·
Okunma
·
Beğeni
·
26,3bin
Gösterim
Adı:
Aya Seyahat
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İyi Gün Yayınları
224 syf.
·Beğendi·10/10
GENE BEN, GENE BEN, GENE BEN. BİLİYORUM, ÇOK KIZIYORSUNUZ UZUN OLUYOR DİYE, AMA BU SEFER FAZLA SPOILER VERMEDİM. :)) GÖNÜL RAHATLIĞI İLE OKUYABİLİRSİNİZ.

Jules Verne bilim kurgunun babası mıdır? Sanırım bunun cevabını alabilmek ve bu babalık durumunu aydınlatabilmek adına elimizde DNA testi için fiziki bir materyal yoksa da bir veya birkaç kitabı var. Çok başarılı bir yazar olan Verne ile diğer bilim kurgu yazarları arasında çok büyük bir fark göremiyorum doğrusu. Verne'in yanı sıra, H.G. Wells veya Hugo Gernsback'in de bu tür eserlerin ağa babası olarak değerlendirilmesi gerekiyor.


Dünya genelinde ünlü olan Fransız roman yazarı Jules Verne 8 Şubat 1828 yılında Fransa’nın Nantes şehrinde dünyaya geldi. Kendisi yaşamakta olduğu Nantes’da bir süre eğitim, öğrenim gördükten sonra Paris’e geçer. Çeşitli sebeplerden ötürü çok kolay geçmeyen öğrenimini tamamlarken bir hayli zorluklarla karşılaştı ve mücadele etti. Kendisini tanıdığımız yazarlık hayatına tiyatro ile başladı ve Verne her daim yazmayı tercih edenlerdendi. Seksen Günde Devri Âlem, Denizler Altında 20.000 Fersah, İki Yıl Okul Tatili, Aya Yolculuk, Doktor Ox’un Deneyi, Dünyanın Ucundaki Fener, Meteor Avı, Dünyanın Hâkimi, Balonla Beş Hafta, Dünyanın Merkezine Yolculuk, Kaptan Grant’ın Çocukları, Esrarlı Ada ve 20. Yüzyılda Paris eserleri ülkemizde biz okurlar tarafından en bilindik olanlardır.


Yazarın kaleme aldığı birçok eseri sonradan tiyatroya uyarlanmış ve hatta filmleri çekilenler de olmuştur. Verne’nin kendisine edebiyat ödülleri kazandıran romanlarında vardır ve ülkemizde bize kendisini sevdiren, Serveti-Fünun dergisi kurucusu Ahmet İhsan Tokgöz’dür. Kendisi ilk defa on dokuzuncu yüzyıl sonlarında Verne’nin eserlerini Türkçe’ye çevirme zahmetine girerek, Türk okuyuculara sevdirmiş ve de geniş ölçüde okunmasına vesile olmuştur. Tabi Jules Verne’yi bir tek Ahmet İhsan Tokgöz çevirmemiştir ve ilerleyen zamanlarda çeşitli kişiler tarafından yeni çevirileri de yapılmıştır ve yayınlanmaya devam edilmektedir.


Ay’a Yolculuk kitabını, yazarın ergenler için modern masallar inşa eden, işte öylesine yazılmış bir esermiş gibi düşünebilirsiniz, ama kitabı okuduktan sonra bu düşüncelerinizde ne kadar da haksız olduğunuzu ve belki de erken ön yargılı davrandığınızı bir defa daha etkileyici bir şekilde öğreneceksiniz. Kitap yazıldığı yıllarda olan teknoloji ve bilim göz önüne alındığında, bilimsel meseleleri tartışmak, tartışmaya açmak ve varsaymak adına eşsiz bir nimettir. Olaylar zinciri tüm teknik bilgi ve bilimsellikle yavaşça hareket ediyor. O kadar ilginçtir ki, aslında kitabımızın kahramanı sayılan karakterimiz Fransız “astronot” Michel Ardan, romanın neredeyse yarısına kadar ortalıkta görünmüyor. Kitap yazar tarafından 1865 yılında yayınlanmıştır ve ilginçtir ki, iki süper güç arasında yeni bir rekabet olan uzay yarışında Sputnik 1 uydusu, SSCB (Rusya) tarafından 4 Ekim 1957'de uzaya gönderilen ve yörüngeye oturtulan ilk rokettir. Evet, insan aslında duyduklarına, daha doğrusu okuduğuna inanmak istemiyor. Bu nasıl mümkün olabilir? Bir insan nasıl olur da, bir asır öncesinden fırlatma tarihinin nasıl belirlendiğini, fırlatma işleminin nerede gerçekleşeceğini, kapsülün yapımını ve malzemelerini, kullanılacak roketin kimyasal yapısını ve fırlatma rampalarını, atmosferden çıkarken mekikten ayrılan yakıt tüplerini güvenlik ile ilgi tehlikeleri, mali finansman düzenlemelerini ve Ay'ın yüzeyine yapmış olduğu inişi titizlikle hayal edebilir ve bu kadar netlikle kaleme alabilir?!


Verne ayrıca kitabının konusunun kültürel ve politik sonuçlarına da gayet duyarlıydı. On dokuzuncu yüzyıl gibi bir zamanda ABD'deki silahlanma endüstrisi, iç savaşın sona ermesiyle birlikte gelen yeni bir sorun ile baş etmeye çalışıyordu. Barış zamanında dünyada kendilerine biçilen rollerini kitleye karşı haklı çıkarmak için yeni bir hedefe ihtiyaçları vardı. Burada Amerika için çok değerli birisi tarihin perdesini aralayarak sahneye giriyordu. Makine ve uzay mühendisi olan Wernher von Braun!!! Braun roket teknolojilerinin babası olarak kabul edilirdi ve İkinci Dünya Savaşı esnasında Amerikalılara esir düştükten hemen sonra Amerikan vatandaşlığına geçen Wernher von Braun, daha sonra NASA’nın başına geçmiş ve Apollo uzay programını geliştirerek Amerikalıların bu yarışta ipi göğüslemesini sağlamıştır. Verne bu kitabı ile sadece uzay yolculuğunun özelliklerini açıklamakla kalmadı, aynı zamanda daha sonrasında gelişecek olan “askeri-sanayi kompleksi” olarak adlandırılan şeye de dikkat çeken ilklerden biri olarak düşünülebilir.


Kitap Amerika’da kuzey ve güney arasındaki savaş ve düşmanlıkların sona ermesinden sonra, Baltimore Silah Kulübü'de Bay Tom, Bay Maston ve Bay Bilsby’nin sohbeti ile başlar. Sohbet konusu ilerlerken aya gitmekle ilgili bir düşünceyi de mütalaa ederler. Akıllarına Ay'a bir mermi ateşleyecek kadar büyük, muazzam bir topun yapımı gelir. Aya nasıl gidecekleri hakkında planlar yaparlar ve bunu bütün ülkeye duyururlar. Bu fikir, projenin finanse edilmesi için dünyanın dört bir yanından gelen bağışların akılda tutulduğu kadar kıymetli ve heyecan vericidir de.


Bu muazzam fikir ve projeden haberdar olan bir Fransız ise, bu fikre hayran olur ve Ay’a Yolculuk için planlanan bu eşsiz projede yer almak için gönüllü olarak başvuru yapar ve plana dâhil olur. Kendisinin bu projeye olan katılım isteği ve ilgisi ile birlikte, bu etkinlik bir anda tüm dünyaya kısa süre içerisinde yayılır ve artık insanlar aya yolculuk için yapılacak olan bir merminin varlığından haberdarlardır.


Tüm işlemler sonrasında Fransız’ın yanına deney amaçlı koyulan iki köpek ile birlikte Ay’a yapılacak olan heyecan verici yolculuk başlar. Yolculuk süresince her şey tahmin edildiği gibi gitmektedir, fakat geri dönüş aşamasında bazı şeyler beklenildiği gibi yürümemektedir. Spoiler olmaması adına devamı kitapta arkadaşlar… :))


Bu romanını kaleme aldığında, Verne henüz Amerika Birleşik Devletleri'ni hiç ziyaret etmemişti, fakat bu onun bazı kültürler arası yorumlarda bulunmasını engel değildi. Tüm iyi kalpliliği, samimiyeti ve kalemiyle, basmakalıp stereotiplerle oynuyor ve ortak bir Amerikan-Fransız uzay misyonunun kurulumunun mümkün olabileceği ihtimalini de burada okura vermeye çalışıyordu.


Jules Verne, yazdığı kitaplar ve romanları sayesinde biz okurlara, kendi sahip olduğu hayal gücü ile yaşadığı dönemin ve devrin bir hayli ilerisinde olduğunu kanıtladı. Onun on dokuzuncu yüzyılın ortalarına doğru yazdığı eserleri ile karşımıza çıkan birçok şeyin bugünkü gündelik hayatımızın içinde yer aldıklarını görüyor ve büyük bir şaşkınlık ile karşılıyoruz. Yazmış olduğu eserlerinde muhteşem fantastik öğeleri anlatan, ele alan Jules Verne, kitabını okurken biz okurlara, yeri geliyor denizlerin altında muhteşem bir atmosfer ya da arşta inanılması imkânsız maceralar yaşatıyor. Jules Verne’nin sevenleri, genelde kendisinin romanlarının bir solukta bittiğinden şikâyet ederler. Bu arada yazarın romanlarını yazarken kullandığı akıcı dil ve kaleminin gücü ile maceraya kendinizi kaptırır gidersiniz. Özellikle çocukken kendisinin “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah” adlı eserini okurken o kadar beğenmiştim ki, bunu size nasıl anlatayım bilemiyorum. Kendimi çocuk aklımla ve hayalimle karakterlerin yerine koyduğum çok olmuştur.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
224 syf.
·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere #julesverne 'nin şahane bir eserinin yorumuyla geldim
Bizim evde Jules Verne hayranı kızımdır. Benim için dokunulmazlığı olan kitaplarım gibi onunda dokunulmazlığı olan kitaplar Verne'nin kitaplarıdır. Okumak için bile zorla aldım sormayın
Kitabı okuduğumda inanmakta çok güçlük çektiğim yerler oldu. Sebebi de o tarihte yazarımızın bunları kurgulaya bilmesi tabi ki de. Hayal gücü güçlü insanları çok severim çok. Bu kitabı sayesinde bizim evde iki hayranı olmuş oldu Verne'nin
Önce kitabın konusundan bahsetmeye başlamadan önce Jules Verne’nin bu kitabı, uzayın sonsuz gizemine ilgi duyan insanoğlunu anlatan ilk roman özelliği taşımaktadır. Bununla beraber kitapta matematiksel veri olarak adlandırabileceğimiz sayısal verileri oldukça görmekteyiz.
Biraz kitabın konusundan bahsedeyim sizlere....
Kitapta verilen bilgiler, kahramanlar ve onların yaşadıklarına, okuduğumuz her satırdaki heyecanlarına ve maceralarına birlikte ortak oluyoruz.
Bu macera, 1865’te Amerikan İç Savaşı'ndan yeni çıkmış bir grup topçunun kulüplerinde canları sıkılıp yapacak iş bulamayıp başkanları önderliğinde Ay'a ulaşabilecek bir mermi yapmaya karar vermesiyle başlar.
Bu büyük karar sonrasında neler olacak neler! Okuyup görmenizi tavsiye ediyorum
Son olarak şunu dile getirmek isterim ki bu kitap her yaştan okuyucuya hitap etmekle beraber, sizi güzel ve heyecanlı bir yolculuğa sürüklemektedir.
KEYİFLİ OKUMALAR DİLİYORUM.
224 syf.
·1 günde·8/10
''...ancak bilim, kendi yolunda ilerlerken, başyapıtları bile çiğner geçer!''
(s.18)

Tarih ne ile başladı? Yazıyla. Ve de hâlâ yazıyla şekilleniyor. Nasıl mı? Mesela Jules Verne ''Ay'a Yolculuk'' kitabını yazdıktan neredeyse yüz dört yıl sonra Ay'a Yolculuk yapıldı. Yevgeni Zamyatin'in ''Biz'' kitabında DNA'da mutasyonlar yapılıyordu, ondan 40 yıl sonra ilk kez DNA'da yapay mutasyonlar yapıldı, Ray Bradbury'nin ''Fahrenheit 451'' kitabında Montag kablosuz kulaklık takıp Faber ile konuşuyordu, ondan sonra, Apple kablosuz kulaklıkları geliştirdi.

Yeni bir roman türünün, bilimsel romanın yaratıcısı olarak görülen Jules Verne, çağdaş bilimkurgunun da temellerini atmıştır. Bugün hiçbir şaşırtıcı yanı kalmamış birçok bilimsel gelişme, henüz ufukta yokken onun yapıtlarında ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Verne, fantastik serüvenlerinde uzay yolculuğunun yanı sıra bilim ilerledikçe hayatımıza katılan denizaltıları, televizyonu ve oksijen tüpünü de öngörmüştür.''
(Arka kapaktan)

Kısacası bilim, teknoloji dünyası ve gelecek yazarların o muhteşem hayal gücü ile şekilleniyor.

Olaylar Amerikan İç Savaşı'ndan sonra halkın boşluğa düşmesi ile gerçekleşiyor. Aslında bu Ay'a Yolculuk uğraşı, devletin bir amaç edinme isteğinin somut kanıtı:
— Biliyorsunuz, dedi, atışbilim son yıllarda ne büyük gelişmeler gösterdi ve savaş sürseydi, ateşli silahlar müthiş bir yetkinliğe ulaşacaktı. Ayrıca, genel olarak, topların direnme gücüyle barutun yayılma gücünün sınırsız olduğunu da bilmez değilsiniz. Evet! İşte bu ilkeden yola çıkarak, kendi
kendime, belli direnç koşulları içerisinde yapılmış yeterli bir aygıtla, Ay’a bir mermi gönderilemez mi acaba diye sordum.
(s.15)
''Bir amaç içinde ve bu amaca ulaşma isteği olmadan kimse yaşayamaz.''
-Dostoyevski-Ölüler Evinden Anılar
Bunlar olmazsa kim Ay'a Yolculuk yapacaktı? Kim dünya ülkelerinde dayanışma sağlayacaktı? Kim döküm işleri ile uğraşacaktı? Kim topun obüs mü, top şeklinde mi, yoksa silindir şeklinde mi olacağını tartışacaktı? Florida-Texas yer için başka türlü atışabilir miydi? Kim başka türlü tüm dünyanın ve tüm Amerika'nın Ay ile ilgili bilgi edinmesine yardımcı olacaktı?
''...bütün Amerika Ay hastalığına tutuldu.''
(s.39)

O kadar çılgınlar ve gülleleri o kadar çok seviyorlar, abartıyorlar ki, J. T Maston şöyle diyor kitapta:
''Bence gülle, insan gücünün en parlak belirtisidir; bu güç, en eksiksiz olarak güllede özetlenir; insanoğlu onu yarattığı gün yaklaşmıştır en çok
Yaradan’a!''
(s.46)

Ay'da da insanların hüküm sürmesini istiyorlar, Ay'a kafa da tutuyorlar:
''J. T. Maston Ay'lılara alüminyumdan yapılmış bir gülle
yollanacağını düşündükçe sevincinden uçuyor, 'Böylece Dünyalıların ne yaman kişiler olduklarını anlarlar,' diyordu.''
(s.54)
''Derebeyi gibi kurulacağız mübareğin
içine, eh bir iki de top aldık mı, eğer varsa, bütün Ay'lılara kafa tutabiliriz herhalde!''
(s.176)

E tabii, Ay'a Yolculuk bile yapsan beğenmeyen birileri oluyor, burada da beğenmeyen kişi Kaptan Nicholl.

Ay'a Yolculuk yapacak bir top için, bir sürü malzeme lazım. Bu malzemeler için de para lazım. Bunun içinde tüm dünyanın bankalarından bağış istiyorlar, onlar da veriyor. Dünyadaki çoğu ülkenin bilime verdiği önemi de açıklıyor bizlere Jules Verne bu kitapta dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu da anlatmış. E tabii biz de verdik para:
''Osmanlı da çok eli açık davrandı; aslında bu işle doğrudan doğruya ilgiliydi; gerçekten de, Ay, hem yılını, hem de oruç ayı olan ramazanı düzenlemekteydi. Dolayısıyla, üç yüz yetmiş iki bin altı yüz kırk kuruştan daha azını veremezdi ve bunu, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan kapıyı yöneten hükümetin baskısını hissettirecek bir ivedilikle yaptı.''
(s.90)

Bu kitap yergi yönü çok güçlü olan bir kitap, bu örneklerle de görüyoruz bunu:
''Ufuk çizgisinin ötesinde dolaşan herhangi bir yerli, Florida’nın göbeğinde yeni bir yanardağın patladığını sanabilirdi,
oysa ne bir yanardağ patlaması, ne bir hortum, ne bir kasırga, ne bir doğal afet, ne de doğanın yaratabileceği o korkunç manzaralardan biriydi bu! Hayır, hiçbiri değildi! Şu kızıl dumanları, bir yanardağa yaraşan şu alevleri, yersarsıntısını andıran şu gürültülü zangırtıyı, kasırga ve fırtınalarla yarışan şu
korkunç homurtuları insanoğlu tek başına yaratmıştı ve yine onun eliydi kendi kazdığı derin bir kuyuya şu ergimiş maden Niagara’sını akıtan.''
(s.115)
Sonra bir adam çıktı Michel Ardan adında. Başkan'a telgrafla onun da Ay'a gitmek istediğini, onun için gülleyi silindir şeklinde yapmasını istedi. O adam Başkan'ın yanına gelince şöyle bir diyalog geçti aralarında:
''—Yalnız, diye üsteledi Barbicane, iyice düşündünüz mü?..
—Düşünmek mi! Düşünmeye vaktim var mı? Ay’a gidip şöyle bir dolaşma fırsatı çıkıyor önüme, ben de bu fırsattan yararlanıyorum, o kadar. Bence öyle uzun uzun düşünmeyi gerektirmeyen bir iş bu.''
(s.135)
Mübarek sanki Küçük Prens ve B-612'yi 2 dakikada gezecek. Ya da sanki ötobüse binip şoföre: ''Kaptan, Ay'a varınca haber et,'' diyecek. İlginç.
Bu diyaloğu okurken aklıma aynen şöyle bir cümle gelmişti:
''Yüzde yüz öldüreceksiniz kendinizi, diye bağırdı. Ve ölümünüz, bir çılgının ölümünden başka bir şey olmayacak, üstelik bilime de yararı dokunmayacak!''
(s.154)
Ve bunu söyleyen adam da -Kaptan Nicholl söyledi- Ay'a Michel Ardan ve Başkan ile yolculuk yapıyor. İşte Jules Verne insanların tutarsızlığını çok iyi aktarıyor ve dediğim gibi hiciv yönü oldukça etkili.

''Gelecek, bilimsel araştırmalara nasıl gizlerle dolu bir durum hazırlıyordu!''

Jules Verne bize muhteşem hayal gücü ile, bilim bilgisini olağanüstü kurgu yeteneği ile harmanlaması ile geleceği şekillendiren bu kaliteli romanı ortaya çıkarıyor. Bazı yerler sıkıcı olsa da kitap oldukça iyi idi. Ayrıca o zamanlar bu muhteşem öngörüyü yapmak kolay değildi.

Faydam dokunduysa ne mutlu bana, keyifli ve verimli okumalar.
224 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Neil Armstrong'un Ay'a ayak basmasından 104 yıl önce bilim kurgunun babası olarak tabir edilen Jules Verne Ay'a Yolculuk kitabını yazmıştır. Bu kitabın yazıldığı tarih 1865'tir ve Ruslar uzaya gönderilen ilk roket olan Sputnik'i fırlattıkları yıl ise 1957'dir. Evet inanılır gibi değil ama Jules fırlatma rampasını, yakıt tüpünün ayrılmasını Ay'a inişi müthiş derecede bilimsel bir şekilde hayal etmiş ve yazmış. Neil Armstrong'un Ay'a ayak basması tarihin en büyük yalanı veya komplo teorisi olarak bilinir. Oysa Jules'in bu kitabı yazması daha büyük ve sarsılmaz bir gerçektir. Bütün bu olağanüstü kurgu roman tadında olunca çok ilgi çekici bir kitap olmuş. Tüm bilimkurgu severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.
Ay'a Yolculuk, yirmi sekiz bölümden oluşuyor. Büyük bir insan topluluğunun Ay'a gönderilecek olan bir mermi için yaptıkları hazırlıkları ve yaşadıkları heyecanı konu alıyor.
Okumadan geçmeyin derim.
200 syf.
·8/10
Bilimkurgu türünü oldum olası her zaman sevmişimdir. Hem edebiyatta hem sinemada tercih ederim. Bu kitabı da lise yıllarımda okumuştum. Hala çoğu detayını hatırlıyorum.

Aya gerçekten gidilmesinden tam 100 yıl önce yazılmış ve nerdeyse aya gidişin temelleri atılmış. Bu yönden oldukça ilgi çekici. Sıkılmadan okumuştum.
224 syf.
·Beğendi·9/10
Çok güzel bir kurgu, yazıldığı tarih düşünüldüğünde -1865- akla yatmayan hiç bir ayrıntı yoktu bence.
Jules Verne Ay'a gitmeyi hayal etmiş ve bilimsel açıklamalarını da eksit etmemiş kitapta.
Henüz Ay'a bir şey gönderilmemiş tarihte sıradışı bir kurgu ile Verne bir mermi gönderiyor. Okuması çok keyifli.

Karakterler ve metinler çok güzeldi, akıcıydı. Sonunu çok beğendim.
Bir oturuşta zevkle bitirilecektir bir kitap o yüzden anlatmaya gerek yok, okuyun. :)
224 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Çağımızda kitapları popüler yapan genelde paylaşılan alıntılar oluyor. Üzgünüm ama bu kitaptan sizlere pek alıntı paylaşamayacağım. Ama alıntı paylaşamıyor olmam sanılanın aksine kitabı kötü yapmıyor.
*
Verilen bilimsel bilgiler, karakterlerin yaşananlar karşısındaki heyecanı sizi onların yanına çekiyor. Yapılan toplantılarda, görüşülen konularda siz de oradaymışsınız gibi heyecanlanıyorsunuz.
*
Okumadıysanız ve rafta okunmayı bekliyorsa en öne almalısınız bence.
224 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Jules Verne okumaya devam :D Nedense durmadan Jules Verne denk geliyor bana ve okuyorum ama güzel ya seviyorum.

İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=9rcxxyssLy8

Kitabın adı Ay'a Yoculuk mu yoksa Ay'a Yolculuk yapmak için çalışmalar ya da Ay'a yolculuk yapma yolculuğu falan mı :D Çünkü Ay'a yapılan yolculuk 20 sayfa civarında...

Jules Verne kaliteli bir yazar bence... Okuduğum kitaplarını seviyorum genelde ki bu kitabını da sevdim.

Adından da anlaşılabileceği gibi insanlığın Ay'a olan yolculuğundan neredeyse 100 yıl önce Verne bu kitabı yazmış. Vay be!
Bilim Kurgu okumak güzel oluyor bence bu yüzden :D Olacak olanları olmadan okuyorsunuz :)

Bu kitapta da Ay'a yolculuk yapılıyor (Son 20 sayfada :D ) Tabii bu yolculuktan daha çok o yolculuğa nasıl çıkılacağını,nelerle bunun başarılacağı falan konuşulup bunlara yoğunlaşıyor insanlar.

Kitap güzel olmasına rağmen birkaç eksiği var bana göre. Bunlardan birisinde yazarın bazı ırkları övmesini örnek gösterebilirim.
Bunun dışında da buna sadece ben mi takıldım bilmiyorum ama Ay'a yolculuk neden 20 sayfa ya :D Yolculuk yapmalarını sağlayacak aletleri yapmalarını anlatıyor kitap bence o yüzden ismi değişmeli...

Neyse, Jules Verne'nin bu kitabı da güzeldi ve bilim kurgu okumak isteyenler için tavsiye edeceğim kitaplardan...

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
224 syf.
·3/10
Büyük bir heyecanla başladım ama sonunu getirene kadar canım çıktı, bazı yerleri de atlamak zorunda kaldım.

Kitap 1865'te yayımlanmış, yani Ay'a ayak basılmasından bir asır önce, bu sebeple kitabı biraz daha ilgi çekici buldum, tabii günümüz bilim kurgusu gibi bir şey de beklemiyordum yazılış tarihi itibariyle ama kitap gerçekten vasat bir eser olmuş.

200 küsür sayfa boyunca bir merminin Ay'a gönderilmesi konusu anlatılıyor, tamam 19.asır falan da Ay'a ateş etmek nedir?

Incelemelerde beğenen arkadaşlar olmuş, yazıldığı yıl itibarıyle de normal denilebilir ama sanırım beklentimi fazla tuttuğum için hayal kırıklığına uğradım.
Özetle ben kitabı beğenmedim.
224 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Ay'a Yolculuk.. Bilim-kurgunun babası olarak kabul edilen Jules Verne'in okuduğum ilk eseri. O kadar sevdim ki. Aya çıkılmadan 104 yıl önce yazılmış. Her verdiği detay o kadar etkileyici ki bir an gerçek aya çıkış öyküsünü okuduğumu hissettim. Merminin büyüklüğü, kullanılacak ateşleme, fırlatma noktası, ayın uzaklığı vb. birçok detay açıklayıcı olarak anlatılmış. Yazıldığı tarih ve verdiği detaylar dikkate alınınca gerçekten çok etkileyici ve güzel bir eserdi.
Bir de cahillerden oluşan boş inançlılar sınıfı vardı elbet; böyleleri hiçbir şey bilmemekle kalmaz, olmayanı da bilirlerdi.
Bir de cahillerden oluşan boş inançlılar sınıfı vardı elbet, böyleleri hiçbir şey bilmemekle kalmaz, olmayanı da bilirlerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aya Seyahat
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İyi Gün Yayınları

Kitabı okuyanlar 3.781 okur

  • B.
  • Samet Evren Ayçiçek
  • Barancan Sönmez
  • Emre Ö.
  • Kadir ÇALIŞKAN
  • Murat Edeer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.1 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları