Adı:
Ay ve Güneş
Baskı tarihi:
Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754688
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslı Genç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Nebula En İyi Roman Ödülü
-Publisher Weekly'nin En İyi Kitabı-

"Gelmiş geçmiş en iyi alternatif tarih kitabı… zekice yazılmış göz alıcı bir roman."
-Ursula K. Le Guin-

"Tarihi kurgunun büyüleyici bir parçası."
-Kirkus Reviews-

"McIntyre'ın yaptığı en iyi şey. Bayıldım. Şahane bir kitap."
-Peter S. Beagle-

New York Times'ın çok satan yazarı Vonda N. McIntyre "hem hayal gücü hem de yaratıcılıkla kutsandığını" bu nefes kesen romanıyla kanıtlıyor. Hem macera, hem mitoloji, hem de bilimkurgusal öğelerin eşsiz bir birleşimi olan kitap, Publishers Weekly'nin "müthiş bir alternatif tarih masalı" tanımını sonuna kadar hak ediyor.

Fransa Kralı XIV. Louis ile birlikte kraliyet mensupları ve tüm Fransız halkı La Havre Limanı'nda büyük bir bekleyiş içindedir. Doğa filozofu Yves, Kralının emriyle açıldığı denizlerden dönüyordur ve gemisinde türüne ender rastlanan iki deniz canavarı vardır. Yves, ölü deniz canavarı üzerinde incelemeler yapacak ve canlı yakalanan diğer deniz canavarının Kral'a ölümsüzlüğü getirip getiremeyeceğini araştıracaktır. Canlı deniz canavarının kaderi, Yves'in kız kardeşi Marie-Josèphe'in onun bakıcılığını üstlenmesiyle değişir. Canavarın yalnızca Marie-Josèphe'in anladığı bir dilde şakıdığı hikâyeleri vardır. Aslında o bir canavar, bir deniz hayvanı değildir. Onun adı Şherzad'dır ve özgürlüğü Güneş Kral Louis ile Papa'nın ellerindedir. Marie-Josèphe, Şehrzad'ın hayatını kurtarmak için bu iki büyük güce karşı bir mücadele içinde bulur kendini. Bu mücadele artık sadece Şehrzad için değil; tutsak edilen tüm yaşamlar ve sessizliğin yakıştırıldığı tüm kadınlar içindir.

Hepimizin içindeki dürüstlüğün hassas bir incelemesi olan Ay ve Güneş şimdiden düşsel bir klasik olarak görülebilir.

"Kadınların da ruhları vardır. Şherzad bir kadın. Onu öldürmek, ölümcül bir günah işlemek demektir."
(Tanıtım Bülteninden)
"ŞEHRZAD BİR KADIN. ONU ÖLDÜRMEK, ÖLÜMCÜL BİR GÜNAH İŞLEMEK DEMEKTİR."

Kapağından dolayı sıradan bir fantastik, denizkızlarını anlatan bir kitap sanmıştım ama yanılmışım. Kitabın ilk başlarında sıkılabilirsin (ben sıkıldım), çok fazla isim var ve çoğu akılda kalamıyor. Roman doğa filozofu Yves'in uzun uğraşlar sonucu deniz halkının bir erkek bir dişi bireyini yakalayıp Fransa'ya getirmesiyle başlıyor. Yves deniz canavarının Kral'a ölümsüzlük getirip getirmeyeceğini araştıracakdır. Ama Şehrzad bir canavar, bir hayvan değildir.Bilinci, kişiliği ve özgürlüğü olan bir canlıdır ve ne yazık ki özgürlüğü Kral'ın elindedir....Şehrzad'ın yanı sıra Yves'in kız kardeşi Marie'de ataerkil toplumda kendi hakları için, kendisi için ve Şehrzad için mücadele etmektedir. Bu mücadele tutsak edilen tüm yaşamlar ve sessizliğin yakıştırıldığı tüm kadınlar içindir.
Uzun zamandır tarihi kurgu okumuyordum. Bu kitap hem tarihi kurgu hem de fantastikti. Açıkçası ikisinin bir arada olduğu bir kitabı ilk kez okumuş oluyor olabilirim. Çünkü hafızamı zorladım ama aklıma bir yapıt gelmedi. Yani mukayese edebileceğim bir kitap yok. O yüzden tarihi kısmını ayrı fantastik kısmını ayrı düşüneceğim.
Önceliğimi fantastiğe veriyorum. Bana kalırsa kitabın bu kısmı oldukça yetersizdi. Sadece Şehrzad karakterinin kurguda yer alması bu kitabı fantastik yapmaya yetmez diye düşünüyorum. En azından karakterin bir ilişki ağı olsaydı durum değişirdi. Görebildiğimiz yalnızca Marie ile olan arkadaşlığı.
Tarihi kısım ise daha dolu doluydu. Fransa’nın tarihini pek bilmiyorum ama Fransız Devrimine giden yolu Fransız Devrimini öğrenirken biraz öğrenmiştim. Kitabın tarihi kısmında Fransa’nın aydınlığa çıkışının ilk adımlarından birini anlattığını düşünüyorum. Kurguda yer alan Yves karakteri hem bir doğa felsefecisi hem de bir rahip olarak okuyucaya ne okuyacağına dair az çok ışık tutuyor. Gerçi Yves yaptığı eylemlerle günümüzde başka sıfatla anılırdı da o dönem belki böyle söyleniyordur diyerek bu konuyu kapıyorum.
Az önce de adından bahsettiğim Marie karakteri kitaptaki en etkin karakter. Hem davranışıyla hem aşkıyla hem de düşünceleriyle gelecek modern Fransız kadınına model oluyor. Bu kitaptan çıkardığım bir varsayım. Fransızların nasıl düşündüğünü bilemem.
XIV. Louis bildiğim kadarıyla kitaptaki tek gerçek kişi. Dediğim gibi Fransa tarihine hakim olmadığım için adı geçen diğer karakterlerin gerçekliği hakkında bir şey söyleyemem. Ama bana kalırsa bazıları hanedan üyeleriydi.
Tarihi kurgunun olmazsa olmazı insanlara hükmeden yöneticidir. O kadar saçma o kadar akıl almaz kararlar dönüyor ki sarayda bunu sorgulamak bile yanlış. Tek açıklama ama o Kral. Belki yazar bu duruma bir eleştiri getirmek istemiştir.
Ama bu kitapta benim en çok dikkatimi çeken Fransa’nın nasıl zengin olduğu. Hani söz sanatlarında güzel sebep bulma, diye bir sanat vardır ya ben kitapta asıl bu sanatın kullanılmak istendiğini düşündüm. Malum, Fransa nasıl zengin bir devlet oldu bilinen bir şey. Siz bunu bir de kitapta görün. Beni en çok etkileyen buydu. Hani kitap da sanki Fransa’nın ayıbını örtmek için yazılmış gibi.
Bence çok olağanüstü bir kitap değil. Tarihi kurgu seviyorsanız hoşunuza gidebilir. Ama kapağında yazdığı gibi “Gelmiş geçmiş en iyi alternatif tarih kitabı... zekice yazılmış göz alıcı bir roman. (Ursula K. GUIN)” de değil.
209. Sayfaya kadar anca okuyabildim.kurgusu beni pek sarmadi.Ilk 100 sayfada zaten beni pek etkilememisti ama belki sonradan açılır diye zoraki devam ettim.Kalan 250 sayfayi okur muyum bilmiyorum.
Hastalıklarla dolu sonsuz bir ömür ya da sonsuz gençlik, ölümsüzlük nasıl olacaktı ve bedeli ne olacaktı. İnsan ölümsüzlük arayışında hangi sınırları aşmaya cüret edecekti. Deniz kadının ve kara kadınının dostluğu ve hayatları bir kralın ve papanın ellerinde. O dönem Fransasında safahat, sefalet, ahlaksızlık yanında katı inanç içinde varoluş çabası onlarınki.
Bu mücadele artık sadece onun için değil; tutsak edilen tüm yaşamlar ve sessizliğin yakıştırıldığı tüm kadınlar içindir.
Korkmaktan vazgeçtim, diye haykırdı deniz canavarı, sana sevgiyi ve tutkuyu şakıdım, sen de nihayet beni duydun ve dinledin.
‘Şarkılarını görüyorum.’, dedi Marie-Josèphe. ‘Sen de söylediklerimi anlıyorsun. Değil mi? Konuşabiliyor musun? Sözcüklerle konuşabiliyor musun?’
Vonda N. McIntyre
Sayfa 290 - İthaki
‘Yves hiç de ciddi değildi,’ dedi Marie-Josèphe. ‘O...’ ‘Bütün Türklerin köle olmaları gerektiğine inanan o şeytan tarafından etkilendi. O Hristiyan şeytan, Papa.’
Vonda N. McIntyre
Sayfa 298 - İthaki

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ay ve Güneş
Baskı tarihi:
Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754688
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslı Genç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Nebula En İyi Roman Ödülü
-Publisher Weekly'nin En İyi Kitabı-

"Gelmiş geçmiş en iyi alternatif tarih kitabı… zekice yazılmış göz alıcı bir roman."
-Ursula K. Le Guin-

"Tarihi kurgunun büyüleyici bir parçası."
-Kirkus Reviews-

"McIntyre'ın yaptığı en iyi şey. Bayıldım. Şahane bir kitap."
-Peter S. Beagle-

New York Times'ın çok satan yazarı Vonda N. McIntyre "hem hayal gücü hem de yaratıcılıkla kutsandığını" bu nefes kesen romanıyla kanıtlıyor. Hem macera, hem mitoloji, hem de bilimkurgusal öğelerin eşsiz bir birleşimi olan kitap, Publishers Weekly'nin "müthiş bir alternatif tarih masalı" tanımını sonuna kadar hak ediyor.

Fransa Kralı XIV. Louis ile birlikte kraliyet mensupları ve tüm Fransız halkı La Havre Limanı'nda büyük bir bekleyiş içindedir. Doğa filozofu Yves, Kralının emriyle açıldığı denizlerden dönüyordur ve gemisinde türüne ender rastlanan iki deniz canavarı vardır. Yves, ölü deniz canavarı üzerinde incelemeler yapacak ve canlı yakalanan diğer deniz canavarının Kral'a ölümsüzlüğü getirip getiremeyeceğini araştıracaktır. Canlı deniz canavarının kaderi, Yves'in kız kardeşi Marie-Josèphe'in onun bakıcılığını üstlenmesiyle değişir. Canavarın yalnızca Marie-Josèphe'in anladığı bir dilde şakıdığı hikâyeleri vardır. Aslında o bir canavar, bir deniz hayvanı değildir. Onun adı Şherzad'dır ve özgürlüğü Güneş Kral Louis ile Papa'nın ellerindedir. Marie-Josèphe, Şehrzad'ın hayatını kurtarmak için bu iki büyük güce karşı bir mücadele içinde bulur kendini. Bu mücadele artık sadece Şehrzad için değil; tutsak edilen tüm yaşamlar ve sessizliğin yakıştırıldığı tüm kadınlar içindir.

Hepimizin içindeki dürüstlüğün hassas bir incelemesi olan Ay ve Güneş şimdiden düşsel bir klasik olarak görülebilir.

"Kadınların da ruhları vardır. Şherzad bir kadın. Onu öldürmek, ölümcül bir günah işlemek demektir."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Gülay
  • ~usako~
  • Mete Han DEMİRER
  • Ece Almira Kaya
  • RAMAZAN ÖZKUL
  • White witch
  • Derya Dinçer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%66.7 (2)
7
%0
6
%33.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0