Ay Tiradı

·
Okunma
·
Beğeni
·
3967
Gösterim
Adı:
Ay Tiradı
Baskı tarihi:
13 Kasım 2018
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054498703
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Ay, yanaklarıma tuzlu damlalar serpiyor. Orman perileri ipekten kanatlarını saklıyorlar rüzgârlarını esirgemek için. Umudumu kaybetmedim. Biliyorum susuzluktan yere düşeceğim anda fışkıracak hayat. Buz gibi sular yüzümden süzülüp bir ark açacak kendine ve gitgide yatağını genişleterek önce bir dereye sonra bir ırmağa dönüşecek. Bir yaz gecesi, bir ormanın derinliklerinde başlayan yolculuğumun yine bir yaz gecesi bir denizin eteklerinde nihayet bulması için dua etmeliyim. Kaç ırmak denize varmadan gökte bulmuştur kendini.
126 syf.
Sevgili Ali Ural ile tanışmam "Posta Kutusundaki Mızıka" eseri ile olmuştu.Beni tam manasıyla tanımlayan eser hangisi derseniz, hiç şüphesiz bu eser derim tekniğine vs.takılmadan.İnce detaylarla yaşamımıza şıklık katıyor çünkü bu eser.
Etkinlik yazarı tanımam için müthiş bir katkı sağlamış oldu.Bu eserle birlikte 6.kitabimi okumuş oldum.Etkinlikler her daim apayrı bir lezzet veriyor bana.Birlikte okuma,birlikte yorumlama firsatıyla aktif okumaya geçerek, okuma eylemi daha bir canlılık kazanıyor.Aynı zamanda etkinlikler vesilesiyle bir yazarın aynı anda birçok eseri hakkında fikir edinebiliyor,hangisini okumamız hususunda daha kolay karar verebiliyoruz.Türler konusunda az çok bilgi sahibi olabiliyor,tercihlerimizi ona göre yapabiliyoruz.İste 1k'nın en büyük faydalarından birisi de bu!

Gelelim Ay Tirad'ına.Ansızın nedense çokça beğeneceğimi düşünerek, büyük bir heyecanla esere başlamış oldum.Sıcacık, tazecik,buhurdanlığı henüz üzerinde tüten bu eser tatlı bir uyanış hissiyle kalbimin yaslandığı,sarıp sarmalandığı bir yenilik ambalajı içinde müthiş bir ikram oldu latifelerime.Evet bazı eserler öze dokunur ya,işte sol yanıma yapılan cerrahi bir ameliyat nevinden sadece bir kereliğine başrolünü oynayabileceğim ömrüme ikinci bahar misali yepyeni bir diriliş ,yepyeni bir uyanış vesilesi oldu adeta.

Yazar diğer eserlerinden farklı bir metod izlemiş bu eserde "tirad" seçiminin kullanımıyla.İlk defa böylesine bir tür okumuş oldum.Yazar "uzun ve kesintisiz düşünme ve konuşma" seçeneğiyle konular arasında bağlantıyı koparmadan, art arda olaylara devam ederek, vermek istediği mesajı sürdürerek amaçladığı tiradını sonlandırıyor.

Gayet farklı ve güzel olmuş.İnsan ömrü de öyle değil midir nihayetinde.Yolculuktayız ileriye doğru, kesintisiz devam eden yolculuklar...Ancak yoldaki geçici güzelliklere kapılıp,esas güzergahımızı unutuyor oluşumuz, asıllarını terk ediyor oluşumuz varmak istediğimiz yere bir türlü götürmüyor bizleri.Sadece ömrümüzü malayaniyatla zayi etmekten başka elde avucumuzda hiçbir şey kalmıyor.Yanımıza kıyafet,azık nevinden bavulumuza aldığımız ihtiyaçlarımız yetmiyor bizlere.Bundan dolayı hem dünyadaki yolculuk hem de dünyadan yolculuk için Efendimiz'in (sav) Ebu Zerr'e nasihati misali azığımızı tastamam yanımıza almalı.Hani yolculuğa çıktığımız zaman gerek yazlık gerekse de kışlık nevinden ne olur ne olmaz her türlü ihtimali hesaba katarak, yolculuk hali diyerek önümüzü görememenin endişesi içerisinde her ihtiyacımızı tedarik etmeye çalışırız ya onun gibi.Bundan dolayı yol boyunca bizlere lazım olmayacak yüklerin boş yere hamallığını yapmamalı.Önümüzdeki zorlu engelleri,sarp yokuşları düşünebilmeli bir insan.Belimizi bükecek ağırlıklarla asamayız o uzun mesafeleri.Cehennem’e yakıt olacak bütün dünyevîlikler yüktür insanın sırtında.Nedir bunlar; küfür,zulüm,kibir,kalp kırma,bencillik,gurur,tamahkarlık,atalet vs.gibi her bir günah yüktür bizlere.Arınmalı ve hafiflemeli insan!

Ahh İnsan! Gün gelecek bir sinema şeridi gibi nasıl bir ömür sürdürdüysen hepsi naklen yayın misali yansıtılacak sana da.Oynamış olduğun filmin galasında,rolünü başarılı bir şekilde gerçekleştiren oyuncular misali yüzün gülecek mi yoksa rolün hakkını verememenin utancıyla saklanacak yer mi arayışına gireceksin? Nereye kadar saklanabilirsin ki ? Aydınlatma düğmesine basılacak "şak" diye bir dokunuşla gerçekler bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacak.Sana doğru çevrilerek gözlerini kamastiran ışıklar yüzünden rahatsızlık duyacaksın tüm gözler üzerinde.İste o zaman son demde keşke'lerle yamamaya çalışacağın ömrün sana fayda vermeyecek.Tekrar talebin cevapsizlikla can verecek.Kullarının gizli ve aşikâr işledikleri tüm fiil ve sözleri bilen Rabbin "El-Habir",her şeyden haberdardır lütfen unutma.

İnsan için doğduğu andan itibaren geriye sayım başlamıştır.Çocukluk,gençlik,
yaşlılık gibi menzillerde geçici olarak konaklayıp,kimisi için bu konaklarda misafir olmak nasip olmadan belki ömrünü tamamlayıp dünyasını arkada bırakarak ahiret güzergahına varacak.

Yazarın deyimiyle insan pişirmek zor zanaat.Demir bile çok yüksek sıcaklıklarda erimeye yüz tutarken ah insan,ne zor yumuşuyor kalbi.Nasıl da kin,öfke gibi duygularla derin kuyular açıyoruz kendimize ulasmamız aşılması güç olan.Nasıl da menfaatlerimiz ve egomuzun albenisiyle acımasızca insan harcıyoruz.Küskünlük,nefret gibi ağırlıkları kendimize yük ederek nasıl da yaşamı dayanılmaz,karşı koyulamaz,aşılamaz hale getiriyoruz?Nasıl da kalbimiz rahat soluk alabiliyor,ayağımızın altında ezip geçtiğimiz yaşayan kalpleri çiğneyerek,görmezden gelerek.Ardımızda kocaman enkazlar bırakarak.Ahh insan bozuldun mu nasıl da aşağılık bir mahluka dönüşebiliyorsun,
içindeki kış uykusuna yatırdığın vahşi hayvanları uyandırarak, pençelerini uzatarak yırtıcılıkla nasıl da saldirganlasiyorsun,
çirkinleştiriyorsun insan olma keyfiyetini.

Nasıl da lekeler bırakıyorsun kalp aynana,izleri hiç silinmemecesine.Ah insan,oysaki bir psikologun deyimiyle 'kitaptaki sevdiğin cümlelerin altını çizmek gibi,her insanda altı çizilecek güzel taraf bulunur,kimse üstü çizilecek kadar kötü değildir' diye.

Hayat başlı başına bir imtihan.Kimsenin yaşamı güllük gülistanlik değil,içinin saklısında neler var hiç bilmiyoruz.Ama şuna inanmalisin sabır ayarlamasını düzgün yapmalı,yanlış yerde veya yanlış zamanda gücümüzü boş yere tüketerek sabır israfı yapmamak lazım.İste o zaman bekleyislerimizle baş edecek gücü kendimizde bulabilir,kaderin sillesini yediğimiz zaman ayağa kalkabilecek gücü kendimizde yeniden bulabiliriz.

Çocuklar diyor yazar devamında ve günümüzün ağır yarasına dokunuyor.Merhametimizi kanatıyor.Masallarda mesela; Kırmızı Başlıklı Kız kurdu görür görmez ona selam vermek yerine 'çıglık' atabilseydi, Kül Kedisi üvey annesinin ve üvey kız kardeşlerinin eziyetlerine maruz kalınca 'çığlık' atabilseydi diyor yazarımız, dünyanın tek harikası olan çocuklarımıza kabuslar erisemeyecekti belki de.Ölümün o soğuk nefesi tek kurtuluş seçeneği olmayacaktı belki de onlar için neşelerini uykuya yatırarak.

Çocuklarımızın o rengarenk dünyalarını kıyaslama sisi,paylaşamama sisi,yarış sisi,bencillik,yetinmeme gibi sislerle bizim kirliliklerimizi üstlerine yorganlarını örtercesine onlara bulaştırmasaydık,hayal dünyalarını karanlığa gark etmeseydik,bakışlarını bulandirmasaydık,görüş alanlarını daraltmasaydık; onların o gülen gözleri çağın kurtuluşu için herkese yeterliydi.Busesini kondurdugu her karanlık bağırda ışıltılı hayatlar filizlenip,tatlı bahar esintileri ruhlarını oksayabilirdi.

Eveeet, hızla geçen ömrümüzün tiradinda cizgimizi hecelerken yazar "Dönüş Allah'a"ayetinin fısıltısıyla yuvaya dönüşün tuğlalarını örüyor,yaşamımıza zarafet katarak.

Yalnızlık ve çaresizlik seni çepeçevre kuşatmış olabilir.İmtihanlar karşısında harap ve bitap düşmüş olabilirsin.Gidebilecek hiçbir kapın olmadığını düşünebilirsin.
Karanlığın en koyu demlerinde ışığın kırıntısına bile muhtaç olabilirsin.İste böyle bir çıkmazda sana gönlünü açan güzel insanlar,dostlar illa ki vardır.O dostlar ki 'onların kalplerinin değdiği her bir şey iyileşmeye yüz tutar' demiş ya bir yazar.Kıymet gerek.Ondan da ötesi Sevgili Dost, en ince şeylerin bütün inceliklerini bilen,bilemediğimiz ve de sezemediğimiz faydalar ulaştıran,güzellikler lutfeden,ruhunun en ince noktalarına sızabilen,kalbinin en güzel yerinde seninle her daim beraber olan,sen O'nu unutsan da defalarca bıkmadan,senden ümit kesmeden,yoluna davet eden "Latif" olan Rabbim ne güzel dost,ne de güzel arkadaş...Sevdiğine mukabele gerek!Gecikmisligini telafi gerek!
Siz Allah'ı seversiniz; ta ki Allah da sizi sevsin diye fısıldıyor ayet.
126 syf.
·4 günde
Her kelimenin boynuna farklı bir hayat ipi takılmış durumda, o ipin ucunu tutanlarla beraber farklı kelimeler dünyasında gezip duruyorsun... Bu kitabı aslında, kitabın kendi adı anlatmış, kendi kendini yorumlamış. İlk elime aldığım da hissettim demiştim fakat okudukça sayfaları çevirdikçe hissettiğimden daha fazlasına yaşarken buldum kendimi. Buldum diyorum çünkü şu kalabalık dünyada benliğini kaybeden insan, kelimelerin dünyasında buluyor kendi zatını. Evet maddi olarak bir kitap ama maneviyat doldu taşıyor...
126 syf.
·14 günde
Tirat: Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi. (tdk)

Kitabın ismini ilk duyduğumda bir hüzün sardı içimi. Sanki son konuşmasıymış, son sözlerini söyleyecekmiş gibi. Okumaya başlayınca teselli etti beni lakin çevirdiğim kitap yaprakları değil de takvim yapraklarıydı sanki.
Yaşlandığını söyleyip kendisini batan fakat bir süre daha su yüzünde kalan bir gemiye benzetirken yüzümdeki ifadeyi görmüş olacak ki Karabatak'tan bir mısrayla set çekmeye çalışıyor önüne hüznümün: "Battığı yer ölüm çıktığı yer aşk"
Aşk olsun, mürekkebi bol olsun, daim olsun, "çıktığı yer aşk" olsun şairin.

Ay ve tirat, ayın ışığı güneş sayesinde. Bir yıldız olarak ay, bir uydu olarak ay, ölen ve yeniden doğan ve geceleri gündüz eyleyen, denizleri çoşturup sakinleştiren ay.

"Ay katılınca
Şarkılara ay katıyor çocuklar"

Düğümlerken bir bölümü diğerine,
vagonları gibi trenin, çekiyor bizi sonuna doğru kitabın.
Kitabın mı yalnız?

Son mu başlangıç?

...

"Selamlayın melekleri yerlere kadar"
126 syf.
A. Ali Ural'ın kaleminden tadı damakta kalan harika bir kitap daha. Ama bu sefer, ayrı ayrı denemelerden ziyade tek deneme üzerinde çalışmış yazar. Tek konudan yola çıkarak ayrı ayrı konu başlıkları üzerinde yazılmış bir kitap. Kelimelerle dans ederek anlatıma güzel bir akıcılık kazandırmış. Elinzden bırakamayacağınız harika bir kitap. Keyifli okumalar..
126 syf.
·12 günde·Puan vermedi
“Bana konuşmayı öğreten anneme
ve bana kendi kendimle konuşmayı öğreten babama...” notuyla başlıyor kitap.

Hayata biraz Ali Ural’ın şairliğiyle bakmak lazım diye düşünüyorum bazen, böyle naif, hüzünlü ama umutsuz değil. Baktığın ama göremediğin detayları bir anda gözünün önüne getiriveren cinsten.

“Nasıl edelim de kendisi olmamak için yapmayacağı şey, bürünemeyeceği kılık kalmayan nefsimizle baş edelim.”
126 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Ali Ural'ı daha önce okumadıysanız ve yirmi beş otuzlu yaşlardaysanız, Ay tiradı mükemmel bir seçim gibi görünüyor. Yalnız geç kalmayın, insanların yaşı olduğu kadar kitapların da bir zamanı ve kaderi vardır. Bugüne kadar çeşitli yerlerde posta kutusundaki mızıkadan alıntılar görüp bekletmiştim okumayı. Ay tiradı deneme kitabı olarak geçse de bittiğinde şiirsel bir tat da bıraktı benim hafızamda. Ali Ural'ın beslendiği kaynaklar öyle derin ve değerli ki.. Konuk ettiği kişilerden anlıyoruz bunu: Zarifoğlu, Cicero,Cemal Süreya, Yunus Emre hz, Çehov, Dante, Füruğ ve daha niceleri.. Metinler arası teknikle yazılan yerler sadece kitabı değil insanı da zenginleştiriyor.
Son olarak yazarın hayal gücü elle tutulacak kadar ortada görünüyor denilebilir ki Ali Ural için en güzel tanım bence, yol olsun iz göstersin hepimize.
Ali Ural sayesinde tanıdığım güzel insanlar var, yolları aynı insanlar üzerinden hayra kesişenler, var olun :))
126 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Beklemenin en güzel yani, beklediğiniz şey teşrif edene kadar, onunla alakalı hayaller kurabilmenizdir. Her ayrıntıyı zihninizde canlandırmak, kavuşmadan sevmek ve bunları yaparken hiçbir 'beklenti' üretmemektir. Çünkü beklenti, o şey geldiğinde hayallerinizin ağzınızda bıraktığı tadı kaçırabilir. Bu kitap işte öyle beklediklerimdendi. Geldi, içimizi aydınlattı; gönlümüzü hüznün surûruyla yıkadı. Dalgaları sahilimizde, muhabbet nağmeleri bıraktı.
126 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Ali Ural okuyucusu bilir, kendine özgü yoğun üslubuyla, okuması ne kadar zorsa o kadar derindir. Hep bakıp hiç göremediğimiz ince detayları derin ve anlamlı bir şekilde dile getirir, okuduğunuz birçok cümle üzerinde uzun uzun düşünmeniz gerekir.

“Bana konuşmayı öğreten anneme.. Ve bana kendi kendimle konuşmayı öğreten babama..” diye başlıyor kitaba. Sonra ekliyor: “Kendi kendiyle konuşmanın bir delilik göstergesi olduğunu düşünenler yanılıyor. Kendi kendine konuşamamaktan doğuyor cinnet.” Ve başlıyor kendiyle yaptığı uzun soluklu konuşmasına.

Tavsiye kitaplar, şiirler, unutulmaz paragraflar, unutulmuş yazarlar, kıssalar, hiç bilmediğimiz anektodlar, mitolojik anlatılar, fabllar, alışılmamış bağdaştırmalar, ironilerle yoğrulmuş şiirsel üslupla yazılmış şiir tadında bir eser. Ara ara alıp tekrar okumak güzel olabilir. Keyifli okumalar dilerim.
126 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Tirat yani bir düşüncenin kesintisiz gelişimi. Ali Ural’a, onun kalemine hayran bir okurken hiç okumadığım bir deneme türünü kendisinden okuyunca bir kez daha hayran oldum. Bir düşünceyle başlıyor ancak sonrasında düşünceler birbirini öyle güzel takip ediyor ki asla yormuyor kitap. Hayatın en içinden konulara kendi yapıcı bakış açısıyla bakıp bu konuları bize akıcı, okuyucuyu saran, yormayan aksine teşvik edip heyecanlandıran kalemiyle aktarmış. Okumalı, okutulmalı. Kitapta ilgimi çeken altını çizdiğim pek çok yer oldu ancak bir tanesini paylaşayım: “Ancak Allah’tan korkanların elinde güven içinde olabilirdi insanlık.”
Kitap gerçek anlamda cümle cümle derine işleyen bir yapıt. Fakat okurken kendi kafa dağınıklığımdan mıdır yoksa kitaba gereken düzenli okumayı veremediğinden midir -emin değilim- toplu bir bağlamda göremedim kitabı.
Tekrar söylüyorum, içindeki tek bir cümle size çok sarsıcı gelerek kararlarınızı etkileyebilir ama diğer cümleler arasında geçerken bu cümleyi kaçırmamak için düzenli okunması gereken bir kitap zannımca.
126 syf.
·4 günde·9/10
Ali URAL! Yazar kelimesinin anlamını tam olarak karşılayan yazar ve şair. kitapları daha çok deneme kitapları ay tiradı da bunlardan biri benim okuduğum bilmem kaçıncı kitabı.
Yazarın kendine has yorucu ve etkileyici bir üslubu var . Üslubuna alışınca müptelası oluveriyorsunuz. Ay tiradı kitap ismi cuk oturmuş içeriği ile uzun soluklu bir okuma gibi düşünün. özellikle son on sayfa anlam derinliği bakımından en yoğun bölüm kitap uzun bir kitap değil ama beş altı güne yayarak okumak kitaptan aldığınız lezzeti artıracaktır:)
Çocuğa sessiz olmayı öğretenler, çığlık atmayı rahatsız edici bulduklarından cızırtı yapan bir radyo gibi kapattılar onu. Susuyorsa sorun yok demek, susuyorsa herkes için işler yolunda.
Kelimelerim sana ulaşana kadar kılık değiştiriyor. El çabukluğuyla yapıyorlar bunu. Göz göre göre ve gözlerden ırak olarak. Ben su demiştim, sana varana kadar ateş oldu. Ben at demiştim, ayağına bağlanınca yılan. Yolda başına bir şey gelmemesi için ellerinden tutuyorum kelimelerimin. Çocuğunu okula götüren bir baba gibiyim karşıdan karşıya geçerken. Karşıda sen varsın, karşıda olma. Yanıma gel ve teslim al kelimelerini; elimi bırakıp caddeye fırlamadan...
“Çocuğa sessiz olmayı öğretenler, çığlık atmayı rahatsız edici bulduklarından cızırtı yapan bir radyo gibi kapattılar onu. Susuyorsa sorun yok demek, su suyorsa herkes için işler yolunda.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ay Tiradı
Baskı tarihi:
13 Kasım 2018
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054498703
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Ay, yanaklarıma tuzlu damlalar serpiyor. Orman perileri ipekten kanatlarını saklıyorlar rüzgârlarını esirgemek için. Umudumu kaybetmedim. Biliyorum susuzluktan yere düşeceğim anda fışkıracak hayat. Buz gibi sular yüzümden süzülüp bir ark açacak kendine ve gitgide yatağını genişleterek önce bir dereye sonra bir ırmağa dönüşecek. Bir yaz gecesi, bir ormanın derinliklerinde başlayan yolculuğumun yine bir yaz gecesi bir denizin eteklerinde nihayet bulması için dua etmeliyim. Kaç ırmak denize varmadan gökte bulmuştur kendini.

Kitabı okuyanlar 403 okur

  • Zehra Nur
  • Kübra Nur
  • Hafize Doğan
  • Begüm
  • Okuyucu Notu
  • Beyza Nur
  • Nur
  • Fatma Deniz
  • Merve
  • Dilara Akbulut

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.7 (63)
9
%20.3 (28)
8
%17.4 (24)
7
%9.4 (13)
6
%0.7 (1)
5
%3.6 (5)
4
%0
3
%1.4 (2)
2
%0
1
%1.4 (2)