Aslında Hayal

7,2/10  (5 Oy) · 
15 okunma  · 
3 beğeni  · 
349 gösterim
Zamana direnen çocukluğun, geçip gitmeyi reddeden anıların yazarı Kürşat Başar, bu kez romanları üzerinden kendi hayatını anlatıyor…

Zamana direnen çocukluğun, geçip gitmeyi reddeden anıların yazarı Kürşat Başar, bu kez kendi hayatının izini kendine has üslubuyla sürüyor… Unutulmaz romanların yazarı olarak, yaşadığı onca ilginç tecrübeden eserlerine açılan dolambaçlı, sürprizli patikaları takip ediyor.

İstanbul, Ankara, Kıbrıs ve Doğubayazıt’ta geçen çocukluk ve gençlik yıllarını; edebiyatla, müzikle tanışmasını; son otuz yılın gözde dergi ve gazetelerinde geçen günlerini anlatan yazar, Sevim Burak’tan Ara Güler’e, Doğan Hızlan’dan Cemal Süreya’ya ve günümüze gelene kadar daha nicelerine, birbirinden ilginç, sıradışı figürle karşılaşmasını da aktarıyor.

Sinemayla, radyo ve televizyonla geçen renkli yıllarını ve Başucumda Müzik’in bilinmeyen hikâyesini, rastlantıların hayatı nasıl belirlediğini, şaşırtıcı ayrıntılarla yansıtıyor...

Aslında Hayal, “beklenmedik serüvenlerle yönlenmiş”, “dalgalara teslim olarak yaşanan,” ama tam anlamıyla dolu dolu yaşanan bir hayata dair. Okurların belleğinde yer etmiş eserler veren bir yazar –ve müzisyen–, kitaplarının penceresinden geçmişine, hayallerle gerçekleri birbirine çatarak inşa ettiği kendi dünyasına bakıyor bu kitapta…
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    270
  • ISBN:
    9786051850092
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Burçin Esra Karadağ 
30 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hangi sebeple yazdığını anlamadığım bir kitap. Kürşat Başar'ın bundan önceki kitaplarını okuduysanız aynı alıntılarla, tekrarlanan hikayeler ve cümlelerle rastlayacaksınız. Sanırım sırf yaptım demek için yapmış. Anlamlandıramadım. Sıkıldım. Pişmanım.

Kitaptan 1 Alıntı

Kitapla ilgili 1 Haber

“Popüler işler hep vardı ama ‘büyük roman’ denmezdi”
“Popüler işler hep vardı ama ‘büyük roman’ denmezdi” Yazar ve müzisyen Kürsat Başar’la, yeni kitabı “Aslında Hayal”i konuşmak için buluşuyoruz. Kitapta, İstanbul, Ankara, Kıbrıs ve Doğubayazıt’ta geçen çocukluk ve gençlik yıllarını, edebiyatla, müzikle tanışmasını, sanat dünyamızın birbirinden ilginç, sıra dışı şahsiyetleriyle karşılaşmalarını anlatıyor. Arka planda 1950’ler ve 60’ların siyasi atmosferi var…En güzel bölümlerden birinde farkında olmadan Audrey Hepburn’ün Ritz’de kaldığı odaya “sızması”nın hikayesini anlatıyor…