Azap Toprakları

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.897
Gösterim
Adı:
Azap Toprakları
Baskı tarihi:
1977
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Töre Devlet Yayınevi
Baskılar:
Azap Toprakları
Azap Toprakları
Azap Toprakları
Azap Toprakları
Azap Toprakları-Emine Işınsu Bu eserde Işınsu, Batı Trakya Türklerinin dramını, roman kurgusu içinde ele alıyor. Romanın 1969''da yazıldığı düşünüldüğünde, bugün hâlen devam eden acılar, çekilen eziyetler, sadece ve sadece "insan hakları" açısından bile konuya yeterli ilgiyi gösteremeyişimizi gözler önüne seriyor. "Siz Müslümansınız, Türk değilsiniz." dayatmasıyla etnik varlıklarını unutmaya zorlanan bir avuç insan için yapılacak çok şey var kuşkusuz. Işınsu, üzerine düşeni yazarak yerine getiriyor, biz yayımlayarak. Okur olarak şimdi sıra sizde!
248 syf.
1998-99 yıllarında okuduğum bir romandı. İlk Emine Işınsu romanımdı ve sonrasında bu sayı epeyce arttı. Roman bir bakıma 'Suyun Öte Yakasını' anlatıyordu; yani Meriç'in... Batı Trakya'daki Türk köylerinden birini merkeze alan roman Yunan hükümetinin özünde 'Siz Türk falan değilsiniz, Müslüman olmuş Rumlarsınız' tezinin bir devlet politikasına ve baskısına dönüşmesini işliyordu. Elbette yalan ve yanlış olan bu politika halen değişmiş değil. Sadece AB üyesi olmanın getirdiği bazı demokratikleşme mecburiyetleri içinde birazcık yumuşamış durumda.

O toprakları gezdim; Batı Trakya'yı ve daha batısındaki Kavala'yı, Selanik'i... Maalesef bugün Selanik'te ibadete açık bir tek cami ya da mescit yok. Oysa ki aralarında Yunanistan vatandaşı Türklerin de bulunduğu on binlerce Müslüman yaşıyor şehirde. Batı Trakya'da ise 'Müslüman olmuş Rumlar' hikayesi halen devam ediyor.

Azap Toprakları, Lozan sonrasında Yunan tarafında kalmış olan Türklerin hazin hikayelerini anlatıyor; mübadeleyle gelenlerin hazin hikayeleri olduğu gibi kalanların da olduğunu fısıldıyor bizlere.

Sözü, Gümülcine müftüsünün bir sözü ile bağlayalım; 'biz burada namaza durduğumuz zaman elbette kıbleye döneriz. Ancak şunu da biliriz, kıblenin yolu Türkiye'den geçer.'
248 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Roman gibi roman...
Tekniği, kurgusu ve yalın Türkçesiyle insanı içine çekiyor. Batı Trakya köylerinde yaşanan Yunan baskılarını merkeze almış. Kilise inşaatında zorla çalıştırılan, gencecik kızlarınının yanik bedenlerini toprağa veren köylülerin hikayesini oluyacaksınız. Gözleri ve umutları Türkiyeden uzanacak dost elinde...
Ki ne acıdır, onlar orada beklerken 6-7 eylül terörüne sebep olduk. Bir de üstüne çok kıymetli velinimetimiz, haşmetli başvekilimiz Adnan Mendres'in bebek- köpek davası skandallarıyla uğraştık.

Kitapta kullanılan dil yöre ağzını da kapsıyor. Günlük dil olduğundan okuması çok zevkli.
Ak hoca en sevdiğim karakter oldu.
Tek sorun yardımcı karakterlerin çok olmasıydı. Kim kimin karısı, kimin kimin çocuğu... Kafamda bir düzen oturtamadim. Bitmesini istemediğim bir nokta da bitti.
Gerçi hikayenin gerçeği törpülenmiş olarak hala devam etmekte.
248 syf.
·Puan vermedi
Okuduğum ikinci Emine Işınsu kitabı. Batı Trakya topraklarında yaşayan Türklerin dramını anlatıyor. Zulüm, zulmün bir devlet politikası haline geldiği zamanlar ve orda yaşayan Türklerin vatanımdır diyerek terk etmediği topraklar..

Keşke anlatılanlar bir kurgu olsaydı da biz güzel kitap diyebilseydik. O zaman okurken içimiz bu kadar yanmazdı.
248 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Emine Işınsu “Azap Toprakları” kitabında Batı Trakya’daki Türklerin çektiği sıkıntılarına, dertlerine, özlemlerine ve umutlarına bizleri ortak etmiş. Sebepsiz yere öldürülen ve tecavüz edilen kadınlar; Türklüğü ve Müslümanlığı unutturulmaya çalışılan insanlar, idealleri uğruna sevdiklerine kavuşamayanlar, Türkiye ve tam bağımsızlık ateşiyle yananlar kısacası Türk olduğu için azap içinde yaşamaya mecbur bırakılanların öyküsü “Azap Toprakları”
248 syf.
·2 günde·7/10
Yaramız Batı Trakya'nın elim kaderi, uzunca sürmüş acılarından küçük bir bölüm ve kısıtlı bir mekanda tüm eziciliği ile aktarılmış. Rum yönetimi altında, tecrit edilmiş köylerden birinde Türklüğü unutturulmak, silinmek istenen bir avuç insanın yaşadıkları ve özellikle yitirilen topraklarımızla birlikte, ardımızda bıraktığımız milletimizin başına gelen felaketler can alıcı örnekleriyle verilmiş. Dönemin yerel yönetimleri, toprağa bağlı hayatlarını idame ettiren köylü ailelerin kaçması ve toprağını satması için yıldırma politikaları uygulamış, mallarına topraklarına üretim yapılamaması için el koymuş, yetmemiş evleri yaktırmış, yetmemiş okullarda camilerde Türkçeyi, ay yıldızı hatta ve hatta kırmızı rengi bile bayrak ve istiklal çağrışımından dolayı yasaklatmış her türlü Türk varlığını ve hissiyatını kırmak adına sizler müslümanlaşmış rumlardan başka bir şey değilsiniz diyerek kanlarına şüphe düşürmeye çalışmış ancak tüm kayıplarına rağmen ne dininden ne soyundan taviz vermeyen Türk milleti buradan silinmemek adına büyük acılara şahit olmuş. Karakolların halka tazyiki ve tecavüzünü Batı Trakyalı köylülerin kendi acılı biçare ve inatçı dillerinden aktarılarak işlenmiş.
248 syf.
----Spoiler İçerir---

Emine Işınsu, kitabı kendisi gibi güçlü bir kadın yazar olan annesi, iki gözümüzün nuru Halide Nusret Zorlutuna’ya ithaf etmiş. Kitap Balkanlar’da yaşanan zulüm, umutsuzluk, bitmek bilmeyen ölümler, kaybedişler üzerine. Kitap bir köyde geçiyor ve itiraf edeyim başlar başlamaz ilk 50 sayfa boyunca ağladım. Kitapta o dönemin kirli propagandalarını görüyorsunuz: ‘’Siz Türk değilsiniz Müslüman Rum, Müslüman Pomaksınız’’ diyorlar. Benliklerini unutturmak istiyorlar hatta ülkeden gitmeleri için cami karşısına kilise yapıp, Rum vatandaşların evlerinin inşaatında para vermeden Türkleri çalıştırıyorlar. Sanırım en etkilendiğim olay zulüm altındaki bu insanların “Türkiye’den kurtarmaya gelecekler” umudu. Bir Türk bayrağını gizlemek için mücadele vermek öyle zoruna gidiyor ki insanların! Kızlarını karakola çekip istediklerini yapıyorlar, kimi öldürdüler kimin namusuna göz diktiler hesap soran yok. Bu acı tasvirde Emine Işınsu’nun bizim için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Halide Nusret Zorlutuna, Emine Işınsu, Safiye Erol ve bu kitapta benim asla unutamayacağım karakter Muhsine’ye ve Muhsine’nin narin şahsında Balkanlar’da bu vahşiliği maruz kalan tüm Türklere saygıyla...
248 syf.
·Beğendi·10/10
Emine Işınsu serisini yapmak istediğim bir yazar oldu. Bu kitap daha baştan sizi içine alan ve gerçeği net şekilde idrak etmenizi sağlıyor.Hikayeyse sürükleyici, son güzel.
248 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Balkan Türklerinin çektiklerini dili olsa da Tuna Meriç anlatsa...

Kitap Trakya'da küçük bir Türk köyünün hikayesini anlatıyor. Seneler boyunca acı çeke çeke gelmiş nesillerin hikayesini. Yunan teğmenlerin elinden geldiğince yaptığı eziyetleri Türk olmadıklarına dahi propagandaları. Kendi içlerinde çözülmelerini. Duyguyu nefreti. Türkiye'ye kaçma planlarını...

Kitap biraz tersten başlıyor. Merak edenler için kitabın başı sonu tarzında olmuş. Kitabın akıcılığı harika. Kendini okutturuyor. Orijinal balkan lehçesi ve Gerçek hikayelerden oluşmuş.

Herkesin okumasını tavsiye ederim
248 syf.
·21 günde·10/10
Nüfus Mübadelesinden sora Balkanlarda kalan Türklere yapılan akıl almaz sindirme politikasının anlatıldığı okurken sizi derin bir sessizliğe, üzüntüye boğan bir kitap. Her Türk gencinin okuması lazım...
248 syf.
·9 günde·8/10
Emine ışınsu yu ilk defa okudum. Kitap fena değil ortalamanın üstünde. Puan 7,5 vermek isterdim ama olmadığı için 8 verdim. Türklerin yunan topraklarında gördükleri zulüm ve baskıyı anlatıyor. Dili akıcı ve sade. Tabi romanların olmazsa olmazı aşk da var içinde ama kavuşma yok... Okunmalı bence
248 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Batı Trakyadaki Türklerin yaşadığı sorunlar anlatılmış kitapta. Sorun demek biraz az kalır bence sorunlara. Bildiğiniz ırk terörü yaratmışlar soydaşlarımızın üzerinde. Kuran'ı serbest bırakıp bakın biz sizin dininize karışmıyoruz ama Türkiye dini yasaklıyor (burada bahsettiği laiklik) diyerek insanları Türkiye’den uzaklaştırmak istemeleri. Kuran dışında hiçbir kitabın okunmasına izin verilmemesi. İnsanlara siz Türk değilsiniz Müslüman Rumlarsınız diyerek kimliklerini yok etmeye çalışmaları. Sorun yaratıp sırf Türk diye karakolda yaşlı insanları, çocukları öldüresiye dövmeler. Sorgu adı altında kızları karakola alıp tecavüz etmeler. Hastanelere tedavi için Türkler almamaları. Türkçe konuşmanın yasak olması.Tarlalarının ellerinden alınıp açlığa sürüklenmeleri.
Tüm bunlara rağmen kimliğinde, dininde, kişiliğinde Bekir'in kişiliğinde direnen bir avuç insan ve bunların öyküsü.
Okumadan geçmeyin... Bizlerden kopmak istemeyen soydaşlarımızın can yakıcı hikayesi.
"Fesatlık yapmasını istemediğin adamı yoracaksın, hem de öyle bir çalıştırıp yoracaksın ki; fesatlığı yapmaya değil, düşünmeye, vakti olmayacak."
Emine Işınsu
Sayfa 162 - Bilge Kültür Sanat
-Ulan! Ben onu gavur, Müslüman diye kurtarmadım ki. Baktım arabası devrilmiş, herif ölüyor, attım benim arabaya, götürdüm hastahaneye. Gavur olsun, yol ortasında bırakacak değildim ya.
Emine Işınsu
Sayfa 53 - Bilge Kültür Sanat
-Türkçeyi unutmayacaksın. Ama onların dilini de iyi öğreneceksin. Düşmanı vurmak istersen, en azından onun silahlarına sahip olman lazım. Tüfeğin, tabancan yoksa, hiç olmazsa, bilgisine, okumuşluğuna sahip ol.
Emine Işınsu
Sayfa 65 - Bilge Kültür Sanat
Sabah çabuk erişti. Nasıl bir sabahsa, aydınlığı yok. Bulutların ardına sinmiş kalmış gri bir sabah.
Emine Işınsu
Sayfa 24 - Bilge Kültür Sanat
Hepsi bir kara toprağın uğruna ya'u... Keşkem insanı topraktan yaratmasaydın, belki bu çekişme olmazdı o zaman. Olmazdı ya.
Emine Işınsu
Sayfa 35 - Bilge Kültür Sanat
O gece rakı içtiler. Hıristo İzmir'i anlattı. Anlattıkça ağladı. Ağladıkça Mediha'yı hatırladı. Velhâsıl İzmir, rakı, Mediha birbirine karıştı sofrada.
-Abe ağzımdan çıkan, gönlümden gelendir, kulağım duysa ne olur, duymasa ne olur?
Emine Işınsu
Sayfa 241 - Bilge Kültür Sanat

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Azap Toprakları
Baskı tarihi:
1977
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Töre Devlet Yayınevi
Baskılar:
Azap Toprakları
Azap Toprakları
Azap Toprakları
Azap Toprakları
Azap Toprakları-Emine Işınsu Bu eserde Işınsu, Batı Trakya Türklerinin dramını, roman kurgusu içinde ele alıyor. Romanın 1969''da yazıldığı düşünüldüğünde, bugün hâlen devam eden acılar, çekilen eziyetler, sadece ve sadece "insan hakları" açısından bile konuya yeterli ilgiyi gösteremeyişimizi gözler önüne seriyor. "Siz Müslümansınız, Türk değilsiniz." dayatmasıyla etnik varlıklarını unutmaya zorlanan bir avuç insan için yapılacak çok şey var kuşkusuz. Işınsu, üzerine düşeni yazarak yerine getiriyor, biz yayımlayarak. Okur olarak şimdi sıra sizde!

Kitabı okuyanlar 102 okur

  • Nazan İsmailoğlu
  • Btlio

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0