At Have og Ikke Have

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,3bin
Gösterim
Adı:
At Have og Ikke Have
Baskı tarihi:
23 Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
269
Format:
Karton kapak
ISBN:
9788711555514
Kitabın türü:
Orijinal adı:
To Have and Have Not
Dil:
Danca
Ülke:
Denmark
Yayınevi:
Lindhardt og Ringhof
I Key West, Florida kæmper fiskeren, Harry Morgan, for at ernære sig og sin familie under 1930ernes depression, som tvinger ham ud i livsfarligt menneskesmugleri mellem Florida og Cuba. Harrys hårde kamp for eksistensen og familien står i skarp modsætning til de rige yachtejeres liv i luksus, som er optaget af overfladiske bekymringer og neurotiske udskejelser. AT HAVE OG IKKE HAVE udkom i 1937 og er Hemingways bidske kommentar til livet i USA under depressionen i 1930erne, og romanens skiftende synsvinkler giver et indblik i livet blandt de, som "har", og de, som "ikke har".
244 syf.
·9/10 puan
Yazarın diğer kitapları gibi ilginç bir roman Küba’yı bize bir mozaik gibi acımasız renkli kavgacı sorunsuz insanlardan oluşan insanların gözlerinden anlatıyor o zamanın elit tabakasının nasıl sorumsuzca yaşadığını güçlü gözlemlerle anlatıyor yazar toplumsal konulara ağırlık verdiği eserde okurlarını güzel bir yolculuğa çıkarıyor
244 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Merhaba dostlar 14 ay süren ve muhteşem bir külliyat sahip olduğum Ernest Hemingway'in son kitabı Ya Hep Ya Hiç...
Nasıl mutlu ve gururluyum böyle bir külliyata sahip olduğum ve onları azimle okuduğum için anlatamam Darısı çok sevdiğim yazar #johnsteinbeck külliyatımı tamamlamaya Kitabı çok severek okudum. Küba ve West Adası arasında kaçakçılık yapan Harry Morgan'ın üzücü hikayesi vurucu ve yine Hemingway tarzı yalın bir şekilde anlatılmıştı ve oldukça başarılı bir kitaptı. Renkli, acımasız bir doğa içinde, doğa kadar renkli ve acımasız insanların kıran kırana kavgasını okudum. Kübalı balıkçıların doğayla savaşını, Kübalı devrimcilerin savaşımıyla iç içe anlatır Hemingway. Sorumsuzca yaşayan zenginlerin bu genel görüntüyle çelişkilerini de öyle güzel anlatılmış ki üslubuna bir kez daha hayran kaldım. Tavsiyemdir.
244 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Bazı insanlar bazı eserleriyle özdeşleşirler değil mi? Sadece kitap olarak değil. Mesela Kemal Sunal dediğimizde aklımıza İnek Şaban gelir. Mario Puzo dediğimiz zaman BABA; The Godfather olarak söylediğimizde ise üstad Marlon Brando gelir akıllara. İşte böyle değerlendirdiğimizde de Ernest Hemingway dediğimizde aklımıza Yaşlı Adam ve Deniz gelir. Tabi benim de aklıma hemen şu gelir; Efsanelere en iyisinden başlarsam beklentiyi büyük tutacağım, beklentiyi büyük tutarsam diğer eserlerinde bunu göremediğimde ondan uzaklaşacağım. Önce anlatıcıyı anlayabilecek bir eserle başlayıp sonradan severek onun eserlerini okumak isterim her yazarda. Tabii Stephen King, Tess Gerritsen gibi KÜLT olarak kabul edilmiş insanları her alanda bunun dışında tutarım. Bu kitabını da bu yüzden seçtim biraz. Okuyanını mutlu eden ya da tamamen kendini beğendirmeyen bir eser arıyordum. Bu eserin ortası yok çünkü ve ben böyle kitaplara aşırı bayılıyorum. Bir kararsızlık yok. Ya iyidir ya kötüdür. Çünkü okuyucu için arada kalmak kadar kötü bir his olamaz kanımca. Böylelikle bu eseri seçtim kendime, yazarın da dediği gibi: Ya Hep Ya Hiç!

Kitabın önsözünde Amerikalı büyük gazeticilerden Lillian Ross’u görüyoruz. Yayınevi de buna sadık kalarak kendi önsözü öncesinde bunu ekleyerek büyük kıyak geçmiş diyebilirim. Ross oldukça güzel bir biçimde onunla ilgili anılarını sırasıyla anlatıyor ve bu da beni oldukça duygulandırdı haliyle. Kitabı size şöyle anlatayım. Kendini çok hızlı okutturuyor. Yani belirli bir olay akışı ve hazin bir sonumuz var ama kitap kendini hayli okutturuyor. Bunda şüphesiz yazardan sonra en büyük pay Tarık Dursun Kakınç’a ait. Bu merhum ve yaşadığı dönemin şen ihtiyarının çok kaliteli bir çeviri yaptığını belirtmek istiyorum. Ayrıca ruhu şad olsun.

Hemingway’a (burayı uyduruyorum) bir gün DENİZ mi yoksa KADIN mı diye sormuşlar. Kadın, Deniz’de olursa neden olmasın, demiş. Böyle deniz aşığı bir kişiliğin böyle bir roman yazması beni şaşırtmadı haliyle. Tabi beklediğimin çok ötesindeydi. Ben açıkçası bu kadar güzel bir roman beklemediğim için şaşkınım. Şimdiden günün ikinci romanı oldu bu kitap. Şuan zorlasam 1 tane daha bitirebileceğimi düşünüyorum ama tadında bırakmak lazım bazen. Arzulayan olursa Mayıs 1983 baskısını hem de o günlerin kalitesinde kendilerine iletirim. Keyifli okumalar, mutlu akşamlar dilerim..
236 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Ernest Hemingway'in oxuduğum ilk kitabıydı.
Açığı daha böyük bir həzz alacağımı düşünərək başlamışdım, amma, bilsəydim oxumazdım dediklərimnəndə olmadı. Yeddini(puan) qazanacaq kitablardandı.
Spoiler vermək istəmirəm kitabda mövzu əsasən XIX əsrin ortalarında pulun insan həyatındakı rolundan gedir. Baş obrazın ailəsini daha yaxşı keçindirməkçün əl atdığı qeyri-qanuni və təhlükəli işlərindən bəhs edir. Oxumağa dəyər vaxt itkisi sayılmıyacaq bir kitabdı qısası.
244 syf.
·7/10 puan
Ya hep ya hiç, ailesini ekonomik açıdan geçindirmek için Küba ve West adası arasında kaçakçılık yapmak zorunda olan romanın baş kahramanı Harry Morgan’ın hüzünlü hikayesi..
Kaptan; “Evet” dedi “Devam et”
Harry Morgan çok yavaş bir sesle;
“ Bir adamın...” dedi. “ Yoksa,hiç olmadıysa,yapamadıysa çıkar yolu bulunmaz.”
“Devam et, Harry” dedi kaptan..Kim yaptı,söyle. Nasıl oldu bu, evlat?”
.....
“Bir adam...”dedi. “ Bir başına birleri yoktur.Şimdi yalnız değil...” Durdu. “İnsan ne kadar yalnız önemli değil, yalnızsa şansı yoktur.”
Bu kitapla Hemingway sadece baş karakteri değil,yan karakterleri dahi en ince ayrıntılarla aktarmış.. O kadar gerçekçi ve yalın anlatımı karşısında şaşırıyorsunuz ve gözünüzde,heyecanlı bir serüven filmi gibi canlandırıyorsunuz.. Gerçi kitabın ortalarına kadar yer yer sıkılıyorsunuz ve kim kimdir kavramaya çalışıyorsunuz ama sonradan karakterleri oturtunca daha akıcı hale geliyor..
Harry Morgan’ı dışarda görsem tanırım diyorsunuz.. Gerçek hayatta yanından geçtiğimiz bir balıkçı gibi.. Dürüst, mücadeleci, insan sarrafı, uyanık, merhametli,ailesine bağlı,temkinli...Bu karakteri ben çok sevdim..
Siz de benim gibi gerçek yaşam içindeki sıradan basit karakterlerin, ince ayrıntılarıyla anlatıp,olağan gelişen durumları severseniz tavsiye ederim ..yok sıkıcı gelir derseniz de sizin tercihiniz saygı duyarım..
244 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Hemingway'in mükemmel anlatısı. Kurduğu gerçek hayatların anlatısı. O gerçek hayatların aslında mutlaka birinin başına gelmiş olabileceği olasılığı. Henry Morgan isimli bir tekne sahibinin artık para kazanamaması sebebiyle kaçakçılığa başlaması. Bir insanın onurlu onursuz fark etmez hayatını istediği gibi yaşayamayacağı gerçeğini bu kitabında Hemingway kendi gerçekliği ile çok üstün bir şekilde anlatıyor. Çanlar Kimin Için Çalıyor'u okurken karakterlerin hayatlarını, onların yaşadıkları zorlukları, amaçları için çabalarının aslında her insanın hayatında bir şekilde yer alabileceği olasılığı bu kitabında da yer almakta. Insan para kazanmak istiyor. Çabalamak zorunda. Onurlu ya da onursuz. Ya hep ya hiç diyor Morgan.
244 syf.
·7/10 puan
Ya Hep Ya Hiç Hemingway'in ilginç romanlarından biridir. Renkli, acımasız bir doğa içinde, doğa kadar renkli ve acımasız insanların kıran kırana kavgasıdır roman. Kübalı balıkçıların doğayla savaşını, Kübalı devrimcilerin savaşımıyla iç içe anlatır Hemingway. Sorumsuzca yaşayan zenginlerin bu genel görüntüyle çelişkilerini de sergiler. Kısacası, hangi ülkede hangi zamanda yaşanırsa yaşansın, hiç eskimeyen, ama hep ilgi gören bir öyküdür bu. Hemingway gibi yazarları evrenselleştiren, hep güncel kılan da bu yanlarıdır işte.
230 syf.
·2550 günde·Beğendi·10/10 puan
Hemingvey in tüm kitaplarını tavsiye ederim..
Kendisi aktif bir direnişçi iyi bir boksör ve büyük bir yazardır..
tüm kitapların da ki genel durum mevcut sisteme kafa kaldıran hakkını arayan insanları merkeze alır..
steinback e sorarlar hemingway nasıl bir yazardır ?
der o yazarken kendini rink de hissederdi... boks yapar gibi daktilo başında oturmadan ayakta yazardı..
gece de bölgedeki direnişi örgütlerdik...
244 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Daha önce Ernest’in Çanlar Kimin İçin Çalıyor, İhtiyar Balıkçı, Silahlara Veda ve Yazmak Üzerine eserlerini okumuştum. Hepsinin ortak paydası genel bir olay örgüsü, olay örgüsünde serüven, macera, yaşama tutunmalar ve var olana duruma öfke duymak. Daha sonra genel anlamda sade anlaşılır bir dille anlatmak. Yazarı evrensel yapan da bu yöntemidir. Ama Ya Hep Ya Hiç eseri çok değişik bir kitap gibi geldi bana. Anlatış şekli, olayların gidişatı, bir anda olaya dalmalar kafa karıştırıcı.

Olay şöyle: Harry Morgan adlı bir balıkçı hayatını ve ailesini geçindirmek için denize çıkar tuttuğu balıkları satar geçimini sağlar. Ama olay da artık Ne oluyorsa bir an da kaçakçı olmaya başlıyor. Yazarın burdan atlayışı belki eleştirilir ama ekonomik zorluklardan dolayı bu işe giriştiği dönemin ruhundan anlaşılıyor. Daha sonra içki insan kaçakçılığı derken seferler düzenliyor Küba ve West Adası arasında. Her sefer olaylı tehlikeli ve zorluklarla geçiyor. Ve hayatına mal oluyor tabiki. Harry nin içinde olmadığı ama en sonunda onunla kesişen hayatlar da mevcut. Nerden çıktılar, olayla ilişkisi nedir diye sorarken bir yerde hayatlar çakışıyor bir yerde.
Olay dışında eserin en dikkat çekici yanı Küba nın ihtilal zamanı ve öncesinde toplumsal yapısını analiz etmesi. Ve elit kesimin ya da başka deyişle Burjuva kesimin yoz yaşamını çıplaklığıyla anlatması.

Ernest’in. tüm kitaplarında olduğu gibi bunda da dili gayet sade ve anlaşılır ama tekniği eksik bence.

Bu analiz de kitabın içeriği ve dili gibi sade anlaşılır ve değişik çünkü yazım kuralları katledilmiş. Olayların bağlantısı yok. Ve analizi kitap kadar beğenmedim:)

Yine de Zamanınız varsa okuyun kitabı
244 syf.
·7 günde·5/10 puan
Kübalı balıkçıların doğayla savaşını, Kübalı devrimcilerin savaşımıyla iç içe anlatır Hemingway. Sorumsuzca yaşayan zenginlerin bu genel görüntüyle çelişkilerini de sergiler.
244 syf.
·14 günde·Beğendi·6/10 puan
Deniz insanlarının az kelimeyle tarif edilen bir karakteri oluyor sanırım. Game of Thrones'taki demir adalılar gibi; tuz ve demir; sert, taviz vermez, düz, pürüzsüz.
Seviyorsa seviyordur işte; süs yoktur, aklı oradaysa, kaygısı oysa seviyordur. Para kazanması gerekiyorsa sevdikleri içindir; kendi ihtiyacı ne ki zaten?
Öncesi sonrası da çok yoktur; hızlı mı unutur, umrunda mı olmaz, anda yaşamayı çok mu iyi becerirler? Belki geçim sıkıntısı onları günü kurtarmak zorunda bıraktığı için uzun vadeli değil anlık mı karar alırlar?
Hayatının büyük bir kısmını deniz insanlarıyla geçiren Hemingway, onların bu yalın ruh halini anlatmanın yolunu onlara yakışır yalın bir dil kullanmakta bulmuş; belki de zamanla onlara benzeyerek olayları az kelimeyle anlatmaya alışmıştır. Gerektiği için yapması gereken her şeyi yapan gözü pek bir deniz adamının onu sona götüren son kararlarını anlatmış. Her şeyi olduğu gibi o çok yoğun aşkı, kaybetmenin acısını öyle basit yaşatıyor ki son sayfalarda, insan düşünüyor: "Aşk bu kadar düz yaşanabilir mi?"
230 syf.
·2 günde·7/10 puan
Ailesine bakmak için hayatını balıkçılık yaparak geçiren, kırklı yaşlarda birinin hikayesini konu almaktadır. Harry Morgan teknesini belli ücret dahilinde insanlara kiralamaktadır. İş yaptığı insanlar tarafından aldatıldıktan sonra bu duruma dayanamayıp yasa dışı işlere girişir. Roman tıpkı diğer karakterlerde olduğu gibi genel olarak Harry Morgan'ın var oluş biçiminden yok oluş biçimine geçerek ölümüne kadar olan yaşadığı olayları anlatmaktadır. Açık konuşmak gerekirse beni bu romana bağlayan tek karakter olan Harry'nin ölümü canımı sıktı. İyi okumalar (:
Sevgi, dünyanın en büyük şeyiydi, öyle değil mi? Sevgi bizde olup da dünyada başka kimsede olmayan, olmayacak olan bir şeydi, öyle değil mi?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
At Have og Ikke Have
Baskı tarihi:
23 Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
269
Format:
Karton kapak
ISBN:
9788711555514
Kitabın türü:
Orijinal adı:
To Have and Have Not
Dil:
Danca
Ülke:
Denmark
Yayınevi:
Lindhardt og Ringhof
I Key West, Florida kæmper fiskeren, Harry Morgan, for at ernære sig og sin familie under 1930ernes depression, som tvinger ham ud i livsfarligt menneskesmugleri mellem Florida og Cuba. Harrys hårde kamp for eksistensen og familien står i skarp modsætning til de rige yachtejeres liv i luksus, som er optaget af overfladiske bekymringer og neurotiske udskejelser. AT HAVE OG IKKE HAVE udkom i 1937 og er Hemingways bidske kommentar til livet i USA under depressionen i 1930erne, og romanens skiftende synsvinkler giver et indblik i livet blandt de, som "har", og de, som "ikke har".

Kitabı okuyanlar 246 okur

  • Nur-AL

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0