Atatürk ve Laiklik

·
Okunma
·
Beğeni
·
59
Gösterim
Adı:
Atatürk ve Laiklik
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057995285
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Kavramları özleri ile ve herkesin benzer biçimde anlayacağı açıklıkla tanımlanması, bilimi geçerli kılan yöntem ilkelerinin başta gelenidir. Laik toplum düzeninin uygar, yani özgür, gelişkin ve bağımsız bir ulusal toplum olmanın zorunlu koşulu olduğunu anlayabilmek de, laiklik kavramının böyle açık bir biçimde tanımlanmasına bağlıdır. Bu bakımdan laiklik için sık sık verildiğini gördüğümüz 'dinle devlet işlerinin ayrılması' tanımı ne kadar yüzeysel, belirsiz ve dolayısıyla yetersiz ise, yalnızca 'din ve inanç özgürlüğüdür' tanımı da o kadar yanıltıcı olmaya yatkın bir tanımdır. Çünkü lik düzenin gerçek anlamı, yalnız din ve tapınma özgürlüğü olmayıp, her din ve her mezhepten insanların, ayrıca herhangi bir dinsel inanca gerek görmeyenlerin de eşit ölçüde özgür olmaları demektir.
328 syf.
“Dünyanızda bir tane tanrı yok, iki tane tanrı var.
Birisi sizin yarattığınız, Diğeri bizi Yaratan…
Bizi Yaratan tanrıyı bilmiyorum,
Ama sizin yarattığınız tanrıdan çok korkuyorum.
Sizin yarattığınız tanrı, sizin gibi gaddar, küçük, acımasız ve aptal.
Zenginlerle hemen görüşüyor, fakirleri bekletiyor,
Takdir edilince çocuk gibi mutlu oluyor,
İnsanları küçük şeyler için korkutuyor.
Bizi Yaratan tanrıya ise güveniyorum,
Siz de güvenin ve yarattığınız sahte tanrıları öldürün.”
Aamir khan/PK filmi

Atatürk ve din/laiklik hakkında yaptığım okumalar sonrası şu sonuca vardım. Atatürk için din düşmanı algısı oluşturmanın anlamsız ve art niyetli olduğunu düşünüyorum.

Atatürk'ün söylev ve demeçlerinden çıkardığım sonuç, Atatürk için din ve din adamları iki sınıftan oluşmaktadır. Bunlardan ilkini dini yığınları kontrol etmek için bir araç olarak kullanan, her türlü siyasi, sosyal, ekonomik çıkar için kullanmaktan geri durmayan din adamlarının anlattığı bir din algısı oluştururken, diğer sınıf din algısını oluşturan kişiler ise ilmin ve bilimin yol göstericiliği ile dini hurafe ve uydurmalardan arındırarak aklın öncelendiği bir din oluşturmaktadır. Mustafa Kemal bunlardan ilkiyle amansız savaşa girmiş ve bu tür din algısının oluşturduğu oluşumlara karşı çok sert cevap vermişken, ikinci sınıf din algısının gelişmesi için gayret ve çaba sart etmiştir.

Atatürk'ün din algısı hakkında bu saptamaları yaptıktan sonra iki çift lafta bu kitabın yazarı da dahil olmak üzere kendini Atatürkçü olarak tanımlayanlar hakkında yapmak istiyorum.
Kendini Kemalist/Atatürkçü diye tanımlayanların bir Atatürk'ü iyi tanıyamadıklarını, onun fikir ve düşünce dünyasını çözümlemekte çok aciz kaldıklarını ikinci olaraktan ise Mustafa Kemal'in hayatını bir nevi asrı saadet dönemi olarak görüp sorgulama mekanizmasını çalıştırmadan o dönem Atatürk'ün imza attığı ne varsa toptan kabul etmeleri beni hayli rahatsız etmektedir.

Mustafa Kemal Atatürk tarihe mal olmuş bir değerdir ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusudur. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak Atatürk'ü doğrusu ve yanlışı ile masaya yatırıp tartışma konusu yapmamız gerekmektedir. Bunu yapmadığımız sürece bu değeri tam anlamıyla doğru tanıyacağımızı düşünmüyorum.

Şahsım adına peygamberimiz yaşadığı ve ardından dört halifenin devlet yöneticiliği yaptığı dönemde dahil olmak üzere hiçbir dönemi Asrı Saadet dönemi olarak görmediğimi, her dönemin sorgu mekanizması çalıştırılarak okunması ve anlaşılması gerektiğini düşünüyorum.

Ne zaman bunu başarırsak ilmin, bilmin ve aklın öncülüğünde uygar medeniyetler seviyesine ulaşmış oluruz.
328 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Uzun zaman önce yayınlanmış eseri 8. Baskısı ile karşınızdayım. Atatürk 'ün ilkeleri ve tarih kokan kitabı sindire sindire okudum yazarın kalemi anlatımı çok hoşuma gitti. Tavsiye ederim.
328 syf.
·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim.
.
.
Prof.Dr.Özer Ozankaya'nın kaleminden 4 başlık olarak ele alınan kitabı okudum.Kitabımız 7.basımı bitince 8.basımda derlenerek sunulmuş bizlere.Bu ana başlıklar söyle;
Türk Devriminin Temelini Laikleşme ya da Türk Aydınlanması
Toplumda Din ve Laikleşme süreci
Tam Bağımsızlık Bağlamında Laikleşme
Sonuç
başlıkları alınta toplanmış.
.
.
Kitapta "nutuk"kitabından kesitler vardı okuyunca çok hoşuma gitti.
.
.
Bu tarz kitapları lütfen okuyup okutturalım.
328 syf.
·Beğendi·8/10 puan
#okudumbitti #kitapyorum
#atatürkvelaiklik 326 Sayfa

.
"Türk Kadınlarının özgürlüklerine ve insan haklarına kavuşması kuşkusuz Cumhuriyet Türkiye'sinin Türk ulusuna kazandırdığı bir hayat kaynağıdır. Atatürk'ün bu konudaki düşünceleri de anılmaya değer; "Bir toplumsal kuruluş bir ulus erkek ve kadın denilen iki cins insandan kuruludur. Mümkün müdür ki bir kitlenin bir parçasını ilerletelim, öbürünü bırakalım da kitlenin tümü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça öbür bölümü göklere yükselebilsin? Kuşkusuz ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından birlikte, arkadaşça atılmalı ve ilerleme ve yenilik alanında aşamalara birlikte ulaşılmalıdır."

"TÜRK KADINI DÜNYANIN EN AYDIN EN ERDEMLİ VE EN AĞIR KADINI OLMALIDIR."

.
Herkese Merhaba
.
Bugün sizlere muhteşem bir #tarih kitabı bırakıyorum... @cemyayinevi daha önce"Türkiye'de Laiklik" adıyla 7 basım yapmış olan bu eseri güncelleyip sekizinci baskısı "Atatürk ve Laiklik" başlığıyla tekrar bizlerle buluşturmuş.. Teşekkürlerr @cemyayinevi
Prof. Dr. Özer Ozankaya bu araştırmada sosyolog gözüyle Türk Devriminin evrensel değerinin özünü ve ruhunu oluşturan laik dünya, toplum ve insan anlayışını çok güzel bir şekilde kaleme almış.
.
Kitap üç ana bölümden oluşuyor ve en sonunda da kaynakça, ad dizini ve konu dizini ile noktalanıyor. Kitabın içerisinde NUTUK'tan da bilgilere yer verilmiş bu da benim çok hoşuma gitti. Son yüzyıllık devlet yaşamını, ulus yaşamını ve siyasal yaşamı üzerine okuduğum bölümler beni fazlasıyla etkiledi. Mustafa Kemal'in TBMM'de yaptığı konuşmalar, Kurtuluş Savaşı'nın ilkelerinin saptandığı kongreler, Dil Devrimi, Cumhuriyeti'in ilanı ve bunun gibi harika bilgiler var kitapta. Kitabın tamamını çizerek okudum ki beni bilenler bilir, bu tür kitapları okumayı çok severim. Hele ki söz konusu #canımatam ise bu kitap kitaplığımın baş köşesinde yerini aldı. Türü seven, sevmeyen her kitapseverin okumasını şiddetle tavsiye ederim...
OKUYUN, OKUTTURUN
.
Örneğin 1. Napoleon gibi açık sözlü siyaset adamları dinin yürürlükteki düzeni koruyup sürdürme işlevi olduğunu açıkça söylemişlerdir. Napoleon'un bu konudaki sözleri şöyledir: "Din olmazsa bir devlette düzen nasıl korunabilir? Servet eşitsizlikleri var olmadan toplum var olamaz; din olmadan da servet eşitsizlikleri olanaksızdır. Karnı tıka basa dolu bir adamın yanıbaşında bir başkası açlıktan ölmekte ise, beriki çıkıp ona 'ne yapalım, Tanrı'nın dileği böyle' demesi gerekir. Bu dünyada zenginler ve yoksullar olması gereklidir, ama öteki dünyada, o sonsuzluk aleminde başka türlü olacaktır."
Atatürk'ün "Cumhurbaşkanı olmasaydım Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim" deyişide devrimin eğiticiliğine verdiği büyük önemi anlatır...
100. Doğum yıldönümü tüm dünya uluslarınca kutlanan Mustafa Kemal Atatürk de, Türk toplumu olduğu kadar bütün insanlık için, özellikle de dünya nüfusunun üçte ikisini oluşturan gerikalmış toplumlar için bağımsızlık, özgürlük, demokrasi ve gelişme yolları açan , ilkelerini koyan evrensel boyutlu değerlere sahip bir önder, bir yol gösterici olmuştur..
Ülke ve ulusu kurtarmaya çalışmaların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu ve birer bilgin olmaları gerekir.
Özer Ozankaya
27 Ekim 1922 Bursa konuşması
Mustafa Kemal düşüncelerin topla, tüfekle, zorlama ve şiddetle öldürülmeyeceğini, gençlik yıllarından başlayarak derinden kavramış bir düşünür, istenmeyen inançları yani din oyunu aktörlerinin sömürmek üzere sürdürmek istediği inançları sağlamlaştıracak en iyi aracın baskı ve kovuşturma olduğunu biliyordu.
Özer Ozankaya
Kitap alıntısı başlıkta verildiğim Atatürk'ün bu cümlesi ile çelişmiyor mu?
Bir toplumsal kuruluş, bir ulus erkek ve kadın denilen iki cins insandan kuruludur. Mümkün müdür ki bir kütlenin bir parçasını ilerletelim, öbürünü bırakalım da kitlenin tümü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir topluluğun yarısı topraklara zincirle bağlı kaldıkça öbür yarısı göklere yükselebilsin?
Özellikle bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca değerlendirebilirsiniz. Hangi şey akla ve mantığa, kamu yararına uygundur, biliniz ki bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, ulusun yararına, İslam'ın yararına uygunsa kimseye sormayın. O şey dine uygundur. Eğer bizim dinimiz akla, mantığa uygun düşen bir din olmasaydı en uygun olmazdı, son din olmazdı.
Özer Ozankaya
Atatürk'ün söylev ve demeçleri
Eğitimin onları " tek doğru var, o da benim bildiğimdir. " diyen katı, bağnaz görüşlerden kesinlikle uzak tutması, tersine " acaba benim bildiğim hususlar, beni doğrulamayan kanıt var mıdır?" sorusunu sormayı öğretmesi gerekmektedir.
Kendi toprağı bakım ve özene muhtaç iken ulusun gözlerini başka noktalara yöneltmeye çalışan siyaset, doğal bir siyaset değildir.
Özer Ozankaya
Atatürk'ün söylev ve demeçleri
Bugün hükümetlerin elinde müthiş bir propaganda tekniği vardır. Her sınıf halka göre hazırlanan bu tekniğin ilk hareket kademesi mekteptir. Daha ilk mektepten itibaren küçük vatandaşlara, bir çoğu hakikatten uzak bir takım fikir ve görüşler vitamin hapları gibi tutturulur.
Özer Ozankaya
Ali Fuat Başgil'in DİN HÜRRİYETİ başlıklı makalesinden alıntıdır.
İslamlığın ilk parlak dönemlerindr geçmişin ürünü olan sakat adetler bir süre için kendini göstermeye ve etkide bulunmaya gücü yetmemişse de, biraz sonra İslam gerçeklerine sarılmaktan, İslamiyet hareketlerine uygun hareket etmekten çok, geçmişin kalıntılarından olan adet ve inançları dine karıştırmaya başlamışlardır.
Özer Ozankaya
20 Mart 1923'de Konya'da gençlerle yaptığı söyleşiden

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atatürk ve Laiklik
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057995285
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Kavramları özleri ile ve herkesin benzer biçimde anlayacağı açıklıkla tanımlanması, bilimi geçerli kılan yöntem ilkelerinin başta gelenidir. Laik toplum düzeninin uygar, yani özgür, gelişkin ve bağımsız bir ulusal toplum olmanın zorunlu koşulu olduğunu anlayabilmek de, laiklik kavramının böyle açık bir biçimde tanımlanmasına bağlıdır. Bu bakımdan laiklik için sık sık verildiğini gördüğümüz 'dinle devlet işlerinin ayrılması' tanımı ne kadar yüzeysel, belirsiz ve dolayısıyla yetersiz ise, yalnızca 'din ve inanç özgürlüğüdür' tanımı da o kadar yanıltıcı olmaya yatkın bir tanımdır. Çünkü lik düzenin gerçek anlamı, yalnız din ve tapınma özgürlüğü olmayıp, her din ve her mezhepten insanların, ayrıca herhangi bir dinsel inanca gerek görmeyenlerin de eşit ölçüde özgür olmaları demektir.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Ayşenur
  • Mustafa Akburak
  • Ela
  • Meral Kaplan
  • Serap dmrkndk
  • Muhammed Kaya
  • Okuryazmaz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0