Aydın Despotizmi

6,7/10  (3 Oy) · 
12 okunma  · 
3 beğeni  · 
482 gösterim
Bu çalışmaya üç nedenle katlandım;

1) 1986 Türkiyesi`nde, Türkiye ilericiliğinin önderlerinden, "bilim adamı" kimliği ile ünlü, etkin ve üretken bir Türk aydını, "Türk estetiği ve roman" konularındaki düşüncelerini anlatmayı vaat ettiği bir çalışmasında, genç bir yazarın, hemen her kitapçıda bulunabilecek bir yapıtını, Latife Tekin`in Gece Derslerini, yetersiz ya da bağlam dışı aktarmalar ve yorumlarla, yapıtta var olanı yok, yok olanı var ederek, kendi tezlerini doğrulayacağını umduğu biçimde ve okurlarının gözlerinin içine baka baka saptırmaktan zerre kadar utanç duymayabiliyor; okurun elinin altındaki bir yapıtın böylesine yakışıksız bir saptırma ile yorumlanabilmiş olması, başka bir dilde yazılmışlık, eski basım olma vb. nedenlerle genç okurlara uzak düşen kitapların aktarılmasında gözetilen özen hakkında, bilim ahlâkı adına defin endişelere sevk ediliyor.

2) Türkiye`nin neredeyse ölümcül bir anomali geçirdiğine, bu cinnetin çıldırmışlıktan nasibini alan tüm hareketler tarafından yeniden değerlendirilmesi, çözümlenmesi gereğine inanıyor; olmadığının varsayılmasının, inkârının yeni ve daha da meş`um dönemleri getirebileceğinden korkuyorum.

3) İstibdatın sadece belirli ve bilinen kurumların tekelinde olmadığına, Türk düşünce hayatında muhtelif köşebaşlarında yerleşik aydınların "yeni"ye geçit vermeyen tekellerini ısrarla korumak gayreti içinde olduklarına, bu tutumun özgür düşünce filizlerinin hoyratça kopartılması ile sonuçlandığına, gençlerin üzerinde neredeyse sınıfsal nitelikli bir baskı yarattığına inanıyor, Türk düşünce yaşamını ve edebiyatını vesayetleri altında tutmaya çalışan bütün müstebitlere karşı çıkılması gerektiğini savunuyorum.
-Alev Alatlı/Temmuz, 1986-
(Tanıtım Bülteninden)
Hüseyin 
 23 Tem 01:52 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Birkaç saat feda ederek rahatça okunabilecek kadar az, o süre sonunda ufku açacak kadar hacimli bir kitap. Alev Alatlı'nın içimizden herhangi birisi gibi yazdığı fakat içimizden herhangi birisinin üzerinde bir incelikle yaklaştığı aydın kesimin despot tutumu üzerine yetkin bir çalışma.

Alatlı, Temmuz 1986'daki tespitinde dönemin aydınlarının sınıfsal baskı oluşturarak yeni fikirlere karşı durduklarını söylüyor. Bir çeşit tekelleşme. Istibdat. Aynı despotizmin, toplumda bir çözülme peyda ettiğini ve bu çözülmenin bizzat aydınlar eliyle oluşturulduğunu da ekliyor.

Bugün de aynı anomali olağanca kudretiyle sürüyor. Yeniye, küllerinden doğuracak olana, medeniyetimize has olana karşı duran aydın kesim bugün de toplumsal çözülmeyi sürdürüyor. Aynı aydın kesim, ithal olmayan her yeniye karşı gardını indirmekten de imtina ediyor.

Zannımca toplumlaşma, bu tarz bir vesayetin müstebitlerine karşı durmakla, fikrin tekelciliğine inkârla sağlanabilir. Nitekim sabit iki nokta birbirine asla paralel olamaz; mutabakat, ilerlemeyle sağlanır.

Bütün bunlarla beraber kütüphanenizi de ilminizi güzelleştirecek bir kitap. Alın, bir köşeye geçin ve farkına varın olan bitenin.