·
Okunma
·
Beğeni
·
24
Gösterim
Adı:
Aşk’sızım
Baskı tarihi:
18 Ocak 2020
Sayfa sayısı:
363
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056984839
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parana Yayınları
Nefret midir aşkı alevlendiren?
Aşk mıdır nefreti körükleyen?
“Boncuk boncuk sen terliyorum” diyen bir kız düşünün…
Hayallerinin gerçekliğini uçsuz bucaksız yaşayan ve her hayale bir yenisini ekleyen… Yaşadığı ve    daha da yaşayacağını sandığı bu amansız yolculukta onun o penceresi eskiye dair tüm eskilere kapandı. Cümlesine sığdırdığı her gerçeği, ilmek ilmek işlenmişti yüreğine. Sonunu bildiği gerçeğin, her yolun Kerim’e çıkacağını varsayarak her gün bir adım daha ilerliyordu. Peki, Azra’nın bu doyumsuz gerçekleri varsayarak yaşanır mıydı? Kapanmıştı kerimli yollar Azra’ya, Azralı yollar da Kerim’e. Ve kapanmıştı Azra’nın eskiye dair tüm eski penceresi. Kapanan her sayfa yeni bir sayfayı aralamaz mı? Her sayfada yeni umutları, yeni umutlar da yeni aşkları doğurmaz mı? Yeni aşklar da beraberinde yeni sızıları getirmez mi? O halde aşk kendinden vazgeçmek mi, yoksa onun mutluluğu için ondan vazgeçmek mi? Her şey bu soru ile başlamıştı. Başladığı andan itibaren birçok afeti de peşinden sürükledi. Hikayenin sonunda da bu sorunun cevabı yangın yerine döndü. Aşkı bir kalıba sığdırmak ne mümkün! Lakin bu aşk hikayesinin doğurduğu bu soru amansız bir sürükleyişe yol açacak. Aşk, acılar içinde sızlamak onunla iken de onsuz iken de Aşk’sızım olmaktır. Aşk, sessizce secdede ağlamak, gözyaşlarının her birdamlasında onu zikretmektir. Onu anmak, her secdede sevdiğine dua etmektir.
Aşk sızımken bile Aşk’sızımsız olamamaktır. Yeri gelince onun mutluluğu için kendi mutsuzluğunun karanlığı olmaktır. Tıpkı Kaan’ın yaptığı gibi…
Aşk; aşkını aşkına adamak, feda etmektir. Aşkının aşksızlığında aşk dilenmektir.
Aşk; yalvarmak, yakarmak belki de yok olmaktır.
363 syf.
·2 günde·9/10
İlk defa böylesine hacimli ve olayların arka arkaya geliştiği ve sizi sürprizlere hazırlayan bir kitapta yazar kitabın sonunu tamamen okurun hayal gücüne bıraktığını görüyorum. Pazarlık yok, hayal sınırlaması yok! Olayları örüp en son düğümü okuyucunun atmasını isteyen oldukça genç yaştaki yazarımız bunu risk etmiş ve kitabına bakış açılarını, hayal güçlerini misafir etmek istiyor. O kadar şaşırdım ve memnun kaldım ki kitabın istediğim gibi bir sona bağlanmasında benim de katkım olacaktı.
Baş karakterimiz Azra üvey annesi, babası, halası, abisi ve diğer kardeşi ile başına geleceklerden habersiz yaşamaya çalışmaktadır. Motokuryelik yapan abisi Selim bir gün trafikte seyrederken yanlışlıkla bir arabaya çarpar. Arabadan inen diğer sürücü ülkenin namlı işadamlarından Kerim Yamanoğlu'dur ve arabanın kaskosunu ödemesi için 1 ay süre verir. Selim arabanın kaskosunu ödemesi için ne 1 ay sürenin ne de aldığı paranın yeteceğinin farkındadır. Bunu düşünerek akşam eder ve kendi kendine konuşurken Azra Selim'in kendisiyle olan konuşmasına şahit olur ve ertesi gün kardeşine destek olmak için en yakın arkadaşı Demet'ten yardım istemek için onu aramaya koyulur. Telefonunu değiştiren Demet'e çalıştığı iş telefonundan ulaşır ve defilede olacağını öğrenir. Defileye girmeyi başaran Azra Demet'i ararken bir mankenin gelmediğini öğrenen sorumlunun güzelliği ve fiziği dikkatini çeker ve apar topar bir peri kızı gibi süslenerek defileye çıkartılır. Onca bakışın, ışıkların, objektiflerin karşısında ne yapacağını bilemeyen Azra podyumda yürümeye çalışır ve defilenin sahibi olan adamın üzerine düşer. Tahmin edin! Bu adam Kerim Yamanoğludur! Aşırısı sinirlenenve defilesinin rezil olduğundan kuduran Kerim ve gözyaşları içindeki Azra!
Ancak defile otoritelerce samimi ve ilginç bulunmuş, kendini kurtarmıştır Azra. Azra daha sonra Kerim Yamanoğlu'nun holdinginde onun asistanı olacak ve tahmininizin üstünde olaylar silsilesi sizi yok artık denecek düzeyde okumaya devam ettirecektir.
Yeşilçam'ın o nostaljik havası ve Yaz dizilerinino pembe masalsı düşleri ile sizi saran bir roman.
Romanın sonunda Aleyna Hanım okuyucu ile yazı masasına geçip son sayfayı çeviriyor ve noktayı sizin koymanızı bekliyor.
Azra ve Kerim aşkını siz nasıl devam ettirirdiniz? Azra'nın nasıl davranmasını beklerdiniz?
Haydiii durmayın yazın!
Kaleminiz daim olsun Aleyna Hanım! Edebiyatın karanlık sularından, ağır eserlerden sıkılanlara önerimdir.
"İçimde filizlenen kelimeleri satırlarımda ıslatacağım.
Belki böyle dinerdi acım,
Belki böyle aşk sızım,
Seni bu kadar severken,
Seni bu kadar isterken,
Sensizlik bana sızıdan başka ne ifade eder ki?
Aşk'sızım, ben sensiz aşk'sızım.
Beni aşksız bırakma Aşk'sızım."
Aleyna Dilara Pınarbaşı
Sayfa 327 - Parana yayınevi
"Emindim kokundan, hoyratından senin rüzgârından... Bu geliş sana aitti. Tedirginliğim, gelişin ile yok oldu. Heyecanım desen, uçup gitti. Belki de heyecanım senin kalbine konmuştur.
Ey aşk! Sen nasıl bir aşksın ki, seni kokundan, hoyratından ve gelişinden tanıdım."
Aleyna Dilara Pınarbaşı
Sayfa 343 - Parana Yayınevi
"Benden 'benle' birlikte çok şey dökülüyor. Daha da kaç yıl dökülür bilemiyorum. Mevsimler gelip geçiyor, aylar yıllar birbirini kovalıyor.. Ben hâlâ aynı yanımdayım, aynı acıların yapraklarını döküyor oluyorum."
"Birçok şeyi öğrendik. Neredeyse yolu yaraladık. Yolun yarısı yaşanmışlıklardan öğrenilen, hayatın öğrettikleri ile dolu.. Bu yolları yürüdük mü, yürümek zorunda mı bırakıldık?
Bilinmez."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk’sızım
Baskı tarihi:
18 Ocak 2020
Sayfa sayısı:
363
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056984839
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parana Yayınları
Nefret midir aşkı alevlendiren?
Aşk mıdır nefreti körükleyen?
“Boncuk boncuk sen terliyorum” diyen bir kız düşünün…
Hayallerinin gerçekliğini uçsuz bucaksız yaşayan ve her hayale bir yenisini ekleyen… Yaşadığı ve    daha da yaşayacağını sandığı bu amansız yolculukta onun o penceresi eskiye dair tüm eskilere kapandı. Cümlesine sığdırdığı her gerçeği, ilmek ilmek işlenmişti yüreğine. Sonunu bildiği gerçeğin, her yolun Kerim’e çıkacağını varsayarak her gün bir adım daha ilerliyordu. Peki, Azra’nın bu doyumsuz gerçekleri varsayarak yaşanır mıydı? Kapanmıştı kerimli yollar Azra’ya, Azralı yollar da Kerim’e. Ve kapanmıştı Azra’nın eskiye dair tüm eski penceresi. Kapanan her sayfa yeni bir sayfayı aralamaz mı? Her sayfada yeni umutları, yeni umutlar da yeni aşkları doğurmaz mı? Yeni aşklar da beraberinde yeni sızıları getirmez mi? O halde aşk kendinden vazgeçmek mi, yoksa onun mutluluğu için ondan vazgeçmek mi? Her şey bu soru ile başlamıştı. Başladığı andan itibaren birçok afeti de peşinden sürükledi. Hikayenin sonunda da bu sorunun cevabı yangın yerine döndü. Aşkı bir kalıba sığdırmak ne mümkün! Lakin bu aşk hikayesinin doğurduğu bu soru amansız bir sürükleyişe yol açacak. Aşk, acılar içinde sızlamak onunla iken de onsuz iken de Aşk’sızım olmaktır. Aşk, sessizce secdede ağlamak, gözyaşlarının her birdamlasında onu zikretmektir. Onu anmak, her secdede sevdiğine dua etmektir.
Aşk sızımken bile Aşk’sızımsız olamamaktır. Yeri gelince onun mutluluğu için kendi mutsuzluğunun karanlığı olmaktır. Tıpkı Kaan’ın yaptığı gibi…
Aşk; aşkını aşkına adamak, feda etmektir. Aşkının aşksızlığında aşk dilenmektir.
Aşk; yalvarmak, yakarmak belki de yok olmaktır.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Basri Karahan
  • Sevgi Karga
  • Kürşat Mete
  • gizemin_kitapligi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%50 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0