Aşkın Miracı Hallac-ı Mansur

·
Okunma
·
Beğeni
·
314
Gösterim
Adı:
Aşkın Miracı Hallac-ı Mansur
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752444492
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
İlmi ve irfani geleneğin uzak sınırlarında yaşayan insanoğlu, varlık planını arayıp durdu. Tanrı’nın yarattığı ilk varlığı merak edip, kainatın bilgisine takıldı yıllarca. Derken, her şeyi tam olarak bildiğini zannettiği bir anda zamansızlık ve mekânsızlık kesti yolunu. İşte Hallac-ı Mansur efsanesi böyle bir ortamda doğup büyüdü.

Meraklı bir genç olan Hallac-ı Mansur’un öğrenmek istediği o kadar çok şey vardı ki, isimlerini saymak bile insanın başını döndürmeye yetiyor. İşte onlardan bazıları:

• Yıllardır mabetlerde titizlikle korunan ilahi sır neydi?

• Deha ve deliliğin ayrıldığı çizgi sıratı mustakim miydi?

• Ruhun kendi farkındalığını fark etmesi, kişiyi hiçliğe mi götürür yoksa yeni bir varlık planına mı?

• Aklın akılsızlığı kavraması mümkün mü?

Hallaç, bu duyguların peşinde, bilinen dünyanın neredeyse yarısına yakınını dolaştı. Kimileri onun “Enel Hak” dediği için öldürüldüğünü söyleseler de, bu doğru değildir. Benzer sözler dönemin sufileri arasında yaygındı. Onun gerçek ölüm nedenini siyasi ve ekonomik tercihlerinde aramak gerekir. O, siyasi iktidarın, Abbasilerde değil, Ehlibeyt’e bağlı imamlarda olması gerektiğine inanan görüşlere yakın hissediyordu kendini.

Döneminde yaygın olan köleliği, karaborsacılığı ve tefeciliği eleştirir, özel mülkiyete karşı ortak mülkiyeti savunurdu. Çağdaşları arasında onu bu yönüyle Ebuzer Gıfari’ye benzetenler çoktu. O, hayatı boyunca bilginin küçük bir azınlığın tekelinde olmasını savunanlara karşı mücadele verdi. Üzerinde güneşin batmadığı Abbasi devletinde, gücü kontrol eden güçlerle hesaplaşması kaçınılmazdı. Öyle de oldu sonunda. Mücadelesi onu yoklukta varlığın sınırına yaklaştırırken, darağacına da yaklaştırdı aslında.



(Tanıtım Bülteninden)
496 syf.
·11 günde·Puan vermedi
İlahi aşka varmanın çileli yollarını anlatan kitap, asıl olarak terbiye edilmemiş bir nefsin ne kadar kötü olabileceğini göz önüne seriyor. Gerçeği göre bile , hakkı nasıl gizleyebiliyor, insan çıkarına ters düşünce nasıl merhametsizleşiyor; “ Allah” diyerek nasıl zalimleşiyor ! Yüzyılının Ebu Zer’i sayılan Hallaç’ın hikayesi oldukça etkileyici.
496 syf.
·9/10
Kitap yaklaşık olarak 490 sayfa ve ben biraz belki ilgi alanlarım'dan birisi sevgili Hallac-ı Mansur olduğu için hiç yorulmadan ve gayet zevkle okudum.Kitap aslında sıradan bir adamın geçmiş bir tarihteki yaşamını değil asıl kafasında olan sorulara önemi veriyor ve biraz okuyucuya da soruyor aynı soruları.Ne yazık ki Hallac'ın yaşadığı zaman diliminde bu sorulara cevap bulmak zor soruyu sormak ise can kuşunun bu tende ayrılmasına sebep.O hiç korkmadan sorup kendince cevaplar buluyor.Sonunda ise tende ki canı canana kurban ediyor.Benim hayran olduğum bir şahsiyet ve sıkıcı değil.Tasavvuf ve İslam mistizmine ilgisi olanlar biliyordur ama ben diğer arkadaşlara da tavsiye ediyorum.
Allah, ruhların ete kemiğe bürünmeden önceki hallerini toplayarak sordu.
-Ben sizin Rabbiniz değilmiyim,onlar da cevap verdiler
-Evet, sen bizim rabbimizsin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşkın Miracı Hallac-ı Mansur
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752444492
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
İlmi ve irfani geleneğin uzak sınırlarında yaşayan insanoğlu, varlık planını arayıp durdu. Tanrı’nın yarattığı ilk varlığı merak edip, kainatın bilgisine takıldı yıllarca. Derken, her şeyi tam olarak bildiğini zannettiği bir anda zamansızlık ve mekânsızlık kesti yolunu. İşte Hallac-ı Mansur efsanesi böyle bir ortamda doğup büyüdü.

Meraklı bir genç olan Hallac-ı Mansur’un öğrenmek istediği o kadar çok şey vardı ki, isimlerini saymak bile insanın başını döndürmeye yetiyor. İşte onlardan bazıları:

• Yıllardır mabetlerde titizlikle korunan ilahi sır neydi?

• Deha ve deliliğin ayrıldığı çizgi sıratı mustakim miydi?

• Ruhun kendi farkındalığını fark etmesi, kişiyi hiçliğe mi götürür yoksa yeni bir varlık planına mı?

• Aklın akılsızlığı kavraması mümkün mü?

Hallaç, bu duyguların peşinde, bilinen dünyanın neredeyse yarısına yakınını dolaştı. Kimileri onun “Enel Hak” dediği için öldürüldüğünü söyleseler de, bu doğru değildir. Benzer sözler dönemin sufileri arasında yaygındı. Onun gerçek ölüm nedenini siyasi ve ekonomik tercihlerinde aramak gerekir. O, siyasi iktidarın, Abbasilerde değil, Ehlibeyt’e bağlı imamlarda olması gerektiğine inanan görüşlere yakın hissediyordu kendini.

Döneminde yaygın olan köleliği, karaborsacılığı ve tefeciliği eleştirir, özel mülkiyete karşı ortak mülkiyeti savunurdu. Çağdaşları arasında onu bu yönüyle Ebuzer Gıfari’ye benzetenler çoktu. O, hayatı boyunca bilginin küçük bir azınlığın tekelinde olmasını savunanlara karşı mücadele verdi. Üzerinde güneşin batmadığı Abbasi devletinde, gücü kontrol eden güçlerle hesaplaşması kaçınılmazdı. Öyle de oldu sonunda. Mücadelesi onu yoklukta varlığın sınırına yaklaştırırken, darağacına da yaklaştırdı aslında.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 32 okur

  • Srftnk
  • Ali TAŞDEMİR
  • birgül ağyüz
  • Emre çalış
  • Beril
  • Sibel Özdemir
  • Hüseyin öztürk
  • Cennet M. Yavuz
  • Yusuf D.
  • Angelic

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.7 (5)
9
%7.1 (1)
8
%21.4 (3)
7
%14.3 (2)
6
%21.4 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0