Ayraç - Sayı 062 (2014 Aralık)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2
Gösterim
Adı:
Ayraç - Sayı 062
Alt başlık:
2014 Aralık
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayraç Dergi Yayınları
Aylık Kitap Dergisi Ayraç’ın 62. sayısı, “Modernizmi Sanatla Düşünmek” sayısı çıktı. Eleştirel olarak “Modernleşme Kuramı”nı ele alan Ayraç yazarları, 1700’lü yıllardan itibaren anlatılmaya başlanan modernleşme hikâyesini analiz ediyor.

Ayraç ekibi olarak zevkle okuyacağınızı düşündüğümüz bir dosyayla karşınızdayız: Modernleşme Kuramı. Kökleri Aydınlama Dönemine kadar giden, Saint Simon’un “toplumsal mühendislik” anlayışından beslenen, Auguste Comte’un düzen ve ilerleme biçiminde formüle ettiği ilerleme düşüncesinin 1950’lerde bir kuram haline dönüştürülmüş biçimi olan Modernleşme Kuramı, geleneksel, azgelişmiş, doğu toplumları ile ileri, gelişmiş, merkez kapitalist ve batı toplumları arasında kesin bir ayrım yapar. Bu ayrıma göre Modernleşme Kuramı, ilerleme düşüncesinin ürünüdür ve ilerlemeye inanır. İkinci olarak, toplumsal dönüşümün öncelikle siyasal alanda gerçekleştiğine inanır. Son olarak toplumsal dönüşümün aktörleri olarak elitleri görür ve ülkeleri ayrı ayrı analiz eder.

Modernleşme kuramının bir üst paragrafta anlattığımız tanımını bir yere koyalım. Şimdi gerçekten bu kuramın ne olup olmadığını açıklayalım. Modernleşme kuramı, Avrupa’nın ekonomik olarak az gelişmiş ülkelere bir tür dayatmadır, şöyle ki; merdivenin en tepesinde gelişmiş ülkeleri görürüz tüm gösterişleriyle. En aşağıdaki basamakta ise malumunuz gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkeler vardır ve tepeye hayran gözlerle bakarlar. Yukarıdakiler aşağıdakileri kendi yanlarına çağırır. Fakat gelebilmeleri için bazı şartları yerine getirmeleri gerekmektedir; geleneklerinden, kalıplaşmış düşüncelerinden feragat etmeleri… İşte modernleşme kuramının tek derdi, kalıplardan sıyrılıp, yenilikçi, devingen, aktif, girişimci düşünceyi benimsemek ve kadercilikten uzaklaşmaktır. Bunların yanında teknoloji en üst düzeyde olmalı, kitle iletişim araçları insanları motive edici ve eğitici yayınlar yapmalıdır.

Kuram hiçbir çözüm üretmez. Çünkü geleneklerden, yılların birikim ve değerlerinden sıyrılmak ütopik bir düşünce olur. Hele ki işsizlik, açlık gibi çok daha temel ihtiyaçlarını karşılamayı düşünen insanların olduğu bunca ülkenin modernleşme çabası içine girmesi beklenemez değil mi? Kimse beklemedi de zaten. Bu yüzden olsa gerek, defalarca yanlışlanmıştır. Sadece teorik anlamda değil, pratik ve somut düzlemde de kuramın ayakta kalamayacağı tekrar tekrar deneyimlenmiştir. Biz bu sayımızda kuramı anlamaya ve etrafında olup bitenlere odaklanıyoruz.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ayraç - Sayı 062
Alt başlık:
2014 Aralık
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayraç Dergi Yayınları
Aylık Kitap Dergisi Ayraç’ın 62. sayısı, “Modernizmi Sanatla Düşünmek” sayısı çıktı. Eleştirel olarak “Modernleşme Kuramı”nı ele alan Ayraç yazarları, 1700’lü yıllardan itibaren anlatılmaya başlanan modernleşme hikâyesini analiz ediyor.

Ayraç ekibi olarak zevkle okuyacağınızı düşündüğümüz bir dosyayla karşınızdayız: Modernleşme Kuramı. Kökleri Aydınlama Dönemine kadar giden, Saint Simon’un “toplumsal mühendislik” anlayışından beslenen, Auguste Comte’un düzen ve ilerleme biçiminde formüle ettiği ilerleme düşüncesinin 1950’lerde bir kuram haline dönüştürülmüş biçimi olan Modernleşme Kuramı, geleneksel, azgelişmiş, doğu toplumları ile ileri, gelişmiş, merkez kapitalist ve batı toplumları arasında kesin bir ayrım yapar. Bu ayrıma göre Modernleşme Kuramı, ilerleme düşüncesinin ürünüdür ve ilerlemeye inanır. İkinci olarak, toplumsal dönüşümün öncelikle siyasal alanda gerçekleştiğine inanır. Son olarak toplumsal dönüşümün aktörleri olarak elitleri görür ve ülkeleri ayrı ayrı analiz eder.

Modernleşme kuramının bir üst paragrafta anlattığımız tanımını bir yere koyalım. Şimdi gerçekten bu kuramın ne olup olmadığını açıklayalım. Modernleşme kuramı, Avrupa’nın ekonomik olarak az gelişmiş ülkelere bir tür dayatmadır, şöyle ki; merdivenin en tepesinde gelişmiş ülkeleri görürüz tüm gösterişleriyle. En aşağıdaki basamakta ise malumunuz gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkeler vardır ve tepeye hayran gözlerle bakarlar. Yukarıdakiler aşağıdakileri kendi yanlarına çağırır. Fakat gelebilmeleri için bazı şartları yerine getirmeleri gerekmektedir; geleneklerinden, kalıplaşmış düşüncelerinden feragat etmeleri… İşte modernleşme kuramının tek derdi, kalıplardan sıyrılıp, yenilikçi, devingen, aktif, girişimci düşünceyi benimsemek ve kadercilikten uzaklaşmaktır. Bunların yanında teknoloji en üst düzeyde olmalı, kitle iletişim araçları insanları motive edici ve eğitici yayınlar yapmalıdır.

Kuram hiçbir çözüm üretmez. Çünkü geleneklerden, yılların birikim ve değerlerinden sıyrılmak ütopik bir düşünce olur. Hele ki işsizlik, açlık gibi çok daha temel ihtiyaçlarını karşılamayı düşünen insanların olduğu bunca ülkenin modernleşme çabası içine girmesi beklenemez değil mi? Kimse beklemedi de zaten. Bu yüzden olsa gerek, defalarca yanlışlanmıştır. Sadece teorik anlamda değil, pratik ve somut düzlemde de kuramın ayakta kalamayacağı tekrar tekrar deneyimlenmiştir. Biz bu sayımızda kuramı anlamaya ve etrafında olup bitenlere odaklanıyoruz.

Kitap istatistikleri

  • 2 defa gösterildi.