Avrupa'yı Taşralaştırmak Postkolonyal Düşünce ve Tarihsel Farklılık

·
Okunma
·
Beğeni
·
118
Gösterim
Adı:
Avrupa'yı Taşralaştırmak Postkolonyal Düşünce ve Tarihsel Farklılık
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
356
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054238767
Çeviri:
İlker Cörüt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Dipesh Chakrabarty, siyasal modernlik, yani yönetim, bürokrasi ve kapitalist girişim olgusu hakkında düşünmenin, dünyanın hiçbir yerinde, Avrupa kökenli kategorilere ve kavramlara başvurmadan mümkün olamadığına dikkat çekmektedir. Chakrabarty; vatandaşlık, devlet, sivil toplum, kamusal alan, insan hakları, kanun önünde eşitlik, birey, kamusal ve özel ayrımı, özne fikri, demokrasi, halk egemenliği, sosyal adalet, bilimsel rasyonalite gibi kavramların Avrupa tarihinin ve düşüncesinin yükünü taşıdığını vurgulamaktadır. Ona göre, sosyal bilimlerin yapısını şekillendiren Batılı filozof ve düşünürlerin kuşaklar boyunca ürettikleri bütün insanlığı kapsayan teorileri, insanlığın önemli bir bölümünü –yani Batı-dışı kültürlerde yaşayanları– kısmen ve hatta bazen tamamıyla dikkate almamıştır. Bu durumun farkında olan Avrupalı filozoflar her zaman bu tavrı teorik olarak meşrulaştırmanın yollarını aramıştır. Üçüncü Dünya sosyal biliminin gündelik paradoksu, bünyevi olarak “biz”den habersiz bu teorileri kendi toplumlarını anlamak için çok kullanışlı bulmasıdır.

Chakrabarty Modern Avrupalı âlimlerin ampirik olarak cahili oldukları bu toplumlar hakkında kehaneti andırır öngörülerde bulunma hakkını nereden aldığını sorgulamakta, Avrupa merkezli bakışı iade etmek üzere Avrupayı taşralaştırmaya ve ya merkezsizleştirmeye çalışmaktadır.
İlyas Ateş
İlyas Ateş Avrupa'yı Taşralaştırmak Postkolonyal Düşünce ve Tarihsel Farklılık'ı inceledi.
356 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10 puan
Dpesh Chakrabarty siyasal modernlik yani yönetim bürokrasi ve kapitalist girişim olgusu hakkında düşünmenin dünyanın hiçbir yerinde Avrupa kökenli kategorilere ve kavramlara başvurmadan mümkün olamadığına dikkat çekmektedir. Chakrabarty; vatandaşlık devlet sivil toplum kamusal alan insan hakları kanun önünde eşitlik birey kamusal ve özel ayrımı insanlığı kapsayan teorileri insanlığın önemli bir bölümünü yani Batı-dışı kültürlerde yaşayanları kısmen ve hatta bazen tamamıyla dikkate almamıştır.
Kapitalin ilk cildinde Marx, kendi "emek" kategorisinin ma hiyetini göz önüne sermek üzere işçinin "sesi" olarak adlandırdığı bir retorik manevraya başvurur. Bu ses, "işçi" ve "emek" kategorilerinin bizim mantıksal olarak "gündelik olanla" ilişkilendirdiğimiz toplumsal ve psişik süreçlerden nasıl soyutlandığını göstermektedir. Bu ses, yaşı, çocukluğu, sağlığı, takatı tarihsel olarak özgül, çeşitli yaşlanma, çocuk olma, sağlıklı olma deneyimlerinden yalıtılmış psişik ve fizyolojik kategorilere indirger. Marx'ın "işçi" kategorisi, iç gözlemsel olan bir sesle, kapitaliste, "Yaşlanmayla vs. ortaya çıkan doğal gerilemeyi bir kenara bırakırsak... yarın da bugün sahip olduğum güç, sağlık ve dirilikle çalışabilmeliyim" diye seslenir. Bu soyutlama, "duyguların," soyutlanmış emekçi ve kendisi de bir soyutlama figūrü olan kapitalist arasındaki hayali diyaloğun bir parçası olmadığı anlamına gelmektedir. "Vicdanınıza sığınmadan... normal uzunlukta bir iş günü talep ediyorum. Bilirim ki paranın sözünün geçtiği yerde duyguların yeri yoktur."
"Baska bir toplum yapısı önermek, Doğada ya da Akılda “temellendirilemeyecek", tartışma ve muhakemeye tabi olan siyasal bir proje ve hedef meselesidir. Insanlar özgür ya da köle olarak doğmazlar, tıpkı eşit ya da üstün doğmadıkları gibi. Onları biz (kendimizi biz) özgür ve eşit kılarız."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Avrupa'yı Taşralaştırmak Postkolonyal Düşünce ve Tarihsel Farklılık
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
356
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054238767
Çeviri:
İlker Cörüt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Dipesh Chakrabarty, siyasal modernlik, yani yönetim, bürokrasi ve kapitalist girişim olgusu hakkında düşünmenin, dünyanın hiçbir yerinde, Avrupa kökenli kategorilere ve kavramlara başvurmadan mümkün olamadığına dikkat çekmektedir. Chakrabarty; vatandaşlık, devlet, sivil toplum, kamusal alan, insan hakları, kanun önünde eşitlik, birey, kamusal ve özel ayrımı, özne fikri, demokrasi, halk egemenliği, sosyal adalet, bilimsel rasyonalite gibi kavramların Avrupa tarihinin ve düşüncesinin yükünü taşıdığını vurgulamaktadır. Ona göre, sosyal bilimlerin yapısını şekillendiren Batılı filozof ve düşünürlerin kuşaklar boyunca ürettikleri bütün insanlığı kapsayan teorileri, insanlığın önemli bir bölümünü –yani Batı-dışı kültürlerde yaşayanları– kısmen ve hatta bazen tamamıyla dikkate almamıştır. Bu durumun farkında olan Avrupalı filozoflar her zaman bu tavrı teorik olarak meşrulaştırmanın yollarını aramıştır. Üçüncü Dünya sosyal biliminin gündelik paradoksu, bünyevi olarak “biz”den habersiz bu teorileri kendi toplumlarını anlamak için çok kullanışlı bulmasıdır.

Chakrabarty Modern Avrupalı âlimlerin ampirik olarak cahili oldukları bu toplumlar hakkında kehaneti andırır öngörülerde bulunma hakkını nereden aldığını sorgulamakta, Avrupa merkezli bakışı iade etmek üzere Avrupayı taşralaştırmaya ve ya merkezsizleştirmeye çalışmaktadır.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Nisan’s reads
  • İlyas Ateş
  • Ali Aktaş
  • Mâverâî
  • Malayani

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0