Aslında Yerin Kulağı Yok Yavşağın Ağzı GevşekErdal Demirkıran

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.213
Gösterim
Adı:
Aslında Yerin Kulağı Yok Yavşağın Ağzı Gevşek
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756197646
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kashna Kitap Ağacı
Yaklaş; daha yaklaş, az daha, biraz daha…



Ve şimdi itiraf et! Aslında güvendiklerin konuşmasaydı başına hiçbir kötü şey gelmeyecekti! Sırlarını tutan beşse tutmayan hep yüz beşti. Gel gör ki sen vazgeçmedin ve insanlara güvenmeye, haddinden fazla güvenmeye devam ettin.

- Aramızda kalsın!

diyerek anlattıkların hiçbir zaman aranızda kalmadı.

- Sen benim her şeyimsin, en güvendiğimsin…

diye şımarttıkların, zaman sonra ‘hiçbir şey’in oldu da bundan hiç ders almadın, her konuşmanın ertesinde pişmanlıklar yaşadın fakat hiç uslanmadın. Sonra mı? E sonra yine yandı başın, tutuştu aklın ve sen hiç susamadın. Hâlbuki bırak konuşmayı, fısıldaşmayı; bazen mırıldanmamalıydın bile ama bunu bir türlü başaramadın!



Enfes bir hikâyeyle sana susmayı öğreteceğim bugün ve güvendiğin dağlara kar yağmayacak başka hiçbir gün.



Aramızda kalmasın…
bu kitabın 126 sayfasını okuduğum için kendimden özür diledim az önce ve kitabı sakince yere bıraktım.

aynı yazarın daha önce iki kitabını okuduğumu,okuyacağım bir kitabı daha olduğunu ve aynı kişilerin yazmış olduğunu düşünmek istemiyorum.

almayın,paranıza daha da önemlisi vaktinize yazık.
Kitabı ilk olarak kitap fuarında gördüm. Kapağı ve ismi çok ilgimi cekti. Daha önce Erdal Demirkıran'in çok sayıda kitabını okudum zaten ve direk aldım. Kitabı okumadan önce yazarla tanışma fırsatım oldu. 7 kitap imzalattım ama en çok dikkatini bu kitap çekti ve okuyup okumadığımı sordu. Okumadığımı belirttim. Instagram adresini verdi "Eğer kitabın sonunu tahmin edersen yazmanı istiyorum" dedi. Bir gün uzun bir tren yolculuğunda okumaya başladım kitabı. Tabiiki sonunu tahmin edemedim. Bir kitap ancak bu kadar zekice kurgulanabilirdi. Hemen iletişime geçtim. O günden belli saygı duyduğum sayılı yazarlar arasına girmiştir. Herkese tavsiye ediyorum.
Keşkesiz bir yaşam düşünün. ... Büyük düşünen, aklına koyduğunu yapan ... "Hayattaki her zayıflığın mutlaka bir faydası vardır. " diyerek FARKI FARKEDEN bir hayat yaşayın. ...')
Kitabı pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim ne yazık ki.. Ne okudum, nasıl ilerledi gerçekten pek bir fikrim yok. Elime aldım ve ben ne okuyorum dedim. Anlamsız ve sıkıcı bir hikayeydi bana göre. Belki de benim okuma zevkime göre değildi. Kitapta hayvanımsı birşeyler çıkıyor karşınıza, okumaya başlıyorsunuz ilk etap’da ne olduğu kesinlikle anlaşılmıyor. Daha sonra yani kitabın sonuna geldiğimde de bumuymuş diye bir şok yaşadığımı söylemeliyim ama bu bile beni etkilemedi en azından olumlu yönde. Yine de merak ettim diyorsanız incelemenizde fayda var.
‘Aslında Yerin Kulağı Yok Yavşağın Ağzı Gevşek’ isimli roman; tsunamilerin, sel felaketlerinin ve depremlerin sıkça yaşandığı ‘siyah orman’ diye tasvir edilen bir yerde geçiyor. Savi, tam da böyle bir felaketin ortasında açıyor gözlerini dünyaya. Herkes gibi o da hayatı ve yaşadığı ormanın kurallarını ‘bilge’ kabul edilen Bashbitt’ten öğreniyor. Genç beden, adını ilk kez arkadaşından duyduğu ve gitmenin kesinlikle yasak olduğu sarı ormanı arama hayaliyle yola çıkıyor. Bu yolculuğu sırasında birçok hayal kırıklığı yaşamasına rağmen hedefinden asla vazgeçmiyor. Zaman sonra sarı ormanı bulan Savi, bu sırrını hayatı pahasına koruyor. Eyavi’nin tüm ısrarlarına rağmen hiç konuşmayan Savi, çok daha değişik yerler keşfetmek üzere tekrar yollara düşüyor. Yaşadığı büyük zorluklara ve yakalanma korkusuna rağmen bundan asla vazgeçmiyor. Gel gör ki ormanın bilgesi kabul edilen Bashbitt, bir şekilde olayı öğrenince işin seyri tamamen değişiyor sürükleyici kurgusuyla ve şaşırtan finaliyle okuyucusuna ciddi bir şok yaşatıyor.
Bazı şeyler görünenden farklıdır. Ve ağzımızdan çıkan her kelime bizi bir sonuca götürür. Güzel sonuçlarla karşılaşabilmemiz için dediklerimize dikkat etmeliyiz.
Kitabın adı aslında içeriği ve insanları anlamamız için yeterli ama hikayeye nail olabilmek için okuyoruz işte. Demirkıran bu sefer, ağzımızı tutmamız gerektiğini bir yavşağın başına gelen olaylar üzerinden bize anlatıyor. Niye bu kadar geç okudum seni dediğim kitaplardan. Ayrıca küçük yavşağımızın yaşadıkları da oldukça gülümsetici :)
Ya betimleyici dilini o kadar güzel kullanmismi okurken olayin icinde buluyorum kendimi. Sonuna kadar asla anlayamayacagim bi bitisi vardi. Ama eglenceli ve güzeldi. Kisa mesafeli yolculuklar icin cok ideal.
Kitap okurlarına gerçekten ilginç bir hikaye sunuyor.Ama kitabın incelemesini okuyup da büyük beklentiler içine girmeyin. Okurken konudan kopmuyorsunuz, geyet akıcı. Biraz çocuk kitaplarını andırıyor.
Hani çevrenizde çenesi gevşek kişiler vardır ya! Aldığı, duyduğu, öğrendiği ne varsa insanları mahcup eder miyim diye düşünmeden sağda solda konuşan, işte kitap tam da bunları anlatmak için yazılmış. Hatta bu türden tanıdığınıza bu kitaptan alın ve bir tane hediye edin. Herkes okumalı....
Kitabı okumaya başladığınızda kafanızda canlandırdığıklarınızla bittiğinde canlandırdıklarınız çok farklı.Erdal Demirkıran'ı severim ancak diğer kitapları daha etkileyici gelmişti.
Bazen yalnız kalmak sizi anlamayan bir kalabalıkta olmaktan daha anlamlıdır. Zira karşınıza geçen ve ısrarla sizi anlamayan bir kamyon insanın, kamyon kadar değerli olmadığı zamanlar vardır ve bundan daha itici bir şey yoktur. Anlaşılamadığınızda terk etme isteğinizin gerçek sebebi de budur aslında.
Vazgeçmek istediğindeyse yapabileceği daha anlamlı şeyler bulamadığı için kendini tekrar topluyor, böylece de umudunu hiçbir zaman yitirmiyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aslında Yerin Kulağı Yok Yavşağın Ağzı Gevşek
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756197646
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kashna Kitap Ağacı
Yaklaş; daha yaklaş, az daha, biraz daha…



Ve şimdi itiraf et! Aslında güvendiklerin konuşmasaydı başına hiçbir kötü şey gelmeyecekti! Sırlarını tutan beşse tutmayan hep yüz beşti. Gel gör ki sen vazgeçmedin ve insanlara güvenmeye, haddinden fazla güvenmeye devam ettin.

- Aramızda kalsın!

diyerek anlattıkların hiçbir zaman aranızda kalmadı.

- Sen benim her şeyimsin, en güvendiğimsin…

diye şımarttıkların, zaman sonra ‘hiçbir şey’in oldu da bundan hiç ders almadın, her konuşmanın ertesinde pişmanlıklar yaşadın fakat hiç uslanmadın. Sonra mı? E sonra yine yandı başın, tutuştu aklın ve sen hiç susamadın. Hâlbuki bırak konuşmayı, fısıldaşmayı; bazen mırıldanmamalıydın bile ama bunu bir türlü başaramadın!



Enfes bir hikâyeyle sana susmayı öğreteceğim bugün ve güvendiğin dağlara kar yağmayacak başka hiçbir gün.



Aramızda kalmasın…

Kitabı okuyanlar 122 okur

  • Harun Yaman
  • Nurhan Kaya
  • Zeynep Koçhan
  • Bekir Tayyip Şen
  • hatice kurum
  • Kadir Yüksel
  • Erkan Prens
  • Sibel Nur
  • Gülşah Yavuzoğlu
  • Sümeyye Taşdemir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%30.4
18-24 Yaş
%30.4
25-34 Yaş
%21.7
35-44 Yaş
%8.7
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%4.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%58.8
Erkek
%41.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.3 (15)
9
%20.8 (11)
8
%7.5 (4)
7
%17 (9)
6
%11.3 (6)
5
%5.7 (3)
4
%3.8 (2)
3
%5.7 (3)
2
%0
1
%0