalarmış. Birbirine aşık olmayı bırak denk bile gelmemişler. (İlla bir şeyi abartacaklar)
Romanı beğenerek ve severek okudum. Kesinlikle tavsiye ederim. Roman hakkında daha konuşacak çok şey var ama fazla uzun olur en iyisi burada bitirelim.
Allah’a Emanet Olun Canlar…

“Cennetten önce Cemâlullah gelir.”
Adamın biri Hz. Rabia'ya şöyle demişti:
-Bir sürü suçlar işlemiş, günahlara girmiş bir adamım. Acaba tevbe edersem Allah (C.C.) kabul eder mi?..
Hz. Rabia(k.s.) cevap vermişdi:
-Hayır! Allah(C.C.) seni kabul ederse tevbe edebilirsin.
"Sözümdeki gerçekliğin (gerçeklerin) azlığından istiğfar ederim. Estağfirullah! (23) Yahut istiğfarlarımız istiğfara muhtaçtır, çünkü gerçek değildir."
… unutulmaması gereken nokta; iffetli bir kadına zina iftirasında bulunmanın büyük günahlardan sayıldığıdır ve ona bu iftirayı atanların yarın huzur-u mahşerde Cenab-ı Hakk'a nasıl cevap vereceklerini bir kez daha düşünmelerini salık verir böyle bir duruma düşmekten Rabbimize sığınırız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşkın İncisi Hz. Rabiatü'l Adeviyye
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
267
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758833825
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitsan Yayınları
Sen lütfettin, kerem ettin. Çünkü, Lütuf ve Kerem, Senin, kaynağından fışkırır. Ve, bana. Sonunda vechini gösterdin. Lütuf yüzünden. ne dünyada, ne de uhrada, bana ait olan hiçbir şey yoktur. Hepsi, Senin lütuf ve kereminin eseridir. Ve başka hiç birşey değildir. Onun için dünyada da uhrada da, Hamd ü senaya, Sen layıksın.

İşte Allah'ı hakikaten sevenlerin vecdi bu merkezdedir.

Hz. Rabia, Bütün Lütfun Allah (C.C). tarafından geldiğini, ve Allahın (c.c.) Hamd ü Senaya layık olduğunu anlatıyor. Bütün muvaffakiyet O’nun yoluyla elde edilmiştir.

Rabia’nın aşk alakasından meramı Allah’ın kendisine dünya saadeti sağlayan ni’metleri ihsandan dolayı O’na karşı muhabbetidir.

Allah’ı layık olduğu şekilde sevmekten muradı da kendisine açılan cemal ve celal için Allah’ı sevmektir. İki sevginin en üstünü budur.

Bu sevginin menşei ise, Allah’ın kuluna ihsan ettiği ni’metlerdir. Onun için sevilene vakfedilmiş bir sevgi değildi. Gerçi seven kimse yalnız sevileni anıyor.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Masivadan Maveraya
  • Elif KARAHAN
  • Sümeyye TETİK

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0