Babaîler İsyanı (Aleviliğin Tarihsel Altyapısı Yahut Anadolu'da İslâm-Türk Heterodoksisinin Teşekkülü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
809
Gösterim
Adı:
Babaîler İsyanı
Alt başlık:
Aleviliğin Tarihsel Altyapısı Yahut Anadolu'da İslâm-Türk Heterodoksisinin Teşekkülü
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
326
Format:
Ciltli
ISBN:
9789759957629
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Baskılar:
Babailer İsyanı
Babailer İsyanı
Babaîler İsyanı
282 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Tarihi süreçte yaşanan bir takım olayların ama ekseninde içtimai, iktisadi ve ahlakı nedenlerin olduğunu, salt dini akım ile açıklamanın yetersiz olacağını ortaya koyan tarihi ilmi bir kitap. Bunun yanında, bize öğretilen ve anlatılan birçok tarihi ve dini şahsiyetlerin aslında bambaşka olabileceğini de kayıtları ile gösteren kaynak bir kitap.
Meraklısı için mutlaka okunması gereken ufuk açıcı bir kitap.
282 syf.
·4 günde·9/10 puan
Ahmet Yaşar Ocak hoca bu alanın sayılı ve belki de en önde gelen tarihçisidir. Onun bu tezine kısmı yönden eleştiriler gelse de temelde onu çürüten başka bir tez yoktur. Selçuklu tarihi, dinler tarihi ve alevilik üzerine okuma yapmak isteyenlerin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser.
282 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ahmet Hoca alanında müstesna akademisyenlerden onun yazdığı her eseri tekrar ve tekrar okurum ve hiç sıkılmam akademik ve aydınlatıcı bir eser olan bu kitap onun Nirvana eserlerinden
282 syf.
·9/10 puan
Bu kitap Ahmet Yaşar Ocak hocanın ciddi bir akademik inceleme sonucunda yayınlanmış ve 20 yıl boyunca genişletilerek yeni baskıları sürülmüş, heterodoks İslamla ilgili çok kapsamlı bir inceleme. Anadolu / Türk tarihinin, sonuçları itibarıyla en etkili isyanlarının belki de birincisi olan Babailer İsyanı çerçevesinde, Anadolu sosyo-ekonomik durumunu, Türkmen (konar-göçer) İslam anlayışını, ilgili tarikatları ve kökenlerini inceliyor. Bunun haricinde isyan sonrasındaki ciddi etkiler de bu kitapta, birçok kaynak çerçevesinde tartışılıyor. Ne Marksist tarihçilerin düştüğü indirgemeci ekonomizm tuzağına düşüyor, ne de tarihi- içtimai durumu ilahiyatçı gözüyle bakarak ıskalıyor. Türk / İslam tarihi üzerinde okuma yapmak isteyenler için çok önemli kaynak. Ayrıca atıfta bulunulan kaynaklar da çok özel ve dikkate değer. Ben sağ eğilimli olmasına rağmen çok namuslu ve bilimsel bir tarihçi olan Ahmet Yaşar Ocak'ın tüm eserlerini tavsiye ederim.
282 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Hoca tek kelimeyle ilminin hakkını vermiş. Babai isyanı ve Anadolu’daki İslam anlayışını çok iyi yorumlamış. Konu hakkındaki bir çok olayı bütün kaynaklarıyla ortaya koymuş, ayrıca farklı görüşlere de yer vererek akademik çalışmanın nasıl olması gerektiğini de göstermiş. Konuya ilgisi olanlar mutlaka okumalı.
282 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Türkiye de Babailer isyanı ve Aleviliğin tarihsel gelişimi hakkında bilimsel kaynaklara dayandırılan eşsiz bir yapıt. Toplumsal tarihteki en derin etkilere sahip isyanlardan biri ile toplumun ve tarihimizin nasıl şekillendiğini çok çarpıcı iddialara ev sahipliği yaparak anlatıyor. Zevkle okukancağından oldukça eminim.
Büyük bir çoğunluğu okuma yazma bilmeyen, sade zihniyetli ve ya­şantılı, güç hayat şartları içinde bulunan bu insanlar, Sünni İslam'ın karmaşık ve anlaması güç bir takım inanç esaslarını ve abdest alarak günde beş vakit namaz kılmak, yahut Ramazan ayında bir ay oruç tutmak gibi ancak yerleşik hayatın sağlayabileceği bir intizam gerektiren şer'i ibadetleri pek de önemsemiyorlardı. Bu sebepledir ki, çoğu zaman İslam'ın ince ve karmaşık teolojik konularıyla hiç ilgilenmeyen, ama güçlü bir mistik cezbenin hakimiyetindeki, çoğunluğu okuma yazma dahi bilmeyen Türkmen babalarının geleneksel hurafelerle karışık, kendilerine daha uygun gelen, tasavvufun basitleştirilmiş fikirleriyle yorumlanmış müslümanlık anlayışına yöneliyorlardı. Ama onlar kendilerini çok samimi bir şekilde İslam'a adamışlar ve ona bağlanmışlardı.
Baba İlyas ile muhtedi bir aileden gelme Baba İshak arasındaki ilişki tıpkı, Şeyh Bedreddin ile halifeleri Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal arasındaki ilişkiye benzemektedir. Bilindiği gibi, Torlak Kemal bir Yahudi muhtedisi olup,şeyhi Bedreddin adına hareket etmekteydi ve 1416'da Manisa taraflarında bir ayaklanma çıkarmıştı. Dede Sultan denilen Börklüce Mustafa'nın ise Baba İshak benzeri Müslümanlık,Musevîlik ve Hıristiyanlık karışımı bir doktrin propaganda ettiğini biliyoruz.
Büyük bir çoğunluğu okuma yazma bilmeyen, sade zihniyetli ve ya


şantılı, fakat o nisbette güç hayat şartları içinde bulunan bu insanlar,


Sünni İslam'ın karmaşık ve anlaması güç bir takım inanç esaslarını ve abdest alarak günde beş vakit namaz kılmak, yahut Ramazan ayında bir ay oruç tutmak gibi , ancak yerleşik hayatın sağlayabileceği bir intizam gerektiren şer'i ibadetleri pek de önemsemiyorlardı.


Bu sebepledir ki, çoğu zaman İslam'ın ince ve karmaşık teolojik konularıyla hiç ilgilenmeyen, ama güçlü bir mistik cezbenin hakimiyetindeki, çoğunluğu okuma yazma dahi bilmeyen Türkmen babalarının geleneksel hurafelerle karışık, kendilerine daha uygun gelen, tasavvufun basitleştirilmiş


fikirleriyle yorumlanmış müslümanlık anlayışına yöneliyorlardı. Ama onlar


kendilerini çok samimi bir şekilde İslam'a adamışlar ve ona bağlanmışlardı.


Sünni müslümanlık geleneğinin kadın ve erkeğin bir arada oturmasını hoş


görmeyen eğilimine karşılık bu babalar, yaşadıkları hayat icabı sabahtan ak


şama kadar kadın erkek bir arada bulunan Türkmenler'in, kökü çok eski


deviriere dayanan kadın-erkek toplu bir şekilde icra edilen cezbe dolu müzikli ve rakslı dini ayinlerini yönetiyorlardı. Esaslarından biri bu tür ayin yapmak olan Y esevilik'in Türkmenler arasındaki ya yılına başarısını bir bakıma burada aramak icap eder.
Tasavvuf, XIII. yüzyıl Anadolu'sunda, göçebe ve yarı göçebe çevrelerde
de kuvvetli temsilciler buldu. Bozkırlarda göçebe, yarı göçebe bir hayat süren
Türkmenler'le birlikte bulunan ve eski kam-ozanlara benzeyen babalar,
medrese menşeyli fakihlerin öğrettiklerinden daha basit ve sade bir İslamiyet
anlayışı yayıyorlar ve bu arada Anadolu'nun şartlarına uygun bir halk tasavvufunu
da oluşturuyorlardı. Bu yüzden Türkmen babalarının telkin ettiği
müslümanlık, bu çevrelerde münhasıran sade ve hurafelere yatkın bir suifilik
biçiminde görüntüleniyordu. Bu bir çeşit halk İslamı idi ve bu halk
islamı, daha ileride tartışacağımız üzere, Sünni nitelik taşımaktan çok, heterodoks
bir niteliğe sahipti. Çünkü bu babaların hitap ettiği Türkmen boyları,
henüz sathi bir şekilde islamlaşmış olduklarından, eski şaman inançlarını
ve atalarıyla ilgili bir takım kültleri muhafaza etmekteydiler.
Genel olarak okuma yazma bilmeyen, sade zihniyetli ve yaşantılı,fakat i nisbette güç hayat şartları içinde bulunan bu insanlar, Sünni İslâm'ın birtakım inanç esaslarını ve abdest alarak günde beş vakit namaz kılmak,yahut Ramazan ayında bir ay oruç tutmak gibi,ancak yerleşik hayatın sağlayabileceği bir intizam gerektiren, şer'i ibadetleri pek de önemsemiyor ve riayet etmiyorlardı.
Bu sebeplerdir ki, çoğu zaman İslam'ın teorik ilahiyat konuları ile hiç ilgilenmeyen, ama güçlü bir mistik cezbenin hâkimiyetindeki, çoğunluğu okuma yazma dahi bilmeyen Türkmen babalarının geleneksel mitolojilerle karışık,kendilerine daha uygun gelen,basitleştirilmiş tasavvuf kirliliği ile yorumlanmış Müslümanlık anlayışına yöneliyorlardı. ama öyle de olsa onlar samimi bir şekilde İslam'a bağlamışlar ve kendilerini ona adamışlardı. Sünni Müslümanlık geleneğinin kadın ve erkeğin bir arada oturmasını hoş görmeyen yapısına karşılık bu babalar, yaşadıkları hayat icabı sabahtan akşama kadar kadın-erkek bir arada bulunan Türkmenlerin, kökü çok eski devirlere dayanan kadın-erkek toplu bir şekilde icra edilen cezbe dolu müzikli rakslı dini ayinlerini yönetiyorlardı esaslarından biri bu tür ayin yapmak olan Yesevîlik'in Orta Asya ' da Türkmenler arasındaki yayılma başarısını bir bakıma burada aramak icap eder.
Babai isyanı'nın temelinde, sade,basit ama zor bir hayat yaşayan insanların, her ne pahasına olursa olsun, yüzyıllardan beri alıştıkları konar-göçer hayatlarını sürdürmeye yolundaki sarsılmaz azimlerini aramak ve bunu önemli bir faktör olarak kabul etmek gerekir. Onlar kendilerini yerleşik hayat yaşayan kardeşlerin arasında çok rahatsız hissediyorlardı. ohalde isyanın gelişi kısa zamanda geniş bir alana yayılmasının sebeplerinden birini,söz konusu bu nüfus yoğunluğunda aramak herhalde doğru olacaktır
Oğuzlar, Selçuklu yönetiminin, devletin kuruluşunda büyük hizmetleri dokunmasına rağmen, kendilerini devlet hizmetinde kullanacak yerde, raiyyet yazıp ağır vergilere tabi tuttuğunu görünce çok kızdılar ve ayaklandılar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babaîler İsyanı
Alt başlık:
Aleviliğin Tarihsel Altyapısı Yahut Anadolu'da İslâm-Türk Heterodoksisinin Teşekkülü
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
326
Format:
Ciltli
ISBN:
9789759957629
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Baskılar:
Babailer İsyanı
Babailer İsyanı
Babaîler İsyanı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0