·
Okunma
·
Beğeni
·
27.672
Gösterim
Adı:
Ay Işığı Sokağı
Baskı tarihi:
10 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052280669
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Romans Yayınları
Fransa’nın bir liman kentinde, ay ışığının aydınlattığı liman şehrindeki sokakları keşfederek geçiren kahramanımız tesadüfen bir lokale girer. Lokalde bulunan kadın garson kendine de bir bira sipariş eder ve sahte bir sırnaşmayla kahramanın yanına oturur. Kadın, lokale gelen başka bir müşteriye ise oldukça kaba davranmakta, ona hakaretler savurmaktadır. Bu durumdan rahatsız olan kahramanımız lokalden çıkıp uzaklaşmaya başlar. Hakarete uğrayan adam, kahramana yetişip esrarengiz hikâyesini anlatmaya başlar.
80 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Kitap beş kısa öyküden oluşmaktadır.İlk öykü kitaba adını vermiştir.Öyküler ızdırap,intihar,hırs,sevgi genel olarak üzüntü temalıydı.Olay analizleri , betimlemeler her zamanki gibi güzeldi kendinizi olayların içinde hissediyorsunuz yine güzel bir esere imza atmış Zweig ve yine insanların iç dünyalarındaki duygulara hislere güzel değinmiş.Çok daha iyi eserlerini okuduğum için bu biraz basit kaldı.
80 syf.
·2/10
Bence bu kitabı okumadan ölebilirsiniz: https://youtu.be/cw421oNbC14

Zweig'ı merak eden ve kitaplarıyla tanışmak isteyen okurlar için Zweig'a başlamak açısından doğru bir tercih olmayacak kitaptır.

Bugüne kadar neler okuduk?
Olağanüstü Bir Gece'de, yapay heyecanların doğal olanına doğru evrimini, hırsızlık idini ve insanın ruhsal devinimini,
Gömülü Şamdan'da, kutsal bir nesne için çıkılan yoldan insanın tinsel arayışına doğru tümevarım yapılabilecek bir süreci,
Mecburiyet'te, savaş ve aşk dilemmasının mecburiyet kavramı dahilinde karşılaştırılmasını,
Bir Çöküşün Öyküsü'nde, devletler gibi aynı şekilde ruhsal olarak dibe vurabilecek insanoğlunu,
Amok Koşucusu'nda, hedeflere koşulan yerlerin gerçekten de koşup koşmamaya değip değmeyeceğini,
Korku'da, korkmaktan bile korkan hale getirilen insanların trajikomik durumunu,
Yakıcı Sır'da, psikoloji bilimindeki neredeyse bütün savunma mekanizmalarını,
Mürebbiye'de, özellikle de Kadın ve Yeryüzü adlı en sevdiğim novellasında, doğa olaylarıyla insan ilişkilerinin paralelliğini,
Satranç'ta, siyasi bir temel altında rütbe hiyerarşisinden ve katı kurallardan beslenen bir olay örgüsündeki kazanma arzusunu,
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'te, yine ülkelerin siyasi ilişkileriyle paralellik kurulabilecek insanlarla birlikte onların kumar arzusunu ve cevapları aranan soruları cevapsız bırakmama hırsını,
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda, esas güzelliğin bilindik ve daha çok tanıtılması gereken sevgilerde değil gizli ve bilinmeyen olarak kalanlarda olduğunu,
Biyografilerinde Balzac, Dostoyevski, Dickens, Montaigne, Stendhal ve Tolstoy gibi isimleri gördük.

Ay Işığı Sokağı'nda ne var derseniz, bu soruyu cevaplayamam. Fakat Ay Işığı Sokağı'nda ne yok derseniz, yukarıda yazdığım temalardan neredeyse hiçbiri kullanılmamıştır.

Bir zamanlar epey tutkulu bir Zweig okuru olmama rağmen bu kitaptaki novellalardan hiçbiri üstte yazdığım kitapların çizgisine erişemez, ne heyecan ne sürükleyicilik ne süreç ne de bitiricilik açısından.
80 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Dikkat spoiler içerir.Yazar eşiyle birlikte intihar etmiş, hayatı böyle sonlanmış. Bu kitapta beş hikaye var ve kahramanları da ya intihar ettiler ya da öldürüldüler. Bu ne yaman çelişki.
80 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Stefan Zweig'den dramatik beş kısa öykü içeren bir kitap.
Zweig bu kitabında yer alan kısa öykülerinin her birinde farklı yapıdaki bir kişinin hikayesini anlatmaktadır.

Kitaba ismini veren birinci öyküde, eşinin terk ettiği bir kocanın, ''Leporella'' isimli öyküde kimsesiz büyümüş bir hizmetçi kadının, ''Nişan'' isimli öyküde savaş yaptığı ülkede tek başına kalmış bir albayın, ''Leman Gölü Kıyısında'' adlı öyküde, ülkesine dönmek isteyen eski bir askerin, ''Avare'' isimli öyküde ise bir öğrencinin dramatik hikayeleri anlatılmaktadır. Tabii ki bütün öyküler Zweig'e özgü bir uslupla yazılmış olup dramın bütün özelliklerini insanın içine işletmektedir.

Yazarın diğer kitapları gibi beğenerek okuduğum bu kitabının da, okunmasını tavsiye ederim.
80 syf.
·1 günde·5/10
Stefan Zweıg yazarının okuduğum ilk kitabı oldu.
Kitap 5 ayrı bölümden(hikâyeden) oluşmakta.
-Ay Işığı Sokağı
-Leporella
-Nişan
-Leman Gölü Kıyısında Olay
-Avare

Stefan Zweıg'in bu kitabını çok büyük bir beklentiyle okumuştum. Ama öyle olmadı. Ya da ben mi beğenemedim..
Hikayeler az çok da olsa iyiydi.
Ama yazarın diğer kitaplarını merak ediyorum. Merek ettiğim diğer kitapları hakkında, incelemelerini, alıntılarını okudum. Onları beğendim güzel buldum.
Her şeye rağmen akıcı bir kitaptı.
Kitabı tavsiye etmekle ve etmemekle kararsız kaldı. Tamamen size bırakıyorum. Okuyacak olanlara keyifli okumalar..
80 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Zweig Zweig Zweig,
Yazarın namı almış başını gidiyordu ve bende kitaplarını satın alırken bu kitabını da aldım.
Daha okuma fırsatı bulamamıştım ama
"Stefan Zweig Okuma Etkinliği"ni görünce katılayım dedim.
Yazarla tanışmaya ilk önce Satranç ile başlıycam diye düşünüyordum lakin ablam başka bi şehire gittiğinden ve aldığım Zweig kitaplarınıda yanında götürdüğü için elimde sadece O Muydu? Ve Ay Işığı Sokağı adlı kitapları vardı...
"O muydu?"yu daha önce okuduğum için sadece bunu okuma imkanim vardı. Neyse çok uzattım
İnce bi kitap hemen okur bitiririm diye düşündüm. Lakin okurken pek oyle olmadı
Ama beklentimin altında kaldı.

Kitap 5 kısa öyküden oluşuyor ve adını da ilk öyküden alıyor...
Şuraya bi iki alıntı sıkıştırayım...
•"... duygunun mutlu ve özgür bir biçimde dışa vurumu olan gülmek, Tanrı'nın bilinçsiz canlılarından esirgenmişti."
•"... öyle ya, kim dönüp kendi gölgesine bakardı ki?"
(...)
Spoiler vermiyim

Zweig okumak isteyenlere duyrulur:
İlk defa okuyacaksanız bununla başlamayın(bence).
Ama bu roman beklediğim gibi değildi diye
Zweig okumayı bırakacak değilim. Tabi ki diğer eserlerini de ilk fırsatta okuyacağım...

Sağlıcakla ve kitapla kalın.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10·
Okuması kolay sindirmesi zor... Sanırm Zweig kitapları için doğru tabir budur. Akıcı, kısa, çekicidir ama bir o kadar da balyoz etkisi yapar okuyucuya.
Bu kitabında birbirinden sarsıcı ve karakterleri aynı sonda buluşturan beş öykü mevcut. Onların içeriğini açıklamayacağım ama en sevdiğim öykü 'Leporella' oldu. Kime kızacağımı, kime üzüleceğimi bilemedim ama sonunda göz yaşlarımı tutamadım. Hoş her bir öyküsünde hem herkes hatalı hem de hepsi kendince haklı. Hem suçlu, hem masum. Ama en çok yara alanlar, yürekten darbe yiyenler dayanamayan olanlar...
Daha da anlatmayayım çünkü bundan sonra spoiler vermeden zor.
Ne diyebilirim hangi yaşta olursanız olun, hangi tarzı seviyor olursanız olun farketmez; mutlaka Zweig kalemi ile tanışın. Öykü seviyorsanız da bu kitabını kesinlikle okuyun.
80 syf.
·Beğendi·10/10
Psikoloji okuyanlar ya da merakı olanlar zweig'ı okumalı...
Stefen zweig yine gerilim ve Soğuk duş etkisi sonlarla karşımızda, iyi bir betimleme tasvir ve adeta yüz hatlarını sanki gerçekmişçisine çizen bir ressam edası var.
betimlemelerinde birçok duyguyu basit kelimelerle insanın ruhuna dokundurur adeta, hikayeyi canlandırır birden fazla duyularla 10D film etkisi yapar, hissettirir.
hikayeye gözlemlerle başlar donuk bir anlatımı vardır Bunu bizim edebiyatımızda daha çok Sabahattin Ali ye benzetirim ama Sabahattin Ali cümlelerinde ve anlatımında üslubunda bir sıcaklık vardır. Zweig da ise anlatım hafiften soğukluğa bırakır. Hatta gerilim arttıkça soğuk terler dökersiniz
Hikaye Kahramanları'nda hep şöyle bir etki vardır bilinçaltı kişi kendini değiştirse de bu hemen olmayacağından kelimeleri onu ele verir daha çok buna dil sürçmesi deriz. Bunu kullanır.
İnsanların Değer yargılarına karşı bir ezme politikası güder. Gurur yalvartma insana ait duygulara karşı sadistleşme.
İlk iki hikaye bana amok koşucusunu hatırlattı; çünkü amok koşucusunda da şöyle bir durum vardı pişmanlık etkin pişmanlık adeta yalvarır casına üstünü başını yırtarcasına pişmanlık işte Ay Işığı Sokağı ve loperalla hikayesindeki pişmanlığın verdiği derbederlik konu edinir.
Ve ani dönüşler.krizler. Şaşırmalar ne yapacağını bilememeler... korkular ve suç ortagını görmeme... ondan nefret etme...burjuvadaki asalet ve kibir hizmetçinin uşaklığı köleliği robotlaşması efendinin tanrılaştırılması, sınıflar arası mesafe...
Duyguların aşırılığından ortaya çıkan hatalar...
Ani bir şekilde kahramanın öldüğünü söyleme ya da nesnenin intiharı gibi basit sıradanmışçasına dillendirme.
Zweig okudukça soğursunuz.. :))
80 syf.
Yıla girerken Stefan Zweig okuyacağım bu sene diye iddialı bir giriş yapmıştım, sanırım sonra o iddiam azcık söndü ama bu kitap ile birlikte okuduğum 3. Stefan Zweig kitabı, diğer ikisine bakarak sönük bulsam da çok beğendim. Kitabı bana hediye eden felsefik'ciğime (Merve Nur/Duvar/) teşekkür ediyorum onun sayesinde bir Stefan Zweig daha okumuş oldum. Oldum da başıma bu kitap yüzünden neler geldi neler... Her neyse... Benim için her zaman değerli olacak bu kitabımı da hediye kitaplar kategorime kattım, baktıkça kitabı okurken başıma gelenler ve kitabı hediye eden güzel arkadaşımı anacağım... Neyse giriş kısmı çok uzadı sanırım gelelim Kitabımıza;

Stefan Zweig'in güçlü kaleminden yine ters köşe yapacak şekilde yazdığı 5 güzel öykünün bulunduğu bu kitapta sanki Zweig içindeki ruh halini dışına yansıtmış hatta sanki demek bile fazla belki de. Karakterleri için tek tek kendi sonunu yazmış, bazılarını ise öldürtmüş. Karşılaştırma yapmak istemesem de elimde olmadan yapıyorum sönüktü ama kesinlikle okuduğuma pişman değilim, okurken etkilendim ama etkisinde kalmadım, öyle güzel bir okumaydı, Zweig'den soğumadım fırsat buldukça Zweig yılını devam ettireceğim...
Keyifli okumalar =)
80 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Stefan Zweig'in elimde bulunan son kitabıydı. Yine akıcı ve sade bir dille yazılmış; 5 farklı hikayeden oluşan bir kitap. Diğer kitaplarına nazaran bazı hikayeler oldukça kısaydı. En beğendiğim hikaye ise Leporella oldu. Kurgusu ve özellikle son kısmı gerçekten mükemmeldi. Herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
56 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Satranç, Bir Kadının Bilinmeyen Mektubu, Amok Koşucusu ve Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat kitaplarındaki o heyecan ve merak duygusu yazarın bu kitabında eksik. Tema biraz daha farklı. Daha basit yazmış ama bu değersiz yazdığı anlamına gelmez.
Ay Işığı Sokağı, çok kısa bir öykü olmasıyla birlikte, aslında o inceliğine rağmen o kadar çok şey anlatmış ki yazar. Tek bir olay üzerinden aslında pek çok noksanlığa değinmiş ama spoiler vermek istemiyorum.
Şunu söyleyebilirim:

Öyküde söz edilen kadına asla kızamayacak, neredeyse şefkatle onu sarmak isteyeceksiniz...

Kesinlikle okumalısınız.
"Peki ne yapayım ben,bayım?Kalamam buralarda! İnsanlar beni anlamıyorlar,ben de onları anlamıyorum."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ay Işığı Sokağı
Baskı tarihi:
10 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052280669
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Romans Yayınları
Fransa’nın bir liman kentinde, ay ışığının aydınlattığı liman şehrindeki sokakları keşfederek geçiren kahramanımız tesadüfen bir lokale girer. Lokalde bulunan kadın garson kendine de bir bira sipariş eder ve sahte bir sırnaşmayla kahramanın yanına oturur. Kadın, lokale gelen başka bir müşteriye ise oldukça kaba davranmakta, ona hakaretler savurmaktadır. Bu durumdan rahatsız olan kahramanımız lokalden çıkıp uzaklaşmaya başlar. Hakarete uğrayan adam, kahramana yetişip esrarengiz hikâyesini anlatmaya başlar.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları