Babailer İsyanı - Aleviliğin Tarihsel Altyapısı (Yahut Anadolu'da İslam-Türk Heterokdosisinin Teşekkülü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
567
Gösterim
Adı:
Babailer İsyanı - Aleviliğin Tarihsel Altyapısı
Alt başlık:
Yahut Anadolu'da İslam-Türk Heterokdosisinin Teşekkülü
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
282
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757462903
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Bu kitap, Babailer İsyanı gibi sıradan bir ayaklanma olmayıp, Anadolu'nun siyasi ve toplumsal tarihinde önemli bir yer işgal eden, Türkiye tarihindeki halk hareketlerinin, günümüzde çok tartışılan Bektaşilik ve Aleviliğin sağlıklı bir yaklaşımla incelenip anlaşılması bakımından bir hareket noktası oluşturan önemli bir konuda, olabildiğince nesnel bir bakış açısı ortaya koymaya çalışmaktadır.
Doğan Günorta
Doğan Günorta Babailer İsyanı - Aleviliğin Tarihsel Altyapısı'ı inceledi.
282 syf.
·Beğendi·10/10
Ahmet Hoca alanında müstesna akademisyenlerden onun yazdığı her eseri tekrar ve tekrar okurum ve hiç sıkılmam akademik ve aydınlatıcı bir eser olan bu kitap onun Nirvana eserlerinden
Tekin Güllü
Tekin Güllü Babailer İsyanı - Aleviliğin Tarihsel Altyapısı'ı inceledi.
282 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Türkiye de Babailer isyanı ve Aleviliğin tarihsel gelişimi hakkında bilimsel kaynaklara dayandırılan eşsiz bir yapıt. Toplumsal tarihteki en derin etkilere sahip isyanlardan biri ile toplumun ve tarihimizin nasıl şekillendiğini çok çarpıcı iddialara ev sahipliği yaparak anlatıyor. Zevkle okukancağından oldukça eminim.
Büyük bir çoğunluğu okuma yazma bilmeyen, sade zihniyetli ve ya


şantılı, fakat o nisbette güç hayat şartları içinde bulunan bu insanlar,


Sünni İslam'ın karmaşık ve anlaması güç bir takım inanç esaslarını ve abdest alarak günde beş vakit namaz kılmak, yahut Ramazan ayında bir ay oruç tutmak gibi , ancak yerleşik hayatın sağlayabileceği bir intizam gerektiren şer'i ibadetleri pek de önemsemiyorlardı.


Bu sebepledir ki, çoğu zaman İslam'ın ince ve karmaşık teolojik konularıyla hiç ilgilenmeyen, ama güçlü bir mistik cezbenin hakimiyetindeki, çoğunluğu okuma yazma dahi bilmeyen Türkmen babalarının geleneksel hurafelerle karışık, kendilerine daha uygun gelen, tasavvufun basitleştirilmiş


fikirleriyle yorumlanmış müslümanlık anlayışına yöneliyorlardı. Ama onlar


kendilerini çok samimi bir şekilde İslam'a adamışlar ve ona bağlanmışlardı.


Sünni müslümanlık geleneğinin kadın ve erkeğin bir arada oturmasını hoş


görmeyen eğilimine karşılık bu babalar, yaşadıkları hayat icabı sabahtan ak


şama kadar kadın erkek bir arada bulunan Türkmenler'in, kökü çok eski


deviriere dayanan kadın-erkek toplu bir şekilde icra edilen cezbe dolu müzikli ve rakslı dini ayinlerini yönetiyorlardı. Esaslarından biri bu tür ayin yapmak olan Y esevilik'in Türkmenler arasındaki ya yılına başarısını bir bakıma burada aramak icap eder.
Baba İlyas ile muhtedi bir aileden gelme Baba İshak arasındaki ilişki tıpkı, Şeyh Bedreddin ile halifeleri Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal arasındaki ilişkiye benzemektedir. Bilindiği gibi, Torlak Kemal bir Yahudi muhtedisi olup,şeyhi Bedreddin adına hareket etmekteydi ve 1416'da Manisa taraflarında bir ayaklanma çıkarmıştı. Dede Sultan denilen Börklüce Mustafa'nın ise Baba İshak benzeri Müslümanlık,Musevîlik ve Hıristiyanlık karışımı bir doktrin propaganda ettiğini biliyoruz.
Kaynaklara göre, propagandasında en çok üzerinde durduğu hususlar,
sultanın bir sefih ve zalim olması, devlet adamlarının halka zulmetmesi
idi. Ayrıca devamlı olarak, sultanın vaktini devlet işleri yerine içki meclislerinde
geçirdiği, devlet adamlarının da kendisine uyduğu, dolayısıyla
Allah'ın yolundan uzaklaştıkları ve artık peygamberin ve halitelerin yolunu
takip etmedikleri fikirleri işleniyordu . Baba'nın bütün bu yolsuzluk ve zulümlere
son vermek üzere bizzat Allah tarafından vazifelendirildiği, zaferin
kendisine nasip olacağı telkin ediliyordu.
İbn Bibi'ye bakılırsa, Baba ilyas propagandalarında, elde edilecek mal
ve ganimetlerin isyana katılanlar arasında ortaklaşa pay edileceğini, isyana
katılmayanların ise hiç acımadan öldürüleceğini özellikle vurguluyor ve bu
mesajın herkes tarafından duyulmasını sağlıyordu. Hatta, "filan ayın filanca
günü harekete geçin" şeklinde ayaklanmanın tarihini de belirlemişti. Baba
İlyas Türkmenler arasına gönderdiği halifeleri aracılığıyla onların memnuniyetsizlik
duygularını tahrik etmekten de geri kalmıyordu. Yıllardan beri
Türkmenler arasında sürdüğü zahidane hayatın, onun sözlerini etkili kılmakta
büyük faydası ve rolü vardı. O, bu suretle müslüman halkı etkilediği
gibi fakir hıristiyanları da nüfuzu altına almasını biliyordu.
Tasavvuf, XIII. yüzyıl Anadolu'sunda, göçebe ve yarı göçebe çevrelerde
de kuvvetli temsilciler buldu. Bozkırlarda göçebe, yarı göçebe bir hayat süren
Türkmenler'le birlikte bulunan ve eski kam-ozanlara benzeyen babalar,
medrese menşeyli fakihlerin öğrettiklerinden daha basit ve sade bir İslamiyet
anlayışı yayıyorlar ve bu arada Anadolu'nun şartlarına uygun bir halk tasavvufunu
da oluşturuyorlardı. Bu yüzden Türkmen babalarının telkin ettiği
müslümanlık, bu çevrelerde münhasıran sade ve hurafelere yatkın bir suifilik
biçiminde görüntüleniyordu. Bu bir çeşit halk İslamı idi ve bu halk
islamı, daha ileride tartışacağımız üzere, Sünni nitelik taşımaktan çok, heterodoks
bir niteliğe sahipti. Çünkü bu babaların hitap ettiği Türkmen boyları,
henüz sathi bir şekilde islamlaşmış olduklarından, eski şaman inançlarını
ve atalarıyla ilgili bir takım kültleri muhafaza etmekteydiler.
Genel olarak okuma yazma bilmeyen, sade zihniyetli ve yaşantılı,fakat i nisbette güç hayat şartları içinde bulunan bu insanlar, Sünni İslâm'ın birtakım inanç esaslarını ve abdest alarak günde beş vakit namaz kılmak,yahut Ramazan ayında bir ay oruç tutmak gibi,ancak yerleşik hayatın sağlayabileceği bir intizam gerektiren, şer'i ibadetleri pek de önemsemiyor ve riayet etmiyorlardı.
Bu sebeplerdir ki, çoğu zaman İslam'ın teorik ilahiyat konuları ile hiç ilgilenmeyen, ama güçlü bir mistik cezbenin hâkimiyetindeki, çoğunluğu okuma yazma dahi bilmeyen Türkmen babalarının geleneksel mitolojilerle karışık,kendilerine daha uygun gelen,basitleştirilmiş tasavvuf kirliliği ile yorumlanmış Müslümanlık anlayışına yöneliyorlardı. ama öyle de olsa onlar samimi bir şekilde İslam'a bağlamışlar ve kendilerini ona adamışlardı. Sünni Müslümanlık geleneğinin kadın ve erkeğin bir arada oturmasını hoş görmeyen yapısına karşılık bu babalar, yaşadıkları hayat icabı sabahtan akşama kadar kadın-erkek bir arada bulunan Türkmenlerin, kökü çok eski devirlere dayanan kadın-erkek toplu bir şekilde icra edilen cezbe dolu müzikli rakslı dini ayinlerini yönetiyorlardı esaslarından biri bu tür ayin yapmak olan Yesevîlik'in Orta Asya ' da Türkmenler arasındaki yayılma başarısını bir bakıma burada aramak icap eder.
Babai isyanı'nın temelinde, sade,basit ama zor bir hayat yaşayan insanların, her ne pahasına olursa olsun, yüzyıllardan beri alıştıkları konar-göçer hayatlarını sürdürmeye yolundaki sarsılmaz azimlerini aramak ve bunu önemli bir faktör olarak kabul etmek gerekir. Onlar kendilerini yerleşik hayat yaşayan kardeşlerin arasında çok rahatsız hissediyorlardı. ohalde isyanın gelişi kısa zamanda geniş bir alana yayılmasının sebeplerinden birini,söz konusu bu nüfus yoğunluğunda aramak herhalde doğru olacaktır
Oğuzlar, Selçuklu yönetiminin, devletin kuruluşunda büyük hizmetleri dokunmasına rağmen, kendilerini devlet hizmetinde kullanacak yerde, raiyyet yazıp ağır vergilere tabi tuttuğunu görünce çok kızdılar ve ayaklandılar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babailer İsyanı - Aleviliğin Tarihsel Altyapısı
Alt başlık:
Yahut Anadolu'da İslam-Türk Heterokdosisinin Teşekkülü
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
282
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757462903
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Bu kitap, Babailer İsyanı gibi sıradan bir ayaklanma olmayıp, Anadolu'nun siyasi ve toplumsal tarihinde önemli bir yer işgal eden, Türkiye tarihindeki halk hareketlerinin, günümüzde çok tartışılan Bektaşilik ve Aleviliğin sağlıklı bir yaklaşımla incelenip anlaşılması bakımından bir hareket noktası oluşturan önemli bir konuda, olabildiğince nesnel bir bakış açısı ortaya koymaya çalışmaktadır.

Kitabı okuyanlar 33 okur

  • Özlem dalkilic
  • Zehranur Yavuz
  • Emine Kaleder
  • Semih Doğan
  • Cahit
  • Cem Eker
  • Ayşe Şengül
  • Aysenur
  • seher
  • Mola Kartı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (8)
9
%45 (9)
8
%15 (3)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0