Atuan Mezarları (Yerdeniz Üçlemesi 2)Ursula K. Le Guin

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.376
Gösterim
Adı:
Atuan Mezarları
Alt başlık:
Yerdeniz Üçlemesi 2
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420716
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Tombs Of Atuan
Çeviri:
Çiğdem Erkal İpek
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Atuan Mezarları'nın konusu tek kelimeyle söylemek gerekirse cinselliktir. Kitapta bir sürü simge var, tabii ki yazarken bunları bilinçli bir şekilde çözümlemedim; bu simgelerin hepsi cinsel simgeler olarak okunabilir. Daha açık söylemek gerekirse kitabı bir kadının büyümesi olarak okuyabilirsiniz. Temalar, doğum, yeniden doğum, yıkım ve özgürlük."
Ursula K. Le Guin'in Yerdeniz adlı büyüleyici, ince, ışıltılı hayal gücüyle dolu eserini okumaya devam...

Atuan Mezarları, serinin ilk kitabı olan Yerdeniz Büyücüsü'nün devamı. Yerdeniz Büyücüsü, herhalde şu dünyada en çok sevebileceğimiz bir kaç büyücüden biri olan Çevik Atmaca'nın, yani Ged'in büyüme öyküsüydü: Ged büyürken yaptığı doğru ve yanlış seçimlerle dünyayı, Yerdeniz'i ve hayatı tanımaya başlıyor ve kibrinin bedeli olarak Gölge'nin avı ve avcısı olarak yollara vuruyordu kendini; kendini tanımanın yolunun karanlıklardan da geçtiğini söylüyordu yazar bize, büyümek çünkü bir yandan kirlenmekti, günaha bulaşmaktı ve her kim ki kendini tanıyabiliyordu, o halde...

Atuan Mezarları da Arha'nın büyümesini anlatıyor. Bu sefer büyüyen kişi genç bir kız:
" Kahramanımız Tenar’ın kaderi doğduğu gün çizilir. O seçilmiş bir bebektir ve Atuan Mezarları’nın tek rahibesi olmaya yazgılıdır. Bu, rahibeliğin en yüksek mertebesidir. Böyle yüce bir göreve ve kimliğe doğuştan sahip olmanın elbette bir bedeli olacaktır; altı yaşında ailesinden alınan Tenar’ın ismi de kendisinden alınır, o artık Arha’dır, isimsiz anlamına gelen Arha. O artık başka biridir. Başrahibeliğin ona biçilen ulvi sürecini yaşamaya başlar."

Arha, karanlıklarda,labirentlerde, İsimsizler'in gelenekleri ve ritüelleriyle, sırf karanlığın hükmünün sürüp gitmesi için yaşamayı öğreniyor; çünkü başka hiç ama hiç birşey bilmiyor. Arha da kendi karanlığına bakmayı; büyümek için yalan olanı, sahte olanı sıyırıp atmayı, özgür olmayı ve bu uğurda acı çekmeyi ve kaybetmeyi göze almak zorunda kalacaktır; zira o labirente, o karanlık yollara, ışıksız ve ölüm dolu dar geçitlere ve labirenti kucaklayan alt mezarlıklara bir ışık sahibinin yolu düşecektir. İçindeki karanlığa bakmadan, o uğurda göz yaşı dökmeden, başka birisi ve kendisi olmak için olmadığını geride bırakmadan özgür olmak yoktur. Koskoca, zifiri, dipsiz, uçsuz bucaksız bir karanlıkta yürüyen ve orada yaşayanlar, ve buna hayat diyenler, bir küçük ışıkla, bir parıltıyla görmeye başlayınca hakikatin ne olduğunu, onlar da o ışıkla hemhal olabilirler; bir ışığa bir el, gözlerinin içine bakabilen bir çift göz eşlik edince, ve artık bu sonsuz Yerdeniz diyarlarında yalnız olmadığını anladığın an, o zaman herşeyi geride bırakmak mümkün olabilir.

Ursula K. Le Guin'in edebiyata bıraktığı en güzel hediyeler bilimkurguları ya da tükenmek bilmeyen diyar ve dünya betimlemelerinden öte bu yumuşacık, bu insanı incitmekten korkan ve iyiliği bütün karanlıklara sızmış dili ve anlatımı olmalı. Onun dünyalarında bizler aynen Gölge'sine meydan okuyan ve onun hem avı hem avcısı olan Ged gibi elimizde cılız bir ışıkla ve bir ümitle, olduğumuz ve durduğumuz yerde etrafa bakarak ışığın çoğalmasını, herşeyin ve her yerin daha görünür olmasını beklemeye başlarız: başımız dönerek ve gözlerimiz bu dünyalara aşina olmaya başladıkça bu umut ve iyilik dolu, ama bedelleri ödenen iyilikler ve bedelleri ödenen bilgilerle tecrübe edilen dünyanın, dünyaların bir parçası olduğumuzu hissederiz. Bir yazarın bırakabileceği en güzel miraslardan birisi bu çünkü: hem daha vahşi, hem daha kıyıcı, sanki inadına ve ısrarla daha kötü ve şeytani bir dünyada elini bir başkasına uzatabilerek onun karanlığında durabilmenin ve orada durabilmeye iman etmenin öyküsü çünkü bu kitap benim için. Yazarın bize o narin, kırılgan eliyle uzattığı bu ışığın şu kapkara dünyada küçücük hayatlarımıza yansıttığı gölgeleri, eşyaların gölgeleri ve renkleri, her bir yanda usulca parıldamaya başlarken mahcup mahcup ve gözlerimiz sanki yeni görmeye başlıyormuşcasına kırpışırken hissettiğimiz bu ümit ne güzel... Sırf Atuan Mezarları bile Le Guin'in bütün bir dünyaya, edebiyata ve ışıksızlara bıraktığı en güzel hediyelerden biri.

Dalgalı, yeşillere çalan hırçın dalgaları nice güzelliği gizleyen Yerdeniz'i ve karanlıklarla dolu mezarlardan ve labirentlerden, köhnemiş inançlar ve kötülüklerden masumiyetler ve özgürlükler, güzellikler ve mahcup sevgiler çıkaran Atuan Mezarları'nı bütün edebiyat seven insanlara öneriyorum...

**
alıntı: http://www.edebiyathaber.net/...adinliga-sule-tuzul/
Yerdeniz serisinin 2. Kitabı

Önceki kitapta büyücü çocuğumuz Ged’in büyümesi , güçlenmesi,isimsiz bir gölgeyle savaşı ve yaptığı yolculuklar, yaşadığı maceralar anlatılıyordu.

İkinci kitapta da küçük bir kız olan Tenar’ın büyümesi anlatılıyor.

Kitapta ki efsaneye göre tek rahibe vardır. Rahibe öldüğü gün bütün Atuan aranır ve öldüğü gün doğan bir bebek bulunur. Çünkü o aslında tek rahibedir. Rahibenin tekrar tekrar doğduğuna inanırlar. İşte Tenar da tek rahibe olarak seçilir ve daha beş yaşındayken ailesinden koparılır. Ona adının Arha olduğu söylenir çünkü tek rahibenin adı budur. İsimsiz gölgelerin ve karanlığın kölesi olması gerektiğini , mezarlığa hiçbir erkeğin giremeyeceğini , girerse çıkamayacağını , içeri sadece büyücülerin girdiğini , onların da öldürüldüğünü anlatırlar ona. Büyücülerin büyülerinin sahte olduğunu , ruhları olmayan kötü ölümlüler olduğunu anlatırlar . Onlar senin gibi yeniden doğamayacak asla derler. O da hep inanır bunlara. Taaa ki büyücümüz Ged ile karşılaşıncaya kadar.

İlk kitabı okumuş olanlar diyecek ki Ged’in orada ne işi var oraya ne zaman gitmiş. Büyücü değil mi kardeşim nereye isterse gider :D Oraya karanlığın içine çok değerli ancak karanlığa ait olmayan bir şeyi bulmak için gider. Böyle söyleyeyim de gizemli olsun merak edip okuyun.

Bu kitap da bana kalırsa ilk kitap gibi ikiye ayrılmış. İlk bölüm Tenarın götürülmesi, büyütülüp eğitilmesi ve tek rahibe haline getirilmeye çalışılması . İkinci kısım ise Ged ile karşılaşması , ’Tenar mı yoksa Arha mı? ‘ gibi şeyler ve Ondan sonra gerçekleşen büyyüüüük çook büyüük olaylar.

Aslında kitabın kapağı kitabı çok güzel özetlemiş.

Kitap çok akıcı ve heyecanlı. Rüyalarıma girmeye başladı olaylar . Rüyamda gizemli nesneler saklıyorum gölgeler peşime düşüyor kuşlar beni izliyor felan.

NOT: Bu seriyi metisin YERDENİZ 6 kitap bir ciltte olan kitabından okuyorum. İnceleme kolay olsun diye her kitabın sonunda yapayım dedim. Tek kitap gibi görünüyor ama aslında 6 kitap 936 sayfa. Çok da güzel bir cildi var. Seriyi ilk defa okuyacaklara bu tek cildi tavsiye ederim .
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.127 Oy)17.522 beğeni39.574 okunma2.134 alıntı165.768 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.878 Oy)8.164 beğeni26.072 okunma631 alıntı127.024 gösterim
  • Yerdeniz Büyücüsü
    8.6/10 (226 Oy)199 beğeni582 okunma103 alıntı5.594 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.495 Oy)8.440 beğeni22.907 okunma1.459 alıntı105.987 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.020 Oy)12.499 beğeni31.813 okunma2.801 alıntı132.858 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.539 Oy)5.823 beğeni15.272 okunma2.248 alıntı78.784 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.243 Oy)8.166 beğeni24.031 okunma1.932 alıntı102.785 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.841 Oy)7.374 beğeni20.673 okunma692 alıntı79.961 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.267 Oy)5.376 beğeni18.188 okunma688 alıntı92.519 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.988 Oy)8.381 beğeni23.282 okunma1.154 alıntı113.201 gösterim
Mülksüzler'le başladığım Le Guin dünyasına farklı bir renk katan Yerdeniz'in ikinci kitabı.Le Guin'in tabiriyle konusu tek kelimeyle cinsellik ama öyle simge yüklü ki ''Le Guin'in tabiriyle'' kalıbı burada anlam kazanıyor. Okurken daha çok fantastik, macera yer yer korku kitabı hissi veren klostrofobik bu kitapta saklı cinsellik benim nazarımda bir kız çocuğunun büyümesi bu süreçte kendini tanıması, kendisiyle çelişerek, savaşarak içindeki kadını bulması, o kadını doğurması. O karanlık labirentler, o depremler, klostrofobik atmosfer bir kadının doğuş sancısı metaforuyla rahmi simgelemiş de olabilir.
Bir solukta okunabilecek bir seri gerçekten Yerdeniz.Le Guin okumaya başlamak içinse güzel bir tercih.

"Öğrenmeye başladığı şey aslında özgürlüğün yüküydü.Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk.Kolay değildir.Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir; bu seçim de zor bir seçim olabilir.Yol, yukarıya,ışığa doğru çıkar; ama yüklü yolcu oraya hiçbir zaman varamayabilir.''
Yerdeniz serisinin ikinci kitabını dün başlayıp bitirdim. Serinin ilk kitabını günlerce bitirememiştim. Ama bir noktadan sonra da akıp gitmişti. Yazarın diline alışık olmadığım için ilk kitabı bu kadar yavaş okuduğumu bu kitapta anladım.

Fantastik türünde bir sürü kitap okudum. Hatta en sevdiğim türlerin başında gelir. Ama bu seriye kadar gerçekten fantastik okumadığımı düşündüm. Yazarın muhteşem bir dili, akıcılığı ve kurgusu var.

Sayfalar resmen elimde akıp gitti çok şaşırdım. İlk kitap gibi günlerce bitiremem diye düşünürken bir gün içerisinde bitirdim. Hatta üçüncü kitabı da alsaydım keşke dedim.

İlk kitap, Büyücü Çevik Atmaca'nın büyümesini anlatıyordu. Yazar kitabı büyümek olarak anlatıyordu arka kapağında. Sonra fark ettim ki ilk kitap benim de büyümemi anlatıyordu. Yazar kendi diline alışmam için kitabını okurken okuyucularını da büyüttü. Ben kendimi öyle hissettim. İkinci kitapta dile tamamen alışmış, kurguyu yaşıyor gibi başladım. Ve harika bir serüvenin içerisine girdim.

İlk kitabın yarısında seriye alışmışım aslında. Ama bunu ikinci kitapta fark ettim. İkinci kitapta bu defa bir rahibe olan küçük Tenar'ın büyümesini anlattı yazarımız. Bu kitabın arka kapağında bir cinsellik temasının olduğunu söylemişti. Cinsellik derken bir kadının doğması, büyümesi, ölmesi ve özgürlüğe kavuşması olduğuna karar verdim. Tenar, kendisini keşfederken bizi daha da çok hikayenin içerisine aldı. Tenar'ı da en az Ged kadar sevdim. Olay örgüsünü, karakterleri, anlatımını, basımını kısacası her şeyi gerçekten çok fazla beğendim.

Üçüncü kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. Yazarı geç keşfettim ama artık bırakmaya niyetim yok.
Serinin ikinci kitabıydı, bu seferde bir kızın yani Tenar'ın büyümesi anlatıldı. İlk kitaba göre biraz hafif kalmış fakat Tenar ve Ged buluştuktan sonra güzelleşti.. Yazarın deyimiyle kitabın asıl konusu cinsellikMiş ama ben göremedim. Kitapta simgeler olduğu söyleniyor, kitap bir kadının büyümesini anlattı. Aslında düşününce hafiften raylar yerine oturuyor ama ortada aşikar bir şey yok. Seriye devam edeceğim tabi ki siz de başlamalısınız bence güzel fantazya. Herkese iyi okumalar :)
Okurken bu müziği dinledim oldukça hoş geldi: https://www.youtube.com/...CjefN4lQ&t=2709s
Ursula K. Le Guin…

Uzattığı eli tutarsanız sizi bir labirentin ortasına çeker. Buraya vardığınızda öncelikle nereye geldiğinizi anlamaz, kafanız labirentin büyüklüğünden dolayı karışır. Daha sonra kendiniz olmaktan çıkıp bir büyücü, sihirbaz ya da gizemi çözmek için görevlendirilmiş kadim güçlere sahip biri gibi hissedebilirsiniz.

Öyle bir labirenttir ki bu içinde yer alan simgeleri çözdükçe içinden çıkmak istemezsiniz; keyif verir ancak anlamlarını kavradıkça çıkışa da yaklaşmış olursunuz. Ve en sonunda labirentten çıkmayı başardığınızda büyülü güçlerinizi kaybeder dünyaya geri dönersiniz ama sihir kalbinizde çoktan yeşermiş olur.

Keyifli okumalar dilerim.
İlk kitapta bir erkeğin büyümesini anlatmıştı yazar, burada da bir kızın büyümesinden bahsediyor. Kendisi bu kitabı cinsellik içerikli diye tanımlamış. Dikkat çekici bir cinsellik teması kesinlikle yok, bununla alakalı ima dahi yok ama kitap yazarın dediği gibi baştan sona bir genç kızın kadın olma sürecini anlatıyor.
Tenar serinin diğer kitaplarında da görme dileğimiz olan birisi oldu. Küçük yaştan itibaren sorumluluklar ve korkularla karşılaşıyor. O kitabın başında bir çocukken sonunda güçlü ve cesur bir kadın oluyor.

Kitap sakin, fazla olay yok. Hatta ilk kitabın aşırı maceralı hallerine göre biraz daha yavaş ilerliyor. Ama akıcı ve merak ettiriyor. İlk andan kendinizi kurgunun içinde hissediyorsunuz ve ilk rahibenin tekrar doğuşuna şahit oluyorsunuz. Bu da yazarın güzel bir özelliği.

Yazarın bir diğer güzel özelliği bence fantastik öğeleri göze batmadan kullanması. Serinin ikinci kitabını da çok beğendim. ^^
Tematik bir eser olarak nitelendirilebilir. Cinsel yoğunluklu anlatımlara bolca yer veriyor. Temel itibari ile çok beğendiğim bir yazar değil ama degindigi konular ilginç.
Ursula'nın okuduğum 3. kitabı olmasına rağmen onun nasıl anlatmak ve anlaşılmak istediğini yeni fark ettiğim kitabı, atuan mezarları
kitabı okurken bu kadar sembolik bir yapıt olduğunu fark edememiştim, kitabı bitirip arkasını dikkatle okuyunca takır takır taşlar yerine oturdu
birkaç saniye dondum kaldım ve kitapla ilgili okumaya başladım
kitapta bir kadının yaşam döngüsünü jung ın bakış açısıyla yoğurarak okuyucunun önüne servis ediliyor. Ursula okurken dikkatimi çekip bana huzur veren toplumsal cinsiyet rollerinden sıyrılmış bir atmosfer buna eşlik ediyor. Bu öyle bir atmosfer ki okuyucu olarak benim hayal bile edemediğim bir evrenin kokusuyla ciğerlerimi dolduruyor
kısacık bir kitap ama yer altı mezarların kadının iç dünyasını, hazine odasının kadının rahmini, mezarların yıkılmasının kadının tekrar doğuşunu simgelediğinin farkına varılarak yorumlandığında enfes bir yapıt bekliyor sizi...
Onu sevin, ataun mezarları yalnız bir kadının doğumunu anlatmaz. Güç ve direniş, olduğunu bildiğin şeye karşı koymak. Bu en büyük zorluklardan değil midir?
"Tek gerçeğin karanlık ve sessizlik olduğu bir dünya, ne korkunç değil mi? Dünyadaki pek çok kadın için reva görülen, çıkışsız, sonsuz, geri dönüşsüz gerçek…"

(Şule Tüzül / Edebiyat Haber)

Kitap ilk başta distopik kurgulardan alışkın olduğumuz ve gotik yanlarıda bulunan bir mekanla karşılıyor bizi. Bunca karanlık ve dehlizli bir okuma deneyiminden sonra ütopik bir dünyaya açılarak ferahlatıyor, umut ve özgürlük aşılıyor.

Ürpertici ve boğucu bir karanlıkta güzel ve büyülü bir dünyaya açılan kapı.

Tenar'ın eril ve sınırları belirlenmiş kapalı bir dünyadan özgürlüğe doğru yol alışının hikayesi.

Kendisine biçilmiş olan kadınlıktan kurtularak kendi oluşturacağı bir kadınlığa yol alışı.

Ona bu kapıyı açan Ged.

Ne güzel değil mi. Genelde erkekler kadınlara dünyayı dar ederler. Fakat burada büyücü Ged mezarlıklar rahibesi Arha'ya bir pencere oluyor.

Daha sonra Arha bu karanlık labirentlerle dolu kapalı dünyada içine gömdüğü gerçek kimliğinin Tenar'ın sırrına ulaşıyor.

Bence her kadının, dünyanın her yerinde yazgısı aynı olan Arha'ların içlerindeki Tenar'ı keşfetmede kılavuz olacak bir kitap.

Okudum ve şu an kendime soruyorum. Ben gerçekten kendimin tercih etttiği bir 'ben'miyim. Serinin üçüncü kitabını şimdiden merak ediyorum.
Kitabın ilk yarısı yeni karakter Tenar'ın tanıtılması ve yerinin kitapta bir zemine oturtulması var. İlk rahibenin nesilden nesile yeniden doğması anlatılır ve her öldüğünde başka bir bebek olarak doğar farklı yerde. Tenar'ın o rahibe olduğu iddia edilir. Yeni bir isimle çağırarak eski kimliği yok edilir. Rahibenin tüm mirası onundur. Zaman içinde zindanda rastladığı Büyücüden etkilenir ve onu saklar. Hiç bir erkeğin giremediği yerde Büyücüyü saklayarak oranın düzenine meydan okumuş olur. Büyücü de bizim çevik atmacadır tabiki. Hikâye böyle gelişirken Tenar tamamlanan Erreth- Akbe'nin büyülü halkasıyla beraber Ged'in elini tutarak Atuan mezarlarından kaçar ve Ged'in yolundan gider.
Yerdenizin devam serisi olan bu kitabı da beğenerek okudum. Fantastik bir kurguya sahip olsada genç kızın karakteri ve davranışları bizim dünyamıza ait. Kitabın gerçeklikten kopmadığı ortada. Seriye devam edeceğim. Keyifli okumalar.
...koca bir yıl geçmişti, tıpkı daha önceki yılların geçtiği gibi; hayatının tüm yılları böyle mi geçecekti?
"Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk. Kolay değildir. Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir; bu seçim de zor bir seçim olabilir. Yol Yukarıya, ışığa doğru çıkar; ama yüklü yolcu oraya hiçbir zaman varamayabilir."
"Sen sarıp sarmalanmış, üstü örtülmüş, karanlık bir yere gizlenmiş bir fener gibisin. Yine de ışığın parıldıyor; ışığını söndürememişler. Seni gizleyemiyorlar."
İşe yaramaz bir kötülüğe bağımlı geçirdiği, boşa harcanmış yıllarına ağladı. Acı acı ağladı çünkü özgürdü.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atuan Mezarları
Alt başlık:
Yerdeniz Üçlemesi 2
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420716
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Tombs Of Atuan
Çeviri:
Çiğdem Erkal İpek
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Atuan Mezarları'nın konusu tek kelimeyle söylemek gerekirse cinselliktir. Kitapta bir sürü simge var, tabii ki yazarken bunları bilinçli bir şekilde çözümlemedim; bu simgelerin hepsi cinsel simgeler olarak okunabilir. Daha açık söylemek gerekirse kitabı bir kadının büyümesi olarak okuyabilirsiniz. Temalar, doğum, yeniden doğum, yıkım ve özgürlük."

Kitabı okuyanlar 395 okur

  • berna canan
  • Rümeysa Ak
  • Huriye bülbül
  • Burcu Bayram
  • Haldun Lenger
  • Semih Taşkın
  • Ezgi Ender
  • Fatmanur
  • Arif kılınç
  • Asuman Cebioğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%4.2
18-24 Yaş
%15.8
25-34 Yaş
%28.5
35-44 Yaş
%32.7
45-54 Yaş
%9.7
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.9
Erkek
%38.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.7 (45)
9
%28.2 (40)
8
%24.6 (35)
7
%12 (17)
6
%2.8 (4)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0.7 (1)
1
%0