Asya'nın Kandilleri

9,3/10  (3 Oy) · 
7 okunma  · 
4 beğeni  · 
358 gösterim
Özbeklere göre evrendeki iki büyük yoldan biri olan İpek Yolu üzerinde sekizinci yüzyıldan başlayarak görkemli kentler yükseliyor birbiri ardına... Kütüphaneler, medreseler, rasathaneler, şifahaneler ve ulu mabedler... Sultanlar ve varlıklı insanlar kitap toplamak için uzun yolculuklara çıkıyorlar. Fethedilen ülkelerden cizye yerine kitap istiyor halifeler. Çarşılarda dini-felsefi-bilimsel tartışmalar yapılıyor. Bağdat ve Şam’ın görkemli rasathanelerinde ise astronomi çalışmaları... Öyle bir meşaledir ki yanmaya başlayan, her meraklı zihin bu ateşten kendine düşen payı alır. Ve her büyük deha, bu ateşe kendi “kor”unu bırakır. Asya’nın Kandilleri, hem uygarlık ateşine kendi ‘kor’unu bırakan büyük üstadların hikâyesini anlatıyor, hem de bizim hikâyemizi.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    360
  • ISBN:
    9789758988751
  • Yayınevi:
    Hece Yayınları
  • Kitabın Türü:
Dilek 
23 Oca 22:58 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

halime toros'un kıymetli kitabı, eseri, adını aynı isimli belgeselden alan yapıtı.


ebû abdullah b. musa el-harezmi
imam buhari
ebu nasr mehmet b. tarhan b. uzluğ el-da farabi
biruni
ibn sina
kaşgarlı mahmut
yusuf has hacip
ahmet yesevi
abdülkadir meraki
uluğ bey
ali kuşçu
ali şir nevai
fuzuli gibi ulvi kişileri anlayabileceğimiz mükemmele yakın bir eser. öğrenmek, kendini geliştirmek isteyenler için birebir.

iran'dan, tebriz'den, buhara'dan semerkant'tan, meraga'dan, ısfahan'dan, meşhed'den, tus'tan, nişabur'dan, maveraünnehir'den haberler getiren biraz üst düzeyde bir kitap.

neden bu kitabı okuyalım? biraz daha kul hakkını anlayabilmek için, kendimizi ilme adamak için, kendimiz için, bu topraklar için.

bazen şöyle düşünüyorum, bu vatan için tek fedakar asker midir? polis midir? her vatanın kendi yurttaşı bir neferdir. kimi maddi bir fiziki sunar kimi tinsel bir ruhu ortaya koyar. bizler, çok az okuyan, çok az işiten, çok az tadan, anlamadan işte bir şekilde gününü geçiren seküleristleriz.

çocuklarımızı neden böyle bilginlerden biri yapmayalım? hayır bu çok enaniyet koktu. baştan alıyorum cümlemi. çocuklarımız neden böyle bir alim olmasınlar? bizim yüzümüzden mi?

imam buhari'yi örnek alsak, farabi'ye öykünsek, biraz ibn sina'nın kolpası olsak fena mı olur?

arkadaşında kalan buhari gece kandilini 20 kere yakıp söndürüyor. her yakışı bir araştırma, okumadan. her sönüşü buhari'nin içinin rahatlaması.

din adamlarına bakıyoruz. dini kimliklerini duyuyoruz bu şahsiyetlerin. her alanda bilgi sahibi olup bazı alanlarda rakipsiz uzmanlıklarını biliyoruz. zamanın buhari'si, üstat diye bir kişiye sesleniyor. ilim çin'de de olsa gideceksin sözüne itimatla seyyah oluyorlar.

okuyorlar, geziyorlar, tefekkür ediyorlar. felsefe de böyle işte, azı küfre, çoğu tefekküre yöneltiyor. felsefeyi, dini, pozitif ilimleri doğru anlıyorlar.

biruni, güneşin gölge boyunu hesaplamak için, dünyanın şeklini anlamak için, meridyen hesaplamalarını yapabilmek için güneşe bakmaktan gözlerini bozuyor.

çok başka dünyaların insanlarıyız.

bir gün çok güzel, gönlü güzel, fikri aydın birini dünyaya bırakacağım.

okumaya ilgili bir nörobiyolojik gerçeğe göre balgami denen, beyin içindeki beyaz sıvının genişliği okumuşluğumuzu gösteriyor. okumayanların beyinlerinde o sıvının içinde siyah noktalar daha çok oluyormuş. beynin kıvrımını değil beynin sıvısını kaliteleştiriyor.

okumak, siyah lekeleri aydınlatıyor. bir aydın toplumu neden aydınlatmasın ki? çocuklar, geleceğimiz, bugünümüz, geleceğimiz.