Ay Tiradı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.030
Gösterim
Adı:
Ay Tiradı
Baskı tarihi:
13 Kasım 2018
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054498703
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Ay, yanaklarıma tuzlu damlalar serpiyor. Orman perileri ipekten kanatlarını saklıyorlar rüzgârlarını esirgemek için. Umudumu kaybetmedim. Biliyorum susuzluktan yere düşeceğim anda fışkıracak hayat. Buz gibi sular yüzümden süzülüp bir ark açacak kendine ve gitgide yatağını genişleterek önce bir dereye sonra bir ırmağa dönüşecek. Bir yaz gecesi, bir ormanın derinliklerinde başlayan yolculuğumun yine bir yaz gecesi bir denizin eteklerinde nihayet bulması için dua etmeliyim. Kaç ırmak denize varmadan gökte bulmuştur kendini.
126 syf.
Sevgili Ali Ural ile tanışmam "Posta Kutusundaki Mızıka" eseri ile olmuştu.Beni tam manasıyla tanımlayan eser hangisi derseniz, hiç şüphesiz bu eser derim tekniğine vs.takılmadan.İnce detaylarla yaşamımıza şıklık katıyor çünkü bu eser.
Etkinlik yazarı tanımam için müthiş bir katkı sağlamış oldu.Bu eserle birlikte 6.kitabimi okumuş oldum.Etkinlikler her daim apayrı bir lezzet veriyor bana.Birlikte okuma,birlikte yorumlama firsatıyla aktif okumaya geçerek, okuma eylemi daha bir canlılık kazanıyor.Aynı zamanda etkinlikler vesilesiyle bir yazarın aynı anda birçok eseri hakkında fikir edinebiliyor,hangisini okumamız hususunda daha kolay karar verebiliyoruz.Türler konusunda az çok bilgi sahibi olabiliyor,tercihlerimizi ona göre yapabiliyoruz.İste 1k'nın en büyük faydalarından birisi de bu!

Gelelim Ay Tirad'ına.Ansızın nedense çokça beğeneceğimi düşünerek, büyük bir heyecanla esere başlamış oldum.Sıcacık, tazecik,buhurdanlığı henüz üzerinde tüten bu eser tatlı bir uyanış hissiyle kalbimin yaslandığı,sarıp sarmalandığı bir yenilik ambalajı içinde müthiş bir ikram oldu latifelerime.Evet bazı eserler öze dokunur ya,işte sol yanıma yapılan cerrahi bir ameliyat nevinden sadece bir kereliğine başrolünü oynayabileceğim ömrüme ikinci bahar misali yepyeni bir diriliş ,yepyeni bir uyanış vesilesi oldu adeta.

Yazar diğer eserlerinden farklı bir metod izlemiş bu eserde "tirad" seçiminin kullanımıyla.İlk defa böylesine bir tür okumuş oldum.Yazar "uzun ve kesintisiz düşünme ve konuşma" seçeneğiyle konular arasında bağlantıyı koparmadan, art arda olaylara devam ederek, vermek istediği mesajı sürdürerek amaçladığı tiradını sonlandırıyor.

Gayet farklı ve güzel olmuş.İnsan ömrü de öyle değil midir nihayetinde.Yolculuktayız ileriye doğru, kesintisiz devam eden yolculuklar...Ancak yoldaki geçici güzelliklere kapılıp,esas güzergahımızı unutuyor oluşumuz, asıllarını terk ediyor oluşumuz varmak istediğimiz yere bir türlü götürmüyor bizleri.Sadece ömrümüzü malayaniyatla zayi etmekten başka elde avucumuzda hiçbir şey kalmıyor.Yanımıza kıyafet,azık nevinden bavulumuza aldığımız ihtiyaçlarımız yetmiyor bizlere.Bundan dolayı hem dünyadaki yolculuk hem de dünyadan yolculuk için Efendimiz'in (sav) Ebu Zerr'e nasihati misali azığımızı tastamam yanımıza almalı.Hani yolculuğa çıktığımız zaman gerek yazlık gerekse de kışlık nevinden ne olur ne olmaz her türlü ihtimali hesaba katarak, yolculuk hali diyerek önümüzü görememenin endişesi içerisinde her ihtiyacımızı tedarik etmeye çalışırız ya onun gibi.Bundan dolayı yol boyunca bizlere lazım olmayacak yüklerin boş yere hamallığını yapmamalı.Önümüzdeki zorlu engelleri,sarp yokuşları düşünebilmeli bir insan.Belimizi bükecek ağırlıklarla asamayız o uzun mesafeleri.Cehennem’e yakıt olacak bütün dünyevîlikler yüktür insanın sırtında.Nedir bunlar; küfür,zulüm,kibir,kalp kırma,bencillik,gurur,tamahkarlık,atalet vs.gibi her bir günah yüktür bizlere.Arınmalı ve hafiflemeli insan!

Ahh İnsan! Gün gelecek bir sinema şeridi gibi nasıl bir ömür sürdürdüysen hepsi naklen yayın misali yansıtılacak sana da.Oynamış olduğun filmin galasında,rolünü başarılı bir şekilde gerçekleştiren oyuncular misali yüzün gülecek mi yoksa rolün hakkını verememenin utancıyla saklanacak yer mi arayışına gireceksin? Nereye kadar saklanabilirsin ki ? Aydınlatma düğmesine basılacak "şak" diye bir dokunuşla gerçekler bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacak.Sana doğru çevrilerek gözlerini kamastiran ışıklar yüzünden rahatsızlık duyacaksın tüm gözler üzerinde.İste o zaman son demde keşke'lerle yamamaya çalışacağın ömrün sana fayda vermeyecek.Tekrar talebin cevapsizlikla can verecek.Kullarının gizli ve aşikâr işledikleri tüm fiil ve sözleri bilen Rabbin "El-Habir",her şeyden haberdardır lütfen unutma.

İnsan için doğduğu andan itibaren geriye sayım başlamıştır.Çocukluk,gençlik,
yaşlılık gibi menzillerde geçici olarak konaklayıp,kimisi için bu konaklarda misafir olmak nasip olmadan belki ömrünü tamamlayıp dünyasını arkada bırakarak ahiret güzergahına varacak.

Yazarın deyimiyle insan pişirmek zor zanaat.Demir bile çok yüksek sıcaklıklarda erimeye yüz tutarken ah insan,ne zor yumuşuyor kalbi.Nasıl da kin,öfke gibi duygularla derin kuyular açıyoruz kendimize ulasmamız aşılması güç olan.Nasıl da menfaatlerimiz ve egomuzun albenisiyle acımasızca insan harcıyoruz.Küskünlük,nefret gibi ağırlıkları kendimize yük ederek nasıl da yaşamı dayanılmaz,karşı koyulamaz,aşılamaz hale getiriyoruz?Nasıl da kalbimiz rahat soluk alabiliyor,ayağımızın altında ezip geçtiğimiz yaşayan kalpleri çiğneyerek,görmezden gelerek.Ardımızda kocaman enkazlar bırakarak.Ahh insan bozuldun mu nasıl da aşağılık bir mahluka dönüşebiliyorsun,
içindeki kış uykusuna yatırdığın vahşi hayvanları uyandırarak, pençelerini uzatarak yırtıcılıkla nasıl da saldirganlasiyorsun,
çirkinleştiriyorsun insan olma keyfiyetini.

Nasıl da lekeler bırakıyorsun kalp aynana,izleri hiç silinmemecesine.Ah insan,oysaki bir psikologun deyimiyle 'kitaptaki sevdiğin cümlelerin altını çizmek gibi,her insanda altı çizilecek güzel taraf bulunur,kimse üstü çizilecek kadar kötü değildir' diye.

Hayat başlı başına bir imtihan.Kimsenin yaşamı güllük gülistanlik değil,içinin saklısında neler var hiç bilmiyoruz.Ama şuna inanmalisin sabır ayarlamasını düzgün yapmalı,yanlış yerde veya yanlış zamanda gücümüzü boş yere tüketerek sabır israfı yapmamak lazım.İste o zaman bekleyislerimizle baş edecek gücü kendimizde bulabilir,kaderin sillesini yediğimiz zaman ayağa kalkabilecek gücü kendimizde yeniden bulabiliriz.

Çocuklar diyor yazar devamında ve günümüzün ağır yarasına dokunuyor.Merhametimizi kanatıyor.Masallarda mesela; Kırmızı Başlıklı Kız kurdu görür görmez ona selam vermek yerine 'çıglık' atabilseydi, Kül Kedisi üvey annesinin ve üvey kız kardeşlerinin eziyetlerine maruz kalınca 'çığlık' atabilseydi diyor yazarımız, dünyanın tek harikası olan çocuklarımıza kabuslar erisemeyecekti belki de.Ölümün o soğuk nefesi tek kurtuluş seçeneği olmayacaktı belki de onlar için neşelerini uykuya yatırarak.

Çocuklarımızın o rengarenk dünyalarını kıyaslama sisi,paylaşamama sisi,yarış sisi,bencillik,yetinmeme gibi sislerle bizim kirliliklerimizi üstlerine yorganlarını örtercesine onlara bulaştırmasaydık,hayal dünyalarını karanlığa gark etmeseydik,bakışlarını bulandirmasaydık,görüş alanlarını daraltmasaydık; onların o gülen gözleri çağın kurtuluşu için herkese yeterliydi.Busesini kondurdugu her karanlık bağırda ışıltılı hayatlar filizlenip,tatlı bahar esintileri ruhlarını oksayabilirdi.

Eveeet, hızla geçen ömrümüzün tiradinda cizgimizi hecelerken yazar "Dönüş Allah'a"ayetinin fısıltısıyla yuvaya dönüşün tuğlalarını örüyor,yaşamımıza zarafet katarak.

Yalnızlık ve çaresizlik seni çepeçevre kuşatmış olabilir.İmtihanlar karşısında harap ve bitap düşmüş olabilirsin.Gidebilecek hiçbir kapın olmadığını düşünebilirsin.
Karanlığın en koyu demlerinde ışığın kırıntısına bile muhtaç olabilirsin.İste böyle bir çıkmazda sana gönlünü açan güzel insanlar,dostlar illa ki vardır.O dostlar ki 'onların kalplerinin değdiği her bir şey iyileşmeye yüz tutar' demiş ya bir yazar.Kıymet gerek.Ondan da ötesi Sevgili Dost, en ince şeylerin bütün inceliklerini bilen,bilemediğimiz ve de sezemediğimiz faydalar ulaştıran,güzellikler lutfeden,ruhunun en ince noktalarına sızabilen,kalbinin en güzel yerinde seninle her daim beraber olan,sen O'nu unutsan da defalarca bıkmadan,senden ümit kesmeden,yoluna davet eden "Latif" olan Rabbim ne güzel dost,ne de güzel arkadaş...Sevdiğine mukabele gerek!Gecikmisligini telafi gerek!
Siz Allah'ı seversiniz; ta ki Allah da sizi sevsin diye fısıldıyor ayet.
126 syf.
·10/10
Yine enfes yine HA-Rİ-KA bir kitapla karşımızda pek değerli yazarımız A.Ali Ural. 10 üzerinden kaç kere 10 vermem gerekirse o kadar az aslında bu kitap için. Bazı kitaplar vardır kalın olmasına rağmen size bir şeyler katmaz. Tam tersi de olabilir. Nice okuduğumuz ince kitaplar vardır ki bizi derinden etkilemesin. Az sözle çok şey anlatsın. İşte bu kitapta öyleydi. Az ve öz, duru ve nahif. Öyle sert dili yoktur Ali Ural'ın. Okudukça bağlanırsınız. Aynı kitabı bir değil birden fazla okumak istersiniz. 'Huzur ve uyarı' doludur kitapları. Kalbiniz mutmain olurken uyarılırsınız, uyandırılırsınız. Daldığımız o dünyadan, gördüğümüz o rüyalardan.

Tirat, tiyatro oyununda genellikle başrol oyuncusunun yaptığı uzun konuşmadır. Tiyatroda kullandığımız bu terim Ali Ural'ın kitabına yansımış. Ara vermeden, araya bölümler konulmadan söylenecekler söylenmiş. Başrol oyuncusu yazarın kendisi. Kendi konuşmalarına şahit oluyoruz. Peki konuştukları sadece kendisinden mi ibaret. Tabii ki hayır. Payımıza düşen hisseleri alıp omzumuza yükleyerek kitabın kapağını şimdilik kapatıyoruz.

Her insanın Ali Ural'ın satırlarına ihtiyacı var. Bu yüzden bu etkinlik beni çok mutlu etti. Akışımda Ali Ural incelemeleri, alıntıları gördükçe gözlerimden âdeta kalpler fışkırdı. Başta 'Sevgili Dost' diye yola çıkan ana kaptanlarımız olan inci ve sueda reyyan ablalarımıza daha sonra tüm yolculara teşekkürü borç bilirim.

K İ T A P L A R L A K A L A L I M (:
126 syf.
A. Ali Ural'ın kaleminden tadı damakta kalan harika bir kitap daha. Ama bu sefer, ayrı ayrı denemelerden ziyade tek deneme üzerinde çalışmış yazar. Tek konudan yola çıkarak ayrı ayrı konu başlıkları üzerinde yazılmış bir kitap. Kelimelerle dans ederek anlatıma güzel bir akıcılık kazandırmış. Elinzden bırakamayacağınız harika bir kitap. Keyifli okumalar..
126 syf.
·14 günde
Tirat: Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi. (tdk)

Kitabın ismini ilk duyduğumda bir hüzün sardı içimi. Sanki son konuşmasıymış, son sözlerini söyleyecekmiş gibi. Okumaya başlayınca teselli etti beni lakin çevirdiğim kitap yaprakları değil de takvim yapraklarıydı sanki.
Yaşlandığını söyleyip kendisini batan fakat bir süre daha su yüzünde kalan bir gemiye benzetirken yüzümdeki ifadeyi görmüş olacak ki Karabatak'tan bir mısrayla set çekmeye çalışıyor önüne hüznümün: "Battığı yer ölüm çıktığı yer aşk"
Aşk olsun, mürekkebi bol olsun, daim olsun, "çıktığı yer aşk" olsun şairin.

Ay ve tirat, ayın ışığı güneş sayesinde. Bir yıldız olarak ay, bir uydu olarak ay, ölen ve yeniden doğan ve geceleri gündüz eyleyen, denizleri çoşturup sakinleştiren ay.

"Ay katılınca
Şarkılara ay katıyor çocuklar"

Düğümlerken bir bölümü diğerine,
vagonları gibi trenin, çekiyor bizi sonuna doğru kitabın.
Kitabın mı yalnız?

Son mu başlangıç?

...

"Selamlayın melekleri yerlere kadar"
126 syf.
·12 günde·Puan vermedi
“Bana konuşmayı öğreten anneme
ve bana kendi kendimle konuşmayı öğreten babama...” notuyla başlıyor kitap.

Hayata biraz Ali Ural’ın şairliğiyle bakmak lazım diye düşünüyorum bazen, böyle naif, hüzünlü ama umutsuz değil. Baktığın ama göremediğin detayları bir anda gözünün önüne getiriveren cinsten.

“Nasıl edelim de kendisi olmamak için yapmayacağı şey, bürünemeyeceği kılık kalmayan nefsimizle baş edelim.”
126 syf.
·4 günde·9/10
Ali URAL! Yazar kelimesinin anlamını tam olarak karşılayan yazar ve şair. kitapları daha çok deneme kitapları ay tiradı da bunlardan biri benim okuduğum bilmem kaçıncı kitabı.
Yazarın kendine has yorucu ve etkileyici bir üslubu var . Üslubuna alışınca müptelası oluveriyorsunuz. Ay tiradı kitap ismi cuk oturmuş içeriği ile uzun soluklu bir okuma gibi düşünün. özellikle son on sayfa anlam derinliği bakımından en yoğun bölüm kitap uzun bir kitap değil ama beş altı güne yayarak okumak kitaptan aldığınız lezzeti artıracaktır:)
Çocuğa sessiz olmayı öğretenler, çığlık atmayı rahatsız edici bulduklarından cızırtı yapan bir radyo gibi kapattılar onu. Susuyorsa sorun yok demek, susuyorsa herkes için işler yolunda.
On cevizinden ikisini arkadaşına verdiğinde sekiz cevizi kaldığını öğrettiler ona.Bu yüzden azalan şeylerden korktu çocuk.Elini daha sıkı yummayı öğrendi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ay Tiradı
Baskı tarihi:
13 Kasım 2018
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054498703
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Ay, yanaklarıma tuzlu damlalar serpiyor. Orman perileri ipekten kanatlarını saklıyorlar rüzgârlarını esirgemek için. Umudumu kaybetmedim. Biliyorum susuzluktan yere düşeceğim anda fışkıracak hayat. Buz gibi sular yüzümden süzülüp bir ark açacak kendine ve gitgide yatağını genişleterek önce bir dereye sonra bir ırmağa dönüşecek. Bir yaz gecesi, bir ormanın derinliklerinde başlayan yolculuğumun yine bir yaz gecesi bir denizin eteklerinde nihayet bulması için dua etmeliyim. Kaç ırmak denize varmadan gökte bulmuştur kendini.

Kitabı okuyanlar 49 okur

  • Ali kaya
  • Hacer Batar
  • Zübeyde Meral
  • Pelin Kaya
  • Ahmet Emre BAĞCI
  • Tuğba
  • Aslıhan Küçükosman
  • Beyza
  • ömür altunsu
  • Hasan Aytaç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%53.8 (14)
9
%26.9 (7)
8
%7.7 (2)
7
%3.8 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%7.7 (2)

Kitabın sıralamaları