Atuan Mezarları (Yerdeniz Üçlemesi 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5464
Gösterim
Adı:
Atuan Mezarları
Alt başlık:
Yerdeniz Üçlemesi 2
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420716
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Tombs Of Atuan
Çeviri:
Çiğdem Erkal İpek
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Atuan Mezarları
The Tombs of Atuan
"Atuan Mezarları'nın konusu tek kelimeyle söylemek gerekirse cinselliktir. Kitapta bir sürü simge var, tabii ki yazarken bunları bilinçli bir şekilde çözümlemedim; bu simgelerin hepsi cinsel simgeler olarak okunabilir. Daha açık söylemek gerekirse kitabı bir kadının büyümesi olarak okuyabilirsiniz. Temalar, doğum, yeniden doğum, yıkım ve özgürlük."
152 syf.
·11 günde·10/10
Ursula K. Le Guin'in Yerdeniz adlı büyüleyici, ince, ışıltılı hayal gücüyle dolu eserini okumaya devam...

Atuan Mezarları, serinin ilk kitabı olan Yerdeniz Büyücüsü'nün devamı. Yerdeniz Büyücüsü, herhalde şu dünyada en çok sevebileceğimiz bir kaç büyücüden biri olan Çevik Atmaca'nın, yani Ged'in büyüme öyküsüydü: Ged büyürken yaptığı doğru ve yanlış seçimlerle dünyayı, Yerdeniz'i ve hayatı tanımaya başlıyor ve kibrinin bedeli olarak Gölge'nin avı ve avcısı olarak yollara vuruyordu kendini; kendini tanımanın yolunun karanlıklardan da geçtiğini söylüyordu yazar bize, büyümek çünkü bir yandan kirlenmekti, günaha bulaşmaktı ve her kim ki kendini tanıyabiliyordu, o halde...

Atuan Mezarları da Arha'nın büyümesini anlatıyor. Bu sefer büyüyen kişi genç bir kız:
" Kahramanımız Tenar’ın kaderi doğduğu gün çizilir. O seçilmiş bir bebektir ve Atuan Mezarları’nın tek rahibesi olmaya yazgılıdır. Bu, rahibeliğin en yüksek mertebesidir. Böyle yüce bir göreve ve kimliğe doğuştan sahip olmanın elbette bir bedeli olacaktır; altı yaşında ailesinden alınan Tenar’ın ismi de kendisinden alınır, o artık Arha’dır, isimsiz anlamına gelen Arha. O artık başka biridir. Başrahibeliğin ona biçilen ulvi sürecini yaşamaya başlar."

Arha, karanlıklarda,labirentlerde, İsimsizler'in gelenekleri ve ritüelleriyle, sırf karanlığın hükmünün sürüp gitmesi için yaşamayı öğreniyor; çünkü başka hiç ama hiç birşey bilmiyor. Arha da kendi karanlığına bakmayı; büyümek için yalan olanı, sahte olanı sıyırıp atmayı, özgür olmayı ve bu uğurda acı çekmeyi ve kaybetmeyi göze almak zorunda kalacaktır; zira o labirente, o karanlık yollara, ışıksız ve ölüm dolu dar geçitlere ve labirenti kucaklayan alt mezarlıklara bir ışık sahibinin yolu düşecektir. İçindeki karanlığa bakmadan, o uğurda göz yaşı dökmeden, başka birisi ve kendisi olmak için olmadığını geride bırakmadan özgür olmak yoktur. Koskoca, zifiri, dipsiz, uçsuz bucaksız bir karanlıkta yürüyen ve orada yaşayanlar, ve buna hayat diyenler, bir küçük ışıkla, bir parıltıyla görmeye başlayınca hakikatin ne olduğunu, onlar da o ışıkla hemhal olabilirler; bir ışığa bir el, gözlerinin içine bakabilen bir çift göz eşlik edince, ve artık bu sonsuz Yerdeniz diyarlarında yalnız olmadığını anladığın an, o zaman herşeyi geride bırakmak mümkün olabilir.

Ursula K. Le Guin'in edebiyata bıraktığı en güzel hediyeler bilimkurguları ya da tükenmek bilmeyen diyar ve dünya betimlemelerinden öte bu yumuşacık, bu insanı incitmekten korkan ve iyiliği bütün karanlıklara sızmış dili ve anlatımı olmalı. Onun dünyalarında bizler aynen Gölge'sine meydan okuyan ve onun hem avı hem avcısı olan Ged gibi elimizde cılız bir ışıkla ve bir ümitle, olduğumuz ve durduğumuz yerde etrafa bakarak ışığın çoğalmasını, herşeyin ve her yerin daha görünür olmasını beklemeye başlarız: başımız dönerek ve gözlerimiz bu dünyalara aşina olmaya başladıkça bu umut ve iyilik dolu, ama bedelleri ödenen iyilikler ve bedelleri ödenen bilgilerle tecrübe edilen dünyanın, dünyaların bir parçası olduğumuzu hissederiz. Bir yazarın bırakabileceği en güzel miraslardan birisi bu çünkü: hem daha vahşi, hem daha kıyıcı, sanki inadına ve ısrarla daha kötü ve şeytani bir dünyada elini bir başkasına uzatabilerek onun karanlığında durabilmenin ve orada durabilmeye iman etmenin öyküsü çünkü bu kitap benim için. Yazarın bize o narin, kırılgan eliyle uzattığı bu ışığın şu kapkara dünyada küçücük hayatlarımıza yansıttığı gölgeleri, eşyaların gölgeleri ve renkleri, her bir yanda usulca parıldamaya başlarken mahcup mahcup ve gözlerimiz sanki yeni görmeye başlıyormuşcasına kırpışırken hissettiğimiz bu ümit ne güzel... Sırf Atuan Mezarları bile Le Guin'in bütün bir dünyaya, edebiyata ve ışıksızlara bıraktığı en güzel hediyelerden biri.

Dalgalı, yeşillere çalan hırçın dalgaları nice güzelliği gizleyen Yerdeniz'i ve karanlıklarla dolu mezarlardan ve labirentlerden, köhnemiş inançlar ve kötülüklerden masumiyetler ve özgürlükler, güzellikler ve mahcup sevgiler çıkaran Atuan Mezarları'nı bütün edebiyat seven insanlara öneriyorum...

**
alıntı: http://www.edebiyathaber.net/...adinliga-sule-tuzul/
152 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Her ay 1 kitabını okuyarak ilerliyorum ve Yerdeniz Öykülerinden sonra olayların akışı oldukça değişti. İlk kısımları Arha'yı ve yaşantısını tanımakla geçerken, yeraltı bölümlerinde klostrofobim tavan yapmış olabilir. Okurken cidden kapalı bir yerde nefessiz kalmış gibi hissettim. Yarısına kadar oldukça daralsam da (bunu iyi anlamda söylüyorum:))
Çevik Atmaca sahneye girince olayların seyri değişti.
Şöyle ki, bu seri fantastik bir kurgudan ziyade, kurguya yedirilmiş bir felsefe kitabı bence.
Bu kitabın teması, arka kapağında Cinsellik yazsa da, kesinlikle müstehcen bir sahne yok.. Tamamen metaforlar kullanılarak anlatılmış, özgürlüğe giden bir yeniden doğum süreci.
İlki kadar sevdim. Olay örgüsüni okudum bitti serilerinden değil, satır araları düşünmeye sevk eden dolu dolu bir kalem Ursulacığım..
Bence orta yetişkinlikte okunması daha yerinde olur. Okumaktan ziyade anlayabilmek için ;)
Saygılar ;)
152 syf.
·10/10
Yerdeniz serisinin 2. Kitabı

Önceki kitapta büyücü çocuğumuz Ged’in büyümesi , güçlenmesi,isimsiz bir gölgeyle savaşı ve yaptığı yolculuklar, yaşadığı maceralar anlatılıyordu.

İkinci kitapta da küçük bir kız olan Tenar’ın büyümesi anlatılıyor.

Kitapta ki efsaneye göre tek rahibe vardır. Rahibe öldüğü gün bütün Atuan aranır ve öldüğü gün doğan bir bebek bulunur. Çünkü o aslında tek rahibedir. Rahibenin tekrar tekrar doğduğuna inanırlar. İşte Tenar da tek rahibe olarak seçilir ve daha beş yaşındayken ailesinden koparılır. Ona adının Arha olduğu söylenir çünkü tek rahibenin adı budur. İsimsiz gölgelerin ve karanlığın kölesi olması gerektiğini , mezarlığa hiçbir erkeğin giremeyeceğini , girerse çıkamayacağını , içeri sadece büyücülerin girdiğini , onların da öldürüldüğünü anlatırlar ona. Büyücülerin büyülerinin sahte olduğunu , ruhları olmayan kötü ölümlüler olduğunu anlatırlar . Onlar senin gibi yeniden doğamayacak asla derler. O da hep inanır bunlara. Taaa ki büyücümüz Ged ile karşılaşıncaya kadar.

İlk kitabı okumuş olanlar diyecek ki Ged’in orada ne işi var oraya ne zaman gitmiş. Büyücü değil mi kardeşim nereye isterse gider :D Oraya karanlığın içine çok değerli ancak karanlığa ait olmayan bir şeyi bulmak için gider. Böyle söyleyeyim de gizemli olsun merak edip okuyun.

Bu kitap da bana kalırsa ilk kitap gibi ikiye ayrılmış. İlk bölüm Tenarın götürülmesi, büyütülüp eğitilmesi ve tek rahibe haline getirilmeye çalışılması . İkinci kısım ise Ged ile karşılaşması , ’Tenar mı yoksa Arha mı? ‘ gibi şeyler ve Ondan sonra gerçekleşen büyyüüüük çook büyüük olaylar.

Aslında kitabın kapağı kitabı çok güzel özetlemiş.

Kitap çok akıcı ve heyecanlı. Rüyalarıma girmeye başladı olaylar . Rüyamda gizemli nesneler saklıyorum gölgeler peşime düşüyor kuşlar beni izliyor felan.

NOT: Bu seriyi metisin YERDENİZ 6 kitap bir ciltte olan kitabından okuyorum. İnceleme kolay olsun diye her kitabın sonunda yapayım dedim. Tek kitap gibi görünüyor ama aslında 6 kitap 936 sayfa. Çok da güzel bir cildi var. Seriyi ilk defa okuyacaklara bu tek cildi tavsiye ederim .
152 syf.
·2 günde
Mülksüzler'le başladığım Le Guin dünyasına farklı bir renk katan Yerdeniz'in ikinci kitabı.Le Guin'in tabiriyle konusu tek kelimeyle cinsellik ama öyle simge yüklü ki ''Le Guin'in tabiriyle'' kalıbı burada anlam kazanıyor. Okurken daha çok fantastik, macera yer yer korku kitabı hissi veren klostrofobik bu kitapta saklı cinsellik benim nazarımda bir kız çocuğunun büyümesi bu süreçte kendini tanıması, kendisiyle çelişerek, savaşarak içindeki kadını bulması, o kadını doğurması. O karanlık labirentler, o depremler, klostrofobik atmosfer bir kadının doğuş sancısı metaforuyla rahmi simgelemiş de olabilir.
Bir solukta okunabilecek bir seri gerçekten Yerdeniz.Le Guin okumaya başlamak içinse güzel bir tercih.

"Öğrenmeye başladığı şey aslında özgürlüğün yüküydü.Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk.Kolay değildir.Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir; bu seçim de zor bir seçim olabilir.Yol, yukarıya,ışığa doğru çıkar; ama yüklü yolcu oraya hiçbir zaman varamayabilir.''
152 syf.
·3 günde·8/10
Seriye ikinci kitap ile devam ederken bu sefer rotamızı Atuan’a çeviriyoruz. Ve kendimizi Tenar’ın hikayesinin içinde buluyoruz.

Tenar, Atuan mezarlarının tek rahibesinin öldüğü saatlerde dünyaya geldiği için ‘seçilmiş’tir. Çünkü tek rahibenin onun içinde tekrar doğduğuna inanılır. Ve böylece ailesinden koparılıp tek rahibe olarak yetiştirilmek üzere Atuan mezarlarına götürülür.

Kitap belli bir noktaya kadar ağır ağır ilerledi. Çünkü uzun bir süre Tenar’ın yani Atuan’daki adı ile Arha’nın büyüme sancılarını, kendisini rahibeliğe hazırlamasını, kim olduğunu bulmaya çalışmasını okuduk. Ne zaman ki hikayeye ilk kitaptaki kahramanımız Ged girdi hikaye olaylar bakımından canlanmaya başladı.

Ged’in gelmesiyle Arha karanlıklar içinde, İsimsizler’in geleneklerine uyarak neye hizmet ettiğini sorgulamaya başlar. Aslında kim olduğunu sorar kendisine. Tenar mıdır yoksa Arha mı ? İçinde karanlık labirentlerde doğan ışığı takip edecek güç var mıdır yoksa bu karanlıklar içinde mahkum olmaya, olduğunu sandığı kişi gibi davranmaya devam mı edecektir ?

Ursula K. Le Guin ilk kitabın konusu için büyümek diyordu ve bunu kitabı okurken fazlasıyla hissediyordunuz. Atuan Mezarları’nın konusu için ise cinsellik demiş. Bu noktada kitaptaki bütün simgeleri anladığımı düşünmüyorum. Sadece Ursula’nın da dediği gibi bunu Tenar’ın yeniden doğuşu, zincirlerini yıkışı, içinde yaşadığı dünyanın yıkılışı ve özgürlüğüne kavuşması üzerinden göstermiş oluşunu anlayabiliyorum.

İlk kitap gibi ikinci kitabı da çok sevdim. Kalemini okurken ayrı bir tat alıyorum gerçekten. Fantastik bir dünyayı böylesine güzel bir şölen içinde yansıtabilmek Ursula’nın kaleminin güzelliğinden geliyor.
152 syf.
·2 günde·10/10
Yerdeniz serisinin ikinci kitabını dün başlayıp bitirdim. Serinin ilk kitabını günlerce bitirememiştim. Ama bir noktadan sonra da akıp gitmişti. Yazarın diline alışık olmadığım için ilk kitabı bu kadar yavaş okuduğumu bu kitapta anladım.

Fantastik türünde bir sürü kitap okudum. Hatta en sevdiğim türlerin başında gelir. Ama bu seriye kadar gerçekten fantastik okumadığımı düşündüm. Yazarın muhteşem bir dili, akıcılığı ve kurgusu var.

Sayfalar resmen elimde akıp gitti çok şaşırdım. İlk kitap gibi günlerce bitiremem diye düşünürken bir gün içerisinde bitirdim. Hatta üçüncü kitabı da alsaydım keşke dedim.

İlk kitap, Büyücü Çevik Atmaca'nın büyümesini anlatıyordu. Yazar kitabı büyümek olarak anlatıyordu arka kapağında. Sonra fark ettim ki ilk kitap benim de büyümemi anlatıyordu. Yazar kendi diline alışmam için kitabını okurken okuyucularını da büyüttü. Ben kendimi öyle hissettim. İkinci kitapta dile tamamen alışmış, kurguyu yaşıyor gibi başladım. Ve harika bir serüvenin içerisine girdim.

İlk kitabın yarısında seriye alışmışım aslında. Ama bunu ikinci kitapta fark ettim. İkinci kitapta bu defa bir rahibe olan küçük Tenar'ın büyümesini anlattı yazarımız. Bu kitabın arka kapağında bir cinsellik temasının olduğunu söylemişti. Cinsellik derken bir kadının doğması, büyümesi, ölmesi ve özgürlüğe kavuşması olduğuna karar verdim. Tenar, kendisini keşfederken bizi daha da çok hikayenin içerisine aldı. Tenar'ı da en az Ged kadar sevdim. Olay örgüsünü, karakterleri, anlatımını, basımını kısacası her şeyi gerçekten çok fazla beğendim.

Üçüncü kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. Yazarı geç keşfettim ama artık bırakmaya niyetim yok.
152 syf.
·Puan vermedi
#kitapyorumum
#atuanmezarlari
#ursulaleguin

* Yine bir çırpıda okunan fantastik, macera dolu bir kitap daha Guin'den. Yerdeniz serisinin ikinci kitabı.
* Hayal gücünün, egzotik diyarların, alegorik anlatımın olduğu masalsı bir kitap Atuan Mezarları. Adı gibi korkutucu değil. Aksine merak uyandırıcı, aklın sınırlarını zorlayan bir eser.
* Konusuna gelince: Arha adı verilen kız beş yaşındayken ailesinden rahibeler tarafından alınır. Çünkü mezarların tek rahibesi öldüğü gün bu kız doğmuştur. Böylece ölen rahibe tekrar dirilip onun bedeninde can bulacaktır.
* Ged adındaki büyücü ( Yerdeniz'i okuyanlar bilir.) bu seride de karşımıza çıkıyor. Macerası bitmemiş, adalardaki barışı sağlayan kaybolmuş Rün sayesinde Arha ve Ged 'in yolları kesişecektir .
* Bir sonraki kitabi cok merak ediyor ve serinin üçüncü kitabını bir an önce okumak istiyorum.
Keyifli okumalar
152 syf.
·10/10
İncelemenin amacı şimdiki Ben’den gelecekte olan Ben’e bir mesajdır. Yazıyı yazarken bile birkaç saniye sonraki gelecekteki Ben’e ulaşıyorum bu da mucizevi bir şey. Tıpkı Tenar’ın -ya da Arha mı demeliydim?- karanlıkta labirentte diğer Ben’ini araması gibi. Sen kimsin? Dünyanın sana öğrettiği kadın mı? Yoksa keşfettiğin kadın mı? Kitapta Tenar da soruyor; ben kimim?

Orada bir merdiven var

Her zaman orada bir merdiven var

Masumca asılı

Geminin kenarlarına yakın…

Aşağı iniyorum…

Batığı incelemeye geldim

Verilen hasarı görmeye ve ortalığa saçılmış hazineleri…

Adrienne Rich- Batık Gemiye Dalmak

Atuan Mezarları Yerdeniz Serisi’nin ikinci kitabı. Bir kadının büyüme hikâyesi. Tenar olarak doğan bir kız çocuğunun Arha olarak hayatına devam edip yeniden Tenar’ı bulması. Doğuş, ölüm, yeniden doğuş. Işık, karanlık ve yeniden ışık.

Doğum sancılı bir süreçtir. Bu, Tenar için biraz daha farklı olmaktadır. Çünkü doğduğu gece geleceğine de yani doğduğu kimliğinin ölümüne de karar verilmiştir. Doğum ve ölümün sancısını aynı anda haber veren bir gece. Tenar doğuştan doğduğu Tenar’ı bırakma zorundalığıyla yazgılıdır. O, doğduğu dünyada Tenar olarak değil, Atuan Mezarları’nın Baş Rahibesi olan Arha olarak kabul görecektir. Altı yaşında ismi elinden alınarak yutulmuş anlamına gelen Arha ile birlikte Tenar karanlık bir labirentte ölü bir dünyada yok olmaya itilmektedir. Yutulmaktadır ve o yutulduğu yere “senin toprakların, bu labirent sana ait” denmektedir. Bu kutsal yer sana ait ve oraya erkekler giremez. Orada bazı bölümlerde ışık yakılamaz. Oraya girmeye çalışan herhangi bir adam veya kadın gazaba uğrayarak öldürülecektir.

Arha zamanla labirenti ve labirentin barındırdığı karanlığı benimsemekte ve kendini alıştıra alıştıra bu labirentte gezintilere çıkmaktadır.

“…kendi topraklarında sistemli bir keşif gezisi sürdürüyordu.” (Sayfa 62)

Topraklarında keşif gezilerine çıktıkça labirentin yorucu ve kafa karıştırıcı, aynı zamanda büyük bir tuzak olduğunu fark eden Arha günün birinde ışığın yasak olduğu karanlıkta bir ışık görmektedir, kadim karanlığın bir zaferle içinden çıktığı bir ışık, üstelik bir erkek elinde…

“…hiçbir erkeğin ayağı Mezarlar’ın toprağına, Kutsal Yere değmemeliydi. Ama yine de buraya, Mezarlar’ın kalbi olan bu oyuk yere gelmişti. Buraya girmişti. Işığın yasaklanmış olduğu, dünya durduğundan beri hiç ışık görmemiş yerde ışık yakmıştı.” (Sayfa 66)

Arha’nın karanlık iç dünyasına artık bir erkek üstelik ışıkla misafir olmaktaydı. Işık ona karanlıkta olanları göstermişti. Karanlıkta var olanları… Arha’nın görünce dehşete düşeceğini düşündüğü oysa ki bir güzellik ve gizeme yerini bıraktığı iç dünyası…

“Gönülsüz, kayıtsız, niyetsiz, hatta umutsuz olsanız bile; istemeseniz, değersiz bulsanız, hazırlıksız olsanız bile tesadüfen hazineye takılıp tökezlersiniz.” Clarrissa P. Estes

Arha, bu korku ve endişe ile adama gidip yok olmasını talep etti.

“Korkulan şey güçlendirebilir, iyileştirebilir.” Clarissa P. Estes

Arha, aynı zamanda korktuğuna çekilmeye de başladı. Ruhuyla, aklıyla, düşünceleriyle, labirentiyle… Normalde ölüme terketmesi gereken adamı ölüme terkemedi. Fakat içerisinde var olan Labirent’in Rahibesi rolünden de vazgeçemiyordu. Kendisine öğretilen kadınla, ışıkla beraber zihninde yanan kadın arasında gidip geliyordu.

“Adam karanlığın daha derinlerine gitmişti; ölümü ondan daha iyi biliyordu, ölümü bile… İçinde ona karşı bir nefret kabardı, bir an için bu duygu onu boğdu. Neden orada o kadar biçare ve o kadar güçlü oturuyordu? Neden onu mağlup edemiyordu?” (Sayfa, 93).

Arha, labirente daha sık gitmeye ve adamla sohbetler etmeye başlar. Onu ölüm tehdidiyle yaşama, yaşamı da adamla kendine bağlamaktadır. Sohbetler sırasında adam Arha’ya gerçek kendini gösterirken Arha gerçek kendinden kurtulmaya çalışırken adamdan gerçek kendini talep etmektedir. Kendini reddeden karşısındakini nasıl görebilir?

“Önce uzaklaştırılır ve kovulur. Sonra tesadüfen ondan korkan biri tarafından yakalanır. Cansızmış gibi görünen bir durumdan hayata geri dönmeye başlar; yemek yer, onu yukarı çıkarandan içer, onun yüreğinin gücüyle, onunla… ve kendisiyle yüzleşmenin gücüyle kendini dönüştürür.” Clarissa P. Estes

Adamı labirentte bulduğu ve onu labirente hapsettiği sırada Arha adamın boynunda olan bir kolyeyi çekip çıkarıp kendi boynuna asmıştı ve uzun süre ne bunun anlamı için adama sorular yöneltti ne de o tılsımı gizli gizli göğsünde taşıdığından bahsetti. Daha sonra bu yarım gizemin sırrını öğrendi.

“Şimdi sende benim yarım halkam, bende de senin yarım halkan var. Bırak da halka tamamlansın.” (Sayfa 115, 121)

Arha’yı, yaşadığı karanlık yaşamdan çıkaran ve ona ışık olan adam yani -Ged-. Yarısı. Eril ve dişil enerjinin bir araya gelmesiyle doğan yaşam… Arha’nın ölüp Tenar’ın doğuşu…

“…bana ihtiyaç duyduğum ölümü ver…” Rosario Castellanos

Dişil ve eril enerji… Birbirini tamamladığında erkek ve kadında dönüşümler başlar. Başka’da kendini bulma, kendinden vazgeçip kendini bulma…

Atuan Mezarları, bir kadının büyüyüşünü anlatırken dönüşüm ve farkındalığında erkeği de devreye sokarak tamamlanma ve dengeyi kusursuz bir şekilde okuyucuya anlatmaktadır.

Ursula iyi ki var…

…ve kendime kitaptan not…

“Sen sarıp sarmalanmış, üstü örtülmüş, karanlık bir yere gizlenmiş bir fener gibisin. Yine de ışığın parıldıyor; ışığını söndürememişler. Seni gizleyemiyorlar. Işığı bildiğim gibi, seni bildiğim gibi, senin ismini de biliyorum Tenar.”

İyi ki var olmuş Ged…
152 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Ursula K. Le Guin…

Uzattığı eli tutarsanız sizi bir labirentin ortasına çeker. Buraya vardığınızda öncelikle nereye geldiğinizi anlamaz, kafanız labirentin büyüklüğünden dolayı karışır. Daha sonra kendiniz olmaktan çıkıp bir büyücü, sihirbaz ya da gizemi çözmek için görevlendirilmiş kadim güçlere sahip biri gibi hissedebilirsiniz.

Öyle bir labirenttir ki bu içinde yer alan simgeleri çözdükçe içinden çıkmak istemezsiniz; keyif verir ancak anlamlarını kavradıkça çıkışa da yaklaşmış olursunuz. Ve en sonunda labirentten çıkmayı başardığınızda büyülü güçlerinizi kaybeder dünyaya geri dönersiniz ama sihir kalbinizde çoktan yeşermiş olur.

Keyifli okumalar dilerim.
152 syf.
·11 günde
Spoiler içerir.

Çok geç keşfettiğim bir yazar Ursula K. Le Guin. Çocukken ya da ergenlikteyken tanışmak isterdim. Buna rağmen anlattıklarını, hangi yaşta olursam olayım sevecekmişim gibi geliyor.

Her kitabının kapağı başka bir dünyanın gerçekliğine açılan bir kapı. Daha ilk cümlelerini okurken farklı bir havayı soluduğunuzu hissediyorsunuz. Biraz karanlık, biraz mistik, fantastik bir dünya. Yerdeniz. Tüm kitaplarını okumasam da bu seride beni en çok etkileyen şey Yerdeniz' in ta kendisiydi. Belki kadim dildeki isimlerdir hikayeyi böyle güçlü kılan.

Mezarlar, labirentler, tapınaklar arasında karanlıkla ve yalnızlıkla geçiyor Tenar' ın yaşamı. Işığa ve denize hasret ama onların ne olduğunun bile farkında değil. Hikayenin güçlü yönü de tam olarak bu(Ged'in hikayesinde de bu böyleydi): o tapınaklar, mezarlıklar, ışık ve deniz bizim için ne anlam ifade ediyor. Simgelerle dolu kitap okumanın en güzel yanı hiç kimsenin aynı kitabı okumamış olması. Gerçi hiçbirimiz aynı kitabı okumuyoruz fakat böyle kitaplarda daha çok kendini gösteriyor bu farklılık.

Hani Tolstoy' un bir sözü vardır. "Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir."
Ursula' nın hikayelerinin ana konusu yolculuk zaten. Lakin onun hikayeleri doğumla başlıyor. Ve kitap bittiğinde bakıyorsunuz ki asıl hikayeye daha yeni geçmişsin. Böyle olması mükemmel.

İlk kitabı daha çok sevmeme rağmen bu kitabı da sevdim. Beklentilerimi elbette karşıladı. Mutlaka ama mutlaka bir kitabını olsun okumalısınız.
152 syf.
·2 günde
Serinin ikinci kitabıydı, bu seferde bir kızın yani Tenar'ın büyümesi anlatıldı. İlk kitaba göre biraz hafif kalmış fakat Tenar ve Ged buluştuktan sonra güzelleşti.. Yazarın deyimiyle kitabın asıl konusu cinsellikMiş ama ben göremedim. Kitapta simgeler olduğu söyleniyor, kitap bir kadının büyümesini anlattı. Aslında düşününce hafiften raylar yerine oturuyor ama ortada aşikar bir şey yok. Seriye devam edeceğim tabi ki siz de başlamalısınız bence güzel fantazya. Herkese iyi okumalar :)
Okurken bu müziği dinledim oldukça hoş geldi: https://www.youtube.com/...CjefN4lQ&t=2709s
152 syf.
·7 günde·8/10
Yerdeniz serisinin ikinci kitabı ile karşınızdayım. Çevik Atmaca'nın(adını söylemek haddime değil isimler çünkü çok özel bu evrende ) hikayesi devam ediyor. Bu kitapta başlangıçta ilk kitaptan çok farklı bir hikaye okuyorum gibi oldu. Çünkü bambaşka bir karakter çıktı karşımıza, bambaşka bir mekan ve ana karakterimizin adı bile geçmedi kitabın ortalarına kadar. Ama bu demek değil ki bu hikaye bizi sıktı, akıcı değil veya güzel değil. Tam tersine bambaşka bilgiler edinip evrene daha çok dahil olduk. Ursula ablamızın dili yine şahaneydi. Bazı bölümlerde karanlığı iliklerimde hissettirdi bana. Serinin ilk kitabında olduğu gibi yine akıp gitti. Seriye dair olumsuz olarak söyleyebileceğim -aslında tam olarak olumsuzluk da değil- tek şey bir büyük olay eksikliği yok gibi geldi bana. Yani Yüzüklerin Efendisi'nde Yüzüğün yok edilmesi gibi bir büyük çaplı, o dünyayı tamamen etkileyecek bir olay yok gibi. Belki devam kitaplarında olacaktır bir şey diyemem. Tabi bu seriyi kötü anlamda etkilemiyor bence. Ama çoğu zaman böyle olaylara alıştığımız için yine bir göz aramadı değil. Bunun dışında bu kitap hakkında çok fazla şey söylenebilir tabi ama kısa kesmek daha iyi olacaktır. Seriyi okuyanlar büyük bir olay konusunda spoiler vermeden aydınlatabilirse güzel olur.
… eğer bana ihtiyacın olursa, beni çağır. Gelirim. Beni çağırırsan, mezarımdan bile çıkar gelirim …
Ursula K. Le Guin
Sayfa 141 - Metis Yayınları - 8. Basım
"Sen sarıp sarmalanmış, üstü örtülmüş, karanlık bir yere gizlenmiş bir fener gibisin. Yine de ışığın parıldıyor; ışığını söndürememişler. Seni gizleyemiyorlar."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atuan Mezarları
Alt başlık:
Yerdeniz Üçlemesi 2
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420716
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Tombs Of Atuan
Çeviri:
Çiğdem Erkal İpek
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Atuan Mezarları
The Tombs of Atuan
"Atuan Mezarları'nın konusu tek kelimeyle söylemek gerekirse cinselliktir. Kitapta bir sürü simge var, tabii ki yazarken bunları bilinçli bir şekilde çözümlemedim; bu simgelerin hepsi cinsel simgeler olarak okunabilir. Daha açık söylemek gerekirse kitabı bir kadının büyümesi olarak okuyabilirsiniz. Temalar, doğum, yeniden doğum, yıkım ve özgürlük."

Kitabı okuyanlar 1.273 okur

  • Sümeyra Kastanbolu
  • Fatih
  • kargalarin_tanrisi
  • özlem açıkgöz
  • Calciumhydroxide
  • Emrecan
  • Burak Türk
  • Pers
  • Gamze Gürses Şahin
  • SY48

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%4.2
18-24 Yaş
%15.8
25-34 Yaş
%28.5
35-44 Yaş
%32.7
45-54 Yaş
%9.7
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.9
Erkek
%38.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.6 (129)
9
%23.8 (100)
8
%27.8 (117)
7
%12.8 (54)
6
%3.6 (15)
5
%0.5 (2)
4
%0.2 (1)
3
%0.2 (1)
2
%0.2 (1)
1
%0