Aynada MelankoliJean Starobinski

·
Okunma
·
Beğeni
·
15
Gösterim
Adı:
Aynada Melankoli
Baskı tarihi:
Eylül 2007
Sayfa sayısı:
79
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752983168
Çeviri:
Mehmet Emin Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dost Kitabevi Yayınları
Starobinski metin eleştirisini bir labirent içinde yapılacak gezinti olarak görür; amacı, çıkışı aramaktan çok karşılaşılan geçitleri, dehlizleri, kavşakları, çıkmazları gözlemlemek ve metnin geniş arka düzleminin taslağını sergilemektir.
Bu kitapta Starobinski Batı kültürünün oluşumundaki temellerden biri olan melankoli konusunu yine moderniteyi en iyi anlamış ve ifade etmiş şari olarak bilinen Charles Baudelaire metinleriyle işliyor. Melankoli üç temel konuyu eşzamanlı olarak gözlemlememizi sağlar. Bunlardan ilki Batı'nın din ile ilişkisinde vicdan ve bilinç kavramlarının oluşumunu belirleyen melankolinin kendisi; ikincisi bu önemli konunun Batı modernitisindeki inanç küresine ilişkin temel yapıları haber veren Baudelaire'in, her biri gerçek birer labirent olan şiirlerle örülmüş poetikası; üçüncüsü ve belki de en önemlisi, bu iki konunun incelenmesinde işe yarayacak yöntemin işleyiş biçimi.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Baudelaire şöyle söyler: "Bir kadın yüzü genellikle ne kadar melankolikse o kadar kışkırtıcıdır." Baudelaire melankolinin bütün tehlikelerini bilir. Onu baştan çıkaran şey "yoksunluktan ya da umutsuzluktan" ya da "tinsel gereksinimlerden, iç dünyanın karanlıklarına gömülmüş tutkulardan" ileri gelen üzüntü dalga­ları"dır. O dünyada gömülü olanı Freud değil, ancak Baudelaire yorumlayabilir; "hekimlerin isterik, hekimlerden biraz daha iyi düşünenlerinse şeytansı diye niteledikleri ruh hali"nden söz eder. Tam bir anlam karmaşası vardır: Baudelaire "isterisini" "zevk ve korku içinde" "devşirir", ama "her şeyden, sefaletten, hastalıktan ve melankoliden kurtulmak" ister.
Ayna olmak, kendini sadece yansıtan yüzeye indirgemek de­mektir: Ayna haline gelmiş bilinç yansıyışı edilgen tarzda hisseder. Bilinç bakışa yerleşmiş olan biçimlere ve yaratıklara maruz kalmalıdır ki bunları yansıtabilsin. Bilincin sonu gelmez reddi aynı zamanda sonsuz bir kabuldür de: "Cadı" kılığı altında ironi, kendi kendini seyretme gücüne sahip yabancı bir cellattır: Ben-Ayna o durağan ve parlak sağlamlığı içinde donup kalmışken, o "kendi kendini seyreder".
Ben-ayna melankolinin uç noktadaki bir görünümüdür: Kendine ait değildir, kendinden tama­mıyla mahrumdur. Baudelaire kendi üstüne dönen/yansıtıcı edil­genliğin yarattığı umutsuzluğu ifade etmekte yalnız değildir. Leonce ile Lena'da Büchner prensesin ağzından şunu söyler: "Yoksa ben, üzerine eğilen her görüntüyü derin sessizliği içinde yansıtmaya mı mahkumum; savunmasız, zavallı bir su kaynağı gibi miyim?"
Coşkunluk ve düşkünlük: Bu uç durumlardan biri onun aksi olan durumla birlikte olabilirmiş gibi -bu bir tehlike ya da bir şans­tır- iki karşıt ruh durumu aynı mizaçta bulunur. Ressamlar, gravürcüler, heykeltıraşlar kısır üzüntüyü üretken tefekkürden, boşluğun yarattığı çarpıntıyı bilginin verdiği doluluktan ayırmayı sağlayacak bazı kesin ipuçlarının kimi kez eksik kaldığı imgeler sunmuşlardır. Esinli ağırbaşlılık, düşünceli deha çoğunlukla bu durumların ortalarında yer alır: Bu kişilikleri yaratan sanatçı o kişilerin ölüm duygusuna ve ölümsüz düşüncelere saplanıp kaldıklarını bilmemizi ister. Görsel sanatlarda, başı eğilmiş, kimi kez başını eline dayamış duruşun kazanabileceği anlam belirsizliği buradan kaynaklanır. Bu duruş bedenin ağırlığınca varolduğunu ama zihnin orada olmadığını anlatır -zihin orada değildir, nerededir peki? Dönüşü olmayan sürgünde mi? Yoksa "gerçek vatan"da mı?
İkonolojik gelenekte melankoli kimi kez aynayla ve aynada yansıyan görüntüye yönelmiş bakışlarla ilişkilendirilir. Ayna şıklığın kaçınılmaz gereci ya da hakikatin simgesi olabilir; ama özellikle melankolik kişinin baktığı aynanın da en az bunlar kadar yerinde bir kullanımı olduğunu söyleyebiliriz. Bu çok farklı anlamlar kavrama olan merakı arttırır. Hakikatin aynasında şıklık yararsız bir iştir, suya yazılmış yazıdır. Üstelik aynadan yansıyan iğretiliğin, derinlik yokluğunun ve ele gelmez Boşluk'un yarattığı melankoliden daha "derin" bir başka melankoli yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aynada Melankoli
Baskı tarihi:
Eylül 2007
Sayfa sayısı:
79
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752983168
Çeviri:
Mehmet Emin Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dost Kitabevi Yayınları
Starobinski metin eleştirisini bir labirent içinde yapılacak gezinti olarak görür; amacı, çıkışı aramaktan çok karşılaşılan geçitleri, dehlizleri, kavşakları, çıkmazları gözlemlemek ve metnin geniş arka düzleminin taslağını sergilemektir.
Bu kitapta Starobinski Batı kültürünün oluşumundaki temellerden biri olan melankoli konusunu yine moderniteyi en iyi anlamış ve ifade etmiş şari olarak bilinen Charles Baudelaire metinleriyle işliyor. Melankoli üç temel konuyu eşzamanlı olarak gözlemlememizi sağlar. Bunlardan ilki Batı'nın din ile ilişkisinde vicdan ve bilinç kavramlarının oluşumunu belirleyen melankolinin kendisi; ikincisi bu önemli konunun Batı modernitisindeki inanç küresine ilişkin temel yapıları haber veren Baudelaire'in, her biri gerçek birer labirent olan şiirlerle örülmüş poetikası; üçüncüsü ve belki de en önemlisi, bu iki konunun incelenmesinde işe yarayacak yöntemin işleyiş biçimi.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • tabula rasa

Kitap istatistikleri