Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.162
Gösterim
Adı:
Ayaşlı ile Kiracıları
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754940510
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınları
Memduh Şevket Esendal'ın Bütün Eserleri dizisinin ilk kitabı olan "Ayaşlı ile Kiracıları", yazarın en önemli yapıtlarından biridir. 1946'da CHP Roman Ödülü'nü de alan yapıtta, Memduh Şevket Esendal cumhuriyetin ilk yıllarındaki Ankara'dan bir kesit sunar. Eğitimleri, uğraşları, dünya görüşleri farklı insanların ilişkilerini büyük bir ustalıkla sergiler. Romandaki kişilerde, dönemin bütün özelliklerini yansıtmaktadır. Memduh Şevket Esendal, bireysel öğelerden bir bütüne ulaşmanın en güzel örneğini vermektedir...
(Arka Kapak)
Ayasli ve Kiracilari...Cumhuriyet'in ilk yıllarında Ayasli Ibrahim Efendi tarafından işletilen yeni bir apartmanın 9 odalı evinde kalan farkli insanların yaşam kesitlerinden oluşur .

Ayasli ve Kiracılari Memduh Şevket Esendal'in en önemli yapıtlarından birisidir .
Edebiyatimizin önemli Durum Öykücülerimizden yazar bu romanda bolca diyaloğa yer vermiştir.Konusu toplumun gerçekliliğine dayanır .Türkçe çok güzel ve gayet anlaşılır kullanılmıştır.Hatta daha eski, anlaşılması zor kelimeler kullanılmıştır diye düşündüm.Gayet akıcı ve anlaşılır olmasına hayret ettim.Bol isimli ,bol diyaloglu,karşılıklı konusmali iç içe ,tıkış tıkış ,dedikodulu bir eser :)Kadınlar noktasında temas ettiği hususlar ,ahlaksizliklar acı bir gerçek de olsa rahatsızlık verdi bana.

Romanı o odalardan birisinde kalan, banka memuru olan,ismini bilmediğimiz bir aktaricidan dinliyoruz.Yazar dönemin ahlaki cokuntulerini,alkol,kumar,
bencillik,tembellik,tenperverlik,paraya duskunluk,rüşvet,sadakatsizlik gibi hastalıkların toplumu nasıl felakete suruklediginin altını cizmistir.Hatta o kadar bunaltıcı yaşamlar ki o apartmandan ,o odalardan,o odadaki insanlardan bir önce kaçıp kurtulasiniz geliyor.

Nasıl ki sağlam cemiyet, sağlam ailelerden, sağlam aileler de sağlam fertlerden meydana gelir. Bundan dolayı yazar Ankara'daki farklı yaşamları odalara bölerek ayrı ayrı toplumbilimcisi gibi tek tek yaşamlarını inceleyerek ,toplumun kilcallarina ferdan ferda inerek o tabloyu zihinlerimizde resmederek sağlam bir ailenin ,manevi ve ahlaki değerlerin ne denli önemli olduğunun altını çizmistir.Alkol,kumar,paraya duskunluk,sadakatsizlik sebebiyle fertlerde oluşan iç deformasyon ve ruhsal bozukluklar ciddi bir rehabilitasyona tabi tutulmazsa -kendilerine bir faydaları olmadığı gibi -bütün bütün kimliklerini yitirip topluma zararlı parazit haline donusmeleri tehlikesi ile karşı karsiyalar.

Dolayısıyla evlilik gibi ciddi muessesede de anlaşmazlıklar olduğu vakit eşler bedenleriyle hanenin içinde olmasına rağmen ruhen yakinlasamadiklari için ruhen birbirlerinden uzak, hanenin dışında yasayacaklardir.
Huzur ve emniyet vermeyen yuva da toplumu delik deşik edecek ;onun bozulması, raydan çıkması da milletlerin yikilisina zemin hazirlayacaktir .

Bütün hayatlarını otelin soğuk duvarları arasında huysuzluk,ahlaksızlık ,kavga ve gürültüyle geçiren ailelerin yetiştirdiği nesiller için o yuva handan otelden öteye geçemeyecektir,sağlıksız bir nesil ortaya çıkacaktır .Yine de yazar böylesine karanlık tablo sunduktan sonra tesis ettiği Turan ve Selime ile kurulan sağlam yuvayla ümit vererek , mukaddes bir cemiyetin küçük çapta organize edilmiş hucresinin nasıl olması,nasil bir yol izlenmesi,nasil islerlik kazanması gerektiği ve sağlam yuvanın önemi ile alakalı önemli bir mesaj vermiştir.

Son olarak insanın insanlığı nasıl ki yuvada tamamlanirsa aksi taktirde
yuvanın ,manevi ve ahlaki değerlerin ciddiyet ve ağırlığı ile oynamak insanlık hakikatine dokunmak ,onu hafife almakla esdegerdir .Bu da çöküsün ,bataklığa suruklenisin işaretidir .

Keyifli okumalar ....
Ayaşlının 9 odalı evinin her odasını kiralayan insanların yaşamlarının anlatıldığı bir kitap. Şöyle bir durum var. Günümüz yazarları çoğu yüksek eğitimli donanımlı olmasına rağmen 1930'lu yıllarda Memduh Şevket Esendal'ın yazdığı roman kadar ahenkli Türkçe kullanamıyor. Şimdiki Türk yazarların geneli böyle. Sırf sayfalar artsın diye konuyu gereksiz yere uzatıyorlar. Ancak bu roman anlaşılır bir dille uzatmadan saptırılmadan yazılmış. Ne varsa eskilerde var.
Merhaba 1000 Kitap Ailesi.

Küçük bir anekdot ile başlamak istedim incelememe. Bu kadar kitap varken bu kitabı nereden buldun da okudun diyebilirsiniz. Ortaokulda okurken Türkçe öğretmenimin bana ödev verdiği; benim ise kütüphaneye gidip roman özetleri kitabından özetini çalıp; öğretmene verdiğim roman olması. İçimde bir pişmanlık o zamandan beri vardı. Karşıma çıkınca hemen aldım ve okudum.

Kitap oldukça eski bir kitap. 1934’de basılmış. Milli Eğitim tavsiyeli 100 Temel eser içerisinde bulunan bir roman. Önce kitap olarak, sonra gazetede bölümler halinde, en son TRT’de dizi olarak çekilmiş bir kitap.

Yazarın diline gelirsek; akıcı ve anlaşılır bir dil kullanmış. 1934 yılında yazılmış olmasına rağmen o kadar güzel bir anlatım mevcut şaşırdım. O zamanın diğer yazarlarına göre kıyaslarsak eski kelimeler kullanmamış pek. Karakterler ve olaylar gerçeğe çok yakın; doğal ve abartısız bir dilden oluşuyor. Bu yüzden gerçek anıları okuyormuş gibi bir tat bırakıyor. Çoğunlukla diyaloglardan oluşuyor. Karşılıklı konuşmalarla başlıyor ve bitiyor.

Konusu Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında; başkent Ankara’da geçiyor. Bir apartman dairesinin dokuza bölünmüş odalarının içinde oturan; insanların hayatlarını gerçekçi gözle, sadelik ve içtenlikle, rahat, zoraki betimlemeler kullanmadan, temiz ve doğal bir dil kullanılarak anlatılmış hikâyesinden oluşuyor. Yıkılan bir düzenden yeni bir toplum düzenine geçmenin sarsıntıları arasında bocalayan; farklı tabaka ve sıradan insanlardan oluşan bu roman, hem bir sosyal hayata eleştiri hem de ahlak kurallarını ele alıyor. Batılılaşma sorununun ve manevi değerlerdeki bozuluşun topluma yansımasını anlatmakta. İçerisinde çok fazla ahlak kurallarını özetleyen, bize tatlı dille olması gerekeni anlatan konuşmalardan oluşan cümleler mevcut. Alkol, kumar, uyuşturucu, dedikoduculuk, paraya düşkünlük, çıkarcılık, bencillik, sorumsuzluk gibi konulara bol bol değinmiş. . Cumhuriyet dönemi yaşayışı hakkında o yıllarda başlayan ve bugüne kadar gelen bozukluklar hakkında bilgi sahibi olmak isteyecekler için hoş bir eser. Okurken karşınızda ülkemizin gerçeklerinin farkına vardıran bir roman.

Başlarda beni sarmasa da ortalarda hareket kazanıp sonu güzel olan bir roman. Sakin sakin irdeleyerek okursanız tadına varacağınıza inanıyorum. Önceki okuduğum kitaplara nazaran biraz daha az beğendiğimi itiraf edebilirim. Belki sizlerin çok hoşuna gidebilir. Tavsiye ediyorum ama beklentiniz de yüksek olmasın. Başlarda sıkabilir ama ortaları güzel, sonu ise çok güzel. Alıntım ise " İnsan sevmek ne demek olduğunu unutuyor da beni seviyorlar diye kendini avutuyor ! "

İyi Okumalar 1000 Kitap Ailesi…
Ayaşlı ile Kiracıları, Ayaşlı İbrahim Efendi'nin dokuz odalı apartmanın odalarını, dokuz farklı kültür ve karakterdeki, aile ya da kişilere kiralamasıyla, bu insanların aralarında geçen diyalogları anlatır.

Ne yalan söyleyeyim, kitabı ilk okumaya başladığımda çok beğenemedim. Hatta " üff ya! Bu da ne? bile dediğim oldu. Ta ki baş karakterimizle, apartman sakinlerinin sohbetleri eğlenceli bir hal alana kadar :) Eğlendiğim, güldüğüm, bazen yanlış bulduğum ama yargılamadığım yaşantı tarzları, beni o karakterleri anlamaya yöneltti.

Kitaptan benim çıkarımım biraz farklı olacak.Herkes görmek istediğini görür, almak istediğini alır ya. Benim bu kitaptan çıkarımım da baş karakterin sevgi ve beğenilme arayışıydı.
Hangimiz istemiyoruz ki sevilmeyi ve beğenilmeyi?

Bir etkinliğin daha sonuna gelmiş bulunuyorum. Etkinliği düzenleyen.Medine T.'ye teşekkürlerimi iletiyorum.
--------------SPOİLER İÇERİR-----------
Yer: Ankara Zaman: Cumhuriyetin ilk yılları
Yeni yapılmış bir apartmanın dokuz odalı bir bölüğü... Bu bölüğü tutup pansiyon olarak işleten Ayaşlı İbrahim Efendi'dir. Ama kahramanımız bu pansiyonun bir odasında kalan kişidir. Romanın anlatıcısıdır.
Diğer pansiyonerler farklı meslek, tabaka ve karakterde kişilerdir. Anlatıcının gözünden bu kişileri tek tek tanırız. Oldukça kalabalık bir kadro var. kitabı okurken bazen duraksayıp "Bu kimdi?" diye düşündüğüm anlar sık sık oldu. Bu insanları tanırken aslında toplumdaki yozlaşma, çürüme ve şahsiyetsizleşmenin masaya yatırıldığını anlıyorsunuz.
Pansiyonerlerden birisi olan anlatıcı burada yaşayan farklı karakterdeki insanları birleştiren noktanın ahlaki çöküntü olduğunu fark eder. Onları tanıdıkça o pansiyonda kalıyor olmaktan büyük bir rahatsızlık duyar. Ama bir yandan da oradan kopamaz. Kendi iç dünyasında sürekli bir mücadele vardır. Şahit olduğu ahlaksızlıklar içinde pasif olarak da olsa vardır, içlerindedir. Gözlemlediği ve okuyucuya aktardığı hadiseler, bozulmuşluklar çöplüğün içinde yaşama hissi verecek cinstendir: içki, esrar, kumar, dedikodu, menfaat kokan ilişkiler, metres hayatı, gayrimeşru çocuklar, normalleşmiş kürtaj vakaları, sahte sevgiler, eşini kıskanmayan adamlar, birbirini aldatan eşler... İşte bu ahlaki çöküntünün içinde anlatıcımız ise çalışkan, dürüst, münevver sınıfından sayılabilecek, insanları küçük görmeyen, samimi, bekar bir banka çalışanıdır. Böyle olmasına karşın bu pisliğe karşı mukavemetli dursa da kayıtsız kalmamakta, yanlarında yaşamaya bir nevi mecburmuş gibi oradan kopamamaktadır.
Sonuçta bu ahlaki çöküntünün kalabalık kadrosu bu çöplükte bir bir yok olurken ahlaki duruşuyla kahramanımız ayakta kalır.
Toplumsal bir yergi diyebileceğimiz romandan çıkardığım ders şu oldu: Şahsiyeti zayıf, ahlaki zaafları olan insanlar şehvetin sarhoşluğu içinde fark edemedikleri bir uçuruma hızla yuvarlanırken ayakta kalabilen, kalbur üstü olmayı hak edenler şahsiyetli, değerleri olan kişilerdir.

Keyifli okumalar...
Büyük umutlarla almadığınız kitapların sizi şaşırtması kadar güzel bir duygu var mı ? :) Türk Edebiyatı gerçekten hayran olunası bir edebiyat.. Kitabı Rıfat Ilgaz’ın Pijamalılar’ına çok benzettim. Yine bir yerde kapalı insanlar onların ruh halleri, karakter tahlilleri, betimlemeleri ve maceraları.. Sonu pek umduğum gibi bitmese de mühim olan kitabın etkisi diye düşünüyorum. Yazarın dili oldukça yalın, anlaşılır ve akıcı. Olay örgüsü sizi sürüklüyor, kitapta fazlasıyla diyalog olması ‘şimdi ne diyecek’ dedirtiyor. Gerçekte öyle olmadığını bilsek de çoğu zaman unutup dünya sadece bizim etrafımızda dönüyor gibi hissedebiliyoruz bu kitapta her insanın kendince koskocaman bir dünyası olduğunu görüyoruz. Bence Her kitap insanlara tahammül etmekte bir adım daha attırıyor ve bu da onlardan biriydi. Tavsiye ederim :)
Edebiyatımızdaki önemli "durum" öykücülerimizden M.Ş. Esendal bu romanda bir olaydan ziyade Ankara'da bir apartmanda oturan kiracıların hayatlarından kesitler sunmuş. O yılların insanlarını anlamak adına güzel bir kitap. Bu insanların hayatlarını bize, ismi hiç geçmeyen bir karakter kendi ağzından anlatıyor. Yazarın dili çok güzel, tertemiz bir Türkçe. Kolay okunuyor, bol diyalog içeren bir kitap. Durum öykülerini sevmeyenler için biraz sıkıcı gelebilir ama tavsiye ederim.
Ayaşlı İbrahim Efendi'nin, evinin odalarını farklı insanlarlara kiralamasını, farklı kültürlerden, farklı görüşlerden insanların birbirleriyle olan etkileşimini ve iletişimini anlatıyor. Kitapta karakter eksikliği yaşamayacaksınız, bolca karakter var.
Ayaşlı ve Kiracıları adlı romanda ayaşlı İbrahim efendi dokuz odalı bir daire tutar her bir odaya da bir kiracı yerleşir .Bu odalar içinde yaşayan birbirinden tamamen farklı insanların yaşamı konu edilir.Yazar sadece akıcı bir dille yazmıştır romanı.
Bu kitap da kiracıların maddiyattan daha çok manevi yönü üzerinde durulmuş, yaşadıkları hayatlar kendisi de kiracı olan baş karakterin dilinden anlatılmıştır.Baş karakter ayrıca karakter analizleri de yapmış, herkesin birbirinden haberi olduğu komşuluk ilişkilerine değinmiş ve bu ilişkiler sonucu kendi özel hayatında da tanıştığı kişi ile mutluluğa ulaşmış olup romanın sonunda hem yakınları olan kiracılar hem de sonradan tanıştığı kiracılara iyi davranan Ayaşlı' nın ölümüyle sonlanmıştır.
Memduh Şevket ESENDAL'ın cumhuriyetin ilk zamanlarını anlattığı bir kitap. Olaylar 9 odalı bir dairede geçiyor. Dönemin yaşayışı ve kültürü ile bilgi edinmek oldukça mümkün
"Severim. Niçin? Bunun niçini yok. O da beni sever, onun sevgisinin de niçini yoktur. İşte sevgi bu. Kalanı yalan. Kalanını biz uydururuz."

Ayaşlı İbrahim Efendi'nin 9 odalı evinin her odasını kiralayan insanların yaşamlarının anlatıldığı bir kitap. Eser, bu odaların birinde yaşayan, oynak bir kadına karşı dürüst, çekingen bir adamın ağzından anlatılmaktadır. Odalarda yaşayan insanların vasıfları ve etraflarında geçen olaylar vesilesiyle birçok açıdan farklı konular ele alınmaktadır. Değişen toplum eleştirisi, yozlaşma, çocuk büyütmek, iş hayatında kadınlar, çıkara dayalı ilişkiler ve dönemin evlilik anlayışı gibi konular irdelenmiştir.
Esendal, eserini gerçekten çok düzgün bir üslupla kaleme almış ve gayet yalın ve anlaşılır bir dil kullanmıştır. İnsan, kitabı okurken kendini o odaların birinde kiracı olarak hayal ediyor. Bu da kitabın çok akıcı bir şekilde okunmasına vesile oluyor.


Bilgi Yayınevi 15.Baskı
— Çirkin bir adam, demiş.
— Erkekte güzellik aranmaz, huyu güzel olsun, demişler.
— Sevimsiz, demiş.
— Alışırsın seversin, demişler.
- Benim çocukluğum kırlarda geçti. Oraların tadını bilirim.

- Kırda büyümüş adamlara hiç benzemiyorsunuz!

- Öyle, bu şehirler, şehircikler beni bozdu.

- Kırda büyümüş insanlar bu sizin düşündüklerinizi düşünmezler!

- Şehirler insanları rahatsız eder!
Severim. Niçin? Bunun niçini yok. O da beni sever, onun sevgisinin de niçini yoktur. İşte sevgi bu. Kalanı yalan. Kalanını biz uydururuz.
Ancak bir evde toplu yaşamak da hoştur. Toplu yaşanıyorsa neden sürüden ayrılmalı?
Kimse yarın ne olacağını bilmez, Ama bu zavallılar büsbütün Karanlığa saplanmış, gidiyorlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ayaşlı ile Kiracıları
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754940510
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınları
Memduh Şevket Esendal'ın Bütün Eserleri dizisinin ilk kitabı olan "Ayaşlı ile Kiracıları", yazarın en önemli yapıtlarından biridir. 1946'da CHP Roman Ödülü'nü de alan yapıtta, Memduh Şevket Esendal cumhuriyetin ilk yıllarındaki Ankara'dan bir kesit sunar. Eğitimleri, uğraşları, dünya görüşleri farklı insanların ilişkilerini büyük bir ustalıkla sergiler. Romandaki kişilerde, dönemin bütün özelliklerini yansıtmaktadır. Memduh Şevket Esendal, bireysel öğelerden bir bütüne ulaşmanın en güzel örneğini vermektedir...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 522 okur

  • Kitobur
  • Hazel
  • İlhan İpek
  • şirvan
  • Betül
  • Saygın Atilla
  • Kübranur Çakır
  • Ali Erdem
  • Betül Yılmaz
  • 12345

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%7
18-24 Yaş
%23.7
25-34 Yaş
%33.5
35-44 Yaş
%20.5
45-54 Yaş
%7.9
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%2.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.4
Erkek
%31.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.6 (17)
9
%17 (23)
8
%23.7 (32)
7
%20 (27)
6
%12.6 (17)
5
%7.4 (10)
4
%2.2 (3)
3
%0.7 (1)
2
%2.2 (3)
1
%1.5 (2)

Kitabın sıralamaları