Aşkın Zamiri (Yusuf ile Züleyha)

·
Okunma
·
Beğeni
·
94
Gösterim
Adı:
Aşkın Zamiri
Alt başlık:
Yusuf ile Züleyha
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054643226
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Granada Yayıncılık
Yüzyıllardır anlatılagelen büyük aşkın romanı…

“Unutmak, insana zamanın bir lütfu olabilirdi. Gel gör ki; unutmak için o araf vadisinde yürümek, kalbin şüphesini kanırtmak, çamurdan bir alev gibi konuşmak inşirahı getirmiyordu. İnsanlığın ve elemin tarihi bunu hep böyle yazmıştı. Allah, insanlara anımsamanın kederli suyundan içirmişse de yanında acıyı hafifleten alışma fikrini de bahşetmişti.

Züleyha, Yusuf’u unutmak için çıktığı bu yolculukta, her anını ona bağlayan mutlak gerçeğin soluğuna düğümlenmişti. Onu yâd etmediği herhangi bir incir meseli, bir papirüs harfi, bir bozgun sonrası sayrılığı yoktu. Onu düşünmediği bir nota yoktu sazın dilinde. Ona karmadığı bir yıldız, onu duymadığı bir rüzgâr iniltisi, onunla düşmediği bir serenad fikri yoktu. Olamazdı. Çünkü unutmak, “unuttum” demekle gerçekleşen bir duygu yitimi değildi.

Kürekler denizi dövüyordu, daha önce hiç tadılmamış hüzünler Züleyha’nın içine demirleniyordu. Gemiler, filikaların yolunu yüzüyordu. Züleyha’ya, Yusuf’un yolları görünüyordu. Gece, göğün altında bir ağustos böceği gibi hüzne bölüyordu kendini. Züleyha’ya aşkın kahırlı tümceleri kalıyordu. Piramitler, firavunların ah’ını bağırıyordu. Züleyha, bir ah ağacının gölgesine buruluyordu. Güller, bahara açıyordu yüzlerini. Züleyha, bir bülbül şarkısını ömrüne sarıyordu.”
400 syf.
·222 günde·Beğendi·10/10
Yüzyıllardır anlatılagelen büyük aşkın romanı…

“Unutmak, insana zamanın bir lütfu olabilirdi. Gel gör ki; unutmak için o araf vadisinde yürümek, kalbin şüphesini kanırtmak, çamurdan bir alev gibi konuşmak inşirahı getirmiyordu. İnsanlığın ve elemin tarihi bunu hep böyle yazmıştı. Allah, insanlara anımsamanın kederli suyundan içirmişse de yanında acıyı hafifleten alışma fikrini de bahşetmişti.

Züleyha, Yusuf’u unutmak için çıktığı bu yolculukta, her anını ona bağlayan mutlak gerçeğin soluğuna düğümlenmişti. Onu yâd etmediği herhangi bir incir meseli, bir papirüs harfi, bir bozgun sonrası sayrılığı yoktu. Onu düşünmediği bir nota yoktu sazın dilinde. Ona karmadığı bir yıldız, onu duymadığı bir rüzgâr iniltisi, onunla düşmediği bir serenad fikri yoktu. Olamazdı. Çünkü unutmak, “unuttum” demekle gerçekleşen bir duygu yitimi değildi.

Kürekler denizi dövüyordu, daha önce hiç tadılmamış hüzünler Züleyha’nın içine demirleniyordu. Gemiler, filikaların yolunu yüzüyordu. Züleyha’ya, Yusuf’un yolları görünüyordu. Gece, göğün altında bir ağustos böceği gibi hüzne bölüyordu kendini. Züleyha’ya aşkın kahırlı tümceleri kalıyordu. Piramitler, firavunların ah’ını bağırıyordu. Züleyha, bir ah ağacının gölgesine buruluyordu. Güller, bahara açıyordu yüzlerini. Züleyha, bir bülbül şarkısını ömrüne sarıyordu.”
Züleyha artık , Yusuf un aşığı gibi değil düşmanı gibi davranıyor ve onu zindana atirmak için Potifar in aklını çelmeye çalışıyordu . AŞK , böyle bir şey dı işte . En çok sevdiğine zarar verirdi Aşık kişi .
Hep sorulur : insanın insana olan sevdasimi sahih olan duyguydu yoksa halis muhlis "aşk " hissiyatina olan aman vermez iştiyakimi? Hangisiydi aşk ? Eğer insan , sevdalandigi kişiyi bu kadar seviyorsa neden en büyük zararı da ona veriyordu ? Bunu yılarca düşünen insan , aşk a olan tutkusunu kendine hiç mi hiç anlatamadı . Bir kadına değil miydi yoksa bir erkegin aşka düşüşü? Züleyha nin Yusuf a gönlünü birakisi, Yusuf un güzelliğinden değilde , Züleyha nin Taşa Bağlarım dediği kalbinin sorunu muydu ?
Benim zindanim , asi kadınların şehvetin düştüğü bir saray olurdu. Özgürlüğümse , karanlık bir dehlizde edeple yöneldiğim Rabbimin duası.......

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşkın Zamiri
Alt başlık:
Yusuf ile Züleyha
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054643226
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Granada Yayıncılık
Yüzyıllardır anlatılagelen büyük aşkın romanı…

“Unutmak, insana zamanın bir lütfu olabilirdi. Gel gör ki; unutmak için o araf vadisinde yürümek, kalbin şüphesini kanırtmak, çamurdan bir alev gibi konuşmak inşirahı getirmiyordu. İnsanlığın ve elemin tarihi bunu hep böyle yazmıştı. Allah, insanlara anımsamanın kederli suyundan içirmişse de yanında acıyı hafifleten alışma fikrini de bahşetmişti.

Züleyha, Yusuf’u unutmak için çıktığı bu yolculukta, her anını ona bağlayan mutlak gerçeğin soluğuna düğümlenmişti. Onu yâd etmediği herhangi bir incir meseli, bir papirüs harfi, bir bozgun sonrası sayrılığı yoktu. Onu düşünmediği bir nota yoktu sazın dilinde. Ona karmadığı bir yıldız, onu duymadığı bir rüzgâr iniltisi, onunla düşmediği bir serenad fikri yoktu. Olamazdı. Çünkü unutmak, “unuttum” demekle gerçekleşen bir duygu yitimi değildi.

Kürekler denizi dövüyordu, daha önce hiç tadılmamış hüzünler Züleyha’nın içine demirleniyordu. Gemiler, filikaların yolunu yüzüyordu. Züleyha’ya, Yusuf’un yolları görünüyordu. Gece, göğün altında bir ağustos böceği gibi hüzne bölüyordu kendini. Züleyha’ya aşkın kahırlı tümceleri kalıyordu. Piramitler, firavunların ah’ını bağırıyordu. Züleyha, bir ah ağacının gölgesine buruluyordu. Güller, bahara açıyordu yüzlerini. Züleyha, bir bülbül şarkısını ömrüne sarıyordu.”

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Didem Bulut
  • SERAP BARAN
  • SERAP BARAN
  • Ayşe Yüceer
  • elif mutlu
  • Gamze Maraşlıoğlu
  • Gonca
  • Muhammed Fazıl Telli
  • Tuğba yiğit
  • Meryem UZUNOĞLU

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%50 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0