Atalar Mirası Gönül Yarası Türküler

·
Okunma
·
Beğeni
·
158
Gösterim
Adı:
Atalar Mirası Gönül Yarası Türküler
Baskı tarihi:
Mart 2014
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757737568
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ülke Kitapları
Anadolu insanı yıllar yılı türküleri kendine dert ortağı edinmiş, onları tercüman kılmıştır yaralı yüreğine. Bu yüzden türkülerin her biri mutlaka bir olayın mirasıdır zaten... Çoğu aşk, sevda, ayrılık üzerine yakılmış; ama hasret de var içinde, dert de çile de... Vuslata erememek de var ölüm de zulüm de... Bir milleti anlamanın en kısa yolunun tarifidir türküler ve bu yüzden "Türk'ü tanımak için türkü dinlemek gerekir." Türküler, insanlarımızı geçmişe bağlayan en önemli köprülerden biridir ve Anadolu toprağı, bu kutlu mekân var oldukça türküler de var olacak ve her bir yanından yepyeni türküler doğacaktır...
140 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Milli kimliğimizi meydana getiren unsurlardan en mühim olanı belki de türkülerimizdir. Bu sebepten ötürü, türkülere dair yazılan ne varsa bulup okumaya özen gösteriyorum. Türkülerimizle alakalı birbirinden güzel denemelerin yer aldığı bu kitabı da büyük bir zevkle okudum. Şemsi Yastıman şöyle demiş: "Türk'ü anlamak için, türkü dinlemek gerek." Bir de şunu ekleyelim: "türkü dinlemek de yetmez, türkülerle alakalı yazılan ne varsa okumak gerek." Türk'ü anlamak isteyenlere...
Yine konumuza dönersek... Bu efsane türküde adı geçen Hüma Kuşu'ndan bir yazısında İskender Pala şu cümlelerle söz ediyor:
"Hüma Kuşu'nu biz talih kuşu olarak biliriz. Gölgesi kimin başına düşerse, o kişi devlete erer, bahtı açılırmış. Yeşil kanatlı, sarı gagalı, boz saksağanı andırır bir kuş olduğuna dair rivayetler vardır. Kemikle beslenir ve başkasına zarar vermeyen hiçbir canlıyı incitmez. Eski Türklerde hümanın adı 'umay'dır. Oğuz hakanının ongunu (tılsımlı totemi, uğurlu kuşu) olarak bilinir. Kadının ve ananın değerine istinaden saltanata ait bazı eşya hakkında sıfat olarak kullanı- lan hümayun kelimesi de buna dayanır (tuğra-yı hümayun, mühr-i hümayun vs.). Buradaki hümayun, Avrupalıların 'imperial' veya 'royal', Romalıların 'ogüst' kelimelerinin karşılığıdır. Onlarda daha ziyade kartal ile tasvir edilmiştir. Bizdeki hüma inanışı, padişahın başı üzerinde kanatlarının devamlı gölge yapması, dolayısıyla da halkı koruyup kollayarak onların mutluluğunu sağlaması biçiminde yorumlanmıştır. Diğer bir ifade ile eğer Osmanlı devletinin bir ongunu bulunsaydı, bu mutlaka hüma olurdu. Tıpkı Selçuklu kartalı gibi."
''Hani masallarda Keloğlan, devlerin mağaralarına girer, dev karanlıkta homurdanır:
Burnuma insan kokusu geliyor!
Halk türkülerini, dinlerken, okurken ben de bağırmak istiyorum:
Burnuma insan kokusu geliyor!
Eti ile kemiği ile. Ağrıları sızıları, müjdeleri ve naralarıyla insan.''
İsmail Bingöl
Sayfa 69 - Ülke Edebiyat, 1. Baskı, 2014
''Ufuk, ufuk diyorlar: Nedir ufuk? Bir boşluk nihayet. Ne kadar bakarsan bak, görsen görsen kendini görürsün içinde. Asıl ufuk nedir bilir misiniz? Bir dostla bir masada karşı karşıya oturur, gözleri gözlerinizde konuşursunuz. İşte o dost insandır ufuk.''
İsmail Bingöl
Sayfa 47 - Ülke Edebiyat, 1. Baskı, 2014
Bir yâranı, bir arayanı, bir soranı, bir ağlayanı, bir seveni ve sevdalısı, acısını terennüm edeni, acısından çıkanlarla başka acıları tamir edeni yoksa insanın... Ve yüreği hâldan bilmez, gönül dilinden anlamazlarca delik deşik edilmişse... Bir türkü çıkagelir bütün bunların arasından ve halini hatrını sorar, yaralarına derman olur, hemdem olur, yeri gelir can olur, yeri gelir cânân olur ve bir teselli eşliğinde onu yeni türkülerle ve belki de yeni insanlarla buluşturur.
İsmail Bingöl
Sayfa 137 - Ülke Edebiyat, 1. Baskı, 2014
Ne var ki, bir türküyü dinlerken yüreğiniz size bir şey söylemiyor ya da içinizden ılık ılık bir şeylerin geçtiğini hissedemiyorsanız; ya dinlediğiniz türkü değil ya da siz türkü dinlemenin ne demek olduğunu bilmiyorsunuz.
İsmail Bingöl
Sayfa 54 - Ülke Edebiyat, 1. Baskı, 2014
"Nerede bir köy türküsü duysam/Şairliğimden utanırım" diyen Bedri Rahmi Eyüboğlu, bir yazısında türkülerde gizlenmiş olan bu insan kokusu için şunları yazıyordu:
"Hani masallarda Keloğlan, devlerin mağaralarına girer, dev karanlıkta homurdanır:
- Burnuma insan kokusu geliyor!
Halk türkülerini dinlerken, okurken ben de bağırmak istiyorum:
- Burnuma insan kokusu geliyor! Eti ile kemiği ile. Ağrıları sızıları, müjdeleri ve naralarıyla insan."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atalar Mirası Gönül Yarası Türküler
Baskı tarihi:
Mart 2014
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757737568
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ülke Kitapları
Anadolu insanı yıllar yılı türküleri kendine dert ortağı edinmiş, onları tercüman kılmıştır yaralı yüreğine. Bu yüzden türkülerin her biri mutlaka bir olayın mirasıdır zaten... Çoğu aşk, sevda, ayrılık üzerine yakılmış; ama hasret de var içinde, dert de çile de... Vuslata erememek de var ölüm de zulüm de... Bir milleti anlamanın en kısa yolunun tarifidir türküler ve bu yüzden "Türk'ü tanımak için türkü dinlemek gerekir." Türküler, insanlarımızı geçmişe bağlayan en önemli köprülerden biridir ve Anadolu toprağı, bu kutlu mekân var oldukça türküler de var olacak ve her bir yanından yepyeni türküler doğacaktır...

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • varsıl değil beğ değil.
  • bir mustarip
  • Aşk Ahlâkı
  • Gaye Nur Avşar
  • Sema Karaduman
  • Esma KAR
  • Serhat
  • Hakan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%50 (1)
2
%0
1
%0