Asya'da Uzaklarda (Misyonerlerin Masum Olmayan Seyahat Notları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
423
Gösterim
Adı:
Asya'da Uzaklarda
Alt başlık:
Misyonerlerin Masum Olmayan Seyahat Notları
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054455713
Kitabın türü:
Çeviri:
Mert Akcanbaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Misyonerlik faaliyetlerinin iç yüzünü anlatan gerçek tarihi bir belge
Elinizdeki kitap aşağıdaki cümlede özetlenen düşünce tarzı ile Hıristiyan misyonelerin Asya'da yaptıkları seyahatlerin notlarını tuttukları bir eserdir.
"Asya, Tanrı'nın oğlunun doğduğu ve bir zamanlar yaşadığı yerdir ancak dünyada en fazla nüfus Asya'da olmasına rağmen en az Hıristiyan bu kıtada yaşar."
Hıristiyan gençlerin dünyada olup bitenlere duyarlı olması amacını taşıyan bu eserde özellikle 'Kutsal Topraklar' diye adlandırılan bölgeyi ellerinde bulunduran Türklere karşı aşağıdaki cümlelerde de görülebilecek olan gizli bir öfke ve İsrail'in kurulacağını müjdeleyen ifadeler vardır:
"Sonraları sapkınlaşarak putlara tapmaya başlayan Hıristiyanlara ceza olarak tanrı Türkleri göndermiş, onlar da kiliseleri camilere çevirmişlerdir"

"Tanrı bir daha kiliselerimizin Türkler tarafından camilere çevrilmesi cezasını vermesin!"

"Türk camilerinden gelen ezan sesini duymak ve insanları ne yapmaya çağırdığını bilmek insanı üzer çünkü insanlar Hz. İsa'ya değil Hz. Muhammet'in tanrısına ibadete çağrılmaktadırlar. Yani insanlar tanrısızlığa davet edilmektedirler."
"Çerkezistan güzel olmasına karşın mutsuz bir ülkedir. Ruslar bu insanları sürekli korku altında yaşatırlar ancak Çerkezlere daha çok zarar veren millet Türklerdir. Çünkü Türkler onları Müslüman yapmışlardır."
"Maalesef bir zamanlar bu diyarda yaşayan Museviler bu diyardan sürüldüler. Kutsal toprakların efendisi şu anda Türklerdir. Bildiğiniz gibi Türkler de Müslümandırlar."
"Bu topraklar Museviler günahlarını itiraf edip Hz. İsa'ya döndükleri zaman tekrar verimli, barışçıl ve kutsal olacaklar ve Hz. Zekeriya'nın sarf ettiği 'Diyecekler ki bir zamanlar harap olan bu yer şimdi Cennet Bahçesine dönüştü,' sözleri o gün gerçekleşecektir."
136 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hristiyan misyonerlerin yazdığını unutmadan okunması gereken bir eser,bu nedenle içinde önyargı barındıran satırlar mevcut.Ama tüm bunları bir kenara bırakıp bilgi seçme yöntemiyle okuma yaparsak faydalı olabilecek şeyler az değil.Eserde bazı yerlerde kınarken bazı yerlerde de Türklerin hakkı yenmez,şu cümlede olduğu gibi:"Malaylar Türklerin İslami kurallara uydukları gibi İslamın kurallarına uymazlar."
Ayrıca kitapta Rusların eskiden beri tebaalarını kontrol etmek için alkolle aptallaştırıp kültürel benliğini yok etme politikasını kullandıklarını "Otsyaklar" örneğiyle görüyoruz.Bahsedilen her ülkenin o dönemlerde ekonomik açıdan öneme sahip bitki ve meyvelerinin neler olduğunu,bazı ülkelerde hastalıklara sebep olan farklı etkenleri,orangutan kelimesinin "orang-outan" yani "orman insanı" anlamına geldiğini öğreniyoruz.Bu ve buna benzer birçok ayrıntı mevcut.Merak edenlere iyi okumalar dilerim.
136 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bir resim ve resimde Siyon Tepesinde Yahudi bir kıza ve iki Müslüman çocuğa kurtarıcımız Hz. İsa’yı anlatan bir İngiliz hanımefendisi görülmektedir. Hanım çocukları Kudüs’ün kapısı dışındaki kıra götürdüğünde iki çocuk oyun oynarken kendisi Ester isimli Yahudi kızı dinlemektedir. Ester, hanımın dizleri dibinde oturarak Hz. Davut’un oğlu hakkında hikâyeler dinlemeye bayılır. Küçük Yahudi kız şöyle demektedir:
“Dünyadaki insanları kardeşleri, paraları, malları veya mülkleri günahlarından kurtaramaz. Onları kurtarabilecek tek şey Hz. İsa’nın değerli kanıdır.”

Kitap bu şekilde başlıyor. Insanları Hristiyanlastirmak amacıyla çalışan misyonerlerin gizli yuzlerini anlatan bir kitap.
Kendin baska milletlere ve inanclara yaptıkları saygisizliklari iceriyor.
Örneğin
Konfüçyüs pek iyi biri değildi çünkü gerçek Tanrı’yı sevmedi,

Bunun dışında milyonerlik faaliyetleri için insanları ne kadar araştırdıkları
Örneğin

Düşmanlarına karşı barbar olan Siyamlılar bazı yönlerden diğer kâfir uluslardan daha iyidirler. Çünkü akrabalarına daha iyi davranırlar, çocuklarını öldürmezler, kadınlarını eve kapamazlar ve yaşlılarını dışlamazlar. Ancak aile bireylerini köle olarak satarlar ve çok sayıda köle satın alırlar. Bu yüzden dağlarda Burmalıları ve Karenleri kollayıp yakalayan ve köle olarak Siyam’ın büyük beylerine satmaya çalışan vahşi adamlar vardır.

Ya da Turkmenlerden korktukları icin
Türkmenlerin sürülerini koruyan korkunç köpekleri bulunur.
Bu adamlara gidip de ahiret gününün geleceğini ve İsa’nın kanı vasıtasıyla tövbe etmeleri gerektiğini söyleyecek kadar cesur bir misyoner var mıdır?

Birkaç tane daha alıntı ekleyim bitireyim
hizmetkâr adamın kafasını keser. Bu tür bir ölüm Japonya’da çok saygı görür ve mükafat olarak intihar eden adamın oğlu adamın saraydaki yerini alır.

Çerkezistan güzel olmasına karşın mutsuz bir ülkedir. Ruslar bu insanları sürekli korku altında yaşatırlar, ancak Çerkezlere daha çok zarar veren millet Türklerdir. Türkler onları Müslüman yapmışlardır ve bir insana yapılabilecek en büyük kötülük ona yalan bir din vermektir.

Japon evleri çok güzeldir. Pencerelere çiçek saksıları yerleştirilir ve saksılara gerçek çiçek olmadığı zaman kâğıttan yapma çiçekler konur. Büyük evlerde hanımlar bir kısma kapatılırken diğer kısımda misafirler konuk edilirler. Evler büyük paravanlarla odalara ayrılmıştır ve bunlar yerinden oynatılarak oda, efendinin isteğine göre büyütülür veya küçültülür. Japonlar Çinlilerin oturduğu gibi sandalyelere oturmazlar onun yerine özenle dokunmuş hasırları tercih ederler. İmparatorun sarayı “Bin Hasır Salonu” diye anılır.

Okuyun çok saçmalık(Bunu kaynak belirtmemiştir bu yüzden dedim) var gülersiniz .
Hindistan kelimesinin anlamı “siyah yerdir.” Farsçada “hind” siyah “istan” ise yer anlamına gelir. Tahmin edebileceğiniz gibi Hindistan insanları koyu renklidir ama tam siyah değillerdir hatta bazı hanımların rengi açık kahverengidir.
Kutsal diyarlardaki en ürkütücü ve korkunç yer Ölü Deniz’dir. Burada bir zamanlar dört sapkın şehir bulunmaktaydı ve Tanrı onları ateş ve sıcak çamurla yerle bir etti.
Hisli hayvanlar olan köpekler, kasap bir tanesini kesmek için yakaladığında kasabın etrafında yalvarıp havlayarak dolaşırlar.
Çin ya da Hindistan gibi büyük bir ülke değildir, ancak insanlarının güzelliği ile meşhurdur. İnsanları Avrupalılar gibi açık renk tenlidir, güzel, yakışıklı hatları vardır. İnsanların güzellikleri bu ülkenin başına problem olmuştur. Zalim Türkler güzel olan bu kadınlardan birçoğunu satın alıp evlerine kapamışlardır. Belki şaşıracaksınız ama genç Kafkasyalılar küçük kulübeleri yerine Türkiye’ye gidip saraylarda bahçelerde yaşamanın güzel bir şey olduğunu düşünmektedirler.
Küçük Asya olarak bilinen Anadolu topraklarında aziz Paulus doğmuş, vaazlarıyla pek çok insana Hıristiyanlığı kabul ettirmiştir. Ancak daha sonraları sapkınlaşarak putlara tapmaya başlayan Hıristiyanlara ceza olarak Tanrı Türkleri göndermiş, onlar da kiliseleri camilere çevirmişlerdir. Halen bazı camilerde Hıristiyanların duvarlara yaptığı, ancak Türklerin kazıdığı imajları görebilirsiniz.
Ermenilerin Müslüman olmayışlarından çok mutluyum ancak bu insanlar oldukça cahil Hıristiyanlar ve Hz. İsa dışında pek az bir şey bilmekteler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Asya'da Uzaklarda
Alt başlık:
Misyonerlerin Masum Olmayan Seyahat Notları
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054455713
Kitabın türü:
Çeviri:
Mert Akcanbaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Misyonerlik faaliyetlerinin iç yüzünü anlatan gerçek tarihi bir belge
Elinizdeki kitap aşağıdaki cümlede özetlenen düşünce tarzı ile Hıristiyan misyonelerin Asya'da yaptıkları seyahatlerin notlarını tuttukları bir eserdir.
"Asya, Tanrı'nın oğlunun doğduğu ve bir zamanlar yaşadığı yerdir ancak dünyada en fazla nüfus Asya'da olmasına rağmen en az Hıristiyan bu kıtada yaşar."
Hıristiyan gençlerin dünyada olup bitenlere duyarlı olması amacını taşıyan bu eserde özellikle 'Kutsal Topraklar' diye adlandırılan bölgeyi ellerinde bulunduran Türklere karşı aşağıdaki cümlelerde de görülebilecek olan gizli bir öfke ve İsrail'in kurulacağını müjdeleyen ifadeler vardır:
"Sonraları sapkınlaşarak putlara tapmaya başlayan Hıristiyanlara ceza olarak tanrı Türkleri göndermiş, onlar da kiliseleri camilere çevirmişlerdir"

"Tanrı bir daha kiliselerimizin Türkler tarafından camilere çevrilmesi cezasını vermesin!"

"Türk camilerinden gelen ezan sesini duymak ve insanları ne yapmaya çağırdığını bilmek insanı üzer çünkü insanlar Hz. İsa'ya değil Hz. Muhammet'in tanrısına ibadete çağrılmaktadırlar. Yani insanlar tanrısızlığa davet edilmektedirler."
"Çerkezistan güzel olmasına karşın mutsuz bir ülkedir. Ruslar bu insanları sürekli korku altında yaşatırlar ancak Çerkezlere daha çok zarar veren millet Türklerdir. Çünkü Türkler onları Müslüman yapmışlardır."
"Maalesef bir zamanlar bu diyarda yaşayan Museviler bu diyardan sürüldüler. Kutsal toprakların efendisi şu anda Türklerdir. Bildiğiniz gibi Türkler de Müslümandırlar."
"Bu topraklar Museviler günahlarını itiraf edip Hz. İsa'ya döndükleri zaman tekrar verimli, barışçıl ve kutsal olacaklar ve Hz. Zekeriya'nın sarf ettiği 'Diyecekler ki bir zamanlar harap olan bu yer şimdi Cennet Bahçesine dönüştü,' sözleri o gün gerçekleşecektir."

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Mir'ât-ı Cünûn
  • Oğuz
  • Martenteo

Kitap istatistikleri