Atlas - Sayı 300 (2018 Mart)

·
Okunma
·
Beğeni
·
124
Gösterim
Adı:
Atlas - Sayı 300
Alt başlık:
2018 Mart
Baskı tarihi:
Mart 2018
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Burda Dergi Yayıncılık
Dergi bu özel ayda yine Türkiye ve dünyanın doğa ve kültür varlıklarını kapsamlı dosyalarla işliyor. Derginin kapak konusu Odessa. Ukrayna’nın Karadeniz kıyısındaki bu liman kenti nice sanatçı yetiştirmiş, farklı kültürlere kucak açmış, sayısız hikâyeye ilham vermiş özel bir yer. Atlas, Odessa’nın kıyılarını, sokaklarını gezip renkli yaşantısına karıştı.
Atlas’ın bir diğer dosyası Türkiye’nin deniz fenerleri. Karadeniz, Marmara ve Ege kıyılarını dolaşan Atlas benzersiz fotoğraflarla en güzel deniz fenerlerine yer veriyor. “Kılavuz ışıkların” tarihine, denizcilik için taşıdığı öneme ve insanın düşünce dünyasıyla hayal gücüne etkisine mercek tutuyor.
Ankara, Bolu ve Sakarya il sınırlarında uzanan “İpek Yolu Koridoru” dokuz belediyenin yer aldığı özel bir proje. Göynük, Beypazarı, Taraklı ve rotanın diğer tarihi kentleri, gezginleri geçmiş çağlara götürüyor.
Kastamonu’nun karstik mucizesi Kılıçlı Mağarası, Giresun’un en güzel köşelerinden Kuzalan Tabiat Parkı derginin diğer başlıkları.
117 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Derginin bu sayısında ek olarak Troia ' yı tanıtan bir kitapçık verildi. Troia'nın tarihçesi, mitleri bu kitapçıkta çok güzel anlatılmış. Kazı alanları resmedilmiş, gezi rotası verilmiş.

Derginin içeriğine gelecek olursak en çok şu başlıklar dikkatimi çekti:

-20.yüzyıl göçebeleri
-Antik sofralar
-Odessa/Ukrayna-Tılsımlı Şehir
-İpekyolu
-Türkiye'nin deniz fenerleri
-Eczacının tarihi

20.yüzyıl göçebeleri yazısı etkileyici idi. Miriam Lancewood ve Peter Raine nin 7 yıl boyunca teknolojiden, takvimden ve saatten uzakta nasıl yaşadığı oldukça ilgimi çekti. Miriam bir sporcu, Peter ise profesör. Kendilerini "modernizmden kaçmış birer mülteci" olarak görüyorlar. 3 ay boyunca 3 ülkede tam 1000 km yürümüşler. Özellikle teknoloji olmadan yaşanamayacağını düşünen biz insanlar için güzel bir örnek teşkil ediyorlar. Insanların adım bile atmadıkları yerlerde doğa ile içiçe, çadırlarında geçiriyorlar hayatlarını.

Antik sofralar yazısı da ilginçti. Eski çağ insanların sofralarında neler yediklerini öğreniyoruz. Hamamda lokanta olayı ilgimi çekti. Hatta ev yanar diye evde yemek pişirilmemesi olayı da ilginçti. Daha bir sürü ilginç yazılar vardı.

Bu sayıda Odessa'ya oldukça fazla bir yer ayrılmış. Tarihçesiyle, kültürü ile. Bizdeki Nevroz'a benzer bir Bayramları var. Kutlamaları 1 haftaya yayılıyor. Amaç ilkbaharın gelişini kutlamak. Böyle farklı ülkelerin kültürlerini okudukça insanın kendi kültürünü daha iyi tanımaya başladığını düşünüyorum.

Ayrıca derginin bu sayısı da oldukça kaliteli fotoğraflarla doluydu. Özellikle Odessa’nın fotoğrafları.
250 syf.
Derginin bu ay kapak konusu Odessa. Ukrayna’nın Karadeniz kıyısındaki bu liman kenti nice sanatçı yetiştirmiş, farklı kültürlere kucak açmış, sayısız hikâyeye ilham vermiş özel bir yer. Atlas, Odessa’nın kıyılarını, sokaklarını gezip renkli yaşantısına karıştı.

Atlas’ın bir diğer dosyası Türkiye’nin deniz fenerleri. Karadeniz, Marmara ve Ege kıyılarını dolaşan Atlas benzersiz fotoğraflarla en güzel deniz fenerlerine yer veriyor. “Kılavuz ışıkların” tarihine, denizcilik için taşıdığı öneme ve insanın düşünce dünyasıyla hayal gücüne etkisine mercek tutuyor.

Ankara, Bolu ve Sakarya il sınırlarında uzanan “İpek Yolu Koridoru” dokuz belediyenin yer aldığı özel bir proje. Göynük, Beypazarı, Taraklı ve rotanın diğer tarihi kentleri, gezginleri geçmiş çağlara götürüyor.

Kastamonu’nun karstik mucizesi Kılıçlı Mağarası, Giresun’un en güzel köşelerinden Kuzalan Tabiat Parkı derginin diğer başlıkları.
Odessa’yı öne çıkaran özelliklerden biri de kendine has mizahı. Bir zamanlar Sovyetler Birliği’nin mizah merkezi olarak kabul edilen Odessa’da her yıl 1 Nisan civarında Mizah Festivali “Humorina” düzenleniyor. Güney havasıyla birlikte Ukraynalı, Rus, Tatar, Moldovyalı, Yahudi, Yunan, Ermeni ve Gürcülerin bir arada yaşama kültürünün bu mizahı doğurduğuna inanılıyor. Bu karışım Odessa’nın kendi alt kültürünü, argosunu ve
dilini, dünyaya ironik bakışını oluşturuyor
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “programlar binlerce gönüllü öğretmenin desteğiyle her yıl 81 ilde 100 bini aşkın çocukla uygulanıyor, bugüne kadar uygulanan doğa eğitimleri ve farkındalık çalışmaları ile yaklaşık üç milyon çocuğa ulaştık” dedi. TEMA gönüllüsü eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat ise şunları anlattı: “Günümüzün en göze çarpan sorunlarından biri çocukların doğadan uzaklaşması, doğal dünyaya yabancılaşması, servislere ve kapalı sınıflara sıkışması. Türkiye’de 8-14 yaş arası çocukların yüzde 56’sı evdeki vakitlerini teknolojik aletlerde oyun oynayarak geçiriyor.”
İmparatorluk Roma’sında evlerde yangın korkusundan pek yemek pişmezdi. Onun için sokak satıcıları oldukça iyi iş yaparlardı.
Eski deniz haritalarının hiçbirinde “Ege Denizi” adı geçmez. Zira, Atatürk’ün “ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri” olarak bilinen buyruğunda da gösterilen yere belli ki o zaman da “Ege” denmezmiş. Rumca Aigaion olan adın, mitolojideki Attika kralı Aigeus’tan geldiği söylenir, ancak adalarının bolluğundan dolayı pek çok dilde adı Adalar Denizi’dir, Artık, Ege diyoruz.
Maslenitsa Festivali kışa veda edip baharı karşılama festivali. Slav mitolojisine göre Maslenitsa Tanrı Volos’la kişileştirilen bir güneş festivali. Hıristiyanlık geleneğinde ise Büyük Perhiz’den önceki haftayı temsil ediyor ve perhiz öncesi doyasıya yenilip içiliyor. Bu haftanın temel yiyeceği krep(blini). Pagan inanışında krepin altın rengi, yuvarlak şekli ve sıcak olmasının güneşle özdeşleştirildiği düşünülüyor. Maslenitsa, adını kreplere sürülen tereyağından alıyor. Bu hafta şarkıların, oyunların, ziyafetlerin ve ruhani Büyük Perhiz haftasından önceki dünyevi eğlencelerin haftası olarak biliniyor. Folk öykülerinde bu haftada köpeğin kuyruğunu sallama sıklığında yemek yenmesi gerektiği söylenir.
Haftanın sonundaki pazar günü de halk danslarının yapıldığı, şarkıların söylendiği, türlü eğlencelerin düzenlendiği bir karnaval havasında geçiyor. Kışı simgeleyen samandan yapılmış, kadın kıyafeti giydirilmiş bir korkuluk yakılıyor ve yapılan hataların affedilmesiyle, şenlik ateşinin etrafındaki danslarla şenlik sona eriyor.

Haftanın her günü ayrı bir etkinliği temsil ediyor. Pazartesi günü, saman ve bezlerden “çuçulka” adı verilen “Bayan Matlenitsa”lar, bostan korkulukları yapılıyor. Bunlar bir değneğe takılarak etrafta gezdiriliyor ve yapılan krepler dağıtılıyor. Salı günü eğlence günü olarak biliniyor, açık havada şarkılar söyleniyor, oyunlar oynanıyor. Ziyafet ve tatlı günü olan çarşamba ev ziyaretleri yapılıyor, damatlar kayınvalidelerinin hazırladıkları krepleri yiyorlar onları ziyaret ederek. Restoran ve kafelerde ise zengin bir krep ve tatlı menüsüne yer veriliyor. Perşembe günü açık havada yapılan kış aktiviteleri var. Cuma günü, bu kez damatlar kayınvalidelerini yemeğe çağırıyor. Cumartesi, akrabaların, özellikle genç gelinlerin ziyaret edildiği bir gün. Affetme günü olan pazar günü ise küsler barışıyor. Çuçulka bir parkta, ya da meydanda yakılarak bahara merhaba deniyor.
Maslenitsa Festivali’nin son ve en renkli gününde, festival başında hazırlanan “çuçulka” adlı bostan korkulukları meydanlarda ateşe veriliyor ve kışa veda ediliyor. Festivalde Ukrayna’nın farklı
bölgelerini temsil eden geleneksel kıyafetler giyiliyor ve halk şarkıları söyleniyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atlas - Sayı 300
Alt başlık:
2018 Mart
Baskı tarihi:
Mart 2018
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Burda Dergi Yayıncılık
Dergi bu özel ayda yine Türkiye ve dünyanın doğa ve kültür varlıklarını kapsamlı dosyalarla işliyor. Derginin kapak konusu Odessa. Ukrayna’nın Karadeniz kıyısındaki bu liman kenti nice sanatçı yetiştirmiş, farklı kültürlere kucak açmış, sayısız hikâyeye ilham vermiş özel bir yer. Atlas, Odessa’nın kıyılarını, sokaklarını gezip renkli yaşantısına karıştı.
Atlas’ın bir diğer dosyası Türkiye’nin deniz fenerleri. Karadeniz, Marmara ve Ege kıyılarını dolaşan Atlas benzersiz fotoğraflarla en güzel deniz fenerlerine yer veriyor. “Kılavuz ışıkların” tarihine, denizcilik için taşıdığı öneme ve insanın düşünce dünyasıyla hayal gücüne etkisine mercek tutuyor.
Ankara, Bolu ve Sakarya il sınırlarında uzanan “İpek Yolu Koridoru” dokuz belediyenin yer aldığı özel bir proje. Göynük, Beypazarı, Taraklı ve rotanın diğer tarihi kentleri, gezginleri geçmiş çağlara götürüyor.
Kastamonu’nun karstik mucizesi Kılıçlı Mağarası, Giresun’un en güzel köşelerinden Kuzalan Tabiat Parkı derginin diğer başlıkları.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • bali moğulkoç
  • Fatma Dinç
  • engin divir
  • mustafa kirmaslılı
  • ali ekrem
  • Kitap Yazar
  • Sedat
  • 1903 Beşiktaşsssss
  • Kitap Kurdu
  • S. Ali

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0