1000Kitap Logosu
Resim
7.8
10 üzerinden
12,5bin Puan · 2016 İnceleme
192 syf.
·
3 günde
Bir kitap hiçbir şeyi olmasa bile sadece giriş cümlesi için sevilebilir mi? Ya bitişi de enfes ise? Kitap ne ile başlayıp ne ile bitiyor, önce buna bakalım: "Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi." Böyle başlıyor. "Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı." Böyle bitiyor kitap... Müthiş ifadelerle başlayan kitaplara denk geldim, ancak mükemmel ifadelerle hem başlayıp hem biten kitaba ilk kez denk geliyorum. *** Leyla ile Mecnun hastaları bilir bu kitabı. Mecnun sahilde Hırsız Yavuz'un (ben öyle bir insan mıyım :)) omzuna başını koyar, Yavuz da Mecnun'a Aylak Adam'ın bu son cümlelerini okur. *** Kitap dört bölümden oluşuyor. "Kış, İlkyaz, Yaz, Güz". İçindekiler kısmında bu başlıkları görünce aklıma Cemal Süreya'nın "Dört Mevsim" şiiri geldi. Dört mevsimi kullanarak enfes bir şiir yazmış Cemal Süreya. Fazıl Say'ın bestesi, Serenad Bağca'nın güzel sesiyle değerine değer katmış "Dört Mevsim". Dinlemenizi tavsiye ederim. Kısaltarak ekleyeyim: "Bahar mezarına gömsünler sizi Yapraklar gibi buluştunuzdu ... Yaz mezarına gömsünler sizi İlk kezmiş gibi buluştunuzdu ... Güz mezarına gömsünler sizi Salkımlar gibi buluştunuzdu ... Kış mezarına gömsünler sizi Sokaklar gibi buluştunuzdu ..." Kitapta da şiirde de en çok "İlkyaz-Bahar" kısmını sevdim, beğendim. *** Kitabın henüz ilk sayfasını bitirdiğimde Oğuz Atay geldi aklıma. Nedense bana Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar daha çok tanınıyor gibi geliyor. Sonrasında yaptığım araştırmada şunu öğrendim: Oğuz Atay 700 sayfalık Tutunamayanları, Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ındaki bir pasajdan etkilenerek yazmış. Bir çekirdekten koskocaman bir ağaç... Kitap bitince Oğuz Atay, eserini Yusuf Atılgan'a göndermiş ancak herhangi bir yanıt alamamış ve kırılmış. Herhalde bu da onun daha fazla tutanamamasına yol açtı. Oğuz Atay vefat ettikten sonra Yusuf Atılgan şunları söylemiş: "Tutunamayanlar'ı çok beğenmiştim ama böyle bir kitabı yazan birinin benim yorumuma ihtiyacı olmadığını düşünmüştüm. Keşke hayatta olsaydı da bunu kendisine söyleyebilseydim." *** Okunması kesinlikle zor bir kitap. Kitap isterse içine alıyor istemezse bekletiyor. Onun dediği gibi oluyor. Kimin? Bay C.'nin. Bay C.'de böyle biri. Küçüklüğünün en büyük hatırası olan teyzesine benzer bir kadınla birlikte olmak istiyor. Kendi düşündüğü gibi düşünsün, kendi hissettiği gibi hissetsin, ondan bir parça, ona bir parça olsun istiyor. Babasından nefret eden Bay C. adam olmak istemiyor, zira adam olmak babasının ona karşı kullandığı iğneleyici ifadelerden biri. Babası gibi adam olacaksa adam olmamak daha tercih edilir oluyor Bay C. için. O yüzden o "Aylak Adam". *** Psikolojik tahliller, kişilik analizleri, düşünüşler, bilinç akışı tekniği, mektuplar... Zor, çok zor ama hoş çok hoş ve faydalı bir kitap. Hazine... Kolay mıdır Aylak Adam olmak? Zordur.
Aylak Adam
7.8/10 · 47,5bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
192 syf.
·
Puan vermedi
Yusuf Atılgan- Aylak Adam Kitap İncelemesi
Yusuf Atılgan; 1921 doğumlu Türk yazar ve öğretmendir. 1950-1980 yılları arasında yazıları bulunmaktadır. Bu dönemin ilk modernist yazarlarından sayılmaktadır. Ününü Aylak Adamla yaymış olan yazarın, Anayurt Oteli ve Canistan adlı romanları da bulumaktadır. Kitaba geçince üzerinde yazarın adı olmasa Oğuz Atay'ın eseri diyebilirdim. Kullanılan bilinç akışı tekniği, yazılan mektuplar, kişinin kendi iç konuşmaları, hep arayış içinde olunması, yapılan eleştiriler.. Her sayfasında bir Oğuz Atay üslubunu hissettiriyor. Ki araştırınca Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar adlı eserinde ilham aldığını öğrendim. Burda bir alıntıya yer vermek istiyorum: -İnsanın bir tutamağı olmalı. -Anlamadım. -Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına.(syf 183). Kitaba geçecek olursak karşımıza başkahraman olarak Bay C. çıkıyor. Küçükken babasına o kadar aşırı bir nefret duymuştur ki bu nefreti şu satırlar da görebiliriz: Okuldan suratımda çürükler, tırnak yaralarıyla döndüğüm günler babam, ''Görürsünüz, adam olmayacak bu çocuk,'' derdi. Konuşmazdım. Sevinirdim. Babam adamsa ben olmayacaktım.(syf 151). Babasından duyduğu korku ona karşı nefreti doğurmuştu. Küçükken teyzesinden gördüğü sevgi ise aklından hiç çıkmamış, hep onu aramasına sebep olmuştu. Bay C. bu dünya da tek arayış içerisinde. Onu da şuraya alıntılayayım: 'Ben toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlikte düşünen, duyan, seven bir kadın!''(syf 183). Böyle bir sevgi bulunabilir mi? Zannetmiyorum. Bay C. tüm toplumsal normlarını yıkmış iki fikrin, iki kişinin, olacağı bir ilişkiyi değil; kendisi gibi düşünen, kendisi gibi hareket eden bir kadın istemektedir. Kitap derin psikolojik tahlillerle ve kişilik analizleriyle dolu. Bay C ise herkesten farklı olduğunu sürekli belirtme gereği duymuştur. 'Onlar gibi değilim' ben cümlesiyle ya da bu düşünceyle sık sık karşılaşacaksınızdır. Nedense bu düşünce bana özgüven eksikliği olduğunu düşündürttü. Ayıracağınız zamanı fazlasıyla hak edecek bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim..
Aylak Adam
7.8/10 · 47,5bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
160 syf.
·
7 günde
·
7/10 puan
Babam adamsa ben olmayacaktım!
#169665536.. Linkini paylaştığım incelememde Yusuf Atılgan dan ve Anayurt Otelinden bahsetmiştim. O yüzden Yusuf Atılgan ile alakalı kısımları bu incelememde atlayarak gireceğim.
Aylak Adam
kitabı, Yunus Nadi Roman ödülü 2.si bir kitaptır. 1958 senesinde bu ödülü
Fakir Baykurt
un filmi de sonrasında çekilen ve başrollerinde Fatma Girik in rol aldığı, benimde okurken çok beğendiğim tam bir köy halkı romanı olan
Yılanların Öcü
kitabı almıştır.
Aylak Adam
,
Reşat Nuri Güntekin
gibi büyük bir kalemin bile dikkatini çekmiş ve
Miskinler Tekkesi
kitabında Aylak Adam ın baş karakteri C. nin bir dönüşümü ile kitabında bahsetmiştir. Ayrıca
Tutunamayanlar
kitabınında da çok fazla benzer noktalar vardır Aylak Adam ile. Başkaldırı, yazım şekli, bilinç akışı, psikolojik alt metin, varoluşçuluk ve arayış kavramları iki kitabında temelini oluşturur. 2 kitabını da okuyan biri olarak şunu söyleyebilirim ki Atılgan, mesajlarını psikolojik vakalar üzerinden vermeyi seviyor. Yani normal değil, anormal insanlarla bize bunları anlatıyor. Kitap, Baki nin bir sözü ile başlar: "Mufassal kıssa başlarsın, garip efsane söylersin." sözü ile. Burada aslında Atılgan, kendi bilinç akışı metoduna bir atıfta bulunuyor ve bir gün bi bakmışsın söylediklerin efsane olmuş canım ben diyor :) Aylak Adam ın konusu kısaca şudur : İçerisinde hizmetçilerin, kumar ve kadın düşkünü bir babanın bulunduğu bir evde büyüyen C. isimli karakterin hayatı, sevgiyi, aşkı arama ve hayata anlam verme çabası denilebilir kısaca. Baş karakterimiz C. ye emlaktan elde ettiği kira geliri babası öldükten sonra kendisine geçince, çalışmasına hiç gerek kalmaz. Çalışmayı zaten boş iş, zaman kaybı olarak nitelendirir C. Ataerkil yapıya karşı olan birisidir. İki kişiden oluşan toplum onun için en iyisidir. C. nin ismi neden C. dir derseniz : Bu kişi hepimiz olabiliriz mesajını vermek istemiştir Yusuf Atılgan burada. Aynı şekilde
Franz Kafka
da
Dava
kitabında K. yı kullanmıştır. C. ve B. karakterleri ondan isimsizdir. Arayış içerisindeki, sorgulayan, varolma çabasındaki herkes C.dir. Kitapta, 2 aşk hikayesi yaşar C. karakteri. Biri Ayşe, diğeri Güler. Güler sade biridir. Ayşe ise daha hareketli,uçarı, ressam bir kişidir. İkisi ile de bir şekilde ilişkisi devam edemez. Aradığı kişi sürekli onu teğet geçer. Aylak adam C., aslında olmayanı arar. Kusursuz arayışı onu sonsuz bir çıkmaza sürükler. C., hiçbir girdiği işi ya da ilişkiyi uzun süre devam ettiremez. Babasından gelen dünyaya karşı bir kini vardır. Dövüşe başlar, sinirini özellikle babasından ve insanlardan bu şekilde çıkarır. Kitapta, bilinç akışı, günlük, geriye dönüş, mektup, leitmotif kavramlarını sık sık görürüz. Leitmotifler, et parçası, bıyıklı adam, bacaklar, topuklu ayakkabı şeklinde bu kitapta karşımıza çıkmıştır. Bunu bildiğiniz üzere
Oğuz Atay
da çok uygulayan bir yazardır. Olric in efendim demesi mesela bir leitmotiftir. Et parçası muhabbetini çok beğenmedim ama. Gerçi psikolojisi bozuk bi karakter içinde doğru bir çizim olduğu unutulmamalı. Kitapta,
Sigmund Freud
un ünlü Oedipus Kompleksini de işlemiştir Atılgan. Zehra teyzenin yanında büyüyen C. aslında Zehra teyzesine karşı bu kompleks içerisindedir. Ölen annesinin yerine onu sürekli koyar. Babasının teyzesine karşı bıyıklarını burmasını asla kaldıramaz. Teyzesini, cinsel olarak arzular, kıskanır. Aslında eksiklikleri, psikolojik ve ailevi alt yapısı onu bu duruma sürüklemiştir.
Soren Kierkegaard
ve
Friedrich Nietzsche
nin Varoluşçuluk da yalnızlaşan insan kendi özüne daha kolay döner düşüncesini de kitapta görmek mümkündür. Toplumdan uzaklaşması, geçimsizliği, hiçbir şeyi beğenmeme, yalnızlaşma nedenleri hep budur. Kitapta, C. nin tüm bakış açılarına ailevi olumsuz altyapısı açısından bakmak doğru olur. Ama her şeyi yazarın bu alt yapıya bağlaması benim puan kırmama neden oldu. Bunu da söylemeden geçemeyeceğim. İş hayatı, evlilik, çocuk, yaşamanın amacı, gazete okuma,cinsellik gibi her konuda düşünceleri aşırı karamsar. Mantık çerçevesinde yorumlamak pek mümkün değil o nedenle. Hep kötü geçmişe bağlanmış anlayacağınız. Kitabı okuma grubumuz ile okudum ve sunumunu kendim yaptığım için buraya incelemeyi biraz geç attım.Okuyan grup üyelerimize tekrar gibi olacaktır bu nedenle. Kitap, zor bi kitaptı. Zaten bilinç akışı olan hiçbir kitap kolay değildir. Ön inceleme yapmadan okunmamasını öneririm. Puanım 7.
Aylak Adam
7.8/10 · 47,5bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
192 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Aylak olmak zordur. Çünkü işi olanlardan daha çok düşünmeye vakit vardır.
İlk önce bir uyarıda bulunayım. Betimleme hayranlarını başta zorlayacak ama konusu ile içine alacak bir eser. Kitap bitince ne okudum ben ya! Dedim. Kitabı farklı uygulamalarda sıkça gördüğüm ve alıntıları hoşuma gittiği için okumak istedim. Başlarda hayal kırıklığı hissettim. Sanki aradığım ve beklediğim gibi değildi. Çok farklı bir anlatış biçimi var. İlk kez böyle bir eserle karşılaştım: Sürekli ardısıra süren eylemler tamlaması gibi bir hikaye ile günlük okur hissine kapıldım. Bazen olayı birinci ağızdan dinlerken birden üçüncü kişiye geçmesi kafamı karıştırdı. Kitap şu cümle ile başlıyor; " Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi."  Ve şu cümle ile bitiyor; "Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı."  İşte bu iki Bölüm arasına, bir arayış ve aynı zaman da çevresinden uzaklaşma halinde olan, ve yazarın isim yerine  C demeyi tercih ettiği, ana karakterin hikayesi sığdırılmış. Kitap dört mevsimi içinde bulunduran dört bölümden oluşuyor. Ve her mevsim C'nin hayatının farklı dönemlerini aynı konu ile anlatılıyor. Bu "C" neler yaşadı yahu! Kimi zaman haklı buldum kimi zaman yok artık dedim. Allak bullak oldum resmen. İşin tuhaf yanı, kitabı sevdim. Ve bitince kendimi boşluğa düşmüş gibi hissettim. Sanki C ile birlikte ben de o arayışın içindeydim. Ben de baskı ve dayatmalardan kaçış içerisindeydim. Kişinin sosyal hayatındaki birçok entellektüel sorunlardan bir demet sunan eseri gayet başarılı buldum. Tavsiye ediyor, keyifli okumalar diliyorum.
Aylak Adam
7.8/10 · 47,5bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
2
3
4
...
206
2.060 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.